KÜLTÜR SANAT - 23 Ocak 2023 Pazartesi 09:37

Çanakkale Savaşı’nın gazi kaleleri ayağa kaldırıldı

A
A
A
Çanakkale Savaşı’nın gazi kaleleri ayağa kaldırıldı

Çanakkale Savaşları sırasında boğazın güvenliğinde çok önemli yer tutan Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir, Kilitbahir ve Bigalı kaleleri, yapılan restorasyonlar ile yeniden ayağa kaldırıldı.

Çanakkale Savaşları sırasında boğazın güvenliğinde çok önemli yer tutan Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir, Kilitbahir ve Bigalı kaleleri, yapılan restorasyonlar ile yeniden ayağa kaldırıldı.


Restorasyonu tamamlandıktan sonra, Türkiye’nin ilk yaşayan müze kalesi olarak ziyarete açılan Kilitbahir Kalesi ve Bigalı Kalesi’nin ardından Seddülbahir Kalesi de Cumhuriyetin 100’üncü yıl dönümünde 18 Mart 2023 tarihinde ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor. Savaş yorgunu gazi kaleleri gezecek olanlar, Çanakkale destanının yazıldığı tarihin en kanlı savaşının izlerine tanıklık edecek. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Çanakkale’nin kaleler şehri olduğunu, Çanakkale’nin kaleleri tarihe tanıklık etmiş, tarihi mekanlar, gazi mekanlar olduğunu söyledi.


Çeşitli kültürlere ev sahipliği yapan Çanakkale kenti ve boğazı, jeopolitik önemi nedeniyle tarih boyunca hep Avrupa ve Anadolu yakasında yaptırılan kalelerle korundu. Tarihin en kanlı savaşları arasında yer alan ve Mehmetçiğin kahramanlığı sayesinde ‘Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nda, Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir, Kilitbahir ve Bigalı kaleleri de boğazın güvenliğinde çok önemli rol oynadı. 108 yıl önce yedi düvele karşı Mehmetçik ile beraber karşı koyan kaleler, isabet eden top atışlarıyla gazi oldu. Savaşın yanı sıra, coğrafi koşullar nedeniyle yorgun düşen kaleleri ayağa kaldırmak için ise Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı adeta bir seferberlik başlattı.



Türkiye’nin ilk yaşayan kale müzesi Kilitbahir Kalesi


Restorasyonu 7 yıl süren Kilitbahir Kalesi, Türkiye’nin ilk yaşayan müze kalesi olarak 18 Mart günü 2018 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ziyarete açıldı. Fatih Sultan Mehmet tarafından 1462-1463 yıllarında boğazın en dar yerindeki Kilitbahir köyünde yaptırılan üç yapraklı yonca biçimindeki kale, ihtişamlı görüntüsüyle boğazdan geçen gemileri selamlarken, ziyaretçilerini de kahramanlıklarıyla gururlandırıyor. Kilitbahir Kalesi’ndeki Sarı Kule ve 7 kattan oluşan Ana Kule’de, Piri Reis’in hayatından kale içindeki günlük yaşama, Osmanlı kalelerinin mimarisinden savunmasına, ticaretten ibadete kadar her şey bugünün teknolojisiyle ziyaretçilere anlatılıyor.



Bigalı Kalesi


Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığınca, 1807 yılında Sultan III. Selim döneminde yapımına başlanan ancak Sultan II. Mahmut döneminde ve 1820 yılında tamamlanan, 108 yıl önce Çanakkale Savaşları sırasında ’3. Kolordu Esliha (Silah) Tamirhanesi’ olarak kullanılan 203 yıllık tarihi Bigalı Kalesi ayağa kaldırıldı. Alan Başkanlığı tarafından 2017 yılında Bigalı Kalesi Restorasyon, Çevre Düzenlemesi ve Teşhir-Tanzim Uygulama İşi başlatıldı. 5 yıl süren çalışmaların ardından 2022 yılında Çanakkale Kara Savaşları’nın 107’nci yıldönümünde 24 Nisan tarihinde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından açılışı gerçekleştirildi.



Seddülbahir Kalesi


Çanakkale Boğazı’nı geçmek isteyen itilaf devletlerinin gemilerinden atılan top mermileri ile büyük hasar alan Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir Kalesi, aradan geçen bir asırlık zaman diliminde doğa şartları nedeniyle zarar gördü. Harap haldeki kaleyi ayağa kaldırıp, açık hava müzesi haline getirmek için Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığınca 2015 yılında başlatılan restorasyon ve çevre düzenlemesi çalışmalarında ise sona gelindi. İstanbul Teknik Üniversitesi ve Koç Üniversitesinin öğretim üyelerinin katıldığı bilimsel danışma kurulu, yapılan restorasyon uygulamaları esnasına yapılan arkeolojik kazılarda farklı niteliklerde olmak üzere çoğunluğu askeri savaş malzemesi olan 45 bin 477 eserin envanter çalışmaları devam ediyor. Bu çalışmalarda Seddülbahir Kalesi Müzesi tamamlandığında, ziyaretçiler kalenin 17. yüzyıldan bugüne kadar ki tarihi hakkında bilgilendirilecek. Çanakkale Savaşları’nın ilk şehitlerinin yer aldığı kabristanı ziyaret edip, 1915 Çanakkale Savaşları’nın bu kalede yaşanan kısımlarını, o dönemin savaş malzemelerini, belgelerini inceleyebilecek. Müze uygulamaları, teşhir tanzim, ek yapılar, elektromekanik, aydınlatma, altyapı ve peyzaj işlerinin sonunda açık hava müzesine dönüşecek olacak Seddülbahir Kalesi’nin Cumhuriyetin 100’üncü yılında Çanakkale Deniz Zaferi’nin kutlanacağı 18 Mart 2023 tarihinde ziyarete açılması planlanıyor.



"Çanakkale’nin kaleleri tarihe tanıklık etmiş, hem tarihi mekanlardır, hem de gazi mekanlardır"


Çanakkale’nin kaleler şehri olduğunu belirten Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Çanakkale, kaleler şehridir. Çanakkale’nin kaleleri tarihe tanıklık etmiş, hem tarihi mekanlardır, hem de gazi mekanlardır. İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı’nın güvenliğini, dolayısıyla ülke güvenliğini sağlayan çok önemli savunma yapılarıdır. Çanakkale Savaşları’nda büyük işlev görmüşler ve hepsi gazi olmuş mekanlardır. Hepsi ecdadımızdan, tarihimizden bize emanet olan tarihi mekanlardır, çok önemli yapılardır. Çok önemli olaylara şahitlik etmişlerdir. Bu ülkenin, bu toprakların vatan yapılması noktasında, o Çanakkale Destanı’nın yazıldığı zamanlarda çok önemli fedakarlıklara, büyük olaylara şahitlik etmişler. Çok büyük kahramanların ayak izlerinin, hatıraların olduğu tarihi mekanlardır. Tarih Alan Başkanlığı olarak biz Çanakkale’deki bu gazi mekanları, gazi kalelerin restorasyon sürecini başlattık. Bunların hepsini bir yaşayan kale müze haline dönüştürdük" dedi.


Gazi kaleleri ayağa kaldırma işlemine Kilitbahir Kalesi’yle başladıklarını ifade eden İsmail Kaşdemir, "Kilitbahir Kalesi, Fatih Sultan Mehmet’in yadigarı, Çanakkale Savaşları’nın o gazi mekanı, çok önemli ve güzel bir restorasyon sürecinden sonra bir kale müze olarak şuanda Çanakkale ruhunun hissedildiği bu topraklarda, gelen ziyaretçimize hizmet vermeye başlamıştır. Hemen akabinde Bigalı Kalesi ki Çanakkale Savaşları sırasında o Mehmetçiğin mavzerlerinin, silahlarının tamir edildiği, silah tamirhanesi olarak kullanan Bigalı Kalesi geçtiğimiz yıl ziyarete açılmış ve bir kale müze olarak da hizmet vermeye başlamıştır" diye konuştu.



"Seddülbahir Kalemizi inşallah 18 Mart 2023 tarihinde hizmete açacağız"


Gazi kaleleri ayağa kaldırmak için devam eden çalışmalar çerçevesinde son olarak Seddülbahir Kalesi’nde restorasyon çalışmalarının devam ettiğini hatırlatan Kaşdemir, sözlerine şöyle devam etti:


"Seddülbahir Kalemizi inşallah 18 Mart 2023 tarihinde hizmete açacağız. Seddülbahir Kalesi ki, 4’üncü Mehmet Yadigarı, Hatice Turhan Sultan’ın yadigarı bir gazi mekan, tarihi mekandır. Aynı zamanda Çanakkale’nin ilk şehitlerinin verildiği mekandır. Bu gazi kaleler, tarihi mekanlar önce tarihten bize emanettir. Ecdadımızdan bize miras kalmıştır. Çanakkale Savaşları sırasında da çok önemli olaylara şahitlik etmişlerdir. Burada çok büyük kahramanlıkların yaşandığı, Çanakkale Destanı’nı yazan o büyük kahramanların ayak izlerinin, hatıralarının olduğu gazi mekanlardır. Biz Çanakkale Tarihi Alan Başkanlığı olarak da o büyük fedakarlığın, Çanakkale ruhunun gelecek kuşaklara aktarılması noktasında bize kalan bütün bu ecdat yadigarı emanetleri, tarihi mekanları ayağa kaldırarak, hizmeti sunuyoruz. Gelen ziyaretçilerimizde bu toprakları nasıl vatan yapıldığını, hangi fedakarlıklardan sonra Cumhuriyet’imize ulaştığımızı ve Çanakkale Savaşları’nın, Çanakkale Zaferleri’nin nasıl kazanıldığını daha iyi anlamış oluyor. Kısacası, Çanakkale ruhunu daha iyi hissetmiş oluyorlar. Biz Tarihi Alan Başkanlığı olarak her zaman tarihimize, ecdat yadigarı tarihi mekanlarımıza, gazi mekanlarımıza, kalelerimize, tabyalarımıza, siperlerimize sahip çıkacağız. Çünkü gerçekten bizim tarihimiz çok büyük bir tarihtir. Tarihimizde altın sayfalar vardır. Büyük kahramanlıklar, büyük fedakarlıklar vardır. Biz de o büyük fedakarlıkların, kahramanlıkların torunları olarak bu ecdat yadigarı mekanlara her zaman sahip çıkacağız. Bütün Türk milletinin evlatlarını, Çanakkale ruhunu hissetmeye davet ediyoruz. Çünkü Çanakkale ortak paydamızdır, Çanakkale ortak değerimizdir ve Çanakkale Cumhuriyet’imizin ön sözüdür. Kurtuluş Savaşı’na giden yolların, Cumhuriyet’imize giden yolların başlangıcıdır ve tabii ki Cumhuriyet’imizin kurucusu, Kurtuluş Savaşı’mızın Başkomutanı ve Çanakkale’mizin de kahraman ve muzaffer Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de tarih sahnesine çıktığı yerdir."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Ülkemiz, dünyanın önde gelen yükseköğretim sistemlerinden biri haline gelmiştir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Ülkemiz bugün 208 üniversitesi, yaklaşık 187 bin akademik personeli ve 7 milyona yaklaşan öğrenci kapasitesiyle dünyanın önde gelen yükseköğretim sistemlerinden biri haline gelmiştir" dedi. Anadolu Mektebi Vakfı’nın okuma hareketinin 15’inci yılı sebebiyle düzenlenen ‘Okuma, Eğitim ve Kültür Çalıştay’ kapanış toplantısı, Başkent Öğretmenevi Hitit Salonu’nda düzenlendi. Programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, öğretmenler, öğrenciler ve davetliler katıldı. Tanıtım sunumuyla başlayan program, kürsü konuşmaları ile devam etti. "40’ı aşkın ilde ve yaklaşık 15 ülkede yürütülen faaliyetler, okuma kültürünü yaşayan ve yaşatan güçlü bir ekosistem haline gelmiştir" Gönüllü bir hareket olarak 2012 yılında temelleri atılan oluşumun, bugün Türkiye’nin dört bir yanında ve uluslararası arenada binlerce gence rehberlik ettiğini belirten Yılmaz, "40’ı aşkın ilde ve yaklaşık 15 ülkede yürütülen faaliyetleri, ortaokuldan lise düzeyine uzanan programları ve her yıl yüzlerce panelde binlerce gencin söz aldığı üretken yapısıyla, okuma kültürünü yaşayan ve yaşatan güçlü bir ekosistem haline gelmiştir. Mustafa Kutlu okumalarında 368 panelde bin 385 konuşmacının, Tarık Buğra okumalarında 259 panelde bin 50 konuşmacının, Cengiz Aytmatov okumalarında ise 154 panelde 615 konuşmacının yer alması, bu yapının ulaştığı boyutları ve yaygınlığı ortaya koymaktadır" diye konuştu. Cevdet Yılmaz, öğrencilerin seçkin yazarların eserleri üzerinden derinlikli bir okuma ve düşünme sürecine dahil olduğunu, edindikleri birikimi yazı ve sunumlarla ifade ederek entelektüel üretime katıldıklarını belirtti. Bu sayede gençlerin köklü bir edebiyat ve fikir mirasıyla buluştuğunu vurgulayan Yılmaz, Anadolu Mektebi’nin okuyan, düşünen ve kendini ifade edebilen bireyler yetiştiren önemli bir eğitim ortamı sunduğunu dile getirdi. Gençlerin, Yunus Emre’den Cengiz Aytmatov’a, Necip Fazıl’dan Cemil Meriç’e uzanan köklü bir fikir ve edebiyat mirasıyla derinlikli bir temas kurduğunu ve düşünce dünyalarını besleyen güçlü bir istikamet kazandıklarını dile getiren Yılmaz, "Bu yönüyle Anadolu Mektebi, gençlerimizi okuyan, düşünen, yazan ve söz söyleyen bireyler olarak yetiştiren gerçek bir mektep hüviyeti taşımaktadır. Bu sistemli okuma disiplini, gençlerimizin zihinsel kapasitesini artırırken onlara güçlü bir şahsiyet kazandırmaktadır. Kendi kültürel havzasından beslenen evlatlarımız, edindikleri bu birikimle yarının Türkiye’sini inşa edecek bir öz güvene kavuşmaktadır. Zira bu öz güvenin ve fikri derinliğin kaynağı, asırlık birikimimizi bugüne taşıyan dilimiz ve edebiyatımızdır. Türk edebiyatı, milli şuurun inşasında ve canlı tutulmasında en güçlü dayanaklarımızdan biridir. Asırlar boyunca milletimizin hafızasını, değerlerini ve istikametini kelimelerle yoğurarak bugüne taşımıştır. Bu eserlerle kurulan bağ, gençlerimizin aidiyet duygusunu perçinlemekte ve onları köklerinden kopmadan geleceğe hazırlamaktadır. Bu zeminde yetişen nesiller, tarihine vakıf, sorumluluk duygusu yüksek ve milletinin istikbaline yön verme iddiası taşıyan vakur bir duruş sergilemektedirler" açıklamasında bulundu. Yılmaz, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda hazırlanan Maarif Model ile Türkçenin öğretimini; dil bilinci, düşünme becerisi ve milli-kültürel kimliğin inşası açısından stratejik bir alan olarak ele alındığını vurguladı. Cevdet Yılmaz, eğitim modelinde dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerinin bir bütün olarak ele alındığını belirterek, okumanın analiz ve yorumlama gibi üst düzey düşünme süreçleriyle geliştirildiğini, yazmanın ise öğrencinin kendi düşüncesini üretip ifade etmesine dayandığını ifade etti. "Ülkemiz, dünyanın önde gelen yükseköğretim sistemlerinden biri haline gelmiştir" Türkiye, son 20 yılı aşkın dönemde yükseköğretim alanında hem erişim hem de kapasite bakımından önemli bir gelişim kaydettiğini söyleyen Yılmaz, "Ülkemiz bugün 208 üniversitesi, yaklaşık 187 bin akademik personeli ve 7 milyona yaklaşan öğrenci kapasitesiyle dünyanın önde gelen yükseköğretim sistemlerinden biri haline gelmiştir" şeklinde konuştu. "Yapay zeka alanındaki gelişmeler, yükseköğretim sisteminin yeniden yapılanmasında belirleyici rol oynamaktadır" Cevdet Yılmaz, aynı zamanda şu ifadelere yer verdi: "Dijital dönüşüm ve yapay zeka alanındaki gelişmeler, yükseköğretim sisteminin yeniden yapılanmasında belirleyici rol oynamaktadır. Veri, günümüzde ekonomik ve akademik karar alma süreçlerinin merkezine yerleşmiş; veri analizi ve yapay zeka, tüm disiplinler için temel bir yetkinlik alanı haline gelmiştir." Veri Analizi Okulu’nun katılımcılara yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda analitik düşünme ve problem çözme becerileri kazandırdığını kaydeden Cevdet Yılmaz, programın veriye dayalı karar alma yetkinliği geliştiren yeni nesil bir eğitim modeli sunduğunu söyledi. Yılmaz, kütüphanelerin yalnızca sessiz çalışma alanları değil, gençlerin bir araya geldiği, kültürel ve sanatsal etkileşimin merkezinde yer alan canlı mekanlar olması gerektiğini belirtti. Bu anlayışın önemli bir örneği olarak Millet Kütüphanesi’ni gösteren Yılmaz, kütüphanelerin sosyal ve kültürel hayatın kalbinin attığı yerler haline gelmesinin önemine dikkat çekti. Okuma kültürünün eğitimde temel bir unsur olduğuna dikkat çeken Yılmaz, Millet Kütüphanesi’nin bu anlayışın önemli bir örneği olduğunu vurgulayarak, yapılan çalışmaların gençlerin düşünce dünyasını güçlendirmesine katkı sağlamasını temenni etti. Program, toplu bir şekilde hatıra fotoğrafının çekilmesiyle sonlandı.
İstanbul Zeytinburnu’nda "Mektepten Meclise Pedal" bisiklet turu renkli görüntülere sahne oldu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde düzenlenen, "Mektepten Meclise Pedal" bisiklet turu yoğun katılımla gerçekleştirildi. 72 okuldan toplam bin 710 katılımcı, bayram coşkusunu pedal çevirerek yaşadı. Zeytinburnu Atatürk İlkokulu önünden start alan etkinlikte öğrenciler, veliler ve öğretmenler trafiğe kapatılan güvenli güzergâh boyunca ilerleyerek Zeytinburnu Millet Bahçesi’nde turu tamamladı. Yaklaşık 2,5 kilometrelik parkurda gerçekleştirilen etkinlikte renkli görüntüler oluştu. Etkinliğe bin 250 ilkokul öğrencisinin yanı sıra 360 veli ve refakatçi ile 100 öğretmen katıldı. Program sonunda düzenlenen çekilişle 10 öğrenciye bisiklet hediye edildi. Programa, Zeytinburnu Kaymakamı Dr. Adem Uslu, Zeytinburnu Belediye Başkanı Dr. Ömer Arısoy ve Zeytinburnu İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Çetinkaya da katılarak öğrencilerin bayram sevincine ortak oldu. Zeytinburnu Belediye Başkanı Dr. Ömer Arısoy programa yoğun katılım yaşandığına dikkat çekerek, "Bin 200 aşkın evladımız pedal çeviriyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106’ncı yılında. Bu bizim kaymakamlık, ilçe milli eğitim müdürlüğü ile birlikte organize ettiğimiz 2. etkinliğimiz ve çok mutluyuz. Bisikletin çocuklarımızın hayatına dâhil olmasından mutluyuz. Yaygınlaşmasını teşvik etmek istiyoruz. Bunun için emek veren bütün milli eğitim camiasına emniyetimize ve belediye ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Tam da bizim yapmak istediğimiz bisikletin kullanımını teşvik etmek. Atatürk ilkokulundaki Savaş öğretmenimiz tam bir bisiklet sevdalısı. 8 farklı ilçeden çocuğumuz kayıt yaptırıp geldi. Bu bin 200 sayısı 8 farklı ilçeden oluşuyor. Çok mutluyuz. Elbette daha da geliştirerek güzelleştirerek daha da iyisini yapacağız" şeklinde konuştu. Etkinliğe katılan Hiranur Solmaz, "Buraya katıldığım için çok mutluyum. Buradaki binlerce çocuğu mutlu ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum" dedi. Bir başka öğrenci Hatice Erkin Uygur ise "Buraya geldiğim için çok mutluyum ve biraz da heyecanlıyım. Herkesin ulusal egemenlik bayramını kutluyorum" ifadelerini kullandı. İki yıldır Zeytinburnu Belediyesi desteğiyle Zeytinburnu Millet Bahçesi’nde düzenlenen etkinlik, bu yıl da geniş katılımla tamamlandı.
Rize Anzerli Başkan’dan ’sahte Anzer balı’ sitemi Rize’nin dünyaca ünlü Anzer balının, sahte ürünlerin artışı ve üretici kooperatiflerin birlik sağlayamaması nedeniyle hem güven hem de marka değerini hızla kaybettiğine dikkat çekildi. Her yıl bu zamanlarda sezon hazırlıklarına başlanan ve yaz sonunda satışa çıkan dünyaca ünlü Anzer balı sahteleri nedeniyle güven kaybetmeye başladı. Artık ülkenin hemen her bölgesinde ’Anzer balı’ ibaresiyle birçok balın piyasaya sürüldüğünden şikayet eden Anzer balı kooperatifleri, insan sağlığının tehlikeye atıldığını ifade ediyor. Anzer Çiçekli Köy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı İsak Yılmaz, Anzer Balı üreticilerinin kooperatiflerinin bir araya gelemediği için piyasada çok sayıda balın Anzer balı gibi satılmasına neden olduğunu dile getirerek sitem etti. Bu durumun Anzer balı markasına zarar verdiğini öne süren Yılmaz "Dünya markası, çöp markası oldu" dedi. Anzer balı üreticilerini bağlı olduğu 12 kooperatif olduğunu ancak bu kooperatiflerin ballarının marka değerini korumak için bir araya gelemediğini dile getiren Yılmaz "Anzer’de 12 tane kooperatif var, yakında 112 tane olurlar. 12 kooperatif bir araya gelemiyoruz. Neden bir araya gelemiyoruz? Sıkıntı ne? Gelelim bir araya bu işleri hep beraber çözelim. Şu an yanımda iki muhtar da yok. Neredesiniz? Gelin yanımıza, beraber mücadele verelim. Hukuki süreçte bir araya toplanamadık. 12 kooperatif olarak da bir araya gelemedik dedi. "Bir insan biraz düşünecek ya; bu kadar Anzer balı bu Türkiye’de olur mu?" Anzer Yaylası’nda üretilen 18 ton balın analizden geçtiğini ancak piyasada 200 tona yakın Anzer balı diye bal satıldığını sözlerine ekleyen Yılmaz, "Anzer’den 12 kooperatiften 18 tona yakın Anzer balı analizden geçti. Türkiye’de toplam Anzer balı 200 tona yakın vardır. Her mağazada 81 ilde Anzer balı var, her ilçede Anzer balı var; o yetmemiş gibi Kuzey Irak’a sıçradı. Bir insan biraz düşünecek ya; bu kadar Anzer balı bu Türkiye’de olur mu? Bu neyin nesi? Türkiye’de bu kadar reçel yok ya biraz mantıklı olacak, insan hesap kitap yapacak. Kooperatiflerde de bal bitmiyor. Ne yapıyor bunlar? Dünya markası çöp markası oldu işte buyur" ifadelerini kullandı. "Anzer balının marka değerine sahip çıkılsın" Anzer balının marka değerine sahip çıkılması gerektiğini ve Türk Patent Enstitüsü’nün Anzer balını çağrıştıracak hiçbir ibareye izin vermemesi gerektiğini ifade eden Yılmaz sözlerini devamında, "Biz ne yaptık? Güzel bir dilekçe hazırladık. Bu dilekçelerimizde ’Anzer balı’nı çağrıştıracak hiçbir kişi ya da kuruma patent vermemesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.’ Dilekçelerimizi güzel bir şekilde hazırladık. Muhtarlara diyorum ki; ya beraber çıkalım bakanımızın yanına bu Anzer ibaresini bir koruma altına alalım. Bunu da kabul etmediler. Bir araya gelelim yeter! Rize’mizin markası. Sahte coğrafi işaret var, Anzer ibaresi var. 260 tane Anzer ibaresi var; bu 260 tane Anzer ibareli balın içerisindeki 150 tanesi Anzer’in içindeki aracıların, 100 tanesi de dışarıdaki Malatyalının, Urfalının başka bölgelerin" şeklinde konuştu.
İstanbul AK Parti İstanbul Milletvekilleri, Cuma günleri sahaya inerek vatandaşlarla buluşuyor AK Parti İstanbul Milletvekilleri, her hafta cuma günü İstanbul’un üç bölgesinde esnaf, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarla bir araya geliyor. "Her Mahallesiyle, Her Hikâyesiyle İstanbul" anlayışıyla yürütülen saha programlarında talep, öneri ve beklentiler yerinde dinleniyor. AK Parti İstanbul Milletvekilleri, her hafta cuma günü İstanbul’un üç bölgesinde gerçekleştirdikleri saha programları kapsamında vatandaşlarla buluşmayı sürdürüyor. Her hafta İstanbul’un farklı ilçelerinde düzenlenen programlarda İl Başkanı Abdullah Özdemir, milletvekilleri ve teşkilat üyeleri; esnaf, sivil toplum kuruluşları, vatandaşlar, çarşı ve pazar esnafıyla bir araya gelerek talep, öneri ve değerlendirmeleri yerinde dinliyor. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen saha çalışmalarında, şehrin farklı bölgelerinde eş zamanlı ziyaretler gerçekleştiriliyor. Programlarda mahallelerin ihtiyaçları, ilçe bazlı öncelikler ve vatandaşların gündeminde yer alan konular doğrudan sahada ele alınıyor. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nın NSosyal hesabından konuya ilişkin yapılan paylaşımda, "Sadece konuşan değil; dinleyen, anlayan ve çözüm üreten bir anlayışla sahadayız. Esnafımızla bereketi, hanelerimizde muhabbeti, STK’larımızla ortak aklı, milletimizle güçlü yarınları konuşuyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı milletimizle birlikte inşa ediyoruz" ifadelerine yer verildi. "Her Mahallesiyle, Her Hikâyesiyle İstanbul" sloganıyla sürdürülen saha programlarının, her hafta cuma günü İstanbul’un 39 ilçesinde düzenli olarak devam edeceği belirtildi.