GÜNDEM - 05 Şubat 2026 Perşembe 10:32

Asrın felaketine Hatay’da yakalanan Gurbet Arslan: "Acı içinde ölenlerin çığlıklarını duymak çok zordu"

A
A
A
Asrın felaketine Hatay’da yakalanan Gurbet Arslan: "Acı içinde ölenlerin çığlıklarını duymak çok zordu"

Asrın felaketi Kahramanmaraş merkezli depremlere Hatay’da yakalanan aile yaralarını Çanakkale’de sardı. Art arda yaşanan depremlerde neler yaşattığını anlatan Gurbet Arslan, "Hepimiz yalın ayaktık, üşüyorduk. Çığlık sesleri, yardım isteyenler, yağmur, soğuk, çok zordu. Yani yaşamak da orada acı içinde ölenlerin çığlıklarını duymak da çok zordu" dedi.

6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 11 ilde toplam 53 bin kişi hayatını kaybederken, binlerce vatandaş da yaralandı. Depremzede vatandaşlar, başka illere göç ederek yaralarını sarmaya çalıştı. Hatay’da yaşanan yıkım sonrası Çanakkale’de üniversitede okuyan kızı Sevgi Toprak’ın (38) yanına yerleşmeye karar veren Gurbet Aslan da, burada kalma sebeplerinden birinin kızı birinin ise Çanakkale’nin verdiği huzur olduğunu söyledi.

Ben hiç unutmuyorum

Art arda yaşanan depremlerde neler yaşattığını anlatan Gurbet Arslan, "İlk depremde uyuyorduk zaten, kimimiz zaten uyanamadı hiç. Uyandığımızda evden dışarı atmadık kendimizi, depremin dinmesini bekledik. Sonra çocuklarla birlikte dışarıya çıktık, zor attık kendimizi dışarıya. Hepimiz yalın ayaktık, üşüyorduk. Çığlık sesleri, yardım isteyenler, yağmur, soğuk, çok zordu. Yani yaşamak da orada acı içinde ölenlerin çığlıklarını duymak da çok zordu. Biz o deprem esnasında yardımcı olmaya çalıştık ama ellerimiz hep kan yara yapamıyorsun, kaldıramıyorsun. Yani ben hiç unutmuyorum. Selim daha 16 yaşında ve yardım edin diyor. Biz yüzünü görüyorduk mesela onun ama ona yetişemiyorsun yani ulaşamıyorsun onu çıkartamıyorsun ve tam ölmek üzere olduğunu görüyorsun bu çaresizlik tarif edilemez. Zaten öldü biz onu kurtaramadık. 15-20 yıla yakın arkadaşım çocuklarıyla, kocasıyla hiç uyanamadı mesela. Biz cesetlerini de çıkardık onların. İkinci deprem ise 18.00-18.30 civarı olmuştu. Akşamüstü olduğu için çok kayıp olmadı. Kayıp olacak insan da bina da hiçbir şey kalmamıştı. Her şey zaten yerle bir olmuştu. Tam toparlanırsın da artık ölümü yavaş yavaş kafandan silersin de tekrardan bir acı darbe yaşarsın, biz tekrar mahvolduk yani. O psikolojiye tekrar girdik" dedi.

Enkazda kalan oğlunun yerini köpekleri sayesinde buldular

Asrın felaketine Hatay’da yakalanan Gurbet Arslan:

Evlerindeki köpek sayesinde enkazda bir süre kalan oğlunu kurtardılarını belirten Gurbet Aslan, o anları şu sözlerle anlattı:

"Hatay’da dediğim gibi tamamıyla sıfırlandı. Biz kendimizi son anda dışarı atan insanlardan olduk, yaşayan az kalmış insanlardan öyle söyleyeyim. Evlerimizin hepsi yıkıldı. Benim oğlumu son anda babam kurtardı. Babam işletmedeydi ona bir şey olmadı. Köpekler de çok sadık. Oğlumu hiç bırakmadı. Oğlumun yerini biz öyle belirledik."

Yaşadığın için suçluluk duygusu oluşuyor

Yaşanılan yıkımın ve şahit olunan şeyler ardından psikolojilerin ister istemez bozulduğunu, kendisinin ise buna çözüm olarak spora başladığını söyleyen Aslan, "Yıllar geçse bile insanların eskisi gibi sağlıklı olacağını düşünmüyorum. Gerçekten çok zor süreçlerden geçiyoruz. Sadece Hatay, Maraş ya da Adıyaman değil bütün ülke olarak aslında zor süreçlerden geçiyoruz. Yani çok düşünmek istemiyoruz ama artık her şeyden korkuyoruz. Kaygı içerisindeyiz, korku içerisindeyiz, çaresizlik içerisindeyiz. Hayatı nasıl devam ettireceğimizi bilemiyoruz. Ben mesela kaç gece, kaç ay aynı saatlerde hıçkırarak uyandım. Bunu bilinçaltın yapıyor sen isteyerek yapmıyorsun. O kadar hasar oluşuyor ki sende, yaşadığın için suçluluk duygusu oluşuyor, tanıdıklarını akrabalarını kaybettin acıların çok, onların ölümü senin hala hayatta kalması, psikolojimizin yerle bir olması çok doğal. Ben psikoloğa gittim, istediğim gibi verim alamıyordum. Spora başladım. Özellikle koşmak bana çok iyi geliyor. Koşarken bütün o kötü enerjiyi attığımı düşünüyorum. Daha sağlıklı insan olduğumu fark ettim" diye konuştu.

Birlikte daha kolay atlatılabiliyor

Asrın felaketine Hatay’da yakalanan Gurbet Arslan:

Gurbet Aslan, Çanakkale’ye yerleşme sürecini şu ifadelerle aktardı:

"İkinci depremden sonra yaklaşık bir hafta kadar daha Hatay’da kaldım. Ondan sonra ailemin bir kısmı Ankara’ya bir kısmı da Mersin’e gitmişti. Ben Mersin’e geçtim. Çanakkale’de benim kızım okuyor ve çok şükür ki bir ev tutmuştu, daha yeni tutmuştu. Çanakkale’ye gelmemdeki sebeplerden biri bu biri de burası gerçekten çok özgün, kendine has bir enerjisi ve coğrafyası olan bir şehir, çok iyi geldi burası. O yüzden burada kaldım. Birlikte daha kolay atlatılabiliyor. Herkesin bir arada olması aslında o geçiş sürecini daha kolaylaştırıyor. Ben gençlere de söylemiştim, bazı günler makarna yiyeceğiz, bazı günler et yiyeceğiz, çok sıkışık bir ortamda olacağız ama ‘Olsun, bir arada olacağız’ dediler bana. Onlar beni çok mutlu etmişti. Uzaklaştığımız için bizim için birazcık daha kolaydı orada kalanlara nazaran. Orada kalanlar çok daha kötü. Ben her gittiğimde farkı görebiliyorum."

Ulaşamamak insanı çok tedirgin ediyordu

Çanakkale’de tek yaşayan Sevgi Toprak ailesine ulaşmayınca çok tedirgin olduğunu vurgulayarak, "Buraya 2021 senesinde geldim. Kimya öğretmenliği bölümünü kazanmıştım. 6 Şubat depremi yaşandığı gün ben Çanakkale’deydim. Annem, kardeşim ve ailem başka evlerdeydiler. Ben ilk duyduğumda ciddi bir şey olduğunu düşünmemiştim. Daha sonra sosyal medyada, haberlerde ne kadar ciddi boyutta bir deprem yaşandığını fark ettim. Şebekeler kesilmişti, kardeşime, anneme ulaşamıyordum. Sadece bir ara annem SMS’ten ‘Kızım biz iyiyiz merak etme’ diye bana ulaşabilmişti. O biraz içimi rahatlattı ama gördüğüm şeyler çok korkunçtu ve ulaşamamak insanı çok tedirgin ediyordu" ifadelerini kullandı.

Her gece 3-4’e kadar uyumak istemiyordum

Depremin kendi başına da geleceğini düşünerek uyumadığını ve sürekli hazırlıklı olduğunu belirten Toprak, "Ben burada tek başıma kalıyordum ve hani 04.17 diye bir saat var zaten Adıyaman’daki saat de o şekilde durdu ve hala üçüncü yılı olacak o şekilde. Ben her gece 3-4’e kadar uyumak istemiyordum. Yani uykum gelse de uyumamaya çalışıyordum. Sanki uyuduğumda yine o saatlerde bir şey olacakmış gibi hissediyordum. Saat 04.30’u geçince uykuya geçiyordum. Şarj aleti, fener, yiyecek bir şeyler, abur cuburlar falan alıp bunları yanımda tutup yatıyordum ve sıkı giyinip yatıyordum. Herhangi bir şey olursa hemen çantamı alıp çıkabileyim diye" şeklinde konuştu.

Mustafa Suiçmez - Hatice Çekil

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Öğrenciler Kızılağaç Kanyonu’nda doğa yürüyüşü yaptı MUŞ (İHA) – Muş’ta bir araya gelen üniversite öğrencileri, Kızılağaç Kanyonu’nda düzenlenen etkinlik kapsamında doğa yürüyüşü gerçekleştirdi. 24 öğrenci ve akademisyenin katıldığı etkinlik, Kızılağaç Belediyesi’nin ulaşım desteğiyle düzenlendi. "İletişimin Gücü Sporun Enerjisiyle Buluşuyor" temasıyla gerçekleştirilen programda öğrenciler, kanyonun doğal güzellikleri eşliğinde yürüyüş yaptı. Genç İletişimciler Topluluğu Akademik Danışmanı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Figan ile Öğretim Görevlisi Mehmet Furkan Şahin koordinasyonunda gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler, zorlu parkurda doğayla iç içe vakit geçirdi. Yürüyüş boyunca belirli noktalarda mola veren öğrenciler, hem fiziksel aktivite yaptı hem de sosyal etkileşim imkanı buldu. Etkinlik kapsamında iletişim fakültesi öğrencileri fotoğraf ve video çekimleri yaparak uygulamalı içerik üretimi gerçekleştirirken, spor bilimleri öğrencileri ise doğa yürüyüşü deneyimi kazandı. Öğle saatlerinde verilen yemek molasının ardından yürüyüşe devam eden ekip, dönüş parkurunu sorunsuz şekilde tamamladı. Etkinliğe ilişkin açıklamada bulunan Mehmet Furkan Şahin, öğrencilerin doğayla iç içe sportif faaliyetlerde bulunmasının fiziksel ve sosyal gelişim açısından önemli olduğunu belirterek, bu tür organizasyonların ekip ruhunu güçlendirdiğini ifade etti. Program, öğrencilerin hatıra fotoğrafı çekmesiyle sona erdi.
İzmir İzmir’de genç beyinlerin uzay yarışı: ’Ay ve Mars Köyü Projesi’ final yaptı İzmir’de Radikal Okulları tarafından hayata geçirilen ve öğrencilerin uzayda yaşam alanları tasarladığı ’Ay ve Mars Köyü Projesi’, Radikal Konak Okulları’nda düzenlenen görkemli finalle sona erdi. Radikal Okulları bünyesinde yürütülen ve İzmir genelindeki 15 farklı okuldan öğrencileri bir araya getiren ’Ay ve Mars Köyü Projesi’nin final heyecanı, Radikal Konak Okulları ev sahipliğinde yaşandı. Okul yönetimi, öğretmenler, veliler, yarışmacı öğrenciler ve üniversiteli mentörlerin katılımıyla gerçekleştirilen final etkinliğinde, 7 ayrı grup podyuma çıktı. Geleceğin bilim insanı adayı olan öğrencilerin, geri dönüşüm materyallerini kullanarak uzayda bir yaşam fikriyle geliştirdikleri projeler katılımcılardan büyük ilgi gördü. Jüri değerlendirmesinin ardından ilk üç sırayı paylaşan öğrencilere para ödülü ve burs hediyesi takdim edildi. "Geleceğin bilim insanlarını yetiştiriyoruz" Yaklaşık 8 aydır sürdürülebilir bir vizyonla hareket ettiklerini ve projenin final aşamasına gelmesinden gurur duyduklarını belirten Radikal Okulları ARGE Koordinatörü Şule Baş, "Ekim ayında aslında bir hayalimizi gerçekleştirmeye başladık. İzmir’in farklı ortaokul ve liselerindeki öğrencilerden bilim toplulukları oluşturmak gibi bir hayalimiz vardı. Bu çocuklara her ay yeni bilim seminerleri, bilim atölyeleri düzenleyerek süreç boyunca birer bilim insanı olarak yetişmelerini amaçladık. Yaklaşık 8 aydır bu vizyonu devam ettirmeyi başardık. Çocukları astronomi alanında ve dünyanın, geleceğin şekillendirilmesi konularında bilinçlendirmeye özen gösterdik" dedi. "Geri dönüşüm materyalleriyle gelecek inşa ettiler" Yarışma gününün büyük bir heyecana sahne olduğunu kaydeden Baş, "Şimdi de bu sürecin meyvelerini topladığımız bir yarışma düzenliyoruz. 15 farklı okuldan öğrencimiz burada yarışıyor. Herkes kendi Ay ve Mars yaşam üssünü tasarlıyor. ’Orada bir gelecek yaşam alanı tasarlasaydık nasıl bir şey yapardık?’ diye yarışmaya başladılar. Biz öğrencilerimize geri dönüşüm materyalleri verdik ve bu materyallerden yola çıkarak kendi yaşam üslerini tasarladılar. Sabah 10.00’da başladık ve 15.00’e kadar alanda canlı bir şekilde projelerini gerçekleştirdiler" ifadelerini kullandı. Üniversiteli mentörler ve uzman jüri eşlik etti Projelerin çok yönlü bir süzgeçten geçirildiğini aktaran Şule Baş, "Sürdürülebilirliğe, tasarımın güzelliğine, mühendisliğe ve bilim ayağına bakıyoruz. Böyle beş-alt kategoride değerlendirdiğimiz; Prof. Dr. Serdar Evren ve Mimar Rafet hocamızın bizlerle olduğu kıymetli bir jürimiz var. Ayrıca her grubumuzda bir tane mentör öğrenci desteği sağladık. Ege Üniversitesi Astronomi Bölümü öğrencilerimiz de yarışma boyunca kardeşlerinin başında durarak onlara mentörlük yaptı" şeklinde konuştu. Sıra dünya sahnesinde: Hedef NASA Projelerin yerel bir yarışmayla sınırlı kalmayacağını, başarılı fikirleri uluslararası boyuta taşıyacaklarını müjdeleyen Baş, "Bu yarışmanın sonrasında dereceye giren ya da dereceye girmese de fikri çok başarılı olan öğrencilerimizi NASA’nın kendi projelerinin yapıldığı, öğrencilerden başvuruların toplandığı diğer ayaklara da taşımayı düşünüyoruz. Astronom Duygu ve Murat hocalarımızın desteğiyle birlikte öğrencilerimizi, kısmetse NASA’nın bir araya getirdiği projelere göndereceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.