POLİTİKA - 10 Ağustos 2021 Salı 11:57

Bakan Ersoy: “Topraklarımıza düşen her ateş devletimizin gücü, milletimizin birlik ve beraberliği karşısında sönecek”

A
A
A
Bakan Ersoy: “Topraklarımıza düşen her ateş devletimizin gücü, milletimizin birlik ve beraberliği karşısında sönecek”

Anafartalar Zaferi’nin 106’ncı yıl dönümü dolayısıyla Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda yer alan Conkbayırı’nda tören gerçekleştirildi.

Anafartalar Zaferi’nin 106’ncı yıl dönümü dolayısıyla Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda yer alan Conkbayırı’nda tören gerçekleştirildi. Törende konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, son zamanlardaki orman yangınlarına değinerek, “Topraklarımıza düşen her ateş devletimizin gücü, milletimizin birlik ve beraberliği karşısında sönecek, vatandaşlarımızın bütün yaraları sarılacak, toprağımız üzerindeki küller savrulup yerini yeniden yeşile ve yaşama bırakacaktır” dedi.


Tören, Çanakkale Valisi İlhami Aktaş, 2. Kolordu Komutanı Tümgeneral Mustafa Oğuz, Avustralya Askeri Ataşesi Albay Richard Campbell, Çanakkale Savaşları ve Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir tarafından Atatürk Anıtı’na çelenklerin bırakılmasıyla başladı. Daha sonra saygı duruşunda bulunulup, İstiklal Marşı okundu. Bu esnada saygı atışı yapılarak Türk bayrağı göndere çekildi.


Törene, AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mehmet Cem Okyay, Çanakkale Belediye Başkanvekili Süleyman Canpolat ile kurum müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile askeri yetkililer katıldı.


Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Anafartalar Zaferi’nin 106’ncı yılında yaptığı konuşmada “20’inci yüzyıl tarihinin, emperyalistlerin hiç ummadığı bir yöne doğru değişimini başlatan zaferlerin toprağındayız. Bomba, kurşun ve şarapnel yağmuru altında ölümün en dehşet verici yüzünü görüp, hepsini güzel bir şehadet rüyası gibi kabullenen ve tereddütsüz üzerine koşan yiğit erkek ve kadınlarımızın aziz hatırası önünde sizleri saygıyla selamlıyorum. 106’ncı yıl dönümünü idrak etmekte olduğumuz Anafartalar Zaferi her anı cesaret, metanet, inanç destanı olan Çanakkale Savaşları’nın şanlı bir sayfasıdır” dedi.


Çanakkale Savaşları’nın tüm dünyanın gözü önünde eşsiz bir vatan savunmasına ve zaferine dönüştüğünü söyleyen Bakan Ersoy “Hepimizin malumudur ki İtilaf Devletleri’nin Gelibolu Harekâtı uzun tartışmalar sonrası uygulamaya konulmuştu. Hedef İstanbul’du. Osmanlı İmparatorluğu’na vurulacak bu darbe, nihai zaferin kapısını açacak bir adım olacaktı. Onlar için büyük bir şan ve şöhret fırsatıydı. Ne de olsa güçlüydüler; silah, sayı ve lojistik üstünlükleri vardı. Ama bekledikleri, istedikleri hiçbir şey gerçekleşmedi. Türk askerinin cesareti, azmi ve kurmay zekâsı ile Çanakkale Savaşları tüm dünyanın gözü önünde eşsiz bir vatan savunmasına ve muazzam bir zafere dönüştü.


1915’in Çanakkale’sine baktığımızda görüyoruz ki İtilaf Devletleri önce birleşik bir donanma ile Boğazı geçmek istemiştir. Kıyı hatları boyunca yerleştirilmiş olan kalelerimiz, tabyalarımız, tabyalarımızda görev yapan topçularımız ve boğaza döşediğimiz mayınlar marifeti ile bu girişim ağır bir hezimete uğratılmıştır. Çok kısa sürede, sorunsuz şekilde Boğazı geçeceğini düşünen İtilaf Devletleri, yaşadıkları bu hezimet sonrasında kara harekâtını başlatmıştır” dedi.


Vatan sevdasıyla sinesi kabaran Türk Askeri’ne dikkati çeken Kültür ve Turizm Bakan Ersoy “Denizde yedikleri ağır sille kibirlerinden bir şey eksiltmemişti. Karada kısa sürede kesin bir zafer kazanacaklarını düşünüyorlardı. Yine yanıldılar. Arkalarında deniz, önlerinde vatan sevdasıyla sinesi kabaran Türk askeri; adeta sahile çakıldılar. Yaklaşık sekiz buçuk ay, Mehmetçiğin çelik iradesi karşısında şaşkınlığı, çaresizliği ve nihayetinde yeniden mağlubiyeti yaşadılar. Çanakkale Kara Savaşları’nı adım adım zafere taşıyan, her biri kahramanlık destanı nice taarruz harekâtı vardır. Fakat 10 Ağustos Conkbayırı Süngü Hücumu, düşmanın geri çekilmeye karar vermesi açısından çok önemli bir etki bırakmıştır. Gazi Mustafa Kemal komuta ettiği hücumu, ‘Kırbacımı havaya kaldırarak hücum işaretini verdim. Bütün askerler, subaylar, artık her şeyi unutmuşlar, bakışlarını, kalplerini, verilmiş işarete yöneltmiş bulunuyorlardı. Süngüleri ve bir ayakları ileri uzatılmış askerlerimiz ve onların önünde tabancaları, kılıçları ellerinde subaylarımız kırbacımın aşağı inmesiyle demirden bir kitle halinde aslanca bir saldırıyla ileri atıldılar’ İfadeleri ile tarif etmektedir. Sabaha karşı başlatılan taarruzda, işgalciler silah kullanmaya bile zaman bulamamıştır. Boğaz boğaza, süngü süngüye verilen mücadele sonunda, ilk hatta bulunan düşman tamamen imha edilmiştir. Şüphesiz ki bu zafer Türkün iradesini daha da keskinleştirmiş, düşmanın iradesi üzerinde ise kırılma etkisi göstermiştir. Tarihi boyunca, hüküm sürdüğü coğrafyalarda benzer nice tehdidi kanı ve canıyla bertaraf etmiş olan millî ruh Conkbayırı’nda şahlanmış; millet olma şuuru, birlik ve beraberlik bir kez daha şuursuz kalabalıkların sömürgeci hırslarını galebe çalmıştır. Deniz ve kara mücadelesi ile yaklaşık dokuz buçuk ay süren Çanakkale Savaşları hem parçası olduğu tarihi süreç içinde hem de 20’nci yüzyılın şekillenmesinde kader tayin edici bir özelliğe sahiptir. Avrupa’da askeri ve siyasi ciddi değişimlerin sebebi olmuş, Kurtuluş Savaşı’nın manevi meşalesi buradan bütün yurt sathına yayılmış, dünyanın dört bir yanındaki mazlum halkların sömürge zincirlerini kırabileceklerine dair inançlarının yeşermesine zemin hazırlamıştır” dedi.


Çanakkale’nin Türk kimlik ve karakterinin timsali kılındığına değinen Bakan Ersoy, “Hüseyin Avni, Mehmet Şefik, Ezineli Yahya Çavuş, Yusuf Kenan gibi nice kahraman sayesinde bugün “Çanakkale Ruhu” hepimizin ortak manevi hazinesi olmuştur. Onlar 1915’te Seddülbahir, Kumkale, Arıburnu, Kanlısırt, Anafartalar ve Conkbayırı gibi sayamayacağımız daha pek çok mevzide kahramanca hayatını feda ederek ya da sinesinde onur ile taşıyacağı yaralar alarak, Çanakkale’yi Türk kimlik ve karakterinin timsali kılmışlardır. Dünya döndükçe hatırlanacak ve daima ilham alınacaktır” dedi.


Çanakkale’nin vatan kurtaran, devlet kuran komutanların ve liderlerin doğmasına vesile olduğunu ifade eden Turizm Bakanı Ersoy “Çanakkale Zaferi İmparatorluğun başkenti İstanbul’u kurtardığı gibi aynı zamanda vatan kurtaran, devlet kuran komutanların ve liderlerin doğmasına da vesile olmuştur. Komuta ettiği ve emir verdiği her askerin “yüce ruh halini” anlayarak özümseyen ve buna göre kararlar alarak önemli zaferlere imza atan komutanlar sayesinde Çanakkale sükûnetli bir vatan toprağı olmuştur. Göğsüne şarapnel isabet ettiği halde “Asker yaralandığımı duymasın!” diyerek büyük bir metanet örneği gösteren, kendi ifadesi ile “ölümden daha ağır bir sorumluluk” ile görev yaptığı Çanakkale’de “Anafartalar Kahramanı” olan Gazi Mustafa Kemal üstlendiği vazifeyi, “Böyle bir sorumluluğu yerine getirmek basit bir iş değildir. Fakat ben vatanım mahvolduktan sonra yaşamamaya karar verdiğim için kemali iftiharla bu sorumluluğu üstüme aldım.” diyerek anlatmaktadır. O, hayatı boyunca bağımsızlık ülküsüyle ve vatan toprağına beslediği sevdasıyla en ağır sorumlulukların altına girmiş, en zor kararları alarak ve daima milletinin ruh haline tercüman olarak yeni bir istikbal yolu çizmiş, verilmiş bir unvan olmanın çok ötesinde adanmış bir ömrün gerçeği olarak dünya ve Türk tarihine Atatürk adıyla geçmiştir” dedi.


Topraklarımıza düşen her ateş devletimizin gücü, milletimizin birlik ve beraberliği karşısında söneceğini ifade eden Bakan Ersoy “Sizlere hitap etme imkânı bulduğum bu kutlu yıl dönümü vesilesiyle ifade etmek isterim ki içeride ve dışarıda Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin yoluna taş koymaya, ilerleyişimizi engellemeye, bizi hedeflerimizden uzaklaştırmaya çalışan herkes tarihte daima olduğu gibi bugün ve gelecekte de hezimet ve hüsrana uğramaktan bir adım öteye geçemeyecektir. Yüreklerimize korku, umutsuzluk, yılgınlık salabileceklerini sananların hepsi bu milletin bükülmez iradesi, boyun eğmez karakteri karşısında hezeyanlara boğulmaya mahkumdur. Topraklarımıza düşen her ateş devletimizin gücü, milletimizin birlik ve beraberliği karşısında sönecek, vatandaşlarımızın bütün yaraları sarılacak, toprağımız üzerindeki küller savrulup yerini yeniden yeşile ve yaşama bırakacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, orman yangınlarında vefat eden bütün vatandaşlarımıza; vazifelerini bihakkın yerine getirme kararlılığıyla alevlerin önüne set çeken, bu uğurda şehit olan bütün görevlilerimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Yaralılarımızın bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum” şeklinde konuştu.


Tören program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve İl Müftüsü Şükrü Kabukçu’nun dua etmesiyle tamamlandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da söndürülemeyen ağaç bir daireyi kullanılamaz hale getirdi Ankara’nın Keçiören ilçesinde akşam saatlerinde bir ağaçta çıkan yangın söndürülemeyince, gece saatlerinde tekrar yanarak bir daireye kullanılamaz hale getirdi. Olay, Keçiören ilçesi Adnan Menderes Mahallesi 1055’inci Sokak’ta meydana geldi. İddialara göre, saat 16.00 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı bir binanın bahçesinde bulunan ağaçta yangın çıktı. Yangını gören apartman sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin kontrolünün ardından bir tehlike olmadığı söylendi. Akşam saat 20.00 sularında ağacın tekrar alev alması üzerine bina sakinleri tekrar durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi ile yangın söndürüldü. Gece saat 00.50 sularında ağaç tekrar alev aldı. Alev alan ağaçtan yangın binada bulunan bir daireye sıçradı. Yangını fark eden bina sakinleri tekrar durumu itfaiye, polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi sonucu yangın söndürüldü. Olayda kimse yaralanmazken, bir daire kullanılamaz hale geldi. Yangına ilişkin olay anını aktaran bina sakini Abdullah Çağatay, şunları söyledi: "Bire on kala koku duyduk. Hanım koku geliyor dedi ağaçtan. Pencereden baktığımda ağaç yanmaya başlamıştı. Direkt üst kattaki komşumun camının önü yanmaya başladı ağaçtan, sonra cam patladı, alevler evin içine girdi. Hemen komşumu aradım, onları uyandırdım beş kişilik bir aile vardı. 112’yi aradık. İtfaiye geldi, polis, ambulans geldi müdahale ettiler. Ama bu olay Ankara Büyükşehir Belediyesi itfaiyesinin ihmaliyle gerçekleşti. Saat dörtte bu ağaç yanmaya başladı için, için, köz şeklinde. Bir komşumuz aradı gelmediler. Saat beşte ben aradım. İkinci aramamızda itfaiye geldi. İtfaiye geldiğinde köz sönmüştü ama inceden duman çıkıyordu tekrar. İtfaiye ateş görmediğim için su tutmuyorum dedi gelen itfaiye ekibi. Ben de buna istinaden bak vebali size olur. Aracınızın plakasının resmini çekiyorum, bir şey olursa sorumluluk sizde dedim. Bu ağaca su tutun dedik. Ağaca su tutmadılar. Akabinde saat yedi civarında tekrar ağaçtan ateş çıkmaya başladı dumanla birlikte. Tekrar aradım. İtfaiye gelmedi bu sefer. Saat sekizde ağaç bir daha tutuşmaya başlayınca, inceden, alt kattaki komşunun torunu aradı. Bu sefer aynı ekip bir daha geldi. Saat sekizde geldiler. Yine su tutmayacaklardı arkadaş bu sefer sizi videoya çekiyorum. Yine burada bir yangın çıkarsa sorumluluk sizdedir konuşunca, ağır konuşunca bu sefer de yalandan bir alttan su tuttular. Hiçbir şey yapmadan tekrar gittiler. Geride saat sekizdeki olaydan sonra da bire on kala yangın gerçekleşti. Yani bu olay göz göre göre geldi." "İhmalkarlık var burada" İtfaiyeden şikayetçi olacaklarını belirten Çağatay, "Yani gündüz dörtte-beşte iki kere arayınca itfaiye geldi. Yedide, sekizde yine iki kere arayınca itfaiye geldi. Yani bununla ilgili bu itfaiyenin neye istinaden iki kere aramak gerekiyor? Yani tek aramada gelmiyorlar veya gelen ekipler neden müdahale etmiyor? Yani illa bir ağaç için için köz köz yanıyor diyoruz. Alev görmem lazım su sıkmam için diyor. Yani böyle bir şey olmaz yani. İhmalkarlık var burada. İtfaiyeden hem şikayetçi olacağız, adli mercilere. Sonuna kadar bu şeyin arkasındayız biz" dedi. Yangında evi kullanılamaz hale gelen İlhami Aydın ise, "Bugün saat beş gibi bir yangın oldu. Ağaç yandı bizim binanın önündeki. İtfaiye iki kere aranıyor, ikincisinde geliyor. İkincisinde geldiğinde de işte geliyor işte fazla bir şey yok. Bizim komşu söylüyor bunu. Yani suyu sıktıramıyor. Suyu sıkmadan gidiyorlar. Yani bir yangın oluyor, yangın söner. Söndükten sonra da bir soğutma işlemi olur bu işin. Sen bu soğutma işlemini yapmadan gidiyorsun. Akşam ben işten geldim işte yedi sekiz arasıydı. Yedi sekiz arasında da kendim gördüm. Kendimiz söndürdük. İtfaiye geldi. İkinci geldiğinde yine iki kere aradık. İkinci geldiğinde bu yalandan böyle bir alttan su tuttu gitti. Gecede saat biz işte on bir buçuk gibi falan on bir, on bir buçuk gibi yattık. Saat on iki buçuk bire doğru alt komşunun aramasıyla uyandık. Uyanmasak zaten hani aramasa zaten biz de şu an yoktuk yani hayatta yoktuk. Aldım çocukları çıkarttım" diye konuştu. Mağdur olduğunu ve bunun çözülmesini istediğini belirten Aydın, "Benim iki tane özel çocuğum var. Onun telaşıyla onları çıkarttık. Su tuttuk falan. Ev komple kullanılmaz hale geldi. Yani bu itfaiyenin ihmali yüzünden ev şimdi kullanılmaz halde. Dışarıdayız. İki tane benim özel çocuğum var. Üç tane çocuğum var. İkisi özel. Yani bu durum ne olacak? Bu masraflar nasıl olacak? Bunların karşılanmasını itfaiyenin, Büyükşehir’in bu sorumlu olan kişilerin komple burada ne şey varsa ben şikayetçiyim. Sorumlulukları varsa gelsinler, çözsünler. Benim bu mağduriyetimi gidersinler. Şu an ortada kaldık yani. Çocuklar da mağdur. İlaçları var, şeyleri var. Şimdi ben başka yerde kalacağım. O düzenler nasıl olacak? Yani bir insanın su sıkmamasından yaşadığımız durum bu. Gerekli mercilerin gerekli şeylerini yapmasını istiyorum. Şikayetçiyim ve sonuna kadar da gideceğim bunun zaten" şeklinde konuştu. Olaya ilişkin polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.