KÜLTÜR SANAT - 20 Kasım 2022 Pazar 09:55

Troya Müze Müdürü Rıdvan Gölcük: "Müze sayesinde antik kentin yerinin de Türkiye’de olduğu vurgusu oldukça artıyor"

A
A
A
Troya Müze Müdürü Rıdvan Gölcük: "Müze sayesinde antik kentin yerinin de Türkiye’de olduğu vurgusu oldukça artıyor"

İngiltere’de bir televizyon kanalında yayınlanan ‘The Wheel’ isimli yarışma programında çıkan ‘Antik Truva kenti hangi ülkededir’ sorusunu değerlendiren Troya Müze Müdürü Rıdvan Gölcük, “Troya Müzesi yapıldıktan sonra gösterdiği yoğun markalama, yoğun pazarlama sonrasında arama verileri de onu gösteriyor ki artık Troya Müzesi burayı doğru markalamış ve İngiltere’de yaşanan o olay da aslında pazarlamanın ne kadar doğru gittiğinin göstergesidir.

İngiltere’de bir televizyon kanalında yayınlanan ‘The Wheel’ isimli yarışma programında çıkan ‘Antik Truva kenti hangi ülkededir’ sorusunu değerlendiren Troya Müze Müdürü Rıdvan Gölcük, “Troya Müzesi yapıldıktan sonra gösterdiği yoğun markalama, yoğun pazarlama sonrasında arama verileri de onu gösteriyor ki artık Troya Müzesi burayı doğru markalamış ve İngiltere’de yaşanan o olay da aslında pazarlamanın ne kadar doğru gittiğinin göstergesidir. Artık müze sayesinde antik kentin yerinin de Türkiye’de olduğu vurgusu oldukça artıyor” dedi.


İngiltere’de geçtiğimiz günlerde bir televizyon kanalında ‘The Wheel’ isimli yarışma programında ’Antik Truva kenti hangi ülkededir’ sorusu çıktı. Soruda ‘Mısır, Yunanistan, Irak, Türkiye’ seçenekleri arasından önce Mısır’ı seçen yarışmacı hemşire Helen Mason’ı eski futbolcu Ally McCoist uyardı. Eski futbolcunun uyarısıyla ‘Mısır’ yerine ‘Türkiye’ seçeneğini tercih eden Mason, 82 bin İngiliz poundu (yaklaşık 1.8 milyon TL) para ödülünün sahibi oldu. Yarışmanın ardından İngiltere’de ‘Antik Truva kenti hangi ülkededir’ sorusu gündem olurken, yarışma programında yer alan soru Çanakkale merkeze bağlı Tevfikiye köyü sınırları içerisinde kalan 5 bin 600 yıllık geçmişe sahip Troya Antik Kenti ve Türkiye için büyük bir tanıtım oldu.



"Artık müze sayesinde antik kentin yerinin de Türkiye’de olduğu vurgusu oldukça artıyor"


Milyonlarca kişinin izlediği yarışma programında Troya Antik Kenti sorusunun hem Troya Antik Kenti hem de Troya Müzesi için büyük bir tanıtım olduğunu belirten Troya Müze Müdürü Rıdvan Gölcük, “Aslında bu olay müze için de oldukça ilginç. Çünkü şu sebeple ilginç. Aslında Troya Müzesi yapılmadan önce, Troya Müzesi açılmadan önce Troya kenti nerededir sorusuna verilen bir cevap ortalama batılı izleyici tarafından çoğunlukla Yunanistan’la ilişkilendiriliyordu. Yunanistan diyen çıkabilir, Mısır diyen çıkabilir ama Türkiye’de olduğu konusu yerleşmiş bir şey değildi. Troya Müzesi yapıldıktan sonra gösterdiği yoğun markalama, yoğun pazarlama sonrasında arama verileri de onu gösteriyor ki artık Troya Müzesi burayı doğru markalamış ve İngiltere’de yaşanan o olay da aslında pazarlamanın ne kadar doğru gittiğinin göstergesi. Artık müze sayesinde antik kentin yerinin de Türkiye’de olduğu vurgusu oldukça artıyor. Dolayısıyla Troya Müzesi’nin bölge turizmine, hatta genelde baktığımızda ülke turizmine saldığı büyük bir katkının göstergesi” dedi.



"Artık dünyanın en ünlü Antik Kenti Troya denildiğinde akla Türkiye ve Çanakkale gelmektedir"


ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Troya Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan ise, “Eski Çağ tarihçileri ve filozofları (Herodot, Strabon, Platon, Aristoteles vd.) Troya Savaşı’nın Troya kentini almak için yapılmış tarihsel bir olaya dayandığı konusunu hiç tartışmamışlardır. Günümüzden 2 bin 800 yıl önce Homeros’un İlyada Destanı’nı yazıya geçirmesi sonrasında kent ve çevresindeki alan kutsal bir coğrafyaya dönüşmüş ve antik dönemin en ünlü turistik destinasyonu olmuştur. Pers Kralı Kserkes, Makedonya Kralı Büyük İskender, Roma İmparatorları Sezar, Agustus ve Hadrian, Osmanlı İmparatoru Fatih Sultan Mehmed, kenti ve çevresini ziyaret etmiştir. Ancak Troya kalıntılarının büyük oranda yok olması ve özellikle de Doğu Roma (Bizans) dönemindeki olaylar, Troya’nın kesin olarak nerede olduğunun unutulmasına neden olmuştur. Ancak hiçbir zaman Troya’nın Troas Bölgesi ve Çanakkale Boğazı yakınlarında olduğu unutulmamıştır. 19. yüzyılda kazı ve diğer araştırmalar yoğunlaşınca Troya’nın Çanakkale Boğazı girişindeki Hisarlık Tepe’de olduğu kesinlik kazanmıştır. Ancak Homeros destanlarının yanlış algılanması nedeniyle kimi zaman Troya’nın daha başka yerlerde olduğu düşüncesi dile getirilmiştir. Son 20 yıldaki çalışmalar, Troya Tarihi Milli Parkı, Troya’nın 1988 yılında Dünya Kültür Mirası’na girişi, 2018 Troya Yılı’nda Troya Müzesi’nin açılışı ve diğer önemli sergi çalışmaları Troya’nın tüm dünyada bilinirliğini artırmıştır. Artık dünyanın en ünlü Antik Kenti Troya denildiğinde akla Türkiye ve Çanakkale gelmektedir” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Bu yara bandı hem hızlı iyileştiriyor hem de geri dönüşüm kullanılarak yapılıyor Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde geliştirilen, nanoteknoloji destekli ve antimikrobiyal özellik taşıyan yeni nesil yara bandı, yapılan deneylerde standart ürünlere göre daha hızlı iyileşme sağladı. Prof. Dr. Koray Sayın ise ürünün dünyada benzeri olmadığını belirterek, patent sürecine hazırlandıklarını ifade etti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde yürütülen bilimsel çalışma kapsamında, mevcut yara bantlarının yetersizliğinden yola çıkılarak geliştirilen yeni nesil yara bandı, sağlık alanında dikkat çeken bir yenilik olarak öne çıkıyor. Yara iyileşmesini hızlandırıcı ve antimikrobiyal özelliklere sahip olarak tasarlanan yara bandının, yapılan deneylerde hem enfeksiyon oluşumunu engellediği hem de iyileşme sürecini önemli ölçüde ise hızlandırıyor. Araştırma kapsamında gerçekleştirilen hayvan deneylerinde üç farklı grup oluşturuldu. Geliştirilen yara bandının ise deney süresi boyunca hem kontrol grubuna hem de standart yara bandına kıyasla daha başarılı sonuçlar verdiği kaydedildi. Nanoteknoloji ile desteklenen yara bandında, gümüş elementi çevre dostu ’yeşil kimya’ yöntemiyle nano boyuta indirgenerek kullanıldı. Ayrıca çalışmada kullanılan gümüşün atık takılardan elde edilmesiyle, geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik açısından da önemli bir adım olarak görülüyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Anorganik Kimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Koray Sayın, mevcut yara bantlarının enfeksiyon riskini tamamen ortadan kaldıramadığını belirterek, "Bu çalışmaya başlama amacımız, standart yara bantlarının yetersizliğini ortadan kaldırmaktı. Yara bandı kullanılsa dahi enfeksiyon gelişebildiğini gördük. Geliştirdiğimiz yara bandı ise hem yara iyileşmesini hızlandırıyor hem de antimikrobiyal özellik göstererek enfeksiyon riskini azaltıyor" dedi. Sayın, geliştirdikleri proje ile TEKNOFEST 2025’te yer alarak üçüncülük elde ettiklerini de söyleyerek, "Projenin ticarileştirilmesi için ise kısa süre içerisinde patent başvurusu yapmayı planlıyoruz" dedi. "Antimikrobiyal özellik sergileyen bir yara bandı üretmiş olduk" Koray Sayın, geliştirilen yara bandının yarayı daha hızlı iyileştirdiğini söyleyerek, "Bu geliştirdiğimiz yara bandının çıkış noktası tamamı ile bizim mevcut standart yara bantlarının yetersizliğini düşünmemizden yola çıkarak ortaya konuldu. Çünkü yara bandı da kullansak enfeksiyon gelişebiliyordu ve bundan ister istemez bir hastaneye yük oluşturuyordu. Bu yükün önüne geçebilir miyiz maksadıyla bu çalışmayı gerçekleştirdik. Normal yara bantlarından farkı ise yara iyileşmesini hızlandırıcı ve antimikrobiyal özellik sergileyen bir yara bandı üretmiş olduk. Bu çalışmada hayvan deneylerini de gerçekleştirdik. Gerçekleştirdiğimiz deneyler sonucunda üç gruba ayırdık. İlk olarak kontrol grubu yani hiçbir tedavi sürecini yapmadığımız bir tane standart yara bandı grubudur. Bir de bizim ürettiğimiz yara bandımız var. Yapılan bu çalışmalarda normal açık bırakılan yaranın halk tarafından da bilindiği üzere çabuk iyileştiği aslında çabuk iyileşmediğini fark ettik. Açık bırakılan yaranın üstü kabuk bağlıyor ve derinin büzülmesiyle birlikte yara kapandı gibi görülüyor. Ama altında enfeksiyonun geliştiğini tespit ettik. Bizim geliştirdiğimiz yara bandı toplam deney süresi boyunca hem kontrol hem de standart yara bandına göre hem daha iyi iyileşme sergiledi hem de antimikrobiyal özellik gösterdi. Bu antimikrobiyal özelliği de sergilerken nanoteknolojik bir özellik dahil ettik" dedi. "Çevre dostu bir şekilde ürettik" Bu yara bandının muadilinin şu anda dünyada olmadığını belirten Sayın, "Yara bandına gümüşü yeşil kimya yöntemi ile çevre dostu bir şekilde nano boyuta getirdik ve gümüşü yara bantlarımızda kullandık. Ürettiğimiz bu nano gümüşleri ise atık gümüş takılardan yola çıkarak çalışmamızda kullandık. Yani bir nevi geri dönüştürülebilir bir malzemeyi tekrardan revize ederek, kullanılabilir işlevsel bir özellik haline getirmiş olduk. Üretilen yara bandının muadili şu anda dünyamızda yok. Dünyada gümüş destekli yara bantları var bunu kabul ediyoruz, lakin hem yara iyileşmesini hızlandıran hem de antimikrobiyal özellik sergileyen nanoteknoloji özellikli bir yara bandı bulunmamaktadır. Türkiye’de ve dünyada da ilkiz. Üretim aşamasında ise önce bilgisayar ortamında yaklaşık 150 tane molekül tasarladık. Tasarladığımız molekülleri bilgisayar ortamında analiz ederek, potansiyeli en yüksek olan molekülleri belirledik. Sadece yara iyileşmesini hızlandırma açısından daha sonra bu potansiyeli yüksek moleküllerimizi sentezledik karakterize ettik ve bunları hücre kültüründe ilk etapta deneme fırsatı bulduk" diye konuştu. "Olumlu sonuçları not aldık ve tespit ettik" Paten başvurusunda bulunacaklarını ifade eden Sayın, "Molekülleri hücre kültüründe deneyerek tamamen yara iyileşme özelliğinin hangisinde daha iyi olduğunu tespit ettik. En son aşamada ise yara bantlarımızın prototipini üreterek, hayvanlarda deneme fırsatı bulduk. En sonda da olumlu sonuçları not aldık ve tespit ettik. Teknofest 2025’e katıldık. İstanbul’da beş günlük çok güzel bir organizasyona dahil olduk ve orada bulunmaktan mutlu olduk, gurur duyduk. Birçok kişinin katılmış olduğu bu festivalde bizler de yerimizi alarak, üçüncü olarak hanemize başarı kazandırmış olduk. Yara bandımızın ticarileşmesi konusunda atacağımız ilk adım hemen bir patent başvurusunda bulunacağız. Büyük ihtimal bir veya iki ay içerisinde ilgili ürünlere ve prototipe patent başvurusunu gerçekleştirerek, en azından ticari boyutta da bir anlam kazandırmak istiyoruz" şeklinde konuştu.
Muğla Muğla’da play-off maçı öncesi birlik çağrısı Muğlaspor Başkanı Menaf Kıyanç, Şanlıurfa’daki kritik play-off maçı öncesi birlik çağrısı yaptı. İş insanlarına seslenen Kıyanç, "Şimdi Muğlaspor’a sahip çıkma zamanı. Bu şehir kenetlenirse hedefimize ulaşırız" dedi. Muğlaspor, Perşembe günü Şanlıurfa’da oynayacağı kritik play-off karşılaşmasına hazırlanırken, Kulüp Başkanı Menaf Kıyanç açıklamalar yaptı. Takımın Teknik Direktör Mustafa Sarıgül yönetiminde çalışmalarını yoğun tempoda sürdürdüğünü belirten Kıyanç, Muğla’nın artık tek yürek olması gerektiğini söyledi. İş insanlarına destek çağrısı Kıyanç, "Bugün ayrılıkları değil, birlikteliği konuşma zamanıdır. Muğlaspor bu kentin ortak değeridir. Şimdi el ele verme, omuz omuza durma zamanıdır. Tüm iş insanlarımızı, esnafımızı ve Muğlaspor sevdalılarını kulübümüze destek olmaya davet ediyorum" dedi. Şampiyonluk pirimi desteği, saha reklamı, loca reklamı konusunda da çağrıda bulunan Kıyanç, "Takımımız büyük bir mücadele veriyor. Futbolcularımızın emeğine destek olmak isteyen herkesi taşın altına elini koymaya çağırıyorum. Bu şehri yeşil beyaza boyayalım. İnancımız tam, hedefimiz play-off’tan birinci çıkmak" ifadelerini kullandı. Yeşil-beyazlı ekip, Şanlıurfa’daki zorlu mücadeleden galibiyetle ayrılarak üst lig yolunda önemli bir avantaj elde etmeyi amaçlıyor.
Adıyaman Başkan Kılınç’tan kırsal kalkınma vurgusu Adıyaman İl Genel Meclisi Başkanlığı görevine seçilen Mehmet Kılınç, göreve başlamasının ardından şehrin yeniden yapılanması ve kalkınması için yürütülen çalışmalara hız verdiklerini söyledi. İl Genel Meclisi Başkanlığına seçilen Mehmet Kılınç, göreve başlamasının ardından vatandaşların yoğun ilgisiyle karşı karşıya kaldı. 1 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen seçimle göreve gelen Kılınç, geçen yaklaşık bir aylık süreçte çok sayıda ziyaretçiyi ağırladıklarını belirtti. Muhtarlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, siyasi parti mensupları ve vatandaşlar, Kılınç’a hayırlı olsun ziyaretinde bulunuyor. Kendisine gösterilen ilgiden memnuniyet duyduğunu dile getiren Kılınç, "Göreve geldiğimiz günden bu yana ciddi bir ziyaretçi yoğunluğu var. Vatandaşlarımızın desteği bizler için son derece değerli" ifadelerini kullandı. Deprem sonrası Adıyaman’ın yeniden ayağa kaldırılması için çalışmaların kesintisiz sürdüğünü vurgulayan Kılınç, kurumlarla koordineli bir şekilde sahada aktif görev aldıklarını söyledi. Kılınç, "Şehrimizi daha güçlü bir şekilde yeniden inşa etmek için tüm ekiplerimizle sahadayız. Özel idaremiz çalışmalarına aralıksız devam ediyor" dedi. Kırsal bölgelerin gelişimine de öncelik verdiklerini ifade eden Kılınç, köylerin yaşam standartlarını yükseltmek amacıyla çeşitli projelerin hayata geçirildiğini belirtti. Bu yıl asfalt çalışmalarına erken başladıklarını aktaran Kılınç, kendi üretimleri olan kilitli parke taşlarıyla köylerin altyapı ihtiyaçlarını karşılamayı sürdürdüklerini kaydetti. Kılınç, hizmet sürecine katkı sunan tüm kurum ve yetkililere teşekkür ederek, Adıyaman için çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini sözlerine ekledi.