GENEL - 12 Mart 2021 Cuma 18:27

Çan’da İstiklal Marşı’nın kabulünün 100. yıl dönümünü kutlandı

A
A
A
Çan’da İstiklal Marşı’nın kabulünün 100. yıl dönümünü kutlandı

Çanakkale’nin Çan ilçesinde Milli şair Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılıp 12 Mart 1921’de TBMM tarafından kabul edilen, İstiklal Marşı’nın kabulünün 100.

Çanakkale’nin Çan ilçesinde Milli şair Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılıp 12 Mart 1921’de TBMM tarafından kabul edilen, İstiklal Marşı’nın kabulünün 100. yılı, Çan Belediyesi tarafından düzenlenen bir programla kutlandı.


Atatürk Şehir Meydanında Çan Belediyesi çalışanları ve halkın katılımıyla düzenlenen program saat 12.12‘de İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.


Burada bir konuşma yapan Çan Belediye Başkanı Bülent Öz, “Bundan 100 yıl önce yoklukla ve yok etmeye çalışanlarla savaşıyorduk. Varlığımız için silahımızla, imanımızla, bileğimizle, yüreğimizle direniyorduk. Çok çetin bir dönemde, çok zorlu bir dönemeçteydik. O günlerde moral ve cesaret, ekmek ve su gibi lazımdı. Büyük şair Mehmet Akif Ersoy, işte bu zor zamanın en çok ihtiyaç duyulan şeyini karşıladı. İstiklal Marşı’mızı yazdı. “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!” dedi. Her kelimesiyle yüksek karakterimizi bize anlattı. Milli ve manevi değerlerimizi bize gösterdi. “Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.” dedi. Haksızlıklara karşı dimdik ayakta duruşumuzu haykırdı. Dört bir yandan sarılmış bir milletin dirilişini destanını yazdı. Yani ihtiyaç duyduğumuzu bize verdi. İstiklal Marşı sıradan bir milli marş değil. Hürriyet ve bağımsızlığımızdan ödün vermeyeceğimizin tescilidir “Bastığın yerleri ‘toprak!’ diyerek geçme, tanı: Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.” sözleriyle işte bunu anlatır. İstiklal Marşı, milletin kederde ve kıvançta birliğinin tercümanıdır. Büyük bir armağandır. Destansı bir hediyedir. Hediyenin Sahibi Mehmet Akif Ersoy’dur. Akif şöyle der: “Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır.” Yani hediyenin sahibi biziz. Emanetin sahibi biziz. Sahibi Çanlılardır, Çanakkalelilerdir ve Türklüğün vicdanıdır. Biz Çanlılar, bu eşsiz marşın her kıtasını, her bir dizesini, her bir kelimesini kalbimizin derinliklerinde hissetmeye devam edeceğiz. Okuyarak ve özümseyerek ülkemizin geleceğini teminat altına alacağız. Biz Çanlılar, mısralardaki ortak idealleri, ortak duygu birliğini muhafaza edeceğiz. Bölünmez bütünlüğümüze sahip çıkacağız. Cumhuriyeti sonsuza dek yaşatacağız. Değerli Çanlılar, Bu düşüncelerle İstiklal Marşı’mızın kabul edilişinin 100. yıl dönümü kutlu olsun. Mehmet Akif’in ifadesiyle “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” yani bu marşın yazılmasına gerek duyulan karanlık günleri Allah bir daha göstermesin. Bu duygularla, Büyük şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u en derin minnet ve şükranla anıyorum. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal Mücadelemizin tüm kahramanlarına, şehitlerimize ve gazilerimize sonsuz şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.