KÜLTÜR SANAT - 07 Mayıs 2021 Cuma 14:50

Troya Müzesi ‘2020 Yılı Avrupa Yılın Müzesi Özel Ödülü’nün sahibi oldu

A
A
A
Troya Müzesi ‘2020 Yılı Avrupa Yılın Müzesi Özel Ödülü’nün sahibi oldu

Beş bin yıllık Troya tarihine ışık tutan ve geçmişten bu zamana kadar birçok eserin yer aldığı Troya Müzesi, 2020 Yılı Avrupa Yılın Müzesi Özel Ödülü’ne layık görüldü.

Beş bin yıllık Troya tarihine ışık tutan ve geçmişten bu zamana kadar birçok eserin yer aldığı Troya Müzesi, 2020 Yılı Avrupa Yılın Müzesi Özel Ödülü’ne layık görüldü.


Troya Müzesi 18 Mart 2019 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ziyarete açıldı. Geçtiğimiz yıl Türkiye çapında yapılan bir yarışmada ‘Yılın En Başarılı Müzesi’ seçilen Troya Müzesi, ziyarete açıldığı ilk yıl da Avrupa’da Yılın Müzesi Ödülü’ne başvuru yapmıştı. Pandemi nedeniyle ertelenen 2020 yarışmasının sonuçları dün akşam açıklandı. Yaklaşık 1 yıllık ertelemenin ardından 6 Mayıs günü EMYA kurumsal youtube hesabı üzerinden Avrupa Konseyinin himayesinde Müze Forumu (EMF) tarafından her yıl verilen en uzun soluklu ve en saygın müzecilik ödülleri olan ‘Avrupa Yılın Müzesi Ödülleri’ sahiplerini buldu.



“Cardiff’in bize şans getireceğine inanmıştık”


Konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulunan Troya Müze Müdürü Rıdvan Gölcük, “Bildiğiniz gibi dün çok güzel bir haber aldık. Troya Müzesi, ‘Avrupa Yılın Müzesi Özel Ödülü’nü ülkemize getirdi. Aslına bakılırsa biz bu ödüle 2019 yılında başvurmuştuk. The European Museum of the Year Award (EMYA) kısa bir süre sonra başvurumuzu kabul etti ve 2019 yılının 5 Aralık gününde de Avrupa’da Yılın Müzesi Ödülü’nde Troya Müzesi’nin finale kaldığını sayın bakanımız duyurdu. Final ise 2020 yılının 29 Nisan - 2 Mayıs tarihleri arasında Cardiff’te gerçekleşecekti. Cardiff’te olması tabii ki bizler için çok anlamlıydı. Rahmetli Naim Süleymanoğlu’nun milli formayı ilk kez sırtına geçirdiği ve milli formayla ilk Avrupa birincilikleri kazandığı yerdi. Biz de hep diyorduk ki burası bize de, Troya Müzesi’ne de şans getirecek. Fakat hiç beklenmedik şekilde pandemi hayatımıza girdi ve final önce Haziran ayına ardından da süresiz olarak ertelendi. 2020 yılı içerisinde gerçekleştirilemedi. Final, 2021 yılının Mayıs ayına gelindiği zaman 6 Mayıs günü online yapılacağı bildirildi ve ekranlarımızın karşına geçtik” dedi.



“Hıdırellez Bayramı’nda ayrı bir güç bulduk”


Hıdırellez dolayısıyla ayrı bir güç bulduklarını ifade eden Gölcük, “6 Mayıs konusunda da içimizde bir umut vardı, arkadaşlarımızla da bunu paylaştık. 6 Mayıs Hıdırellez Bayramı’nın olduğu gündü. Kul sıkışınca ‘Yetiş ya Hızır, kurtar ya İlyas’ der ya, biz de güç bulmak istedik. Çok şükür o gücü ve kuvveti de bulduk ve dün bu güzel haberi aldık. Troya Müzesi 2020 Yılı Avrupa Yılın Müzesi Özel Ödülü’ne layık görüldü” diye konuştu.



“Çeyrek asırlık açlığımıza Troya Müzesi son verdi”


1997 yılından bu zamana kadar Türkiye’nin müzecilik anlamında ödül alamadığını ve bu açlığı Troya Müzesi’nin giderdiğini kaydeden Gölcük, “Bu ödül sadece Troya Müzesi’nin ödülü değil. Bu ödül; Türk müzeciliğinin ve Türkiye’ye kazandırılmış bir ödül. Geçmişte 1997 yılında Anadolu Medeniyetleri Müzesi büyük ödülü almıştı ve o tarihten bugüne kadar yaklaşık çeyrek asırdır bir kamu müzesi bu ödülle buluşamamıştı. Ve çok şükür Troya Müzesi bu açlığımıza son verdi. Duyguları ifade etmek çok zor. Uzun yıllardır arkadaşlarımızla birlikte mücadele veriliyor. Dolayısıyla bu ödül; Çanakkale’nin, ülkemizin, İlyada Destanı’nı yazan Homeros’un, Troya’lı kahraman Hektor’un ödülü” dedi.



“Troya Müzesi European Museum Academy yarışmasında yarışıyor”


Troya Müzesi’nin aldığı ikinci ödül olduğuna ve şu anda Avrupa’da başka bir yarışmada boy gösterdiğini de sözlerine ekleyen Gölcük, “Bu müzemiz için ikinci ödül oldu. Geçtiğimiz yıl da Türkiye çapında yapılan bir yarışmada ‘Yılın En Başarılı Müzesi’ seçilmişti Troya Müzesi ve EMYA onun ardından ikincisi oldu. Sizinle de duyurmuş olalım, müzemiz Avrupa’da bir diğer yarışmada European Museum Academy yarışmasına başvurdu ve şu anda burada yarışıyor. Eylül ayında inşallah onun sonucu açıklanacak. Ondan da güzel haberleri alarak inşallah sizlerle paylaşmak istiyoruz” diye konuştu.



Troya Müzesi’ne 1,5 milyon sanal ziyaretçi


Türkiye’nin ilk sanal müzelerinden biri olan Troya Müzesi’nin pandemi sürecinden bu zamana kadar yaklaşık 1,5 milyon ziyaretçi sayısına ulaştığını da kaydeden Gölcük, “11 Mart’ta ilk pandemi vakasıyla karşılaşıldığında Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlükleri’miz yaklaşık 1 hafta sonra Troya Müzesi’nin Sanal Müzesi’ni açmış ve aktif hale getirmişti. Türkiye’deki ilk sanal müzelerden biri ve bugüne gelindiğinde yaklaşık 1,5 milyonluk ziyaretçiye ulaştık. Bu anlamda, ödül sonrasında daha da artacağını umut ediyoruz. Troya Müzesi süratle büyümeye devam ediyor. Çok genç bir müze ama arkasında Homeros, Troya ve Çanakkale var. Hem ülkemizde hem de uluslararası arenada kuvvetle kendini fark ettiren, adından söz ettiren bir müze olmayı başardı” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Uşak Yaşlı adamı tarlada bıçaklayarak öldüren şüpheli tutuklandı Uşak’ta tarım arazisinde ölü bulunan 63 yaşındaki Gürsel Arı’nın cinayet şüphelisi, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Olay, 11 Mayıs’ta Uşak merkeze bağlı Kemalöz Mahallesi yakınlarında bulunan bir tarım arazisinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, bölgede hareketsiz halde yatan bir şahsı fark eden vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine 112 Sağlık, polis ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince yapılan kontrollerde, boğazında bıçak kesiği bulunan şahsın hayatını kaybettiği belirlendi. Yapılan kimlik tespitinde hayatını kaybeden kişinin Gürsel Arı (63) olduğu öğrenildi. Arı’nın cenazesi, olay yerindeki incelemelerin ardından Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. Uşak İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen soruşturma kapsamında, olay günü Gürsel Arı ile birlikte bölgede bulunan kişinin N.K. (42) isimli kadın olduğu tespit edildi. N.K.’nin olayın ardından şehir merkezinde bir özel hastaneye başvurduğu, ardından Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilerek tedavisinin sürdüğü öğrenildi. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan N.K., Gürsel Arı ile arkadaş olduklarını ve olay günü birlikte tarım arazisine gittiklerini belirtti. N.K., burada bir süre sonra tanımadıkları bir şahsın yanlarına geldiğini, bu kişinin Gürsel Arı’yı bıçakladığını, ardından kendisini ağaçlık alana götürerek bıçakladığını ve daha sonra kaçtığını iddia etti. N.K., olayın ardından otobüsle şehir merkezine gittiğini, burada vatandaşların ve şoförün durumundan şüphelenerek kendisine yardım etmek istediğini ancak yardım teklifini kabul etmediğini, daha sonra bir arkadaşına durumu anlattığını ve birlikte hastaneye başvurduklarını ifade etti. 300 saatlik kamera incelemesiyle şüpheli tespit edildi Uşak İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince başlatılan çalışmalarda, çevrede bulunan yaklaşık 60 güvenlik kamerasına ait 300 saatlik görüntüler titizlikle incelendi. Yapılan incelemelerde olay yerinin yakınlarında şüpheli tavırlar sergileyen ve ormanlık alandan koşarak uzaklaştığı değerlendirilen bir şahıs tespit edildi. Yapılan çalışmalar sonucunda şüphelinin R.K. (20) olduğu belirlendi. Şüpheli, ekiplerce Aybey Mahallesi’ndeki adresine düzenlenen operasyonla yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki ifadesinde cinayeti işlediğini itiraf ettiği öğrenilen şüpheli, işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüpheli R.K., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Muş Muş İl Özel İdaresi araç filosunu güçlendirdi Muş Valiliği öncülüğünde, kırsal bölgelerde sunulan hizmetlerin daha etkin yürütülmesi amacıyla Muş İl Özel İdaresi bünyesine 165 milyon TL değerinde 40 yeni araç kazandırıldı. Muş Valiliği koordinesinde Muş İl Özel İdaresi tarafından hizmet kapasitesinin artırılması amacıyla satın alınan yeni araçlar düzenlenen programla teslim edildi. Toplam 165 milyon TL yatırım bedeliyle alınan 14 hizmet aracı ve 26 iş makinesiyle araç filosu güçlendirildi. Özellikle kırsal mahallelerde yürütülen yol yapım, bakım-onarım, karla mücadele, altyapı ve içme suyu çalışmalarında kullanılacak araçların hizmet kalitesini önemli ölçüde artırması hedefleniyor. İl Özel İdaresi ek hizmet binasında düzenlenen programa katılan Muş Valisi Avni Çakır, burada yaptığı konuşmada, araç filosuna kamyon, pikap, silindir, mini ekskavatör, kazıcı yükleyici ve grader gibi birçok yeni aracın dahil edildiğini söyleyerek, "Muş İl Özel İdaresi’ne yeni araçlarımızın kazandırılması münasebetiyle böyle bir program tertip ettik. Sizlere göre sağ tarafta bulunan kamyonlarımız, kurumumuza ve araç parkımıza yeni kattığımız araçlardır. Bunun yanında her kategoride hizmet aracımız bulunuyor. Ekip şeflerimizin sahadaki kontrolleri daha sağlıklı ve seri bir şekilde yapabilmeleri, ihtiyaç anında sahada daha hızlı hareket edebilmeleri için pikaplarımızı da filomuza dahil ettik. Yine malumunuz asfalt plentimiz mevcut. Geçen yıl sadece 70 kilometrenin üzerinde sıcak asfalt ve 200 kilometrenin üzerinde 1. ve 2. kat asfalt çalışması gerçekleştirdik. Sürekli ihtiyaç duyduğumuz silindirlerimiz, mini ekskavatörlerimiz, kazıcı yükleyicilerimiz ve graderlerimiz de araç filomuza katıldı. Bugün adeta Özel İdare çalışanlarımız ve muhtarlarımızla birlikte bayram yapıyor gibiyiz" dedi. İl genelinde 368 köy ve 217 mezraya hizmet ulaştırıldığını belirten Vali Çakır, gayriresmi yerleşim alanlarıyla birlikte 600’ün üzerinde noktaya hizmet verdiklerini ifade ederek, "Vatandaşlarımız müsterih olsunlar; hizmet politikamız eşitlik ve adalet anlayışıyla planlanmaktadır. Burada meclis üyelerimiz de buna şahittir. Önceliklerimiz var; grup yolları, heyelan yaşanan bölgeler, beton yanması meydana gelen alanlar gibi acil ihtiyaç duyulan yerlere öncelik veriyoruz. Bunun dışında da dengeli bir hizmet politikasıyla, hiçbir ayrım gözetmeksizin çalışmalarımızı sürdürmeye gayret ediyoruz. İnşallah sezona güçlü bir şekilde gireceğiz. Araçlarımız hazır, personelimiz hazır. Yoğun bir kış sezonu geçirdik ve karla mücadelede ciddi bir efor sarf ettik. Şimdi ise heyelanlarla mücadele ediyoruz. İnşallah onları da bir iki hafta içerisinde toparlayacağız ve bayramdan sonra ‘Bismillah’ diyerek çalışmalarımıza devam edeceğiz" şeklinde konuştu. İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Şehmus Yentür de, yeni araçların sahadaki hizmet kapasitesini artıracağını belirterek, kırsal bölgelerde vatandaşlara daha hızlı ve etkin hizmet sunulacağını ifade etti. Konuşmaların ardından Nurullah Koçhan tarafından dua okunurken, program kurdele kesiminin ardından katılımcıların araç filosunu gezmesiyle sona erdi. Programa, İl Jandarma komutanı Jandarma Kıdemli Albay Özgür Özer, Kurum Amirleri ve muhtarlar katıldı.
İstanbul Tutuklu sanık Murat Kapki: "Konuş çık dediler, her şeye ’evet’ dedim ama bırakmadılar" "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında tutuklu sanık iş adamı Murat Kapki, "Savcı bana ’konuş ve çık’ dediği gün oradan serbest bırakılacağımı sandım. Bu ifademdeki konuların tamamı uydurmadır. Savcı bana ne sorduysa, biraz sonra tahliye olacağım diye düşünerek yorum da katarak ’evet öyledir, doğrudur’ gibi cevaplar verdim. ’Konuş çık’ dediler, her şeye ’evet’ dedim ama bırakmadılar. Şimdi de o ifadelerle hem beni hem başkalarını suçluyorlar hepsini reddediyorum. Burada şu an anlattığım her şey doğrudur. Ben ne itirafçıyım, ne etkinim, ne de pişmanım. Ama kandırıldığım yetti" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 38. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada tutuklu sanık iş adamı Murat Kapki savunma yaptı. Murat Kapki hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, suç örgütünün İBB’yi ele geçirmesi üzerine açık hava reklam alanlarından haksız kazanç sağlamak maksadıyla örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun örgüt üyesi Hüseyin Köksal üzerinden kurduğu BVA Reklam, Advercity isimli firmalara görünürde ortak yapıldığı belirtilmişti. Kapki’nin Murat Ongun ile birlikte hareket ederek suç örgütünün reklamcılık alanında kurduğu sistem sayesinde zenginleştiği de iddianamede aktarılmıştı. Murat Kapki’nin tutuklu sanık Murat Ongun’a İBB iştirak firmalarından Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş. unvanlı firmaların yönetiminde destek verdiği, sahibi olduğu veya gayri resmi ortak olduğu firmalara usulsüz şekilde ihaleler verildiği iddianamede ifade edilmişti. Öte yandan Murat Kapki soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ifadesi verirken, ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ yargılaması başlamadan önce mahkemeye sunduğu dilekçe ile "Savcıların benim örgüt üyesi olmadığımı anlaması ve ailemi korumak adına bir takım ifadeler verdim" diyerek etkin pişmanlık ifadesinden vazgeçmişti. "Şirketi Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla kurduğum söyleniyor gerçekle hiçbir alakası yok" İddianamedeki suçlamalara karşı sanık Kapki, "15 aydır tutukluyum. Bu 15 ay içinde beni olduğumdan bambaşka biri gibi tanıttılar. Kriminal bir adam gibi lanse etmeye çalıştılar. Ben 23 yıldır reklam sektöründeyim. Yaşım artık 52 olduğu için yeni bir şirket kurup kurumsal bir yapıya geçmek istemiştim; BVA’yı bunun için kurdum. Hüseyin Köksal ile 25 ile 30 yıl arası bir tanışıklığım vardır, Bir gün bana gelmişti, oturuyorduk. Aile şirketinden ayrı, bağımsız bir şeyler yapmak istediğini ve birçok sektöre baktığını söylemişti. Ben de ona reklam sektörünü anlattım. Yüzde 20 benim, Yüzde 80 Hüseyin’in olacaktı. Çünkü o maddi olarak gelir sağlayacaktı. Ben de reklam sektöründeki hünerimi gösterecektim. BVA’nın kuruluş süreci bu şekilde. Bunu neden anlattım? Çünkü iddianamede bu şirketi Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla kurduğum söyleniyor. Bunun gerçekle hiçbir alakası yok" dedi. "Hiçbir zaman belediyeden para alan taraf olmadım para veren taraf oldum" Kapki, "2021’den sonra karlılığımız artmaya başladı. Ama iddianamede ileri sürüldüğü gibi olağanüstü karlılık söz konusu değil. Bu olağanüstü karlılık hikayesi baştan sona yalan. Ama bütün suçlamalar bunun üzerine kurulmuş. Biz belediyeden ya da Kültür AŞ’den para alan bir şirket değiliz, para veren tarafız. Ben hiçbir zaman belediyeden para alan taraf olmadım, belediyeye para veren taraf oldum. Eylemlerde ihaleye fesat karıştırdığım ve kamu zararına dolandırıcılık yaptığım söyleniyor. Fesat karıştırıldığı iddia edilen ihaleler bizim aldığımız ihaleler değil. Bizim Kültür AŞ’den aldığımız ihaleler alt ihalelerdir. Ana ihale, İBB’nin yaptığı ve Kültür AŞ’nin kazandığı ihaledir. Biz ana ihalenin katılımcısı dahi değiliz. Katılmadığım bir ihaleye nasıl fesat karıştırabiliyorum? Bunu da anlaşım değilim" şeklinde savunma yaptı. "İddianameye göre Murat Ongun yöneticimmiş, birbirimizi sevmeyiz" Kapki devamında, "İhaleye çıkan rakamı komple kamu zararı olarak şu an bize yansıtmaya çalışıyorlar. Biz belediyeyi ne ile dolandıracağız? Biz şartnameye uygun davranmışız, borcumuzu zamanında ödemişiz. Reklam ünitesi olarak aldığımız yeri başka bir amaçla kullansak anlayacağım, ancak şartnameye uygun kullanmışız, hile yapmamışız, ödemelerimizi yapmışız. Reklam amaçlı aldığım yeri reklam alanı olarak kullanmışım, söylenen paraları ödemişim ve fazla yer kullanmamışım. Nesini dolandırdım ben devletin? Benim reklam sektöründeki varlığım sanki Ekrem İmamoğlu’yla başlamış gibi gösteriliyor. Oysa ben Ekrem İmamoğlu’ndan önce de İBB’den reklam alanları alıp satan bir kişiyim. Bu ihalelerin tamamı Sayıştay tarafından denetlenmiş ve usulsüzlük tespit edilmemiştir. Ben örgüt üyesi değilim. Böyle bir örgütün varlığından da haberdar değilim. İddianamede örgüte atfedilen amaçların hiçbiri benim amacım değildir. İddianamede gizli toplantı yapıldığı söylenen yerlere hiç gitmedim. Kimseyle gizli toplantı yapmadım, kimseye para götürmedim. İddianamedeki şemaya göre Murat Ongun benim yöneticimmiş, hakikaten birbirimizi hiç sevmeyiz. Ben Murat Ongun’la gizli toplantı yapmayı bırakın, randevu bile alamıyorum. Bizim Murat Ongun’la aynı örgütte olduğumuza, aramızda bir çıkar birlikteliği olduğuna inanacak kimseyi de bulamazsınız. Herkes bizim aramızın kötü olduğunu piyasada bilirdi" dedi. "Ben etkin pişmanlık ifadesi vermedim" Murat Kapki savunmasında, "24 Haziran’da verdiğim ifadeyi dikkatle incelemenizi istiyorum Dosyadaki neredeyse bütün etkin pişmanlık ifadeleri ’ben etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum’ cümlesiyle başlar. Savcı Bey bana sordu, ’etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyor musun?’ diye. ’hayır’ dedim. ’Peki’ dedi. İfademizi yazdık, yazdık. En sonunda bana dedi ki ’ileride sana atfedilen bir suç çıkar ise o zaman etkin pişmanlıktan yararlanmak ister misin?’ İstemediğimi söyledim ama ’bu ileride senin için iyi bir şey olabilir’ dedi. Ben de avukatıma sordum, ’yazabilirsin’ dedi. Oraya o şekilde yazdık. Yani aslında ifadelerime bakarsanız, ben etkin pişmanlık ifadesi vermedim" ifadelerini kullandı. Kapki, Mücahit Birinci’nin kendisinden cezaevindeyken para istediğini söyledi Murat Kapki, 31 Temmuz’da AK Parti eski MKYK üyesi ve avukat Mücahit Birinci’nin kendisiyle görüşmeye cezaevine geldiğini söyleyerek, "Bana 2 milyon dolar para vermem gerektiğini ve yanında getirdiği belgeleri imzalamam gerektiğini söyledi. Ben Mücahit Birinci’yi tanımıyordum. Bana daha önce başka bir avukat geldi, Mücahit Birinci’nin ne kadar güçlü olduğundan bahsetti. Beni çıkarabileceğini söyledi. ‘Tamam’ dedim ben de çıkarabilecekse. 2,5 milyon dolar istediğini söyledi, ben 2 milyon dolar verebileceğimi söyledim. Ancak herhangi bir ifade falan isteyecekse belgelere imza atmayacağımı söyledim. Noter geldi, vekalet verdim. Bana imzalamam gerektiğini söyledikleri belgeleri imzalamayı reddettim. ‘Sadece para versem çıkamıyorum değil mi Mücahit Bey’ dedim. ‘Hayır’ dedi. Ben de hiçbir şey imzalamak istemediğimi parayla çıkarabiliyorsa çıkarmasını söyledim. Bana imzalatmak istediği belgelerde Ekrem Bey ile, Murat Ongun ile, Özgür Özel ile ilgili benim hiç bilmediğim, duymadığım, görmediğim şeylere şahit olduğumu, Hüseyin’in bana bunları söylediğini yazmışlar. Bana bunları imzalatmaya çalıştı. Ben kimseye iftira atmayacağımı söyledim. Azlettim ben kendisini daha sonra" diye konuştu. "Ben ne itirafçıyım, ne etkinim, ne de pişmanım" Murat Kapki, "Savcı bana ’konuş ve çık’ dediği gün oradan serbest bırakılacağımı sandım. Bu ifademdeki konuların tamamı uydurmadır. Savcı bana ne sorduysa, biraz sonra tahliye olacağım diye düşünerek yorum da katarak ’evet öyledir, doğrudur’ gibi cevaplar verdim. Sonra da bunlar zapta yazıldı. Kendi hakkımdaki iddialara cevap verdim, ciddiye almadılar. ’konuş çık’ dediler, her şeye ’evet’ dedim ama bırakmadılar. Şimdi de o ifadelerle hem beni hem başkalarını suçluyorlar hepsini reddediyorum. Burada şu an anlattığım her şey doğrudur. Ben ne itirafçıyım, ne etkinim, ne de pişmanım. Ama kandırıldığım yetti. O yüzden bu kadar uzun bir savunma yapıyorum. Benim bu duruşmada verdiğim ifadelerim doğru ve gerçektir. Ek ifadeler adı altında alınan beyanlar tutukluluğun, hastalıklarımın, ailemin başına bir şey gelmesi korkusunun oluşturduğu manevi baskının, savcının ’bize bir şeyler anlatırsan lehine olur’ şeklindeki vaatlerinin ve bugüne kadarki yaşantım gereği savcıların yanında durma refleksimin bir sonucudur. Bugün burada söylediklerimin içinde bir tane yalan yoktur fakat iddianame yalanlarla doludur. Hatta Savcı Bey benim ifademe ’Ekrem İmamoğlu bu ihaleler yoluyla elde ettiği geliri Cumhurbaşkanı olmak ve diğer siyasi hedeflerini gerçekleştirmek için fon olarak kullanmıştır’ yazdırmak istedi. Ben buna itiraz ettim, yazdırmadım. O yüzden benim hakkımdaki ifadelerin de hangi şartlar altında ve ne amaçla verildiğini tahmin edebiliyorum" dedi. Mahkeme başkanı sanık Murat Kapki’nin çapraz sorgusu sırasında sesini yükselten Ekrem İmamoğlu’na ‘burası sizin miting alanınız değil’ dedi. Yaşanan gerilimin ardından duruşma 18 Mayıs Pazartesi gününe ertelendi.