SAĞLIK - 15 Nisan 2025 Salı 15:29

Yapay zeka destekli kalp taraması

A
A
A
Yapay zeka destekli kalp taraması

Kalp Sağlığı Haftası etkinlikleri çerçevesinde, vatandaşlara yapay zeka destekli kalp taraması da yapıldı. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Arıcan, Türkiye’de her yıl 300 bin kişinin kalbine yenik düştüğünü söyledi.


Nilüfer Belediyesi, 14 - 20 Nisan Kalp Sağlığı Haftası’nda alanında uzman isimlerin katılımıyla bir söyleşi düzenledi. "Kalbimizi Dinliyoruz" konulu Nilüfer’de Sağlık söyleşisinde kalp sağlığının korunması, kalp hastalıklarının önlenmesi, tedavi yöntemleri ve sağlıklı yaşam tarzı gibi konular ele alındı.


Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen söyleşide Prof. Dr. Murat Çaycı ve Uzm. Dr. Kamuran Çelik moderatörlüğünde, Prof. Dr. Özlem Arıcan, Doç. Dr. Nurullah Doğan ve Uzm. Dr. Damla Fındık, kalp sağlığı ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Etkinliğin açılışında konuşan Acil Tıp Uzmanı Uzm. Dr. Kamuran Çelik, kalbin kendi kendine atan, beyin, zihin ve tüm vücudu besleyen bir organ olduğunu vurguladı.


Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Arıcan da, Türkiye’nin 55 yaş altı kalp krizi geçirme oranının Avrupa’da birinci sırada olduğuna dikkat çekerek, "Türkiye’de her yıl 300 bin kişi kalp krizinden ölüyor. Ölme nedenlerinde ikinci sırada ise inme geliyor. Bu da kalp sağlığı açısından oldukça kötü durumda olduğumuzu gösteriyor" dedi.


Kalp sağlığını korumada gençlik döneminin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Arıcan, "Hayatın ilk 20 senesi ne tohum ektiyseniz, 40’ınızdan sonra onu biçiyorsunuz. Bu yüzden en önemli şey kalp krizi ya da damar tıkanıklığı riskini önlemek. Bunun için de hareketli yaşamalı, günlük yürüyüş yapmalı, beslenmenize dikkat etmeli, bol su tüketmeli ve düzenli uyumalısınız" ifadelerini kullandı.


Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Damla Fındık da, kalbin insan vücudunu yöneten bir faktör olduğunu, bunun ritim bozukluğu, tansiyon ve inme riskini doğrudan etkilediğini belirtti. İnmelerde ilk 3,5-6 saatin çok önemli olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Fındık, inmelerde en çok görülen belirtilerin konuşma bozukluğu, yutma güçlüğü, göz kapaklarında problem ve ağızda kayma olduğunu dile getirdi.


Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Nurullah Doğan ise, inmeyi kanamalı, embolik ve iskemik olarak üçe ayırdıklarını belirterek, "Bunların hepsinin tedavisi birbirinden çok farklı. Çeşitli tetkiklerle inmenin hangi bölgeyi, ne kadar etkilediğini görüyoruz. İskemik inme yani halk arasında damar kireçlenmesi olarak bilinen rahatsızlık kalp-damar hastalıklarında dünyadaki ölümlerin en sık sebebi. İskemik inmede stent ya da balon gibi işlemler uyguluyoruz. Ancak her pıhtı da açılmaz. Burada kriterimiz geçen süre, pıhtının beyin dokusunu etkilemesi ve etkilenen dokunun ne kadarının öldüğü. Ölme riski olan ama hala ölmemiş doku varsa pıhtıyı açıyoruz" diye konuştu.


Genel Cerrahi ve Gastroentoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Çaycı ise, her ilaç ya da tedavi yönteminin her hasta için uygun olmadığına dikkat çekerek, bu rahatsızlığı yaşayan kişilerin uzman doktorlara görünmesi tavsiyesinde bulundu.


Söyleşinin sonunda katılımcılar, merak ettikleri soruları uzmanlara yöneltti.


Nilüfer Belediyesi, Kalp Sağlığı Haftası etkinlikleri kapsamında ayrıca Almanya merkezli Cardisio iş birliği ile özel bir sağlık taraması gerçekleştirdi. Yapay zeka destekli test ile vatandaşların damar hastalıkları, ritim bozuklukları ve yapısal kalp hastalıkları tarandı. Gün boyu süren testlere vatandaşlar ve belediye personeli büyük ilgi gösterirken, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları da kalp tarama testine katıldı.



Yapay zeka destekli kalp taraması

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Nazilli’nin ’Mobil Masal Bahçesi’ projesi Türkiye birincisi oldu Nazilli Belediyesi, sosyal belediyecilik alanında hayata geçirdiği örnek projelerle adından söz ettirmeye devam ediyor. Bu kapsamda geliştirilen Mobil Masal Bahçesi Projesi, Türkiye genelinden çok sayıda belediyenin katıldığı prestijli organizasyonda birincilik ödülüne layık görülerek büyük bir başarıya imza attı. Akdeniz Belediyeler Birliği tarafından Antalya’da düzenlenen yarışmada, sosyal belediyecilik alanında geliştirilen projeler kıyasıya rekabet ederken; Nazilli Belediyesi’nin çocuk odaklı vizyonu ve yenilikçi yaklaşımı jüri tarafından en başarılı proje olarak değerlendirildi. Elde edilen bu önemli derece, Nazilli’nin yalnızca yerelde değil, ulusal ölçekte de örnek bir belediyecilik anlayışı sergilediğini bir kez daha ortaya koydu. "Bu başarı, çocuklarımız için kurduğumuz hayalin karşılığıdır" Kazanılan birincilik ödülüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Nazilli Belediye Başkanı Dr. Ertuğrul Tetik, duyduğu gururu şu sözlerle ifade etti: "Bu ödül, sadece bir projenin başarısı değil; Nazilli’de çocuklarımız için kurduğumuz hayalin, emeğin ve inancın bir sonucudur. Türkiye genelinde birçok güçlü projenin yer aldığı bir organizasyonda birinci olmak bizim için son derece kıymetlidir. Bu başarı, geleceğimiz olan çocuklarımız için doğru yolda ilerlediğimizin en somut göstergesidir." 170 mahallede 2 bin 117 çocuğa ulaşıldı Mobil Masal Bahçesi’nin sahadaki etkisine de dikkat çeken Başkan Tetik, projenin özellikle kırsal mahallelerde büyük bir ihtiyaca cevap verdiğini vurgulayarak, "Okul öncesi eğitime erişimi sınırlı olan çocuklarımıza ulaşmak bizim önceliğimizdi. Bugüne kadar 170 mahallede 2 bin 117 çocuğumuza ulaşmış olmak, bu projenin ne kadar doğru ve gerekli olduğunu açıkça ortaya koyuyor" dedi. "Sosyal belediyecilik, geleceğe yapılan en güçlü yatırımdır" Nazilli Belediyesi’nin sosyal belediyeciliği bir hizmetten öte, toplumsal dönüşümün anahtarı olarak gördüğünü belirten Tetik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu ödül bizim için bir sonuç değil, daha iyisini yapmak adına güçlü bir motivasyondur. Çocuklarımızın hayatına dokunan, onların gelişimine katkı sunan projeler üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki sosyal belediyecilik, geleceğe yapılan en güçlü yatırımdır." Gezici anaokulu modeliyle fırsat eşitliği sağlanıyor Kullanılmayan bir otobüsün dönüştürülmesiyle hayata geçirilen Mobil Masal Bahçesi; oyun alanı, kitap köşesi, sanat atölyesi ve masal bölümleriyle donatılmış gezici bir anaokulu olarak hizmet veriyor. Proje sayesinde çocuklar; masal saatleri, özgün drama etkinlikleri, sanat çalışmaları ve eğitsel faaliyetlerle hem eğleniyor hem de çok yönlü gelişim imkanı buluyor. 22 Eylül 2025 tarihinde başlatılan proje, özellikle kırsal mahallelerde yaşayan ve okul öncesi eğitime erişimde dezavantajlı durumda bulunan çocuklara ulaşarak eğitimde fırsat eşitliğine güçlü bir katkı sunuyor. Aynı zamanda ailelere yönelik bilgilendirme çalışmalarıyla erken çocukluk eğitimi konusunda farkındalık oluşturulması hedefleniyor. Nazilli Belediyesi’nin bu örnek projesi, yerel yönetimlerin sosyal sorumluluk alanında atabileceği adımlar için ilham kaynağı olurken; elde edilen Türkiye birinciliği, ilçenin vizyonunu ve geleceğe yönelik güçlü adımlarını da gözler önüne seriyor.
Bursa Nilüfer’de erken Osmanlı kadını ve Nilüfer Hatun’un mirası konuşuldu Nilüfer Belediyesi, Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında "Nilüfer Hatun ve Erken Osmanlı’da Kadın" başlıklı panel düzenledi. Tarihçi ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, erken Osmanlı döneminde kadının kent inşasındaki ve toplumsal hayattaki rolü tartışıldı. Nilüfer Belediyesi, Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında "Nilüfer Hatun ve Erken Osmanlı’da Kadın" paneline ev sahipliği yaptı. İki oturum olarak planlanan programın ilki, Nazım Hikmet Kültürevi’nde tarih meraklılarının katılımıyla gerçekleştirildi. Doç. Dr. Hacer Karabağ Aslan’ın koordinatörlüğünü, Prof. Dr. Selen Durak’ın ise moderatörlüğünü üstlendiği panele; Nilüfer Belediye Başkan Vekili Günce Çelik, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ile akademisyenler ve araştırmacılar katıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Nilüfer Belediye Başkan Vekili Günce Çelik, ilçeye adını veren Nilüfer Hatun’un bıraktığı mirasa dikkat çekerek, "Nilüfer Hatun sadece bir padişah eşi veya valide sultan değil, inşa ettirdiği yapılarla kentin sosyal dokusunu örmüş ve Türk kadının toplumsal hayattaki kurucu iradesinin en somut örneklerinden biri olmuştur. Erken dönem Osmanlı kadının vakıflar aracılığıyla eğitime, sağlığa ve sosyal yardımlaşmaya sağladığı bu katkılar, bugünkü sosyal belediyecilik anlayışımızın da temel dayanaklarını oluşturuyor" diye konuştu. Moderatör Prof. Dr. Selen Durak ise kadınların yapılı çevrenin biçimlenmesinde sadece bir kullanıcı değil, karar verici özneler olarak yer aldığını belirterek, erken Osmanlı kadınlarının kurdukları vakıflar ve inşa ettirdikleri köprüler ile kentlerin fiziksel gelişimini doğrudan etkilediklerini ifade etti. Erken osmanlı’da kadına akademik bakış Açılış konuşmalarının ardından söz alan uzman isimler, erken Osmanlı tarihine dair güncel kayıtları paylaştı. Prof. Dr. Feridun Emecen, Osmanlı kuruluş dönemi kroniklerinin eleştirel bir gözle okunması gerektiğini belirterek, Orhan Gazi dönemi kadın figürlerinin arka planını anlattı. Emecen, Nilüfer Hatun’un Yarhisar Tekfuru’nun kızı olma ihtimalinin zayıf olduğunu, Nilüfer ile Orhan Bey’in tanışmasının Bursa’nın fethi dönemine denk geldiğini söyledi. Emecen, Süleyman Paşa’nın annesinin de Nilüfer Hatun değil, Efendize Hatun olabileceği görüşünü paylaştı. Araştırmacı-yazar Raif Kaplanoğlu ise Osmanlı kroniklerinin 8 nesil sonra yazıldığını, bu nedenle bilgilerin çağdaş kaynaklarla, tahrir defterleriyle ve saha araştırmalarıyla karşılaştırılması gerektiğini belirtti. Kaplanoğlu da, Orhan Bey’in dört eşinin hikayesini bu yöntemle değerlendirerek Nilüfer Hatun’un Şile Tekfuru’nun kızı olabileceği görüşünü dile getirdi. Nilüfer adının ise Bursa Ovası’ndaki nilüfer çiçeklerinden geldiğini, derenin adını köprüden değil, köprünün adını dereden aldığını öne sürdü. Nilüfer adının Bursa’nın kent hafızasındaki yerine odaklanan Prof. Dr. Fikret Yılmaz da, Nilüfer çayının şehir hayatındaki önemine dikkat çekerek "nilüfer odunu" geleneğinden, çayın çevresinde kurulan kahvehanelerden ve kervan meydanından söz etti. Yılmaz, Nilüfer adının kentsel kimlik açısından önemli bir nirengi noktasını olduğunu, belediyenin de bu adı taşımasının yerinde bir tercih olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Nilgün Elam ise sunumunda Bizans ve Osmanlı diplomasisi arasındaki evlilik ittifaklarını anlattı. Elam, Asporça Hatun’un büyük ihtimalle Bursa civarındaki bir Bizanslı soylu aileye mensup olduğunu, Nilüfer adının Yunanca kökenli isimlerle ilişkilendirilmesinin kanıtlarının zayıf kaldığını söyledi. Elam, Orhan Gazi’nin Bizans prensesi olduğu kesin olarak bilinen tek eşinin ise İmparator 6. Yannis Kantakuzenos’un kızı Theodora olduğunu vurguladı. Panelin ikinci bölümü soru-cevap şeklinde devam etti. Katılımcıların merak ettikleri konuları konuşmacılara yönelttiği oturumun sonunda, akademisyenlere günün anısına hediye takdim edildi.