SAĞLIK - 31 Mart 2021 Çarşamba 12:35

Şener, Çanakkale’de artan korona virüs tablosunu değerlendirdi

A
A
A
Şener, Çanakkale’de artan korona virüs tablosunu değerlendirdi

Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan illere göre haftalık vaka haritasında yüksek risk grubu olan turuncu kategoride yer alan Çanakkale, çok yüksek risk grubu olan kırmızı kategoriye geçti.

Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan illere göre haftalık vaka haritasında yüksek risk grubu olan turuncu kategoride yer alan Çanakkale, çok yüksek risk grubu olan kırmızı kategoriye geçti. Yapılan bütün ikazlara rağmen vatandaşların kalabalık alanlarda çoğu zaman maske ve mesafe kurallarını hiçe saydığı gözlendi. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Şener, “Virüse ait faktörler var. Varyant virüs daha yaygın görüldüğü için bunu ona bağlıyoruz. Bir diğer şey de tabii ki insan davranışları ve insan hareketlerinin bir türlü önlenememesi” dedi.


Sağlık Bakanlığı’nın Covid-19 verilerinin dün akşam paylaşılmasının ardından Çanakkale’nin yüksek risk grubundan, çok yüksek riskli gruba geçtiği görüldü. Vaka sayılarının artmasını hem varyant virüsün güçlü olduğuna hem de insan faktörüne bağlı olduğuna dikkat çeken ÇOMÜ Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Şener, “Çanakkale artış olan iller arasında ilk 3 içerisinde. Türkiye’nin geneliyle kıyasladığımız zaman bu artış normal. Çünkü, ülkenin genelinde de artık 58 vilayetin 4’te 3’ü kırmızı kategoriye geldi. Aslında bunun neden ve sonuçları aşağı yukarı belli. Virüse ait faktörler var. Varyant virüs daha yaygın görüldüğü için bunu ona bağlıyoruz. Bir diğer şey de tabii ki insan davranışları ve insan hareketlerinin bir türlü önlenememesi. Teknik olarak baktığımızda aslında Türkiye’nin geneli ve Çanakkale dahil olmak üzere, kontrollü normalleşme ve kontrollü kapanma arasında gidip, geliyoruz. Bu çok sağlıklı bir süreç olmadığını gösteriyor. Hep aynı şeyler üzerinde duruyoruz. İstisnalar genel kaideleri bozmaz prensibiyle hareket ettik bu zamana kadar ama gördüğümüz istisnai durumlar ciddi anlamda vaka yükü ve sayısı anlamında artışa katkısı bulunuyor” dedi.


“Çift maske kullanmamız gerekiyor”


İnsanların kurallara uyması ve gerekmedikçe dışarı çıkmamasını belirten Prof. Dr. Alper Şener, “Bundan sonraki süreçte neler yapmak lazım? Birey ve toplumsal olarak aynı sorumluluğu hissederek, hafta içi serbestlik olsa dahil olabildiğince dışarı çıkmamak lazım. Dışarıda geçirdiğimiz süreyi minimum da tutmak lazım. Toplu taşıma kullandığınız zaman mutlaka çift maske kullanmanız lazım. Toplu taşımalarda olabildiğince kalabalıklaşmayı önleyici çözümler üretilmesi gerekiyor; yolcu sayısının kısıtlanması, ek seferlerin koyulması gibi” diye konuştu.


“Kesinlikle ev ziyaretleri yapılmamalı”


Türkiye’de dolaşan varyant virüsün aşırı derecede bulaşıcı olduğunu ve insanların kendilerini koruması gerektiği söyleyen Prof. Dr. Şener, “Ev ziyaretlerinin artık kesinlikle yapılmaması lazım. Şuna ciddi anlamda şahit oluyoruz. Eline, manava ve bakkala gider gibi poşet alıp, ev ziyaretlerine gidenler var. Evde 4-5 kişiden fazla toplanmamanız lazım. Çünkü, virüsün kişiden kişiye bulaşma öykülerine baktığımızda ‘Kapı aralığından sadece bir evrak bıraktım, maskesiz 1 dakika görüştük’ diye öykü veren hastalarımız var. Dolayısıyla Türkiye’de şuanda dolaşan varyant virüs, aşırı derece bulaşıcı ve kendimizi korumamız gerekiyor” şeklinde konuştu.


“Şehirlerarası kısıtlamaya öncü bir durum yok”


Ramazan ayı ve bayram zamanında şehirlerarası yolculuklarda artış beklenmesine rağmen ekstra bir kısıtlama getirilmesine de gerek olmadığına vurgulayan Şener, “Şehirlerarası kısıtlamalar için önümüzdeki 1,5-2 aylık periyotlara bakmamız lazım ama teknik olarak şuanda baktığımızda her ilin oranı aşağı yukarı aynı olduğuna göre, şehirlerarası kısıtlamaya öncü bir durum yok. Yani, düşük olan bir ilden yüksek olan bir ile seyahat dediğimiz tablo aslında söz konusu değil gibi görünüyor. Zaten hemen hemen Türkiye’nin tamamı kırmızı kategoride. Şırnak hariç, hasta oranı eşit olarak dağılmış görünüyor. Dolayısıyla şehirlerarası kısıtlamanın buna bir faydası olacağını düşünmüyorum. Öncelikle şehirlerin içerisinde kontrol etmek lazım virüsü, eğer kontrol edecek duruma gelemeyecek ise genel yasak ve kapatmalar gibi tablolar düşünülebilir” dedi.


“Olabildiğince ibadetlerimizi evde yapmamız gerekiyor”


Ramazan ayında teravih namazlarının serbest olmasına rağmen, olabildiğince ibadetlerin evde yapılması gerektiğine belirten Şener, “Ramazan ayında ibadet ile ilgili bazı istisnai durumlar olacaktır. Özellikle teravih namazlarının serbest bırakılması gibi bir durum var ama bunun serbest bırakılmasını şöyle algılamamak lazım; ‘Gidin, ibadetinizi orada yapın’ gibi algılamamak lazım. O dönemlerde de yine bulaşıcılığın devam edeceğini bilmemiz gerekiyor. Olabildiğince ibadetlerimizi de evde yapmamız gerekiyor” diye konuştu.


“Toplu iftar ve sahur yasak ama ailelere bir araya gelip organizasyon yapıyor”


Geçtiğimiz yıl Ramazan ayında vatandaşların evlerde toplanarak iftar ve sahur programları yaptıklarını, bunların da bulaşı riskini arttırdığını kaydeden Şener, “Toplu iftar ve aktiviteler zaten yasaklandı ama bunu ev içi birleşme yani birden çok evin birleşmesi durumuna çevirmememiz lazım. Geçtiğimiz dönemde bunlara şahit olduk. Toplu iftar ve sahur yasak ama 3- 5 aile bu sefer yine bir araya gelip, sahur ve iftar organizasyonu yapıyor, bu da tehlikeli bir durum” dedi.


“60 günlük periyot çok tehlikeli ve önemli”


Virüsle mücadele konusunda son 2 aylık sürecin çok önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Şener, “Önümüzdeki 60 günlük periyot çok tehlikeli ve önemli. Çünkü, olgu sayısı bu hızla devam edecek olursa, beklenmeyen ya da önlenemeyen ölüm sayısı çok ciddi oranda artacaktır. Hastanelerde ciddi oranda yatak sayısı baş gösterecektir, yoğun bakımda yer sayısı baş gösterecek, sağlık personelinin maddi ve manevi tükenmişliği baş gösterecek ve dolayısıyla hizmet aksayacaktır. Vatandaşlarımızdan 60 günlük bir periyotta özveri bekliyoruz. Bu özveri sürecinde de ne yapmamız gerekiyor? Aşılamalarımızı yaygınlaştırıp, uygulamamız lazım. Eğer hep birlikte bu işe inanırsak, bütün önlemlere harfiyen uyarsak mutlaka bu virüsün dağılım hızını kesmiş olacağız. Çünkü, önümüzde çok güzel örnekler var. Mesela, İngiltere örneği var. Kasım ayında her taraf kırmızı iken şuanda neredeyse artık her yerde maskesiz ve mesafesiz periyoduna varan devam eden bir mücadeleyi başarılı bir şekilde tamamladı İngiltere. Önümüze güzel bir örnek olabilir. Bence, şiarımızın bu olması lazım” şeklinde konuştu.


Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan haftalık Covid-19 verilerine göre Çanakkale’deki korona virüs artış tablosu şu şekilde; 8-14 Şubat 37,61, 15-21 Şubat 43,76, 20-26 Şubat 81,51, 27 Şubat- 5 Mart 107,29, 6-12 Mart 149,76, 13-19 Mart 202,75 ve 20-27 Mart 348,81 olarak belirtildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Dursun Özbek: "Icardi bizim ikon oyuncumuz kendisi ile yeni sezon için görüşeceğiz" Galatasaray’ın RAMS Park’ta yaptığı şampiyonluk kutlamasının ardından Başkan Dursun Özbek gelenek olduğu üzere kupayı Galatasaraylılar Derneği’ne getirdi. Özbek, burada yaptığı açıklamada, "Icardi bizim ikon oyuncumuz kendisi ile yeni sezon için görüşeceğiz" dedi. Galatasaray 26. şampiyonluğunu 15 Mayıs’ta RAMS Park’ta düzenlenen tören ile kutladı. Törenin ve kutlamanın ardından Galatasaray Başkanı Dursun Özbek ve yöneticiler şampiyonluk kupasını gelenek olarak Galatasaraylılar Derneği’nin Beşiktaş’ta bulunan binasına getirdi. Özbek, burada yaptığı açıklamada, "26. şampiyonluğumuzu kutladık. Icardı ile görüşmemiz var, inşallah görüşeceğiz. Icardi bizim sevdiğimiz bir oyuncumuz, ikonumuz. Galatasaray’a çok şeyler kattı. Dolayısıyla kendisi ile görüşeceğiz" diye konuştu. "Bekledik gelmediler" Özbek, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) yetkililerinden kimsenin stada gelmemesi ile ilgili, "Bilmiyorum gelmediler. Bekledik ama gelmediler" yorumunda bulunurken, Lucas Torreira ile ilgili, "Torreira bizim oyuncumuz niye gitsin" sözlerini sarf etti. Hedef: 27. şampiyonluk Galatasaray olarak hedeflerinin 27. şampiyonluk olduğunu söyleyen Başkan Özbek, "Hedefimiz 27. şampiyonluk. Hazırlıklarımıza zaten başladık. İnşallah bu sezonda ipi göğüsleyip önce stadımızda kutlayacağız sonra kupayı evimize, cemiyetimize getireceğiz. Bugün de bu yüzden buradayız. Cemiyet bizim her şeyimiz, Galatasaray’ın doğduğu yer. Buradaki kardeşlerimizle mutluluğumuzu paylaşacağız" ifadelerini kullandı. Geleneğin devam ettiğini söyleyen Galatasaraylılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin Sinan Aslan da, "Kupanın cemiyete gelmesi bir gelenek. Başkanımız da bizi onurlandırdı, kupayı yine buraya getirdi. Çok mutluyuz. İnşallah seneye Avrupa’da daha başarılı olup Dursun abi başkanlığını taçlandıracak" diye konuştu.
İstanbul 110 kişinin gözaltına alındığı yasadışı bahis operasyonunda 98 tutuklama İstanbul merkezli 35 ilde siber polisi tarafından düzenlenen ve 110 kişinin gözaltına alındığı yasadışı bahis operasyonunda 98 kişi gözaltına alındı. Yapay zeka destekli programlar kullanılarak yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinde bulunan 5 bin siteye erişim engeli gelen operasyonda tutuklananların yanı sıra 6 kişiye ev hapsi ve 6 şüpheliye de yurtdışına çıkış yasağı ve imza adli kontrol tedbiri cezası uygulandı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalarda yasadışı bahis şebekelerine büyük darbe vuruldu. Yapay zeka destekli programlar kullanılarak yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen şüphelilere şahıslara yönelik bu sabah İstanbul merkezli 35 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda Gözaltına alınan 110 kişinin 98’i tutuklanırken 6 kişiye ev hapsi ve 6 şüpheliye de yurtdışına çıkış yasağı ve imza adli kontrol tedbiri cezası uygulandı. 10 bin 202 siteye erişim engeli de uygulanmıştı Öte yandan operasyon kapsamında yasadışı sanal bahis ve kumar faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen 5 bin, bu sitelerin reklamını yaparak mobil kullanıcıları yönlendiren 111 ve ödeme işlemlerine aracılık ettiği belirlenen 40 olmak üzere toplam 5 bin 151 URL adresine de erişim engeli kararı alındığı kaydedilmişti.
Muğla Bodrum’da film gibi dolandırıcılık Muğla’nın Bodrum ilçesinde bir kadını "evlilik ve iş ortaklığı" vaadiyle, bir başka kişiyi de "kamu arazisinin kendi adına tapulanması için belediyeyi aracı kılma" suretiyle toplam 105 milyon TL dolandırdığı iddia edilen 8 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bodrum’da yaşayan bir kadın; Bodrum’daki 35 milyon TL değerindeki evi ile İzmir’deki 10’ar milyon TL değerindeki iki ayrı evinin, 700 bin TL değerindeki ziynet eşyasının, banka hesaplarında ve kredi kartlarında bulunan yaklaşık 10 milyon TL parasının "evlilik ve iş ortaklığı" vaadiyle elinden alındığı gerekçesiyle Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. Başlatılan soruşturma kapsamında, bir başka şahsın da Yalıkavak Mahallesi’nde yaklaşık 30 milyon TL değerindeki evi ile banka hesaplarından gönderdiği yaklaşık 10 milyon TL parasının elinden alındığı belirlendi. Böylece iki vatandaşın toplamda 105 milyon 700 bin TL değerinde taşınmaz, nakit para ve ziynet eşyasının hileli yöntemlerle elinden alındığı tespit edildi. Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında jandarma ekiplerince, 12 Mayıs günü Muğla’nın Bodrum ilçesi merkezli olmak üzere Adana ve Şanlıurfa illerinde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Ekipler, suç örgütü lideri olduğu belirlenen H.İ.S. ile biri zaten cezaevinde tutuklu bulunan toplam 14 kişi hakkında gözaltı kararı uyguladı. Bugün adliyeye sevk edilen şüphelilerden suç örgütü lideri H.İ.S. ile R.T., L.S., Ş.Ö., M.G., H.İ. ve K.Ö. tutuklanırken; M.Y., V.O. ve S.B.Ç. hakkında adli kontrol kararı verildi. Hakkında gözaltı kararı çıkartılan B.K.’nin ise başka bir suçtan zaten cezaevinde bulunduğu öğrenildi. Öte yandan şüphelilerin dolandırıcılık yöntemleri pes dedirtti. Dolandırıcılık eyleminde iş bölümü yapan şahıslardan L.S.’nin taşınmaz satışlarında vekalet alıp müştekileri ikna ettiği; Ş.Ö. ve M.G.’nin kendilerini "belediye encümeni" olarak tanıtarak hesaplarına para gönderttiği; R.T.’nin sözde belediye encümeniyle toplantılara katılarak müştekileri ikna ve tehdit ettiği; H.İ.’nin müştekileri ikna etmede ve taşınmazların satışında rol oynadığı, cezaevinde bulunan B.K.’nin ise müştekilere yönelik tehdit eylemlerinde yer aldığı belirlendi.