POLİTİKA - 18 Mart 2021 Perşembe 18:50

Şentop: "Anayasamızda parti kapatma var"

A
A
A
Şentop: "Anayasamızda parti kapatma var"

18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 106.

18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 106. yıl dönümünde ülke genelinde anma programları düzenlendi. TBMM Başkanı Mustafa Şentop, HDP’nin kapatılması ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarıyla ilgili gazetecilere konuştu.


Törenler sonrası 1915 Çanakkale Köprüsünde incelemelerde bulunan TBMM Başkanı Mustafa Şentop, incelemeler sonrasında HDP’nin kapatılmasıyla ilgili açıklama yaptı. Şentop, "Malum anayasaya göre, Siyasî Partiler Kanununa göre, Türkiye’de siyasî parti kapatma davaları var maalesef. Bu konuda daha önce bir düzenleme gelmişti meclise, 2010 yılında bir anayasa değişikliği yapılıyordu; bu değişikliklerden birisi de siyasî parti kapatılmasının tamamen yasaklanması mahiyetinde bir değişiklikti. Ama meclisten o zaman geçmemişti. O tarihlerde ‘parti kapatması olmasın’ diyenler varsa, bunların o tarihte destek verip vermediğine bakılmasını öneririm. Anayasamızda parti kapatma var, bunun gerekçeleri ve sebepleri de var. İlk defa karşılaşılan durum da değil. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından dava açılıyor, Anayasa Mahkemesi bu konu ile ilgili incelemeler yaptıktan sonra karar verilecek. Sadece Türkiye’de değil, başka ülkelerde de siyasî partilerin kapatılması ile ilgili düzenlemeler, uygulamalar var. Gönül ister ki olmasın, ama siyasî partilerin kapatılmasını gerektiren hususlar ile ilgili de, siyasî partilerin hassasiyet göstermesi, ihlâllerde bulunmaması gerekir" dedi.



"Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun süreci ilk defa karşımıza çıkmıyor"


Vekilliği düşürülen Gergerlioğlu davasına da işaret eden Şentop, "Daha önce bu şekilde benzer bir olay yaşandı, bir değil 3 milletvekilinin 4 Haziran 2020’de milletvekillikleri sona ermişti. Biri sayın Berberoğlu’ydu. Diğer iki milletvekili de HDP’li milletvekiliydi. Dolayısıyla Ömer Faruk Gergerlioğlu ile ilgili süreç ilk defa karşımıza çıkan bir süreç değil. Anayasada çok açık bir şekilde, kesin hükmün genel kurula bildirilmesiyle milletvekilliğinin düşeceği yazıyor. Burada itiraz edilen hususlardan birisi, karar hukukîdir, değildir, adildir, değildir tartışması. Tabii ki herkes tartışabilir, ama bizi meclis başkanlığı olarak ilgilendiren, anayasadaki açık hükümde yer alan, kesin hüküm meselesidir. Ortada bir kesin hüküm var mı yok mu, kesin hükümlerden beğendiklerimizi uygulama, beğenmediklerimizi uygulamama gibi bir lüksümüz yok. Kesin hüküm, kesin hükümdür. Yanlışlık varsa hükümle ilgili, onun nasıl düzeltileceğine dair süreç de mevzuatımızda var. İkinci husus da, Anayasa Mahkemesi’ne ferdî başvuru yapıldı, bu bakımdan beklenmesi gerekirdi şeklinde. Bu da doğru değil. Daha önce de bunu konuştuk. Anayasa Mahkemesi’ne ferdî başvurular, hükmün kesinleşmesine engel değil. Bireysel başvuru ayrı bir mekanizmadır, nitekim sayın Berberoğlu ile ilgili Anayasa Mahkemesi’nin kararları doğru okunursa, o kararda da Anayasa Mahkemesi kesin hükmü kendisi kaldırmıyor, kaldıramıyor, böyle bir yetkisi yok. Kesin hükmün kaldırılması konusunda ilgili mahkemeye, 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne, İstanbul o zaman, kesin hükmün kaldırılmasına dair kararında ayrı bir cümle koyuyor. Bu bakımdan Anayasa Mahkemesi, zaten kaldıracaksa kendisi kaldırırdı, fakat bunu kaldıramayacağı için diğer mahkemeye havale ediyor. Bu bakımdan ferdî başvuru, kesin hükmün kesinleşmesini engellemiyor, ortada bir kesin hüküm var. Anayasa Mahkemesi’ndeki sürecin ne olacağını bilemiyoruz. Bir başka husus daha var; tedbir başvurusu yapılmış sayın eski milletvekili tarafından, bu tedbir başvurusunu Anayasa Mahkemesi reddetmiş. Daha önce benzer başvuruları reddediyordu ama, sayın Berberoğlu kararı sonrasında gelişmeleri dikkate alarak Anayasa Mahkemesi’nin ortada gecikmesinde sakınca olan bir durum olduğunu düşünmesi hâlinde tedbir kararı verme imkânı vardı, vermemiş. Bu bakımdan hukukî süreç olarak hiç kimsenin, karar şöyledir böyledir, okunmalı, okunmamalı tartışmasını yapmaya hakkı yok. Bunlar siyasî tartışmalardır. Kesin hüküm, genel kurula bildirildikten sonra milletvekilinin milletvekilliği düşer. Dolayısıyla genel kurulda bulunması, milletvekili olmayan herhangi bir vatandaşımızın orada bulunması, oraya girmesi gibi bir husustur. Bu mümkün değildir. Bundan daha ilerisi de yasama faaliyetlerinin engellenmesi gibi bir duruma varmaz diye ümit ediyorum. Verilen ceza hükmünün infazı ile ilgili ise, Adalet Bakanlığımız, ceza hukukçuları ifade edebilirler. Bir husus daha belirteceğim; 1994’te yaşanan olaylara atıf yapılıyor, hiçbir alakası yok. 1994 yılında yaşanan olayda bazı milletvekillerinin dokunulmazlığı kaldırılmıştı, milletvekillikleri devam ediyordu. Onların gözaltına alınması farklı bir süreç. Milletvekillikleri devam ederken, başka dosyalarla ilgili dokunulmazlıkları kaldırıldı. Burada ise, bir milletvekilinin, milletvekilliğinin sona ermesi söz konusu, o bakımdan birbirine benzemeyen iki statü karşılaştırılıyor. Burada teknik olarak bir kesin hüküm var, bu da okundu, milletvekilinin şahsı vesaire önemli değil, sadece anayasadaki bir hükmün gereği yerine getirilmiş oldu" ifadelerini kullandı.


AB’nin Türkiye üzerinde yaptırım planıyla ilgili kararlara ilişkin konuşan TBMM Başkanı Mustafa Şentop, "Onun detaylarını doğrusu bilmiyorum. Türkiye için olumlu bir gelişme şüphesiz. Müzakereler devam ediyor. Türkiye konusunda AB’nin geçen, hafta Avrupa Birliği Parlamantosu’nun Suriye üzerinden bir değerlendirme vardı; Türkiye ile ilgili bilgilerin, doğrudan Türkiye’den alınması. Türkiye’deki terör örgütlerinden, Türkiye’ye karşı terör faaliyeti yürüten örgütlerden veya bu örgütlerle ilişkili olan Avrupa’daki uzantılarından bilgi almak, Türkiye hakkındaki kararları değerlendirmeleri bunlar üzerinden yapmak çok hatadır, yanlıştır. Bununla ilgili olumlu gelişme olması muhtemelen müzakereler üzerindendir" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Malatya’da yüksek rakımlı bölgelerde çiğdem mesaisi Malatya’nın yüksek rakımlı bölgelerinde doğal olarak yetişen çiğdemler, bölge halkı tarafından toplanarak hem ekonomiye katkı sağlıyor hem de yeniden canlandırılması planlanan festivalle kültürel değer olarak yaşatılmak isteniyor. Malatya’nın kırsal bölgelerinde doğal olarak yetişen çiğdemler, vatandaşların yoğun ilgisini çekiyor. Sabahın erken saatlerinde doğaya çıkan vatandaşlar, dağlık ve taşlık arazilerde çiğdem toplarken, bazı çobanlar ise topladıkları ürünleri satarak aile ekonomisine katkı sağlıyor.Hekimhan ilçesine bağlı Söğüt Mahallesi kırsalında yaklaşık bin 800 rakımda toplanan çiğdemlerin, yetiştiği bölgeye göre Mayıs-Temmuz ayları arasında olgunlaştığı belirtildi. Toplanan çiğdemlerin il ve ilçe merkezlerinde satışa sunulduğu ifade edildi. Hekimhan Söğüt Mahallesi Muhtarı İsmail Yaşar, çiğdemin bölgeye özgü önemli bir bitki olduğunu belirterek geçmiş yıllarda bölgede çiğdem festivali düzenlendiğini hatırlattı. Festivalin yeniden hayata geçirilmesi için çalışma yürüttüklerini ifade eden Yaşar, "Çiğdem bölgemize has bir bitki. Sağlık açısından faydalarıyla ilgili üniversitelerde çalışmalar yürütülüyor. İnşallah belediyemiz ve sponsorlarımızın desteğiyle bu yıl festivali yeniden düzenlemeyi hedefliyoruz" dedi. Çiğdemin ekonomik katkı sağladığını da kaydeden Yaşar, "Çobanlarımız topladıkları çiğdemleri il merkezi ve ilçe merkezlerinde satıyor. Gurbetçilerimiz yoğun talep gösteriyor. Kargoyla gönderimler yapılıyor. Bu da aile ekonomisine katkı sağlıyor" ifadelerini kullandı. Yaşar ayrıca, bitkinin sağlık alanındaki faydalarına ilişkin akademik çalışmaların sürdüğünü ve çalışmalar tamamlandıktan sonra tescil süreci için girişimlerde bulunacaklarını söyledi.
İstanbul Şampiyon Galatasaray sezonu Kasımpaşa’da tamamlayacak Şampiyon Galatasaray, Trendyol Süper Lig’in 34. ve son haftasında yarın Kasımpaşa’ya konuk olacak. Trendyol Süper Lig’in 34. ve son haftasında şampiyon Galatasaray yarın saat 20.00’de deplasmanda Kasımpaşa ile mücadele edecek. Ligde sarı-kırmızılıların 24 galibiyet, 5 beraberlik ve 4 mağlubiyet sonucunda 77 puanı bulunuyor. Lacivert-beyazlılar ise 7 galibiyet, 11 beraberlik ve 15 mağlubiyet sonucunda topladığı 32 puanla 14. sırada yer alıyor. Geçtiğimiz hafta evinde oynadığı Antalyaspor’u mağlup ederek şampiyonluğunu ilan Galatasaray, ligin son haftasında Kasımpaşa’yı mağlup ederek sezonu tamamlamak istiyor. 44. randevu Kasımpaşa ile Galatasaray, Süper Lig tarihinde bugüne kadar 43 kez karşı karşıya geldi. Söz konusu müsabakalarda sarı-kırmızılılar 27 defa sahadan galip ayrılırken, Paşa ise 7 kez rakibini mağlup edebildi. 9 maçta ise kazanan taraf çıkmadı. Rekabette Aslan’ın 90 golüne, lacivert-beyazlılar 48 golle yanıt verdi. Ligin ilk yarısında RAMS Park’ta oynanan maçı Galatasaray 3-0’lık skorla kazandı. Deplasman karnesi Galatasaray, Süper Lig’de mağlubiyetlerinin hepsini deplasman maçlarında yaşadı. Sarı-kırmızılılar söz konusu 16 karşılaşmada 11 galibiyet, 1 beraberlik ve 4 mağlubiyetle 34 puan topladı. Aslan dış sahada son olarak Samsunspor ile karşı karşıya gelirken, rakibine 4-1’lik skorla yenildi. Ligin en golcü ve en az gol yiyen takımı Galatasaray, Süper Lig’de hücumda ve savunmada da zirvede yer alıyor. Sarı-kırmızılılar ligde çıktığı 33 mücadelede rakip fileleri 77 kez havalandırdı ve ligin en golcü takımı. Aslan ayrıca Göztepe ile birlikte 29’ar golle en az gol yiyen takım konumunda bulunuyor. Victor Osimhen cezalı Galatasaray’da, Kasımpaşa maçında Nijeryalı futbolcu Victor Osimhen, sarı kart cezasından dolayı forma giyemeyecek. Sakatlıkları bulunan Gabriel Sara ile Yaser Asprilla’nın da forma giymesi beklenmiyor. Adnan Deniz Kayatepe düdük çalacak Kasımpaşa ile Galatasaray arasında oynanacak maçı hakem Adnan Deniz Kayatepe yönetecek. Kayatepe’nin yardımcılıklarını Murat Tuğberk Curbay ile Osman Gökhan Bilir yapacak. Maçın dördüncü hakemi ise İlker Yasin Avcı olacak.
Aydın Altı Nokta Başkanı Özen: "Erişilebilirlik, bağımsız yaşamın temelidir" Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile ilan edilen Erişilebilirlik Günü’ne dikkat çeken Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şubesi Başkanı Bayram Özen; "Erişilebilirlik, bağımsız yaşamın temelidir" dedi. Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şubesi Başkanı Bayram Özen, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nın son günü ve Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile ilan edilen "Erişilebilirlik Günü" dolayısıyla bir basın açıklaması yayımladı. Başkan Özen, erişilebilirliğin engelli bireyler açısından bir tercih ya da ayrıcalık değil, temel bir insan hakkı olduğunu belirterek, erişilebilirlik kültürünün toplumun tüm kesimleri tarafından sahiplenilmesi gerektiğini ifade etti. Engelliler Haftası boyunca Aydın’da gerçekleştirilen etkinlikler, farkındalık çalışmaları ve kurum ziyaretleriyle görme engelli bireylerin yaşadığı sorunları kamuoyunun gündemine taşıdıklarını kaydeden Özen, özellikle erişilebilirlik konusunda toplumsal duyarlılığın artırılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Hafta kapsamında düzenlenen farkındalık yürüyüşüne de değinen Özen, yürüyüş sırasında bir aracın kaldırım rampasını kapatmış olmasının dikkat çekici bir tablo ortaya koyduğunu belirterek "Engelliler Haftası kapsamında gerçekleştirdiğimiz yürüyüş sırasında bir aracın kaldırım rampasını kapatmış olması, erişilebilirlik konusunda hala ciddi bir bilinç eksikliği bulunduğunu göstermiştir. Erişilebilirlik yalnızca fiziki düzenlemelerden ibaret değildir. Erişilebilirlik; engelli bireylerin bağımsız, güvenli ve eşit bir yaşam sürdürebilmesinin temel şartıdır" dedi. Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan genelgeyle 16 Mayıs’ın "Erişilebilirlik Günü" olarak ilan edilmesini son derece kıymetli bulduklarını ifade eden Bayram Özen, söz konusu yaklaşımın yalnızca sembolik düzeyde kalmaması gerektiğini vurguladı. Özen açıklamasında "Cumhurbaşkanlığımız tarafından ilan edilen Erişilebilirlik Günü’nü son derece önemli ve değerli buluyoruz. Bu yaklaşım, engelli bireylerin toplumsal yaşama tam ve eşit katılımı açısından güçlü bir iradenin ortaya konulduğunu göstermektedir. Ancak erişilebilirlik anlayışı yalnızca belirli günlerde hatırlanan bir konu olmamalı, sokakta, kaldırımlarda, toplu taşımada, kamu kurumlarında, dijital platformlarda ve hayatın her alanında eksiksiz şekilde uygulanmalıdır" ifadelerini kullandı. Hafta boyunca kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve çeşitli paydaşlarla gerçekleştirilen temasların önemine de değinen Özen, erişilebilir bir Türkiye hedefi doğrultusunda toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini ifade etti.
Gaziantep Nostaljik perde ve halıları sanat eserine dönüştürüyor Gaziantep’te çocukluk döneminde başladığı resim çizme serüvenine farklı ve dikkat çeken bir boyut kazandıran ressam Ferhat Gümüş, nostaljik perde ve halıları tuval olarak kullanarak sanatına yenilik katıyor. Gaziantep’te yaşayan 25 yaşındaki ressam Ferhat Gümüş, bir zamanlar neredeyse her evde olan çiçek desenli perdeler ile eski halıların üzerine fırça ve sprey boyalarla portre çalışmalar yapıyor. Bir dönem evlerin pencerelerini süsleyen ve nostalji rüzgarları estiren perdelerin üzerine çeşitli portre ve figürler çizen genç ressamın yaptığı çalışmalar büyük beğeni topluyor. Hikayesi olan insanları çiziyor Özellikle 80’ler ve 90’ların simgesi olan yoğun çiçek desenli perdelere Gaziantep’in simgelerinden biri haline gelen "Çingene Kızı" başta olmak üzere hikayesi olan insanları çizen Gümüş, talep üzerine tarihi şahsiyetleri de halı ve perdelere çizerek onları sanatıyla ölümsüzleştiriyor. Eski dönemlerde pencereleri kapatmak amacıyla kullanılan ve üzerinde çeşitli motifler barındıran ağır duvar halıları ve perdeleri tuvale dönüştürerek, resimlerini modern sanatla buluşturuyor. Hem geçmişe hem de geleceğe iz bırakıyor Klasik resim anlayışının dışına çıkan, eski halı ve nostaljik perdeler üzerinde sanatsal çalışmalar yapan Gümüş, geleneksel ve çağdaş sanatı özel çalışmalarıyla buluşturarak hem geçmişe hem de geleceğe iz bırakıyor. "14 yıldır ressamlık yapıyorum" Eski halı ve nostaljik perdeleri tuvale dönüştürerek resimlerini modern sanatla buluşturduğunu ifade eden Gümüş, "14 yıldır ressamlık yapıyorum. Küçükken 62’den ya da 26’dan tavşan yapılıyordu. Evde ablam 62’den ve 26’dan tavşan yapmayı gösterdi ve bana çok enteresan gelmişti. Daha sonra bütün rakamlardan ve harflerden bir şeyler oluşturmaya çalıştım. Bir şeyleri buldukça da çok mutlu oldum. İnsanlar, ‘küçük yaşta bunu nasıl yaptın?’ diyerek hayretler içinde kalınca daha mutlu oldum. Resim çizmeye devam ettim ve kendimi geliştirmeye başladım. Üniversitede sadece teknik resim yapmayı görmüştüm. Mimari dekorasyon bölümünü okudum. Bölümde çamurla çömlek yapılıyordu ama beni çok tatmin etmedi. Daha çok resim yapmaya yöneldim. Teknik resimlerle ilerledim. Ondan sonra bir şirkette tasarımcı olarak çalıştım. Daha sonra eski halı ve perdelerin üzerine resim çizmeye başladım" dedi. "Eski hatıraları canlandırmayı seviyorum" Geleneksel ve nostaljik motiflerin toplum tarafından sevildiğini belirten Gümüş, "Eski halı ve perdeleri tuval olarak kullanmadan önce cadde ve sokaklardaki karalanmış duvarların üzerine çizimler yapmaya başladım. Duvarları kullanmamın sebebi duvarlarda insanların bıraktığı izlerden ötürü onları bir şekle çevirmek istedim. Bu şekilde kendimi geliştirdim. Daha sonra halı ve perdeleri kullandım. Perdelerde çocukluğumuzun popüler perdeleriydi. İnsanlar bu perdelere baktıkları zaman çocukluluğuna gidiyor ve hatıralarını hatırlıyorlar. Ben de eski hatıraları canlandırmak ve sanatımı yansıtmak için eski halı ve perde kullanıyorum" şeklinde konuştu. "Halıların üzerine portre çizmeyi seviyorum" Eski perde ve halıların üzerine hikayesi olan insanları ve yaşlı insanların yüzlerini çizmeyi sevdiğini dile getiren Gümüş, "Yaşlı insanların yüzlerindeki çizgilerin her biri bir hatıra ve halılardaki her bir desende de farklı bir hikaye olduğuna inanıyorum. İnsanlar bu halı ve perdeleri görünce çok mutlu oluyor. Ben de çok mutlu oluyorum. Halıların üzerine portre çizmeyi seviyorum. Yeni yaptığım bir perde de sokak sanatçılarının kendi imzaları var. Bunlar benim çok sevdiğim insanlar ve her birinden imzalarını aldım. Bu perde benim için tamamen özel bir perdedir. İki tane halım var. Birinde genç ve güzel bir kadın var. Diğerinde yaşlı, yüzünde bir hikaye barındıran ve baktıkça bir şey anlatmaya çalışıyormuş hissiyatı veren yaşlı bir kadın var. Her perdenin kendi hikayesi ve üzerindeki insanın da kendi ayrı hikayesi var. Bunlar birleştikçe ayrı bir bütün oluyorlar ve gözüme daha estetik geliyor. İnsanların bu perdelere ve halılara baktıkça kendinden bir anı bulmaları beni çok mutlu ediyor" diye konuştu.