ÇEVRE - 06 Aralık 2022 Salı 09:32

Prof. Dr. Ersin Karabacak: "Benlisığırkuyruğu türünün nesli yüksek tehdit altındadır"

A
A
A
Prof. Dr. Ersin Karabacak: "Benlisığırkuyruğu türünün nesli yüksek tehdit altındadır"

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Karabacak, Türkiye’de yer alan 256 sığırkuyruğu türünden birisi olan Verbascum hasbenli (benlisığırkuyruğu) türünün yalnızca Çanakkale’ye özgür bir tür olup, neslinin yüksek tehdit altında olduğunu söyledi.


Tarım ve Orman Bakanlığı ile Avrupa Birliği (AB) iş birliğinde, Türkiye’de nesli tükenmekte olan Hasbenli sığırkuyruğu bitkisi koruma altına alındı. Türkiye’de yer alan 256 sığırkuyruğu türünden birisi olan ve Çanakkale’ye özgü bir bitki türü olan Verbascum hasbenli’nin (benlisığırkuyruğu) nesli tehdit altında. Kayalık alanlarda yetişen bir tür olan Verbascum Hasbenli benli sığırkuyruğu’nun tehditleri arasında madencilik faaliyetleri, yenilenebilir enerjiler, hayvan otlatmaları yer alıyor.


Benlisığırkuyruğuna bitki türünün neslinin yok olmaması için, Avrupa Birliği ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen, ‘Yeni Bir Metodoloji çerçevesinde Türkiye’deki Nesli Tehlike Altındaki Türler İçin Eylem Planlarının Hazırlanması, Uygulanması ve İzlenmesi’’ projesi çerçevesinde çalışma başlatıldı. Geçtiğimiz hafta Çanakkale’de, Çanakkale’de Türkiye’deki nesli tehlike altındaki türler için eylem planlarının hazırlanması, uygulanması ve izlenmesi projesi çerçevesinde ‘Benlisığırkuyruğu Eylem Planı Çalıştayı’ düzenlendi. Çalıştay sonrası, 2023 yılından itibaren 5 yıl süreyle benlisığırkuyruğu türü izlenmeye alınacak. 5 yıl boyunca elde edilecek veriler çerçevesinde, benlisığırkuyruğu türünün en işe yarayacağı, doğadaki rolü ile türün faydalı olabileceği alanlar tespit edilecek.



Projede yer alan ve benlisığırkuyruğu türünün saha çalışmalarında inceleyecek olan ÇOMÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Karabacak, “Türkiye’de yer alan 256 sığırkuyruğu türünden birisi olan Verbascum hasbenli (benlisığırkuyruğu) türünün yalnızca Çanakkale’ye özgür bir tür olup, neslinin yüksek tehdit altında olduğunu belirterek, “Çünkü bulunduğu sahalar genellikle kayalık alanlar ve bu kayalık alanlar haricinde başka hiçbir yerde maalesef yaşayamıyor. Endemik bitki türü yalnızca Çanakkale il merkezi ile Bayramiç ve Çan ilçelerindeki çok sınırlı bir bölgede birkaç köyde bulunuyor. Biz bu türü incelediğimizde CR (Kritik Tehlikede) kategorisinde yer alıyor. Yani yok olmaya bir adım kalmış olan tür olarak karşımıza çıkıyor. Tehditleri arasında madencilik faaliyetleri, yenilenebilir enerjiler, hayvan otlatmaları başta sayılabilir” dedi.



Benlisığırkuyruğuna bitki türünün neslinin yok olmaması için Çanakkale’de bir çalıştay da düzenlendiğini kaydeden Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Karabacak, sözlerine şöyle devam etti:


“Popülasyonlarında oldukça zayıf olarak bulunmaktadır. Bununla ilgili olarak geçtiğimiz hafta bir Avrupa Birliği, Doğal Hayatı Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Tehlikedeki Türler Projesi işbirliğiyle bir çalıştay gerçekleştirdik. Bu çalıştayda türü tehdit eden faktörler belirlendi. Bunlarla ilgili neler yapılabilir, çözüm önerileri neler olabilir diye bunlar tartışıldı. Paydaşlarımız bu konuda ellerini taşların altına koydular. Bu çalıştayın sonucuna göre de, 2023 yılından itibaren başlayarak beş yıl süreyle bu türü yerinde izleyeceğiz. Ne durumda olduğunu periyodik olarak takip edeceğiz. Umarım bu çalıştay ve izleme projesinin sonucunda türü daha iyi popülasyonlara taşıyabiliriz. Tabii ki türü ilk etapta tanımamız çok önemliydi. Çünkü tanımadığımız türü korumanın pek bir yolu olmuyor. Tanınmayan hiçbir şey korunamaz. Bunun nelere yer olabileceği, ne işe yarayacağı, doğadaki rolleri nelerdir bunları henüz bilmiyoruz. Bunları bu proje çerçevesinde yine ortaya çıkartacağız. Belki de bu türün faydalı olabileceği alanlar vardır, bunları araştıracağız. Biz laboratuvarlarımıza şimdilik tohumlarını aldık. Tohumlarından çimlendirmeler yapıp doku kültürü ile bunları üretmeye çalışıyoruz. Doğal popülasyonlarına katkıda bulunmaya çalışıyoruz” dedi.



Benlisığırkuyruğu


Benlisığırkuyruğu, bilimsel adı ile Verbascum hasbenlii, Kuzeybatı Anadolu’da yalnızca Çanakkale ilinde yayılış gösteren bir sığırkuyruğu türüdür. Verbascum hasbenlii (Benlisığırkuyruğu) Scrophulariaceae (Sıracaotugiller) familyasına ait olup 2012 yılında Prof. Dr. Zeki Aytaç ve Prof. Dr. Hayri Duman tarafından Çanakkale ilinden bilim dünyasına tanıtılmıştır. Bilimsel epiteti Gazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Abdullah Hasbenli’nin ismi onurlandırılmak için bu bitkiye verilmiştir. Türkçe bilimsel ismi ise hem Hasbenli soyadında bulunan hem de çiçeklerinde bulunan iki adet benekten dolayı “benlisığırkuyruğu” olarak türetilmiştir. Bitki bir veya iki yıllık, 15-75 cm boyunda, dik ya da yükselicidir, tabandan itibaren dallanma gösterir. Yaprakları 2-5 çiftli, lirat veya yumurtamsı teleksi tiptedir. Çiçek durumu çok çiçeklidir, her taşıyıcı yaprak koltuğundan tek bir çiçek çıkar. Taç yapraklar sarı, tekerleksi, 12-15 mm çapında, iç kısmında göze benzer iki adet morumsu benek bulunur. 4 adet verimli stameni bulunmaktadır. Kapsül meyve genişçe yumurtamsı ilâ küremsi şekildedir. Mayıs-Temmuz ayları arasında çiçeklenir. Haziran ve Ağustos ayları arasında da meyveler olgunlaşır. Bulunduğu lokalitelerde, 250-950 m arasında, meşe, karaçam ormanlarında ve açıklıklarındaki yalnızca metamorfik blok kayaların (kırmızı andezit) üzerinde veya seyrek olarak kayaların diplerindeki toprak üzerinde de görülmektedir. Çanakkale’de türün yayılış gösterdiği ve gösterebileceği tahmin edilen noktalara arazi çalışması yapılmış ve sonucunda toplam 8 lokalitede tespit edilmiştir. Bu lokalitelerde yaklaşık 396 civarı ergin birey sayılmıştır. Verbascum hasbenlii yalnızca Çanakkale ilinde yayılış göstermekte olup CR (Kritik Tehlikede) kategorisinde yer alan lokal endemik bir türdür. Madencilik faaliyetleri, rüzgar enerji tribünleri ve güneş enerji sistemleri (GES) (ruhsat aşamasında), yol yapımları ve otlatma türün popülasyonlarını dolaylı veya direkt olarak etkileyen faktörlerdir. Ayrıca iklimdeki ısınma da, yaşam yerinin güçlüğü ile birleşerek türün biyolojisini olumsuz etkilemektedir.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Küresel müzik endüstrisinde yeni dönem İstanbul’da MESAM, MSG ve MÜYAP iş birliğiyle "Türkiye’nin Yeni Yol Haritası’ toplantısı gerçekleştirdi. Programda, küresel müzik endüstrisindeki dijitalleşmenin yeni iş modelleriyle birlikte hızla dönüşmesi ve telif haklarının bu dönüşümünün en kritik başlıklardan biri haline gelmesi vurgulandı. Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği, Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (MSG) ve MÜ-YAP iş birliğiyle düzenlenen etkinliğe, MESAM Başkanı Recep Ergül, MSG Başkanı Ferhat Göçer, MÜ-YAP Başkanı Bülent Seyhan, MÜ-YAP yöneticisi Bülent Forta ve çok sayıda sanatçı katıldı. Programda, küresel müzik endüstrisindeki dijitalleşmenin yeni iş modelleriyle birlikte hızla dönüşmesi ve telif haklarının bu dönüşümünün en kritik başlıklardan biri haline gelmesi vurgulandı. Toplantıda konuşan MESAM Recep Ergül, "Global telif gelirleri açısından baktığımızda çatı kuruluşumuz CISAC yani Uluslararası Söz Yazarları ve Besteciler Konfederasyonu verilerine göre sadece eser sahipleri itibarıyla 13.97 milyar Euro gibi bir telife ulaşılmış 2025 yılı itibarıyla. Bunun yüzde 51,2’sini Avrupa payı olarak düşündüğümüzde biz neresindeyiz? Değerli arkadaşlar özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yayınladığı bir genelgeyle tüm otellerin toplu lisansa tabi tutulması ve herkesin telif bedelini ödüyor olması neticesinde ve bu dijital platformlarla yapılan anlaşmalar neticesinde eser sahipleri meslek birlikleri olarak yani MESAM ve MSG olarak 2025 verileri itibarıyla 2.5 milyar rakamına ulaşıldı. Her iki meslek birliğinin toplam 27.327 üyesi var. Bunu böldüğümüzde belki çok dişe dokunur bir şey çıkmayacaktır ancak 5 yıl önceki yerimiz itibarıyla baktığımızda da epey mesafe kat etmiş görünüyoruz" ifadelerini kullandı. MSG Başkanı Ferhat Göçer de, "5 ana mecramız var aslında bütün mücadelemizi verdiğimiz. Bu beş mecra; başta UMK’lar, yani bildiğiniz aslında restoranlardan tutun da taksilere, otobüslere kadar aklınıza berberler, güzellik salonları, restoranlar, kafelere Türkiye’de yaklaşık 500 bine yakın mekandan bahsediyoruz bunlara otobüsleri, taksileri saymıyorum. 500 bin UMK dediğimiz mecra var" dedi.