GÜNDEM - 03 Mart 2026 Salı 12:03

"ABD İsrail İran savaşı uçurumun kenarında olan bir süreçte"

A
A
A
"ABD İsrail İran savaşı uçurumun kenarında olan bir süreçte"

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Şu an itibarıyla kontrolden çıkmak üzere olan, hatta çıkmakla çıkmamanın çok arasında ilk defa bu kadar uçurumun kenarında olan bir sürecin içerisindeyiz" dedi.


Necat Taşcı İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin İhlas Haber Ajansına açıklamalarda bulundu. Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, "Amerika, İran ve İsrail’in geçmiş ve günümüz dış politika pratiklerine baktığımızda 3 tane hangisi olsa şaşırmayacağımız senaryo ön plana çıkıyor. Biz birçok ihtimali ve mevcut senaryoyu ihtimali hesaplamak durumundayız." ifadelerini kullandı.


Çanakkale’de Siyasal Bilgiler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası İlişkiler ve Politika Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırılarının durumu çok daha riskli hale getirdiğini belirterek, "Evet, şu an itibariyle kontrolden çıkmak üzere olan; hatta çıkmakla çıkmamanın çok arasında, ilk defa bu kadar uçurumun kenarında olan bir sürecin içerisindeyiz. Neden bu hale geldi? Marjinalleşmiş iki tane rejim söz konusu. İsrail özellikle dünyadan izole edilmiş bölge ülkeleri tarafından artık kolektif bir şekilde dengelenmeye çalışılan, diğer taraftan da yine bölge ülkeleri tarafından yıllardır muzdarip olunan bir diğer ülke İran var. Burada iki ülkenin de iki rejimin de ortak noktası kendi iç politikalarında gittikçe sıkışmış dış politikalarındaki açmazlarda belirli adımları atarak en azından bunun üzerine bir taban konsolidasyonu sağlamaya çalışmaları ki bu durumu tam olarak çok riskli hale getiriyor" ifadelerini kullandı.



"Bugüne kadar geçmiş politika pratiklerini hiç görmediğimiz meseleler"


Ülkelerin geçmiş politikalarında görülmeyen pratikler sergilediği kaydeden Dr. Ufuk Necat Taşçı, "Burada Amerika Birleşik Devletleri’nin ve İsrail’in ortak hareket etmesi ve İran’daki müzakereler devam ederken Umman Dışişleri Bakanı’nın artık anlaşma çok yakın demesinin üzerine bu olayların gerçekleşmesi, bize birçok farklı ihtimali düşündürüyor. Ancak şöyle bir gerçeklik var. Hep söylediğim bir mesele. Biz özellikle sosyal bilimciler, uluslararası ilişkiler hocaları bizim rasyonel belli formülasyonlarımız yok. Biz fizik çalışmıyoruz. Bizim özellikle birey, devlet ve sistem düzeyinde analiz yapma imkanımız var. Bunu yaparken de geçmiş politika pratiklerine bakıyoruz, buradan çıkardığımız sonuç bugüne kadar geçmiş politika pratiklerini hiç görmediğimiz meseleler. Birincisi normal şartlarda biliyorsunuz 12 Gün Savaşı’nda da beni en çok şaşırtan mesele buydu, Amerika Birleşik Devletleri bırakın Tel Aviv’e bir füze düşmesini, Tel Aviv’de bir evin camına taş atılsa Orta Doğu’da bütün Müslümanları katletmek için Orta Doğu’ya girerdi. Ancak 12 Gün Savaşı’nda yapmadığı gibi şu anda da , Tel Aviv’e düşen füzelere nispetle Amerika’nın tepkisi bence çok çok aşırı değil. Yani İsrail’le beraber evet ortak operasyonlar yapıyorlar ama tarihte ilk defa böyle bir manzara görüyoruz. Bir diğer taraftan İran’ın ise dış politik öncelikleri doğrultusunda, en azından belli başlı meselelere girmemesini beklerdik. Neydi o mesele? Normalde bütün İran’la yaşadığı problemleri, yıllardır yaşadığı sorunları bir kenara bırakıp Türkiye ve bölge ülkeleri, Amerika’nın önünde bir bent olmaya çalışıyordu bu saldırılarla alakalı. İran’a saldırılmasına engel olmaya çalışıyorlardı. İran buna rağmen şu anda körfez ülkelerini ve kendisini Amerika ve İsrail’in hışmından korumaya çalışan bu inisiyatifi, hedef alarak ne yapmaya çalışıyor, bunun sorusu yok" şeklinde konuştu.



"3 temel senaryo var"


Savaş gidişatında birbirinden farklı üç temel senaryo oluşabileceğini vurgulayan Dr. Taşçı, şu ifadeleri kullandı: "Amerika’nın artık İran’ı bu kadar marjinalize ettiği, İsrail’in özellikle Amerika’yı belli başlı denklemlerin içerisinde çekmeye zorladığı bir süreçte, 3-4 tane temel senaryo öne çıkıyor. Biz birçok ihtimali ve mevcut senaryoyu ihtimali hesaplamak durumundayız. Amerika, İran ve İsrail’in geçmiş ve günümüz dış politika pratiklerine baktığımızda 3 tane hangisi olsa şaşırmayacağımız senaryo ön plana çıkıyor. Bunlardan birincisi Amerika Birleşik Devletleri ile rejimin içerisinde bir kliğin anlaştığı ve İsrail’in bundan huzursuz olarak bu masayı dağıttığı birinci senaryo. Bununla alakalı emareleri de biz daha önce biliyorsunuz Cevat Zarif’in falan açıklamalarında, özellikle reformist kanada, İran içerisindeki gösteriler esnasında ve sonrasında yapılan baskınlardan biliyoruz. İkinci mesele özellikle İsrail’in iç politikada sıkışmış olması sebebiyle Trump’ın bunu kullanarak Kasım’daki seçimleri ve kendi seçimlerini kullanarak, yeni bir kaos üreterek, bu kendi içerisindeki ve Amerika’nın içerisindeki sorunları kendi lehine dönüştürmeye mi çalıştı? Yani Trump’ı yanına çekip, kendisine mecbur bırakıp, kongreyi kaybetmemesi için destek karşılığında Trump’ı bu işin içine çekmeleri ve karşılığında Netanyahu’nun kendi iktidarını, dönemini tahkim etmesi mi? Bu da ikinci bir seçenek. Üçüncüsü ise İran rejiminin özellikle Amerika ile İsrail’in yine beraber hareket edeceğini anlamış oluşu ve marjinalize olmasıyla beraber körfezdeki ülkeler de dahil, bugün bakın Avrupalı aktörler de dahil İngiltere, Fransa ve Almanya’da açıklama yaptılar ve Rum yönetimine, Rum kesiminde yer alan üste hedef alındı biliyorsunuz. Dolayısıyla İran’ın ben madem rejim çöküyorsa yanımda giderken ne götürebiliyorsam götürürüm kafasıyla hareket ettiği, bence üç tane temel senaryo var şu anda."



"ABD İsrail İran savaşı uçurumun kenarında olan bir süreçte"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Yurtta hava durumu Yurt genelinin parçalı ve çok bulutlu, Karadeniz kıyıları, Güneydoğu Anadolu (Gaziantep ve Kilis hariç) ile Osmaniye ve Hatay çevrelerinin yağmur ve sağanak yağışlı, İç Anadolu’nun doğusu, Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Doğu Karadeniz kıyıları, Ordu ve Artvin ile akşam saatlerinden itibaren Batman, Mardin, Siirt ve Şırnak çevrelerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Bu sabah ve gece saatlerinde iç ve doğu bölgelerde buzlanma ve don, Marmara ile iç ve batı kesimlerde sis ve pus olayı bekleniyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu’nun yüksek kar örtüsüne sahip eğimli kesimlerinde çığ tehlikesi ile kar erimesi tehlikesi bulunuyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan tahminlere göre, hava sıcaklığı iç ve doğu kesimlerde 2 ila 4 derece azalacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacak. Rüzgar, genellikle kuzey yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Akdeniz’in iç kesimleri, İç Anadolu’nun güneyi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun batısında kuvvetli (40-60 km/saat) olarak esecek. Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle: Ankara: Parçalı ve çok bulutlu 9 İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu 12 İzmir: Parçalı ve az bulutlu 18 Adana: Parçalı ve yer yer çok bulutlu 18 Antalya: Parçalı bulutlu 23 Samsun: Çok bulutlu, aralıklı yağmurlu 8 Trabzon: Çok bulutlu, aralıklı yağmurlu (Yağışların kuvvetli olması bekleniyor) 9 Erzurum: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı kar yağışlı 1 Diyarbakır: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı 11
Erzurum Av yasağı başladı Bölgedeki yaban hayatının korunması, geliştirilmesi ve avcılığın sürdürülebilir bir şekilde düzenlenmesi amacıyla Erzurum İl Av Komisyonu toplantısı gerçekleştirildi. Erzurum Vali Yardımcısı Mustafa Berk Çelik başkanlığında bir araya gelen komisyon; Doğa Koruma ve Milli Parklar 13. Bölge Müdürü Akif Ümüzrer ile OGM, Milli Eğitim, Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri, Jandarma teşkilatı, gönüllü kuruluşlar ve mahalli avcı temsilcilerinden oluşan üyelerle toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda Neler Karara Bağlandı? Toplantıda özellikle gelecek av dönemine ait temel başlıklar üzerinde duruldu. Konu ile ilgili yapılan paylaşımda şu ifadeler kullanıldı; " Sürdürülebilir Yönetim: Av ve yaban hayvanlarının doğal yaşam ortamlarıyla birlikte korunması ve popülasyonlarının izlenmesi Avlanma Usulleri: 2026-2027 av dönemi için avlanma süreleri, günleri ve zamanına ilişkin teklifler oluşturuldu. Kotalar ve Limitler: Avcı başına günlük avlanma miktarları, bölgedeki popülasyon durumuna göre titizlikle değerlendirildi. Koruma Tedbirleri: İlimiz mülki sınırları içindeki devlet ve genel avlaklarda nesli tehlikeye düşen türlerin korunması ve bazı sahaların avlanmaya kapatılması yönünde kararlar alındı. Komisyonumuz tarafından alınan bu kararlar, değerlendirilmek üzere Merkez Av Komisyonu’na (MAK) sunulacaktır. Unutmayalım ki, avcılığın planlı ve kurallı yapılması yaban hayatımızın sigortasıdır" Doğa Koruma ve Milli Parklar tarafından yapılan paylaşımda, "Doğayı koruyarak gelecek nesillere aktarmak ve sürdürülebilir bir av yönetimi sağlamak için tüm paydaşlarımızla iş birliği içinde çalışmaya devam ediyoruz" denildi.
Ankara Uzmanından açıklama: "Obezite bir irade sorunu değil, kronik hastalıktır" Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahi Uzmanı Dr. Özgür Sevim, her geçen gün artan obezite sorununa ilişkin, "Obezite bir irade sorunu değil, kronik bir hastalıktır. Bugünün fazla kilolu çocuğu da yarının kronik hastası olacaktır" dedi. Medicana International Ankara Hastanesi Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahi Uzmanı Dr. Özgür Sevim, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Obezitenin yalnızca estetik kaygılarla ilişkilendirilebilecek bir durum olmadığını, metabolizmayı, hormon sistemini ve bağışıklık mekanizmalarını etkileyen çok faktörlü ve kronik bir hastalık olduğunu belirten Sevim, "Son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de artan obezite oranları, toplum sağlığını tehdit eden en önemli risk faktörlerinden biri haline gelmiştir. Obezite, kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve bazı kanser türleriyle doğrudan ilişkilidir. Ayrıca son araştırmalar, obez bireylerin enfeksiyonlara karşı daha yüksek risk altında olduğunu da göstermektedir. Ne yazık ki Türkiye Avrupa’nın en kilolu ülkesi ve dünyada da 3. sırada yer almaktadır. Her geçen gün salgın gibi artan bu soruna karşı cerrahi operasyon en etkin tedavi yöntemidir. Toplumda hala bu ameliyatlara karşı estetik beklenti anlayışı hakimken, obezitenin kronik hastalık riskleri beraberinde getirdiği unutulmamalıdır. Obezite bir irade sorunu değil, kronik bir hastalıktır" dedi. "Bugünün fazla kilolu çocuğu yarının kronik hastasıdır" Yetişkinlerde yükselen oranların çocukluk çağı obezitesinin hızlı artışıyla paralel olarak daha ciddi sağlık problemleri riskini beraberinde getirdiğine dikkati çeken Sevim, çocukluk çağı obezitesiyle ilgili, "Bugünün fazla kilolu çocuğu, yarının kronik hastası olacaktır. Çocukluk çağında başlayan obezite, erişkin dönemde daha ağır metabolik sorunlara yol açar. Bu nedenle erken tanı ve bütüncül yaklaşım büyük önem taşır. Çocuklarımızın kilo kontrollerini büyük bir ciddiyetle takip etmeliyiz. Eğer diyet ve egzersiz yöntemleri ile çözülemeyen çocukluk çağı obezitelerinde 14 yaşını aşkın vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olan çocuklar için cerrahi operasyon önerebilmekteyiz" diye konuştu. Diyet listesi değil sağlıklı yaşam öğretisi Modern yaşamın obeziteyi tetikleyen unsurlarına dikkat çeken Medicana International Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülşah Erhan ise şu ifadeleri kullandı: "Ultra işlenmiş gıdaların artışı, hareketsiz şehir yaşamı, ekran süresinin yükselmesi ve sağlıklı gıdaya erişimde sosyoekonomik eşitsizlikler, her yaş grubunu etkisi altına alan bir sorundur. Bu başlıkların her geçen gün artmasıyla obezite, geleceğin en önemli sağlık sorunlarından biri haline gelmiştir. Beslenme ve yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesi, bazı bireyler için obezite ile mücadelede, bazıları için de mide ameliyatları sonrası verilen kilonun korunmasında hayati öneme sahiptir. Bu nedenle katı diyetler değil, bireye sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandıracak planlı yaklaşımlar üzerinde çalışılmalıdır. Toplum olarak iyi ve sağlıklı yaşamı öğrenmeli, uygulamalı ve gelecek kuşaklara da örnek olmalıyız. Toplumsal farkındalığı yükseltmeli, obezite ile 7’den 70 mücadele etmeliyiz."