EKONOMİ - 13 Mart 2021 Cumartesi 13:35

Çanakkale’de 8 muhtardan madene destek açıklaması

A
A
A
Çanakkale’de 8 muhtardan madene destek açıklaması

Çanakkale’nin merkeze bağlı Kirazlı köyü yakınlarında Doğu Biga Madencilik tarafından işletilmesi planlanan Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Projesi ile ilgili yaşanan gelişmelere, yöre muhtarları tepki gösterdi.

Çanakkale’nin merkeze bağlı Kirazlı köyü yakınlarında Doğu Biga Madencilik tarafından işletilmesi planlanan Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Projesi ile ilgili yaşanan gelişmelere, yöre muhtarları tepki gösterdi. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının, “Ruhsat hukuku devam ediyor. Temdit değerlendirme aşamasında” açıklamasını yaptığı gün Tarım ve Orman Bakanlığının düzenlediği programda, Bakan Pakdemirli’nin Haluk Levent’e alanın rehabilite edileceği sözünü vermesi, muhtarları harekete geçirdi.


Bugüne kadar maden şirketinin birçok konuda köylere destek olduğunu belirten 8 köy muhtarı, madenin bir an önce açılmasını istediklerini söylediler. Madende işe başlayan ancak çalışmalar durunca işsiz kalan binlerce kişi olduğunu söyleyen köy muhtarları, şirketin bir an önce yeniden çalışmaya başlamasını bekliyor.


Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni projesine yakın 8 köy, madenin bir an önce faaliyete geçmesini bekliyor. Madene en yakın köy olan Kirazlı köyü muhtarı Erkan Can, “Şirketin köyümüze çok faydaları olduğunu bizzat görmüşüzdür. Gelen kişilere de gösterebiliriz. Her işte, köyde yapılan işlerde yardımcı oldu. Maden çalışsın mı çalışmasın mı? Biz çalışsın istiyoruz. Köylü olarak da hiçbir zaman madene karşı olmadık. Olmayacağız da. Köyde 20’den fazla insan çalışıyordu. Bunlar işsiz kaldı. Arabalar vardı. Kirazlı köyünde, köy yerinde 6 tane servis arabası vardı. Diğer katma değerleri de düşününce, madene karşı olmak hakikaten bilemiyorum yani” dedi.


“Maden olmasa yolumuz olmayacaktı”


Yukarışapçı köyü muhtarı Halil Yılmaz; “Bayağı bir yüksek işçi kapasitem var. Bana gelip gelip maden ne zaman açılıyor diye soran komşularım, arkadaşlarım, iş arkadaşlarım, köylüm, hepsi bunlar bana soruyorlar. Bende açılacağını ve bize hiçbir zararı olmayacağını dile getiriyorum. O zaman komşularım ve köylülerim sevinerek gidiyorlar yanımdan açılacak diye. Bize kepçe olsun, diğer işler olsun her şeyde yardımcı oluyorlar. Köyümüzde her işimizde yardım ediyorlar. Biz bu sebeple madenin açılmasını ve çalışmasını istiyoruz. Ben 56 yaşındayım. Maden olmasaydı, bizim Kirazlı Köyü bağlantımız, Çanakkale bağlantımız asfalt olma şansı yoktu. Maden sebebiyle asfaltımız oldu. Ulaşım rahatladı, gelip gitmemiz rahatladı. Daha hızlı ve öncelikli olarak sağlık kuruluşlarına ulaşmamız mümkünleşti. Bu sebepten ben açılmasını istiyorum. Şu anda Çevremiz ve doğamıza herhangi bir zararı olacağını tahmin etmiyoruz. Olduktan sonra da ilk etapta karşı çıkacak kişiler bizleriz” diye konuştu.


“Bu bölgede yaşayan bizleriz, madenin açılmasına ihtiyacımız var”


Kirazlı Altın ve Gümüş Madenine yakın köylerden Aşağışapçı Köyü Muhtarı Şenol Arslan, “Doğu Biga Madencilik 10 yıldan beri bölgemizde çalışıyor. İlişkilerimiz bugüne kadar çok iyi. Köyümüzden 9 Kilometre yolumuz vardı Çanakkale’ye giden. O yolumuz yapıldı. Köyümüzün Camisi’nin içerisine, kahvemize, hayır yerine bir şeyler yapıldı. Çok desteğini görüyoruz madenin. Bu bölgede yaşayan bizleriz. Madende işe ihtiyacımız var. Madenden de iş bekliyorum, çalışmasını istiyorum” dedi.


“İnşallah maden açılır da insanlar bir lokma ekmek yer”


Karaibrahimler Köyü Muhtarı Mehmet Sezgin ise maden şirketinden herhangi bir şikayetleri olmadığını belirterek, “Köylülerim de madenin çalışmasından yana. Biz o madenden de çok çok fazla yararlanıyoruz, köylülerimiz de yararlanıyor. Ama şu anda kapalı olduğundan dolayı yaklaşık 1 senedir falan kimse yararlanamıyor. Açılmasını da bekliyoruz ama işte nedense bir şekilde açılamıyor. En kısa zamanda inşallah açılar da köylülerimiz de bir lokma ekmek yer. Bu maden sahası çalışırsa bize ne zarar verir? ‘Siyanür zehirler’ diyorlar. Ne zehirlenmesi? Uşak’taki insanlarda zehirlendi mi maden çalışıyor da? Bu tip şeylerle insanların beynini çelmeye çalışıyorlar. Biz bunlara inanmıyoruz. Biz bu madenin çalışmasından yanayız. İnsanlar şimdi sabırsızlıkla bu madenin çalışmasını bekliyor. İnşallah kısa günde açılır da vatandaş da buradan bir lokma ekmek yer. Yerin altında duran madenin kime faydası var? Vatandaşa faydası olsun. O maden çıksa, insanlar da yararlanacak, devlet de yararlanacak, bizler de bu madenden faydalanacağız. Zaten madeni hiç çıkarmadan biz yararlanmaya başladık. İnşallah çıkardığında daha çok yararlanırız. Asfaltımız yapılır, köylerimizin yolları, taşları eksiklerimizi.. Devlet hepsine yetişemiyor. Ama maden burada çalışsa biz bunların hepsini de yetişeceğiz. Bu madenden genel olarak hepimiz yararlanacağız. Madende çalışan arkadaşlar şu anda 20-25 kişi kendi köyünden çalışan insanlar vardı. İşten çıkarıldı. Şu anda insanların hepsi işe muhtaç. Şu anda çok zorlanıyorlar. Ben onlara sosyal dayanışmadan yardım çıkartıyorum. Adamın ekmek alacak parası yok. Burası kırsal bölge. Öyle çok burada iş fırsatı yok. Hayvanı olanlar 3 - 5 bir şeyler yapıyorlar ama hayvanı olmayan hiçbir şey olamayan insan var. Kiminin 2-3 tane çocuğu var. Bir tek geliri yok. Bu adamlar ne yapacak? Buradan 3 - 5 kuruş madenden gelir elde edecek. Çoluğuna çocuğuna bakacak. Biz madenin hemen açılmasını acil bekliyoruz da inşallah çok kısa zamanda açılır diye umut ediyoruz” diye konuştu.


“Maden şirketinden köylü de memnun, biz de memnunuz”


Alan köy Muhtarı Şevket Özkan, “Maden çevreye çok zarar vermedikten sonra biz madene karşı değiliz. Çalışırsa bizim çevre köylerimiz, bizim köylülerimiz, gençler için bir iş sahası açılacak. Bunun için bize faydası olur. Burslar, köy kahvelerimizden bazı yaptığımız binalara tuğla yardımı, İmam evi yaptık ona yardımları oldu. İstediğimiz zaman her türlü yardımı yapıyorlar. Bu yardımlardan da köylü de memnun, biz de memnunuz. Bunu inkar edecek halimiz yok” dedi.


“Hem biz, hem ülke kazanacak”


Madenin hem yöreye hem ülkeye faydası olacağına inandığını söyleyen Karacalar köyü muhtarı Abdullah Budakoğlu, “Maden açılırsa, köyümüz yararlanacak, Çanakkale yararlanacak, kazanacak, ülkemiz kazanacak, herkes kazanacak. Biz açılmasını istiyoruz. Bir an önce açılırsa bizim için iyi olur. Köyden çalışacak insanlar var, bekliyorlar” dedi.


“Maddi manevi katkı sunuyorlar”


Maden şirketi tarafından 3.7 milyon metreküp su tutma kapasiteli bir gölet yapılan Kumarlar köyü muhtarı Müjdat Başaran, “Köyümüzün üzerinde Altınzeybek-2 göleti yapıldı. Buradan çay akıp geçiyordu, bizde susuzluk çekiyorduk. Bu gölet buraya oldu. Şimdilik çok memnunuz. Bu çay buradan bize su veriyor. Nisan - Mayıs ayında burada kapalı sistem çalışmaları da olacak. Köyümüze içme suyu olarak da verildi. Köyümüz mağduriyet yaşıyordu. Ömrümüz dağlarda çapa - kürek angarya ile su arama ile geçmişti. Ama şimdi bol soyumuz oluştu. Biz de bundan çok memnunuz. Burası çorak, taşlık bir araziydi. Buradan göletin taşı alındı. Ondan sonra ıslah çalışması oldu. Buraya çam fıstığı, ceviz aşılandı. İnşallah kapalı sistem gelince de hattı çekilip bunlar da köye bir gelir kaynağı olacağına inanıyoruz. Bu virüs belasından öğrenciler mağduriyet yaşıyordu. Öğrencilere internet, tablet dağıttılar. Çocuklarımız bundan faydalandı. Burs paraları ödendi. Maddi manevi bizlere çok büyük katkı sunuyorlar” diye konuştu.


“Madenin açılmasını canı gönülden istiyoruz”


Cazgirler köyü muhtarı Ali Alaca, “Şu anda insanlar soruyorlar. Çalışmak için, iş için vesaire için soruyorlar. Gerçekten yöre halkı mağdur oldu. İş duruncaya kadar en azından 20-30 kişi köyümüzden çalışan insanlar vardı. Şu anda iş arıyorlar. İş de yok bu salgın sebebiylee. Gerçekten bu yörede bu madenin çalışmasını canı gönülden istiyorum. Köyümüze de birtakım destekler sağlanıyordu. Ama madenin durması sebebiyle tabii bu tür yardımlarda durdu. Çalışması lazım. İnsanlar iş diyorlar, hizmet diyorlar” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.