GENEL - 18 Mart 2021 Perşembe 14:26

Çanakkale Şehitler Abidesi’nde Deniz Zaferi’nin 106’ncı yılı nedeniyle tören düzenlendi

A
A
A
Çanakkale Şehitler Abidesi’nde Deniz Zaferi’nin 106’ncı yılı nedeniyle tören düzenlendi

18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 106’ncı yıl dönümü dolayısıyla Şehitler Abidesi’nde tören düzenlendi.

18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 106’ncı yıl dönümü dolayısıyla Şehitler Abidesi’nde tören düzenlendi.


Çanakkale Şehitler Abidesi’nde saat 12.00’de başlayan tören, çelenklerin sunumu, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrağın göndere çekilmesiyle devam etti. Çelenkler sırasıyla; Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, TSK adına Milli Savunma Bakan Yardımcısı Alparslan Kavaklıoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Çanakkale adına Vali İlhami Aktaş tarafından Atatürk rölyefine bırakıldı.


Daha sonra Türk Silahlı Kuvvetleri adına 2. Kolordu Komutanı Tümgeneral Mustafa Oğuz tarafından günün anlam ve önemine binaen konuşma gerçekleştirilirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 106’ncı yıl dönümü mesajı seslendirildi. Konuşmanın ardından aktör Bahadır Yenişehirlioglu tarafından Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitlerine şiirini okudu.



“Çanakkale, çıkarlar üzerine kurulan birlikteliklerin, asırlara kök salmış kardeşliklere yenildiği yerdir”


Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Çanakkale; emperyalistlerin asırlık planlarının, sahneledikleri türlü türlü oyunların bir cesaret tufanında, bir fedakârlık denizinde hiç olup gittiği yerdir. Bu topraklarda fiziki üstünlüğün egosu, ilahi teslimiyetin tevazusu karşısında boyun eğmiştir. İtilaf devletlerinin, dünyanın dört bir yanındaki sömürgelerinden cepheye sürdükleri sayısız insan, Mehmetçiğin cesaret ve merhametinde gerçekleri görmüş, kendisine söylenen yalanları bu sayede çözmüştür. Bütün varlığıyla vatanını savunan, mukaddesatına siper olan Türk milleti başı dik, alnı ak, vicdanı tertemiz bir şekilde yükselirken; iftiraları, kıyımları, kibirleri ile nice milletler burada diz çökmüş, zafer hülyaları yenilginin acı gerçeğine dönüşmüştür. Çanakkale, çıkarlar üzerine kurulan birlikteliklerin, asırlara kök salmış kardeşliklere yenildiği yerdir. Bayrağı bir, vatanı bir, imanı bir olanlar kenetlenerek, sadece hırsları bir olanları burada yenmiştir” dedi.


Bakan Ersoy, “Dardanos tabyası şehitleri Hasan ve Mevsuf Efendi, kaldırdığı top mermisi ile adeta vatanını sırtlayan Seyit Onbaşı, Hüseyin Avni Bey, Bigalı Mehmet Çavuş Cephede düşmana aman vermeyen, şehadete yürüdüğünde bedeninde sayısız mermiyi madalya gibi taşıyan gencecik kızlarımız, annelerinin vatan uğruna feda olsun diye kınalayarak savaşa gönderdikleri oğullarımız. Çanakkale, olmak ve ölmek arasında yapılacak bir seçime tereddüt duymadan, bahanelere sığınmadan gidenlerin; vatan ve bayrak dendiğinde başka bir soru sormayanların gerçeğidir. Bu gerçekliği asla ve asla unutmamak; sıradanlaşmasına, bir takım evrensel yakıştırmalarla asli değerlerinden koparılmasına izin vermemek tarihimize, şehit ve gazilerimize karşı şeref borcumuzdur. Aynı zamanda masa başı kahramanlarının koltuklarını koruma, mevkilerini güçlendirme uğruna dünyanın çeşitli coğrafyalarından cepheye sürdükleri, bugün Mehmetçiğin yanı başında yatan nice evlatlar, eşler, babalar adına da aynı kararlılığı göstermek durumundayız. Çünkü Türk milleti olarak inancımız, değerlerimiz ve vicdanımız bize bunu emreder. Kendi yarası yerine, kendisine kurşun sıkanın yarasını saran Çanakkale şehitlerimiz bizden bunu bekler. Bu topraklarda insanların neden öldüklerini iyi bileceğiz ki ne için yaşayacağımızı tam anlamıyla idrak edelim. Çanakkale bir gün olarak değil, bir fikir, bir bilinç ve anlayış olarak yaşamalıdır. Anmak, anlamaya vesile olmalıdır. Zira Çanakkale’yi anlamayan Kurtuluş Savaşı’nı anlayamaz. Anafartalar kahramanı Yarbay Mustafa Kemal’in bu topraklardan sinesine aldığı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk olarak, kurucusu olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerine yerleştirdiği ruhu kavrayamaz. Dünü bilirsek bugün bize karşı sergilenen tavırlar, atılan adımlar, bunların ardındaki niyetler de hepimize ayan olur. Unutmamalıyız ki bu yüce milletin tarihi bir bütündür. Ayrıştırılmasına izin veremeyiz, vermeyeceğiz” diye konuştu.



“Açık hava müzesi bakışıyla ele alıyoruz”


Ersoy, “Bakanlık olarak, destanın yazıldığı bu toprakları bir açık hava müzesi bakışıyla ele alıyor, son derece hassas ve titiz şekilde koruma altında tutuyoruz. Bu şehitliklerin, siperlerin, tabyaların anlatacaklarını, başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere tüm halkımızın tekrar tekrar dinlemesini, öğrenmesini arzu ediyoruz. Çanakkale Savaşları Mobil Müzemizi de bu amaca hizmet etmesi için tasarladık ve hizmete aldık. Atalarımızın, insana dair en yüce hasletleri sergileyerek vücuda getirdiği 106 yıllık bu kutlu miras Türk milleti var oldukça yaşayacaktır. Daha güzel bir dünya, daha huzurlu bir gelecek için dünün öğrettiklerini bugün uygulamalarını temenni ederek, bu mirası tüm insanlıkla paylaşmaya da devam edeceğiz” şeklinde konuştu.



“Çanakkale Zaferi, kolay kazanılmış bir zafer değildir”


TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, “Gözünü kırpmadan şehadete yürüyenlerin arasında ve manevi huzurunda olmanın şuuruyla, Cenab-ı Hak’tan, böyle yüce bir makamda misafir ettiği şehitlerimize karşı bizleri mahcup etmemesini diliyorum. Bizlere, onların mukaddes emanetlerine layıkıyla sahip çıkanlardan ve şühedamızın aziz davasını, gayesini anlayan ve anlatanlardan olmayı nasip eylesin. Çanakkale Zaferi, kolay kazanılmış bir zafer değildir, aksine savaş boyunca neredeyse bütün bir nesli kaybettiğimiz, bazı tarihçilere göre 300 bine yakın şehit vererek kazandığımız bir zaferdir. Unutulmamalıdır ki o tarihte ordularımız Osmanlı sınırlarını korumak için birden çok cephede savaşmaktadır. İngiltere ve Fransa’nın Anadolu’nun batısından; Çanakkale üzerinden İstanbul’a saldırdıkları sırada Rusya da doğusundan; Sarıkamış üzerinden Erzurum’a saldırmaktaydı. Ülkemizin adeta kalbi olan bölgeler büyük ve yoğun bir saldırı altına girmiş, tartışmasız bir beka sorunu baş göstermişti. Hep söylendiği gibi Çanakkale bizim için tam da bu yüzden bir ölüm kalım mücadelesiydi. Şunun altını çizerek belirtmeliyim ki tarih boyunca esir edilmemiş ve ölümüne de olsa istiklalini savunup özgür yaşamış aziz milletimiz, bu büyük ruhunu en destansı biçimde belki de Çanakkale’de göstermiştir. Gerek deniz savaşlarında gerek sonraki kara savaşlarında o kadar çok efsanevi kahramanlık sahneleri vardır ki sanki bin yılın bütün zaferlerinin altın sahneleri Çanakkale’de toplanmış gibidir. Nusret Mayın Gemisinin kaptanı Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey’den Seyyit Ali onbaşıya, iki oğluyla birlikte 44 yaşında iken savaşa katılan Erzincan’lı Oğuz Amca’dan hayatının 16 yılını askerlik yaparak geçiren Bigalı Mehmet Çavuş’a, Mücahide Hatice Hanım’a kadar nice vatan kahramanı bunlardan sadece birkaçıdır. Çanakkale Savaşlarını hem bedenen hem de ruhen bütün derinliği ile yaşamış ve tam manasıyla kavramış, bir şuur halinde idrak etmiş olan büyük komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu ölüm kalım savaşını kazandıran ruhu ne çarpıcı bir şekilde dile getirmektedir: ’Biz şahsi kahramanlıklarla uğraşmıyoruz. Yalnız size, Bombasırtı olayını anlatmadan geçemeyeceğim. Mütekabil siperler arasında mesafeniz sekiz metre yani ölüm muhakkak, muhakkak Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına kâmilen düşüyor, ikincidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar şayan-ı gıpta bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz! Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir fütur bile göstermiyor; sarsılmak yok! Okumak bilenler ellerinde Kuranı Kerim cennete girmeğe hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şehadet çekerek yürüyorlar. Bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren şayan-ı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur’ Çanakkale Savaşı, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu savaşı diyebileceğimiz İstiklâl Savaşı’nın komuta kademesinin de ağır bir sınavdan başarıyla çıktığı bir tür okul görevi görmüştür. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Fevzi Çakmak, Kâzım Karabekir, Yakup Şevki Subaşı, Cevat Çobanlı, İzzettin Çalışlar, Fahrettin Altay ve daha onlarca büyük komutanımız Çanakkale cephelerinde gösterdikleri üstün başarılarıyla ordunun ve milletin gönlünde taht kurmuşlardır. Çanakkale Zaferinin millî vicdandaki karşılığıdır ki aynı isimleri Millî Mücadelenin öncüleri ve İstiklâl Savaşı’nın kahraman gazileri olma makamına taşımış, adlarını tarihimizin altın sayfalarına kaydetmiştir. Bu mukaddes mekanda Çanakkale başta olmak üzere bütün cephelerde namusunu çiğnetmemek için, yurdunu düşmana teslim etmemek için, esareti reddetmek için canını feda eden mübarek şehitlerimize, gazilerimize, bütün komuta kademesine, kahraman neferlerimize Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum, aziz milletimiz adına hürmet ve şükranlarımı sunuyorum” dedi.



“15 Temmuz şehit ve gazilerini de Çanakkale şühedasının huzurunda hürmet ve rahmetle anıyorum”


Çanakkale’den 100 yıl sonra büyük ve şanlı bir tablonun 15 Temmuz 2016’da yaşandığını belirten Şentop, “Düşmanlar, yüz yıl önce Mehmetçiğin kanını dökmesi için, şehirlerimizi yakıp yıkması ve halkımızı katletmesi için vaktiyle sömürgeleştirdikleri Asya ve Afrika ülkelerinden asker üniforması giydirilmiş köleler toplayıp getirmişlerdi. Günümüzde de benzer bir yöntemi uyguluyor ve vekâlet savaşları yürütüyorlar. Geçmişte de işgal etmeye teşebbüs ettikleri bölgelerin halklarından ve maalesef kendi halkımızdan kandırabildiklerine vekâlet veriyor, onları eğitip donatıyor ve bu mankurtlaşmış gurupları savaştırarak kendi işgalleri için güya zemin oluşturuyorlardı. Milletimiz o gece ve devamındaki günlerde “darbe” süsü verilmiş çok uluslu alçak bir işgal teşebbüsünü kahramanca püskürtmüş ve kelimenin tam anlamıyla vatan savunması için göğsünü siper etmiştir. 15 Temmuz şehit ve gazilerini de Çanakkale şühedasının huzurunda hürmet ve rahmetle anıyorum. Türkiye ile barışçı ve dostane ilişki kuran her devlet ve toplum bundan sadece yarar sağlamış ve dünya barışına da katkıda bulunmuş olacaktır. Türkiye bugün 84 milyonluk dinamik nüfusu, modern devlet teşkilatı, gelişmiş ekonomisi ve kahramanlığı dillere destan muzaffer ordusuyla dünyanın en güçlü devletleri arasındadır. İşte şu anda Çanakkale Boğazı üstünde yapılan ve iki kıtayı bir kere daha birbirine bağlayacak olan Çanakkale 1915 Köprüsündeki inşa faaliyeti bile bu söylediklerimizin somut bir göstergesidir. Dünyanın en uzun orta açıklıklı köprüsü olan Çanakkale 1915 köprüsünün, Çanakkale’yi önce Malkara’ya oradan baba memleketim Tekirdağ ve Kınalı’ya bağlayacak olması benim için ayrıca gurur ve heyecan kaynağıdır. Mübarek şehit kanlarıyla sulanmış bu kutlu topraklara Çanakkale 1915 Köprüsü gibi böyle bir anıt eseri kazandıran Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, kıymetli Ulaştırma bakanlarımıza, işadamı ve mühendislerimize, işçilerimize minnet ve şükranlarımızı sunuyorum” diye konuştu.



“TBMM açılıp, Cumhuriyet ilan edildikten sonra yüzümüzü istikbale döndük”


Şentop, “Birinci Dünya Savaşı bittiğinde nüfusumuzun yüzde 5’ini teşkil eden 1 milyon 50 bin askerimiz şehit oldu, esir düştü, hastalıktan hayatını kaybetti. Ordumuzun geriye kalan 1 milyon 850 bin kişilik bölümü ruhen ve bedenen yaralandıkları için savaşma kabiliyetlerini kaybettiler. Memleketimizin yetişmiş insan gücünün önemli bir bölümünü Birinci Dünya Savaşı cephelerinde kaybettik. Millet olarak İstiklal Savaşı sırasında Birinci Dünya Savaşı’nda kaybettiğimiz askerlerimizi çok aradık. Kurtuluş devresi sona erip kuruluş aşamasına geçtiğimizde okumuş, nitelikli insan gücünün eksikliğini çok hissettik. Türkiye Büyük Millet Meclisi açılıp Cumhuriyet ilan edildikten sonra yüzümüzü istikbale döndük” şeklinde konuştu.



“Muhteşem zaferimizin 106’ncı yılı kutlu olsun”


“Çanakkale; Mülkiyelilerin, Seyyit Çavuşların yediden yetmişe bütün bir milletin, zulme ve zalime başkaldırıp dur dediği geçit vermeyen cephe. Burası, şehadet yaşının 15’ e indiği, gidenlerin geri dönmediği yer" diyen Şentop, şöyle devam etti:


"O Çanakkale ki, birliğimizin, imanımızın, kardeşliğimizin zaferi. Umudun, aşkın, azmin, inancın, vatanperverliğin, onurun zaferi. Bugün bu kutlu vatan toprakları üzerinde, aziz şühedamızın şanlı hatıralarını derin bir tazimle yeniden yad ediyorum. Bizleri bu büyük destanın mirasçısı yapan Rabbimize hamd ediyorum. İslam’ın son kalesini, ümmetin haremgahını, namahremin çizmeleri altında çiğnetmeyen Asım’ın neslini şükranla anıyorum. Ey bu topraklar için toprağa düşen aziz şehitlerimiz: Bu ebedi istirahatgahınızda huzur içinde, izzetle yaşayın. Davanız davamız, yolunuz yolumuz, emanetiniz emanetimizdir. Müsterih olunuz. Bugün bu kutlu emanetinizi aynı ruh, aynı inanç, aynı şuurla korumaya ve yaşatmaya devam ediyoruz; tereddütsüz devam edeceğiz. Çanakkale Zaferimizin 106. yıldönümü münasebetiyle bir kez daha şanlı hatıranızı yüreğimizde tazeliyoruz. Cenabı Hak şehadetinizi makbul, makamınızı âlî, davanızı baki eylesin.


Muhteşem zaferimizin 106’ncı yılı kutlu olsun.”


Yapılan konuşmaların ardından şehitler için Kur’an-ı Kerim Tilaveti okunup, dualar edildi. Şehitlik Defteri imzalandıktan sonra da temsili şehit mezarlıklarına karanfil bırakıldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Malatya’da yüksek rakımlı bölgelerde çiğdem mesaisi Malatya’nın yüksek rakımlı bölgelerinde doğal olarak yetişen çiğdemler, bölge halkı tarafından toplanarak hem ekonomiye katkı sağlıyor hem de yeniden canlandırılması planlanan festivalle kültürel değer olarak yaşatılmak isteniyor. Malatya’nın kırsal bölgelerinde doğal olarak yetişen çiğdemler, vatandaşların yoğun ilgisini çekiyor. Sabahın erken saatlerinde doğaya çıkan vatandaşlar, dağlık ve taşlık arazilerde çiğdem toplarken, bazı çobanlar ise topladıkları ürünleri satarak aile ekonomisine katkı sağlıyor.Hekimhan ilçesine bağlı Söğüt Mahallesi kırsalında yaklaşık bin 800 rakımda toplanan çiğdemlerin, yetiştiği bölgeye göre Mayıs-Temmuz ayları arasında olgunlaştığı belirtildi. Toplanan çiğdemlerin il ve ilçe merkezlerinde satışa sunulduğu ifade edildi. Hekimhan Söğüt Mahallesi Muhtarı İsmail Yaşar, çiğdemin bölgeye özgü önemli bir bitki olduğunu belirterek geçmiş yıllarda bölgede çiğdem festivali düzenlendiğini hatırlattı. Festivalin yeniden hayata geçirilmesi için çalışma yürüttüklerini ifade eden Yaşar, "Çiğdem bölgemize has bir bitki. Sağlık açısından faydalarıyla ilgili üniversitelerde çalışmalar yürütülüyor. İnşallah belediyemiz ve sponsorlarımızın desteğiyle bu yıl festivali yeniden düzenlemeyi hedefliyoruz" dedi. Çiğdemin ekonomik katkı sağladığını da kaydeden Yaşar, "Çobanlarımız topladıkları çiğdemleri il merkezi ve ilçe merkezlerinde satıyor. Gurbetçilerimiz yoğun talep gösteriyor. Kargoyla gönderimler yapılıyor. Bu da aile ekonomisine katkı sağlıyor" ifadelerini kullandı. Yaşar ayrıca, bitkinin sağlık alanındaki faydalarına ilişkin akademik çalışmaların sürdüğünü ve çalışmalar tamamlandıktan sonra tescil süreci için girişimlerde bulunacaklarını söyledi.
İstanbul Şampiyon Galatasaray sezonu Kasımpaşa’da tamamlayacak Şampiyon Galatasaray, Trendyol Süper Lig’in 34. ve son haftasında yarın Kasımpaşa’ya konuk olacak. Trendyol Süper Lig’in 34. ve son haftasında şampiyon Galatasaray yarın saat 20.00’de deplasmanda Kasımpaşa ile mücadele edecek. Ligde sarı-kırmızılıların 24 galibiyet, 5 beraberlik ve 4 mağlubiyet sonucunda 77 puanı bulunuyor. Lacivert-beyazlılar ise 7 galibiyet, 11 beraberlik ve 15 mağlubiyet sonucunda topladığı 32 puanla 14. sırada yer alıyor. Geçtiğimiz hafta evinde oynadığı Antalyaspor’u mağlup ederek şampiyonluğunu ilan Galatasaray, ligin son haftasında Kasımpaşa’yı mağlup ederek sezonu tamamlamak istiyor. 44. randevu Kasımpaşa ile Galatasaray, Süper Lig tarihinde bugüne kadar 43 kez karşı karşıya geldi. Söz konusu müsabakalarda sarı-kırmızılılar 27 defa sahadan galip ayrılırken, Paşa ise 7 kez rakibini mağlup edebildi. 9 maçta ise kazanan taraf çıkmadı. Rekabette Aslan’ın 90 golüne, lacivert-beyazlılar 48 golle yanıt verdi. Ligin ilk yarısında RAMS Park’ta oynanan maçı Galatasaray 3-0’lık skorla kazandı. Deplasman karnesi Galatasaray, Süper Lig’de mağlubiyetlerinin hepsini deplasman maçlarında yaşadı. Sarı-kırmızılılar söz konusu 16 karşılaşmada 11 galibiyet, 1 beraberlik ve 4 mağlubiyetle 34 puan topladı. Aslan dış sahada son olarak Samsunspor ile karşı karşıya gelirken, rakibine 4-1’lik skorla yenildi. Ligin en golcü ve en az gol yiyen takımı Galatasaray, Süper Lig’de hücumda ve savunmada da zirvede yer alıyor. Sarı-kırmızılılar ligde çıktığı 33 mücadelede rakip fileleri 77 kez havalandırdı ve ligin en golcü takımı. Aslan ayrıca Göztepe ile birlikte 29’ar golle en az gol yiyen takım konumunda bulunuyor. Victor Osimhen cezalı Galatasaray’da, Kasımpaşa maçında Nijeryalı futbolcu Victor Osimhen, sarı kart cezasından dolayı forma giyemeyecek. Sakatlıkları bulunan Gabriel Sara ile Yaser Asprilla’nın da forma giymesi beklenmiyor. Adnan Deniz Kayatepe düdük çalacak Kasımpaşa ile Galatasaray arasında oynanacak maçı hakem Adnan Deniz Kayatepe yönetecek. Kayatepe’nin yardımcılıklarını Murat Tuğberk Curbay ile Osman Gökhan Bilir yapacak. Maçın dördüncü hakemi ise İlker Yasin Avcı olacak.
Aydın Altı Nokta Başkanı Özen: "Erişilebilirlik, bağımsız yaşamın temelidir" Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile ilan edilen Erişilebilirlik Günü’ne dikkat çeken Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şubesi Başkanı Bayram Özen; "Erişilebilirlik, bağımsız yaşamın temelidir" dedi. Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şubesi Başkanı Bayram Özen, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nın son günü ve Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile ilan edilen "Erişilebilirlik Günü" dolayısıyla bir basın açıklaması yayımladı. Başkan Özen, erişilebilirliğin engelli bireyler açısından bir tercih ya da ayrıcalık değil, temel bir insan hakkı olduğunu belirterek, erişilebilirlik kültürünün toplumun tüm kesimleri tarafından sahiplenilmesi gerektiğini ifade etti. Engelliler Haftası boyunca Aydın’da gerçekleştirilen etkinlikler, farkındalık çalışmaları ve kurum ziyaretleriyle görme engelli bireylerin yaşadığı sorunları kamuoyunun gündemine taşıdıklarını kaydeden Özen, özellikle erişilebilirlik konusunda toplumsal duyarlılığın artırılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Hafta kapsamında düzenlenen farkındalık yürüyüşüne de değinen Özen, yürüyüş sırasında bir aracın kaldırım rampasını kapatmış olmasının dikkat çekici bir tablo ortaya koyduğunu belirterek "Engelliler Haftası kapsamında gerçekleştirdiğimiz yürüyüş sırasında bir aracın kaldırım rampasını kapatmış olması, erişilebilirlik konusunda hala ciddi bir bilinç eksikliği bulunduğunu göstermiştir. Erişilebilirlik yalnızca fiziki düzenlemelerden ibaret değildir. Erişilebilirlik; engelli bireylerin bağımsız, güvenli ve eşit bir yaşam sürdürebilmesinin temel şartıdır" dedi. Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan genelgeyle 16 Mayıs’ın "Erişilebilirlik Günü" olarak ilan edilmesini son derece kıymetli bulduklarını ifade eden Bayram Özen, söz konusu yaklaşımın yalnızca sembolik düzeyde kalmaması gerektiğini vurguladı. Özen açıklamasında "Cumhurbaşkanlığımız tarafından ilan edilen Erişilebilirlik Günü’nü son derece önemli ve değerli buluyoruz. Bu yaklaşım, engelli bireylerin toplumsal yaşama tam ve eşit katılımı açısından güçlü bir iradenin ortaya konulduğunu göstermektedir. Ancak erişilebilirlik anlayışı yalnızca belirli günlerde hatırlanan bir konu olmamalı, sokakta, kaldırımlarda, toplu taşımada, kamu kurumlarında, dijital platformlarda ve hayatın her alanında eksiksiz şekilde uygulanmalıdır" ifadelerini kullandı. Hafta boyunca kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve çeşitli paydaşlarla gerçekleştirilen temasların önemine de değinen Özen, erişilebilir bir Türkiye hedefi doğrultusunda toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini ifade etti.
Gaziantep Nostaljik perde ve halıları sanat eserine dönüştürüyor Gaziantep’te çocukluk döneminde başladığı resim çizme serüvenine farklı ve dikkat çeken bir boyut kazandıran ressam Ferhat Gümüş, nostaljik perde ve halıları tuval olarak kullanarak sanatına yenilik katıyor. Gaziantep’te yaşayan 25 yaşındaki ressam Ferhat Gümüş, bir zamanlar neredeyse her evde olan çiçek desenli perdeler ile eski halıların üzerine fırça ve sprey boyalarla portre çalışmalar yapıyor. Bir dönem evlerin pencerelerini süsleyen ve nostalji rüzgarları estiren perdelerin üzerine çeşitli portre ve figürler çizen genç ressamın yaptığı çalışmalar büyük beğeni topluyor. Hikayesi olan insanları çiziyor Özellikle 80’ler ve 90’ların simgesi olan yoğun çiçek desenli perdelere Gaziantep’in simgelerinden biri haline gelen "Çingene Kızı" başta olmak üzere hikayesi olan insanları çizen Gümüş, talep üzerine tarihi şahsiyetleri de halı ve perdelere çizerek onları sanatıyla ölümsüzleştiriyor. Eski dönemlerde pencereleri kapatmak amacıyla kullanılan ve üzerinde çeşitli motifler barındıran ağır duvar halıları ve perdeleri tuvale dönüştürerek, resimlerini modern sanatla buluşturuyor. Hem geçmişe hem de geleceğe iz bırakıyor Klasik resim anlayışının dışına çıkan, eski halı ve nostaljik perdeler üzerinde sanatsal çalışmalar yapan Gümüş, geleneksel ve çağdaş sanatı özel çalışmalarıyla buluşturarak hem geçmişe hem de geleceğe iz bırakıyor. "14 yıldır ressamlık yapıyorum" Eski halı ve nostaljik perdeleri tuvale dönüştürerek resimlerini modern sanatla buluşturduğunu ifade eden Gümüş, "14 yıldır ressamlık yapıyorum. Küçükken 62’den ya da 26’dan tavşan yapılıyordu. Evde ablam 62’den ve 26’dan tavşan yapmayı gösterdi ve bana çok enteresan gelmişti. Daha sonra bütün rakamlardan ve harflerden bir şeyler oluşturmaya çalıştım. Bir şeyleri buldukça da çok mutlu oldum. İnsanlar, ‘küçük yaşta bunu nasıl yaptın?’ diyerek hayretler içinde kalınca daha mutlu oldum. Resim çizmeye devam ettim ve kendimi geliştirmeye başladım. Üniversitede sadece teknik resim yapmayı görmüştüm. Mimari dekorasyon bölümünü okudum. Bölümde çamurla çömlek yapılıyordu ama beni çok tatmin etmedi. Daha çok resim yapmaya yöneldim. Teknik resimlerle ilerledim. Ondan sonra bir şirkette tasarımcı olarak çalıştım. Daha sonra eski halı ve perdelerin üzerine resim çizmeye başladım" dedi. "Eski hatıraları canlandırmayı seviyorum" Geleneksel ve nostaljik motiflerin toplum tarafından sevildiğini belirten Gümüş, "Eski halı ve perdeleri tuval olarak kullanmadan önce cadde ve sokaklardaki karalanmış duvarların üzerine çizimler yapmaya başladım. Duvarları kullanmamın sebebi duvarlarda insanların bıraktığı izlerden ötürü onları bir şekle çevirmek istedim. Bu şekilde kendimi geliştirdim. Daha sonra halı ve perdeleri kullandım. Perdelerde çocukluğumuzun popüler perdeleriydi. İnsanlar bu perdelere baktıkları zaman çocukluluğuna gidiyor ve hatıralarını hatırlıyorlar. Ben de eski hatıraları canlandırmak ve sanatımı yansıtmak için eski halı ve perde kullanıyorum" şeklinde konuştu. "Halıların üzerine portre çizmeyi seviyorum" Eski perde ve halıların üzerine hikayesi olan insanları ve yaşlı insanların yüzlerini çizmeyi sevdiğini dile getiren Gümüş, "Yaşlı insanların yüzlerindeki çizgilerin her biri bir hatıra ve halılardaki her bir desende de farklı bir hikaye olduğuna inanıyorum. İnsanlar bu halı ve perdeleri görünce çok mutlu oluyor. Ben de çok mutlu oluyorum. Halıların üzerine portre çizmeyi seviyorum. Yeni yaptığım bir perde de sokak sanatçılarının kendi imzaları var. Bunlar benim çok sevdiğim insanlar ve her birinden imzalarını aldım. Bu perde benim için tamamen özel bir perdedir. İki tane halım var. Birinde genç ve güzel bir kadın var. Diğerinde yaşlı, yüzünde bir hikaye barındıran ve baktıkça bir şey anlatmaya çalışıyormuş hissiyatı veren yaşlı bir kadın var. Her perdenin kendi hikayesi ve üzerindeki insanın da kendi ayrı hikayesi var. Bunlar birleştikçe ayrı bir bütün oluyorlar ve gözüme daha estetik geliyor. İnsanların bu perdelere ve halılara baktıkça kendinden bir anı bulmaları beni çok mutlu ediyor" diye konuştu.