POLİTİKA - 10 Ekim 2025 Cuma 17:46

Bakan Yardımcısı Turan: "Türkiye güçlü olmak zorunda"

A
A
A
Bakan Yardımcısı Turan: "Türkiye güçlü olmak zorunda"

Çanakkale’nin Lapseki ilçesinde anaokulu açılışına katılan İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, "Güçlü olmazsak Suriye’nin başına gelen, Filistin’in başına gelen bizim başımıza gelsin diye bekleyen bir sürü anlayış, insan ve ülke var. Güçlü olmaktan başka yolumuz yok. Güçlü olmanın ilk şartı her ne kadar üretimse de esas ve önemli şartı birliğimiz, beraberliğimiz" dedi.


İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, bir dizi programa katılmak için Lapseki ilçesine geldi. Bakan Yardımcısı Turan, ilk olarak anaokulu açılış törenine katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşmalara geçildi. Konuşmalar ardından halk oyunları gösterisine geçildi.



"Ailemiz de okulumuz da çok hassas olmak durumunda"


Çocukların eğitiminde aileler ve okulların çok önemli olduğunu vurgulayan Turan, "Ailelerimizin öğretmenlerimizden önce evinde dikkat etmeniz gereken başta dijital tehlike olmak üzere birçok mesele var; uyuşturucu, kumar gibi. O yüzden ailemiz de okulumuz da çok hassas olmak durumunda. Bakınız geçen aylarda bir dijital oyun firması 55 milyar dolara satıldı. Rakama bakar mısınız, çocuk oyundan bahsediyorum. Çünkü çocuklar pazar olarak görülüyor. O yüzden hepimiz dikkat edeceğiz. Özellikle dijital tehlikeye karşı dikkatli olmak zorunda kalacağız. Ahlak bozulacaksa, önce çocuğu bozacak. İnanç bozulacaksa, önce çocuğu bozacak. O yüzden biz çok daha hassas olmak, dikkat etmek durumundayız. Zaten konjektür olarak ailesizliğin, evlilik dış hayatın özendirildiği bir Avrupai anlayışlı dünyada yaşıyor. Biz zamanında üç çocuk dediğimizde kızdılar, kafa buldular. Bakın TÜİK raporlarında, resmi raporlarda 2100 yılı Türkiye’nin nüfusu 48 milyon. Birleşmiş Milletler raporlarında 38 milyon. Bu bir problem, tehlike değil mi? Biz bunları söylerken ezbere mi, laf olsun diye mi söylüyoruz? O yüzden herkesin bu dediklerimize ilgili tekrar tartışmasında fayda var" dedi.



"Terörle mücadele zafiyeti kaldırmaz, kaldıramaz"


Terörle mücadele sürecinin hassas olduğunu söyleyen Bakan Yardımcısı Turan, "600 bin personelimiz var. Emniyet, jandarma, sahil güvenlik, göç, nüfus, AFAD, sivil toplum derken devasa bir yapıdan bahsediyoruz. Bu yapı çok farklı başlıklarda Türkiye’nin ayağa kalkması için büyük mesai harcıyor. Tüm ekibimizle beraber elimizden geldiğince mesai harcayarak Türkiye’nin sorunlarını çözmek için, memleketin meselelerini çözmek için adımlar atıyoruz. Başta terörle ilgili mücadelede çok büyük mesafe aldık. Şu an geldiğimiz yerde ülkemizde hamdolsun, kan dökülmüyorsa o çok büyük bir kıymet, çok büyük başarı. Ancak terörle mücadele zafiyeti kaldırmaz, kaldıramaz. Biz terör varmış gibi olmaya, dikkatli olmaya, hassas olmaya devam edeceğiz. Daha dün bakanımız Hakkari’de sınır boylarındaydı. Tüm ekibimiz görevinin başında. Gördük bu ülkenin en özel kurumundan bir tanesinde, gazi olan meclisimizde birkaç gün önce hepimizi üzen kahreden bir tablo yaşadık. Herkes taşın altına elini koymuş, bu ülkenin birliği, beraberliği için adım atmayı, risk almayı görev bilirken bu tarz saçmalıklar, hadsizlikler ancak bu iyi niyetli sürece zarar verir. Bizim Çanakkale’deki ruhumuzu bıraktım bir tarafa, hiç mi içlerinde akıllı bir adam yok, sağduyulu bir adam yok. ‘Ya bu yaptığınız yanlıştır. Siz ülkenin bir kısmının mutlu olmasını sağlarken bir başka kısmında bu işin nasıl bir tepki oluşturacağını bilmiyor musun?’ demez mi. 3 tane yanlış, cahil adam var diyelim. Hiç mi içlerinde akıllı adam yok da ‘bu yapılan ülkenin geleceğine, terörsüz Türkiye iddiasına ihanettir’ demesin. O yüzden bir daha söylüyorum. Biz terörle ilgili mücadele başta olmak üzere tüm hassas konularımızda dik durmaya devam ediyoruz. Tüm toplumun bu konudaki büyük kredisi var. Yeter ki kan akmasın diyor. Ama hiç kimsenin bu krediyi mahvetmeye hakkı yok, olamaz. Bakın aşağımıza Suriye’de hala büyük sorunlar var. Filistin’de hepimizin kan ağladığı bir tablo var. Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna savaşı devam ediyor. Yani dünya bir ateş çemberi. Ekonomik, siyasi, askeri sorunlar had safhada. O yüzden 85 milyonun beraber omuz omuza yol yürümeye, hayatımızı inşa ederken birliğimizi korumaya, herkesin hassas davranmaya mecburiyeti var, ihtiyacı var. O yüzden bir daha söylüyorum. Bakanlığımızın terörle ilgili mücadelesi başta, tüm birimlerle daha dikkat olmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.



"Tüm alanlarda çalışmaya devam ediyoruz"


Birlik olamanın önemine değinen Turan, "Göç meselesi büyük oranda yoluna girdi. Uyuşturucuyla ilgili çok önemli adımlarımız var. Ama hem okullarımızı hem ailelerimizi uyanmak istiyorum. Etrafınızda kim varsa bu konuda yanlış yapan, potansiyeli riski olan lütfen ilgili kurumlarımıza bu konuda bilgi veriniz. Siber suçlarla mücadelemiz devam ediyor. Özetle tüm alanlarda çalışmaya devam ediyoruz. Türkiye’miz güçlü olmak zorunda. Güçlü olmazsak Suriye’nin başına gelen, Filistin’in başına gelen bizim başımıza gelsin diye bekleyen bir sürü anlayış, insan ve ülke var. Güçlü olmaktan başka yolumuz yok. Güçlü olmanın ilk şartı her ne kadar üretimse de esas ve önemli şartı birliğimiz, beraberliğimiz. 85 milyon partimiz farklı olabilir. Memleketimiz, mesleğimiz farklı olabilir. Giyimiz, kuşamımız farklı olabilir. Ama yeri geldiğinde aynı bayrağın altında, aynı çorbaya kaşık sallama görevimiz var diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı.


Sonrasında ise anaokulunun açılışı dualar eşliğinde gerçekleştirildi. Törene; İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri, öğretmenler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.



Bakan Yardımcısı Turan: "Türkiye güçlü olmak zorunda"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ardahan Ardahan’da kış mevsiminin uzaması hayvancılığı vurdu Türkiye’nin en fazla kar alan illerinin başında gelen Ardahan’da kış mevsiminin uzaması, besicileri zor durumda bıraktı. Ardahan’da kar yağışı ve soğuk hava nedeniyle üreticiler hayvanlarını meralara çıkaramadıkları için zor günler yaşıyor. Kış mevsiminin uzun sürmesi, özellikle hayvancılıkla uğraşan üreticiler için ciddi bir ekonomik baskı oluşturuyor. Soğuk hava şartları nedeniyle hayvanların mera yerine kapalı alanlarda daha uzun süre beslenmesi gerekiyor. Bu da yem tüketimini artırarak, maliyetleri yükseltiyor. Özellikle Ardahan gibi kışın sert geçtiği kentlerde üreticiler, aylarca süren kar örtüsü nedeniyle hayvanlarını dışarı çıkaramıyor. Bu durum saman, arpa ve fabrika yemine olan talebi artırırken, fiyatların da yükselmesine yol açıyor. Ardahan’ın Damal ilçesine bağlı Seyitören köyünde hayvancılık yapan Suat Cankat, "Kışın uzun sürmesi ve son zamanlarda yem maliyetlerinin artması hayvancılığı olumsuz etkiledi" dedi. Cankat, karla kaplı araziye rağmen hayvanları araziye çıkartmak zorunda kaldıklarını söyleyerek, ’’Gördüğünüz gibi her yer bembeyaz. Bu yıl kış uzun sürdü. Hayvanlarımızı kapalı alanlarda yemliyoruz. Ve şu anda samanın tonu 12-13 bin lira, otun tonu ise 15 bin lira. Çiftçi perişan durumda, ne ot ne de saman kaldı. Baharın geleceği yok ve bir ay daha var baharın gelmesine. Ot ve saman karaborsaya düşmüş ve fırsatçılar iş başında’’ dedi. Yem fiyatlarındaki artış, üreticinin kar marjını ciddi şekilde düşürüyor. Bazı üreticiler maliyetleri karşılayamadığı için hayvan sayısını azaltmak zorunda kalırken, bazıları ise zararına üretim yapıyor. Uzayan kış aynı zamanda doğum dönemlerini ve hayvan sağlığını da olumsuz etkileyerek, verim kaybına neden oluyor. Uzmanlar, bu tür mağduriyetlerin önüne geçilmesi için yem desteği, düşük faizli kredi ve mera ıslahı gibi önlemlerin artırılması gerektiğini belirtiyor. Aksi halde bölgedeki hayvancılığın sürdürülebilirliğinin tehlikeye girebileceği ifade ediliyor.