SAĞLIK - 24 Ocak 2023 Salı 16:24

Aynı gün, aynı ay ve aynı yıl doğduğu beyin ölümü gerçekleşen hastanın bağışlanan böbreğiyle sağlığına kavuştu

A
A
A
Aynı gün, aynı ay ve aynı yıl doğduğu beyin ölümü gerçekleşen hastanın bağışlanan böbreğiyle sağlığına kavuştu

Çanakkale’de yüksek tansiyona bağlı olarak böbrek yetmezliği nedeniyle 12 yıldır diyalize giren Muzaffer Göksal (75), 1 yıl önce böbrek nakli için Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Hastanesi Organ Nakil Merkezi’ne başvurdu.

Çanakkale’de yüksek tansiyona bağlı olarak böbrek yetmezliği nedeniyle 12 yıldır diyalize giren Muzaffer Göksal (75), 1 yıl önce böbrek nakli için Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Hastanesi Organ Nakil Merkezi’ne başvurdu. 18.05.1947 tarihinde doğan Muzaffer Göksal, 6 gün önce Bursa’da aynı gün, aynı ay ve aynı yıl doğduğu beyin ölümü gerçekleşen hasta İ.S.’nin ailesi tarafından bağışlanan böbreğinin nakledilmesiyle sağlığına kavuştu.



Tekirdağ’da yaşayan Muzaffer Göksal, 12 yıl önce yüksek tansiyona bağlı olarak böbrek yetmezliğine yakalandı. Doktora giden Muzaffer Göksal’a yapılan tedavi sonrası böbrek nakli olması yada diyalize girmesi gerektiği bildirildi. Ailesinde doku uyum olmaması sebebiyle Muzaffer Göksal diyalize girmeye başladı. Muzaffer Göksal, böbrek nakli için Akdeniz Üniversitesi Organ Nakil Merkezi’ne başvurdu. Yaklaşık 10 yıl boyunca böbrek nakli bekleyen Muzaffer Göksal, bir yıl önce ÇOMÜ Hastanesi Organ Nakil Merkezi’ne böbrek nakli için başvurarak beklemeye başladı. Bursa’da geçtiğimiz hafta İ.S.’nin beyin ölümü gerçekleşmesi sonrası ailesi organlarını bağışlama kararı aldı. 18.05.1947 tarihinde doğan Muzaffer Göksal’a, doku uyum testlerinde belirlenen uygunluk sonrası aynı gün, aynı ay ve aynı yıl doğduğu beyin ölümü gerçekleşen hasta İ.S.’nin böbreği 18 Ocak tarihinde 3 saat süren operasyonla başarılı bir şekilde nakledildi. Muzaffer Göksal, aynı gün doğduğu İ.S.’nin kendisine nakledilen böbreğiyle tekrar sağlığına kavuştu.


ÇOMÜ Hastanesi Organ Nakil Merkezi Müdürü Prof. Dr. Cabir Alan, “Muzaffer bey, 12 yıl önce yüksek tansiyona bağlı olarak böbrek yetmezliği yaşıyor. Doktora gidiyor tedavisinde böbrek nakli yada diyalize girmesi isteniyor. Aile içinde doku uyumu olmadığı için diyaliz makinesine bağlanmak zorunda kalıyor. 12 yıldır diyalize giren bir hastamızdır. Kendisi bir umut Akdeniz Üniversitesi Organ Nakil Merkezine müracaat ediyor. Orada 10 yılı aşkın bir süredir böbrek nakli için sıra bekliyor ama sıra gelmiyor. Sonrasında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezimize kayıt oluyor. 1 yıl içerisinde kendisine uygun böbrek bulunuyor. 18 Ocak tarihinde Bursa’da beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın doku uygunluk testlerinde Muzaffer beye nakil için uyumlu olduğu belirlendi. Kendisini merkezimize davet ettik. Merkezimizde gerekli değerlendirme sonrası 3 saatlik bir operasyonla böbreği naklettik” dedi.


Ameliyat sonrası dikkatlerini çeken ilginç bir durum olduğunu da belirten Prof. Dr. Cabir Alan, şunları söyledi:


“Muzaffer bey ile bağışı yapan kişinin doğum tarihleri birebir aynıydı yani ikisi de aynı gün doğmuş. Bu hem bizim için hem hastamız için hoş bir tesadüf oldu. Muzaffer beye nakledilen böbrek şuanda çok iyi durumda, günlük 2.5 litrelik bir idrar çıkışı var. Muzaffer bey artık diyaliz makinasından kurtuldu. Hastamızı birkaç gün içinde taburcu edeceğiz.”


Ülkede yaşanan böbrek yetmezliğinin en önemli nedeni hipertansiyon ve diyabet olduğuna da dikkat çeken Alan, sözlerine şöyle devam etti:


“Özellikle ailesinde böyle olan bireylerin mutlaka periyodik aralıklarla aile hekimi, üroloji, dahiliye uzmanına kendilerine göstermelerini faydası var. Ben vatandaşlarımızı organ nakli olması konusunda duyarlı olmaya davet ediyorum.”


Böbrek nakli olmadan önce günlük hayatında bir takım zorluklar yaşadığını anlatan Muzaffer Göksal, “İşlerimi yaparken zorlanıyordum, halsizlik yaşıyordum. Diyalize girdiğim zaman uzun sürüyordu. Fakat böbrek nakli olduktan sonra rahatladım. Sağlığıma kavuştum. Yeniden dünyaya geldim. Çalışabileceğim, işlerimi yapabileceğim. Hocalarıma da çok teşekkür ederim. Böbrek nakli konusunda bağış yapmak isteyen vatandaşlar çekinmesinler, korkmasınlar. İnsanlar hayatları boyunca tek böbrekle de yaşayabiliyor. Böbrek nakli bekleyen hastalar için organ nakli bağışı yapıp, hasta olmaktan yatalak olmaktan kurtarsınlar” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Ülkemiz, dünyanın önde gelen yükseköğretim sistemlerinden biri haline gelmiştir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Ülkemiz bugün 208 üniversitesi, yaklaşık 187 bin akademik personeli ve 7 milyona yaklaşan öğrenci kapasitesiyle dünyanın önde gelen yükseköğretim sistemlerinden biri haline gelmiştir" dedi. Anadolu Mektebi Vakfı’nın okuma hareketinin 15’inci yılı sebebiyle düzenlenen ‘Okuma, Eğitim ve Kültür Çalıştay’ kapanış toplantısı, Başkent Öğretmenevi Hitit Salonu’nda düzenlendi. Programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, öğretmenler, öğrenciler ve davetliler katıldı. Tanıtım sunumuyla başlayan program, kürsü konuşmaları ile devam etti. "40’ı aşkın ilde ve yaklaşık 15 ülkede yürütülen faaliyetler, okuma kültürünü yaşayan ve yaşatan güçlü bir ekosistem haline gelmiştir" Gönüllü bir hareket olarak 2012 yılında temelleri atılan oluşumun, bugün Türkiye’nin dört bir yanında ve uluslararası arenada binlerce gence rehberlik ettiğini belirten Yılmaz, "40’ı aşkın ilde ve yaklaşık 15 ülkede yürütülen faaliyetleri, ortaokuldan lise düzeyine uzanan programları ve her yıl yüzlerce panelde binlerce gencin söz aldığı üretken yapısıyla, okuma kültürünü yaşayan ve yaşatan güçlü bir ekosistem haline gelmiştir. Mustafa Kutlu okumalarında 368 panelde bin 385 konuşmacının, Tarık Buğra okumalarında 259 panelde bin 50 konuşmacının, Cengiz Aytmatov okumalarında ise 154 panelde 615 konuşmacının yer alması, bu yapının ulaştığı boyutları ve yaygınlığı ortaya koymaktadır" diye konuştu. Cevdet Yılmaz, öğrencilerin seçkin yazarların eserleri üzerinden derinlikli bir okuma ve düşünme sürecine dahil olduğunu, edindikleri birikimi yazı ve sunumlarla ifade ederek entelektüel üretime katıldıklarını belirtti. Bu sayede gençlerin köklü bir edebiyat ve fikir mirasıyla buluştuğunu vurgulayan Yılmaz, Anadolu Mektebi’nin okuyan, düşünen ve kendini ifade edebilen bireyler yetiştiren önemli bir eğitim ortamı sunduğunu dile getirdi. Gençlerin, Yunus Emre’den Cengiz Aytmatov’a, Necip Fazıl’dan Cemil Meriç’e uzanan köklü bir fikir ve edebiyat mirasıyla derinlikli bir temas kurduğunu ve düşünce dünyalarını besleyen güçlü bir istikamet kazandıklarını dile getiren Yılmaz, "Bu yönüyle Anadolu Mektebi, gençlerimizi okuyan, düşünen, yazan ve söz söyleyen bireyler olarak yetiştiren gerçek bir mektep hüviyeti taşımaktadır. Bu sistemli okuma disiplini, gençlerimizin zihinsel kapasitesini artırırken onlara güçlü bir şahsiyet kazandırmaktadır. Kendi kültürel havzasından beslenen evlatlarımız, edindikleri bu birikimle yarının Türkiye’sini inşa edecek bir öz güvene kavuşmaktadır. Zira bu öz güvenin ve fikri derinliğin kaynağı, asırlık birikimimizi bugüne taşıyan dilimiz ve edebiyatımızdır. Türk edebiyatı, milli şuurun inşasında ve canlı tutulmasında en güçlü dayanaklarımızdan biridir. Asırlar boyunca milletimizin hafızasını, değerlerini ve istikametini kelimelerle yoğurarak bugüne taşımıştır. Bu eserlerle kurulan bağ, gençlerimizin aidiyet duygusunu perçinlemekte ve onları köklerinden kopmadan geleceğe hazırlamaktadır. Bu zeminde yetişen nesiller, tarihine vakıf, sorumluluk duygusu yüksek ve milletinin istikbaline yön verme iddiası taşıyan vakur bir duruş sergilemektedirler" açıklamasında bulundu. Yılmaz, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda hazırlanan Maarif Model ile Türkçenin öğretimini; dil bilinci, düşünme becerisi ve milli-kültürel kimliğin inşası açısından stratejik bir alan olarak ele alındığını vurguladı. Cevdet Yılmaz, eğitim modelinde dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerinin bir bütün olarak ele alındığını belirterek, okumanın analiz ve yorumlama gibi üst düzey düşünme süreçleriyle geliştirildiğini, yazmanın ise öğrencinin kendi düşüncesini üretip ifade etmesine dayandığını ifade etti. "Ülkemiz, dünyanın önde gelen yükseköğretim sistemlerinden biri haline gelmiştir" Türkiye, son 20 yılı aşkın dönemde yükseköğretim alanında hem erişim hem de kapasite bakımından önemli bir gelişim kaydettiğini söyleyen Yılmaz, "Ülkemiz bugün 208 üniversitesi, yaklaşık 187 bin akademik personeli ve 7 milyona yaklaşan öğrenci kapasitesiyle dünyanın önde gelen yükseköğretim sistemlerinden biri haline gelmiştir" şeklinde konuştu. "Yapay zeka alanındaki gelişmeler, yükseköğretim sisteminin yeniden yapılanmasında belirleyici rol oynamaktadır" Cevdet Yılmaz, aynı zamanda şu ifadelere yer verdi: "Dijital dönüşüm ve yapay zeka alanındaki gelişmeler, yükseköğretim sisteminin yeniden yapılanmasında belirleyici rol oynamaktadır. Veri, günümüzde ekonomik ve akademik karar alma süreçlerinin merkezine yerleşmiş; veri analizi ve yapay zeka, tüm disiplinler için temel bir yetkinlik alanı haline gelmiştir." Veri Analizi Okulu’nun katılımcılara yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda analitik düşünme ve problem çözme becerileri kazandırdığını kaydeden Cevdet Yılmaz, programın veriye dayalı karar alma yetkinliği geliştiren yeni nesil bir eğitim modeli sunduğunu söyledi. Yılmaz, kütüphanelerin yalnızca sessiz çalışma alanları değil, gençlerin bir araya geldiği, kültürel ve sanatsal etkileşimin merkezinde yer alan canlı mekanlar olması gerektiğini belirtti. Bu anlayışın önemli bir örneği olarak Millet Kütüphanesi’ni gösteren Yılmaz, kütüphanelerin sosyal ve kültürel hayatın kalbinin attığı yerler haline gelmesinin önemine dikkat çekti. Okuma kültürünün eğitimde temel bir unsur olduğuna dikkat çeken Yılmaz, Millet Kütüphanesi’nin bu anlayışın önemli bir örneği olduğunu vurgulayarak, yapılan çalışmaların gençlerin düşünce dünyasını güçlendirmesine katkı sağlamasını temenni etti. Program, toplu bir şekilde hatıra fotoğrafının çekilmesiyle sonlandı.
İstanbul Zeytinburnu’nda "Mektepten Meclise Pedal" bisiklet turu renkli görüntülere sahne oldu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde düzenlenen, "Mektepten Meclise Pedal" bisiklet turu yoğun katılımla gerçekleştirildi. 72 okuldan toplam bin 710 katılımcı, bayram coşkusunu pedal çevirerek yaşadı. Zeytinburnu Atatürk İlkokulu önünden start alan etkinlikte öğrenciler, veliler ve öğretmenler trafiğe kapatılan güvenli güzergâh boyunca ilerleyerek Zeytinburnu Millet Bahçesi’nde turu tamamladı. Yaklaşık 2,5 kilometrelik parkurda gerçekleştirilen etkinlikte renkli görüntüler oluştu. Etkinliğe bin 250 ilkokul öğrencisinin yanı sıra 360 veli ve refakatçi ile 100 öğretmen katıldı. Program sonunda düzenlenen çekilişle 10 öğrenciye bisiklet hediye edildi. Programa, Zeytinburnu Kaymakamı Dr. Adem Uslu, Zeytinburnu Belediye Başkanı Dr. Ömer Arısoy ve Zeytinburnu İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Çetinkaya da katılarak öğrencilerin bayram sevincine ortak oldu. Zeytinburnu Belediye Başkanı Dr. Ömer Arısoy programa yoğun katılım yaşandığına dikkat çekerek, "Bin 200 aşkın evladımız pedal çeviriyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106’ncı yılında. Bu bizim kaymakamlık, ilçe milli eğitim müdürlüğü ile birlikte organize ettiğimiz 2. etkinliğimiz ve çok mutluyuz. Bisikletin çocuklarımızın hayatına dâhil olmasından mutluyuz. Yaygınlaşmasını teşvik etmek istiyoruz. Bunun için emek veren bütün milli eğitim camiasına emniyetimize ve belediye ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Tam da bizim yapmak istediğimiz bisikletin kullanımını teşvik etmek. Atatürk ilkokulundaki Savaş öğretmenimiz tam bir bisiklet sevdalısı. 8 farklı ilçeden çocuğumuz kayıt yaptırıp geldi. Bu bin 200 sayısı 8 farklı ilçeden oluşuyor. Çok mutluyuz. Elbette daha da geliştirerek güzelleştirerek daha da iyisini yapacağız" şeklinde konuştu. Etkinliğe katılan Hiranur Solmaz, "Buraya katıldığım için çok mutluyum. Buradaki binlerce çocuğu mutlu ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum" dedi. Bir başka öğrenci Hatice Erkin Uygur ise "Buraya geldiğim için çok mutluyum ve biraz da heyecanlıyım. Herkesin ulusal egemenlik bayramını kutluyorum" ifadelerini kullandı. İki yıldır Zeytinburnu Belediyesi desteğiyle Zeytinburnu Millet Bahçesi’nde düzenlenen etkinlik, bu yıl da geniş katılımla tamamlandı.
Rize Anzerli Başkan’dan ’sahte Anzer balı’ sitemi Rize’nin dünyaca ünlü Anzer balının, sahte ürünlerin artışı ve üretici kooperatiflerin birlik sağlayamaması nedeniyle hem güven hem de marka değerini hızla kaybettiğine dikkat çekildi. Her yıl bu zamanlarda sezon hazırlıklarına başlanan ve yaz sonunda satışa çıkan dünyaca ünlü Anzer balı sahteleri nedeniyle güven kaybetmeye başladı. Artık ülkenin hemen her bölgesinde ’Anzer balı’ ibaresiyle birçok balın piyasaya sürüldüğünden şikayet eden Anzer balı kooperatifleri, insan sağlığının tehlikeye atıldığını ifade ediyor. Anzer Çiçekli Köy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı İsak Yılmaz, Anzer Balı üreticilerinin kooperatiflerinin bir araya gelemediği için piyasada çok sayıda balın Anzer balı gibi satılmasına neden olduğunu dile getirerek sitem etti. Bu durumun Anzer balı markasına zarar verdiğini öne süren Yılmaz "Dünya markası, çöp markası oldu" dedi. Anzer balı üreticilerini bağlı olduğu 12 kooperatif olduğunu ancak bu kooperatiflerin ballarının marka değerini korumak için bir araya gelemediğini dile getiren Yılmaz "Anzer’de 12 tane kooperatif var, yakında 112 tane olurlar. 12 kooperatif bir araya gelemiyoruz. Neden bir araya gelemiyoruz? Sıkıntı ne? Gelelim bir araya bu işleri hep beraber çözelim. Şu an yanımda iki muhtar da yok. Neredesiniz? Gelin yanımıza, beraber mücadele verelim. Hukuki süreçte bir araya toplanamadık. 12 kooperatif olarak da bir araya gelemedik dedi. "Bir insan biraz düşünecek ya; bu kadar Anzer balı bu Türkiye’de olur mu?" Anzer Yaylası’nda üretilen 18 ton balın analizden geçtiğini ancak piyasada 200 tona yakın Anzer balı diye bal satıldığını sözlerine ekleyen Yılmaz, "Anzer’den 12 kooperatiften 18 tona yakın Anzer balı analizden geçti. Türkiye’de toplam Anzer balı 200 tona yakın vardır. Her mağazada 81 ilde Anzer balı var, her ilçede Anzer balı var; o yetmemiş gibi Kuzey Irak’a sıçradı. Bir insan biraz düşünecek ya; bu kadar Anzer balı bu Türkiye’de olur mu? Bu neyin nesi? Türkiye’de bu kadar reçel yok ya biraz mantıklı olacak, insan hesap kitap yapacak. Kooperatiflerde de bal bitmiyor. Ne yapıyor bunlar? Dünya markası çöp markası oldu işte buyur" ifadelerini kullandı. "Anzer balının marka değerine sahip çıkılsın" Anzer balının marka değerine sahip çıkılması gerektiğini ve Türk Patent Enstitüsü’nün Anzer balını çağrıştıracak hiçbir ibareye izin vermemesi gerektiğini ifade eden Yılmaz sözlerini devamında, "Biz ne yaptık? Güzel bir dilekçe hazırladık. Bu dilekçelerimizde ’Anzer balı’nı çağrıştıracak hiçbir kişi ya da kuruma patent vermemesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.’ Dilekçelerimizi güzel bir şekilde hazırladık. Muhtarlara diyorum ki; ya beraber çıkalım bakanımızın yanına bu Anzer ibaresini bir koruma altına alalım. Bunu da kabul etmediler. Bir araya gelelim yeter! Rize’mizin markası. Sahte coğrafi işaret var, Anzer ibaresi var. 260 tane Anzer ibaresi var; bu 260 tane Anzer ibareli balın içerisindeki 150 tanesi Anzer’in içindeki aracıların, 100 tanesi de dışarıdaki Malatyalının, Urfalının başka bölgelerin" şeklinde konuştu.
İstanbul AK Parti İstanbul Milletvekilleri, Cuma günleri sahaya inerek vatandaşlarla buluşuyor AK Parti İstanbul Milletvekilleri, her hafta cuma günü İstanbul’un üç bölgesinde esnaf, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarla bir araya geliyor. "Her Mahallesiyle, Her Hikâyesiyle İstanbul" anlayışıyla yürütülen saha programlarında talep, öneri ve beklentiler yerinde dinleniyor. AK Parti İstanbul Milletvekilleri, her hafta cuma günü İstanbul’un üç bölgesinde gerçekleştirdikleri saha programları kapsamında vatandaşlarla buluşmayı sürdürüyor. Her hafta İstanbul’un farklı ilçelerinde düzenlenen programlarda İl Başkanı Abdullah Özdemir, milletvekilleri ve teşkilat üyeleri; esnaf, sivil toplum kuruluşları, vatandaşlar, çarşı ve pazar esnafıyla bir araya gelerek talep, öneri ve değerlendirmeleri yerinde dinliyor. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen saha çalışmalarında, şehrin farklı bölgelerinde eş zamanlı ziyaretler gerçekleştiriliyor. Programlarda mahallelerin ihtiyaçları, ilçe bazlı öncelikler ve vatandaşların gündeminde yer alan konular doğrudan sahada ele alınıyor. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nın NSosyal hesabından konuya ilişkin yapılan paylaşımda, "Sadece konuşan değil; dinleyen, anlayan ve çözüm üreten bir anlayışla sahadayız. Esnafımızla bereketi, hanelerimizde muhabbeti, STK’larımızla ortak aklı, milletimizle güçlü yarınları konuşuyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı milletimizle birlikte inşa ediyoruz" ifadelerine yer verildi. "Her Mahallesiyle, Her Hikâyesiyle İstanbul" sloganıyla sürdürülen saha programlarının, her hafta cuma günü İstanbul’un 39 ilçesinde düzenli olarak devam edeceği belirtildi.