GENEL - 12 Mart 2021 Cuma 09:32

Kirazlı köyü sakinlerinden Haluk Levent’e tepki

A
A
A
Kirazlı köyü sakinlerinden Haluk Levent’e tepki

Orman Genel Müdürlüğü Konferans Salonu’nda düzenlenen ’2020 Yılı Yeşilin EN’leri Ödül Töreni’ne katılan Haluk Levent’in Çanakkale merkeze bağlı Kirazlı köyü Balaban mevkii halkı adına yaptığı konuşmaya, Kirazlı köyü sakinlerinden tepki geldi.

Orman Genel Müdürlüğü Konferans Salonu’nda düzenlenen ’2020 Yılı Yeşilin EN’leri Ödül Töreni’ne katılan Haluk Levent’in Çanakkale merkeze bağlı Kirazlı köyü Balaban mevkii halkı adına yaptığı konuşmaya, Kirazlı köyü sakinlerinden tepki geldi. Köy muhtarı Erkan Can, “50 yıldır bu köydeyim. Haluk Levent diye birini görmedim” dedi.


Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin de katıldığı ’2020 Yılı Yeşilin EN’leri Ödül Töreni’ Orman Genel Müdürlüğü Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Törende sanatçı Haluk Levent’e ‘En etkin orman gönüllüsü’ ödülü verildi. Bakan Pakdemirli’nin elinden ödülü alan Haluk Levent, yaptığı konuşmada “Kazdağları Kirazlı Balaban halkından geliyorum” diyerek, bölgedeki maden projesi alanının fotoğrafını gösterip, rehabilite edilmesini istedi. Ancak Haluk Levent’in bu talebine, Kirazlı köyü sakinlerinden tepki geldi. Kirazlı köyü muhtarı Erkan Can, doğumundan itibaren köyde yaşadığını, ancak Haluk Levent’i ne gördüğünü ne de bildiğini söyledi.


Muhtar Can, yaptığı açıklamada, “50 yaşındayım. 50 yıldır Kirazlı’dayım. Kirazlı’nın yerlilerindenim. Ben, Kirazlı köyünde Haluk Levent diye birinin yaşadığını duymadım, görmedim de bilmiyorum da. Bu nasıl böyle bir röportaj verdi, hayretler içerisinde izledim. Görevim gereği internete bakarken ben de gördüm. Çok üzüldüm” diye konuştu.


Haluk Levent’in, Kirazlı köylüleri adına konuşarak rehabilite edilmesini istediği sahadaki maden şirketini desteklerini de söyleyen Can, “Şirketin köyümüze çok faydaları olduğunu bizzat görmüşüzdür. Gelen kişilere de gösterebiliriz. Her işte, köyde yapılan işlerde yardımcı oldu. Maden çalışsın mı çalışmasın mı? Biz çalışsın istiyoruz. Köylü olarak da hiçbir zaman madene karşı olmadık. Olmayacağız da. Neden olmayacağımızı da söyleyelim ki, arkadan hakaret etmesinler. Ha bana hakaret edebilirler ama iş sahası açılsın, millet evine ekmek götürebilsin. Köyde 20 den fazla insan çalışıyordu. Bunlar işsiz kaldı. Arabalar vardı. Kirazlı köyünde, köy yerinde 6 tane servis arabası vardı. Diğer katma değerleri de düşününce, madene karşı olmak hakikaten bilemiyorum yani” dedi.


Türkiye’de çalışan altın madenlerin olduğunu da hatırlatan Muhtar Can, “Mesela çalışan madenler var. Bergama’daki maden de çalıştı kapandı. Ama kimse ölmedi. Hiçbir zehir de olmadı. Ama son zamanlarda maden kapanacak diyorlar. Ama biz madenin çalışmasını canı gönülden istiyoruz. Yatırım olacak köylere. Madenin etrafında 7-8 tane köy var. Hepsine yatırım yapıyor. Dediğim gibi 20 kişiyi geçti erkeklerde, artık işsiz kalmadı. Sıra kadınlara gelmişti. Ama maden kapanınca onlar da boşta kaldı ki teminat verdiler. Açıldığı zaman kadınlara öncelik verileceğini bizzat söylediler. Bu taahhüdü aldığımız için son derece mutluyum kadınlarımız için. Civarlarda da madenler çalışıyor. Biz de aynı hakkı istiyoruz. Şimdi diğer madenlerde çalışan kişiler evine ekmek götürürken, benim Kirazlılılar çalışmıyor. Dediğim gibi, çalışsaydı, millet belki de şu saatte, kravatını takıp ütülü pantolonla sahilde gezecekti. Neden? Nereden baksan, az olabilir ama köy yerinde asgari ücret yeter. Şimdi buna ket vuruyorlar, ondan sonra işsizlik var diyorlar. Ben diyorum ki, işsizlik yok. İşsizlik var diyen kişi bilin ki yalan söylüyordur. İşsizlik var diyor, maden sahasına gelip karşıyım diyor” diye konuştu.


Bu konunun ağaç sevgisiyle alakası olmadığını da belirten Can, “Ağacı herkes seviyor. Biz de çok seviyoruz. Gidin bakın öteki madenlere, o madenlerde de kesik. Belki daha fazla kesik. Mesela rüzgar gülleri. Bu ağaçları da kesiyorlar ama ihtiyaç için kesiyorlar. Kimse ihtiyaç olmadan kesmez. Bunun da belli standartı. Fazlasını kimse kesemez. Zaten orman buna müsaade etmez” dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da seslenen Kirazlı Muhtarı Erkan Can, şunları söyledi; “Biz, Türkiye’de yaşayan bir insanız. Kimsenin bir şey demesine gerek yok. Derse bize Cumhurbaşkanımız ‘Bu maden açılacak, çalışacak.’ Eyvallah. ‘Çalışmayacak’ derse de saygıyla eğiliriz. Biz, ülkesini seven, milletini seven insanların. Cumhurbaşkanımıza güveniyoruz.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.