KÜLTÜR SANAT - 24 Nisan 2026 Cuma 11:44

Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yıl dönümü etkinlikleri Şehitler Abidesi’nde törenle başladı

A
A
A
Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yıl dönümü etkinlikleri Şehitler Abidesi’nde törenle başladı

Çanakkale Kara Savaşları’nın 111’inci yıl dönümü anma etkinlikler, Şehitler Abidesi’nde düzenlenen törenle başladı. Törende konuşan Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, "Çanakkale’de ortaya çıkan bu ortak hafıza; bizlere, farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşamanın, diyalog kurmanın ve ortak değerlerde buluşmanın mümkün olduğunu açıkça göstermektedir" dedi. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ise, " Çanakkale; ne denizden, ne karadan, ne havadan ne de denizaltından geçilememiştir" diye konuştu.


Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yıl dönümü törenlerine Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, 1. Ordu Komutanı Bahtiyar Ersay, Çanakkale Savaşaları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Yeni Zellanda Genel Valisi Dame Cindy Kiro, Avusturalya Büyükelçisi Sally-Anne Vincent, Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jilly Morris, daire müdürleri, askeri erken, yabancı ülkelerin temsilcileri, gaziler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı. Tören, Türkiye Cumhuriyeti adına Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman’ın Şehitler Abidesi önünde bulunan Çanakkale Savaşları kahramanları rölyefindeki Atatürk Anıtı’na çelenk koymasıyla başladı. Şehitler için saygı duruşunda bulunulup, saygı atışı yapılmasının ardından İstiklal Marşı okundu.


Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yıl dönümü için Şehitler Abidesinde düzenlenen törende konuşan Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, "Türkiye Cumhuriyeti olarak bizler, bu tarihî mirası; barışın, iş birliğinin ve karşılıklı anlayışın güçlendirilmesi yönünde önemli bir sorumluluk olarak görmekteyiz. Geçmişin acılarından ders çıkararak, geleceği daha huzurlu ve daha güvenli kılmak ortak görevimizdir. Bugün burada, vatan savunması uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anarken; aynı zamanda bu topraklarda hayatını kaybeden tüm yabancı askerleri de yad ediyoruz. Onların hatırası, bizlere barışın değerini hatırlatmaya devam etmektedir. Çanakkale’de ortaya çıkan bu ortak hafıza; bizlere, farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşamanın, diyalog kurmanın ve ortak değerlerde buluşmanın mümkün olduğunu açıkça göstermektedir. Bugün bizlere düşen en önemli sorumluluk; bu anlamlı mirası gelecek nesillere doğru şekilde aktarmak, barış kültürünü güçlendirmek ve insanlığın ortak değerlerini korumaktır. Bu duygu ve düşüncelerle; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyor; bu anlamlı törene katılım sağlayan siz değerli misafirlerimize teşekkür ediyorum. Barışın, dostluğun ve karşılıklı anlayışın hâkim olduğu bir gelecek temennisiyle, sizleri saygıyla selamlıyorum" dedi.


Anma töreninde konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Tarihin en çetin mücadelelerinden birine sahne olan Çanakkale’de, Kara Muharebeleri’nin 111. yıl dönümünde sizlerle birlikte olmaktan büyük bir onur duyuyorum. Bugün burada, yalnızca bir askeri mücadeleyi anmak için değil; insanlık tarihine derin izler bırakan bir dönemin hatırasını yaşatmak, o günlerin fedakârlıklarını ve acılarını ortak bir anlayışla yad etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Çanakkale, savaşın yıkıcılığını ve insan hayatı üzerindeki ağır bedelini en açık şekilde ortaya koyarken; aynı zamanda cesaretin, fedakârlığın ve insanlık onurunun en güçlü şekilde tecelli ettiği bir tarih sahnesi olmuştur. Aradan geçen uzun yıllara rağmen, Çanakkale’nin hatırası ilk günkü anlamını ve önemini korumaktadır. Çünkü burada yaşananlar, yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil; aynı zamanda günümüz dünyası için güçlü mesajlar barındıran evrensel bir tecrübedir" diye konuştu.


Çanakkale’nin buluşma, diyalog ve anlayışın simgesi haline geldiğini söyleyen Alan Başkanı Kaşdemir, "Bu anlamlı anma törenleri, geçmişte cephelerde karşı karşıya gelen milletleri bugün aynı değerler etrafında bir araya getirmektedir. Bu yönüyle Çanakkale; ayrışmanın değil buluşmanın, çatışmanın değil diyalogun, düşmanlığın değil karşılıklı saygı ve anlayışın simgesi haline gelmiştir. Çanakkale Kara Muharebeleri’nin başlangıcının 111. yıldönümü törenleri vesilesiyle bir araya gelmiş bulunmaktayız. Tarihi Alan Başkanlığı olarak, davetimize icabet ettiğiniz için sizlere çok teşekkür ediyor ve sizleri saygıyla selamlıyoruz. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Sözlerimin başında, Çanakkale’yi geçilmez yapan aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi yaptığımız bu mübarek topraklarda bir ölüm-kalım mücadelesi vererek büyük bir zafer kazanan ve rahmet ve şükranla anıyor, o büyük insanları hayırla yad ediyorum. Ve yine, 111 yıl önce ülkeleri için buraya savaşmaya gelen İtilaf Devletleri askerlerini de saygı ile hatırlıyor, hayatlarını kaybeden askerlerin artık bu toprakların bir evladı olduğunu, barış ve huzur dolu bu topraklarda Mehmetçiklerle yan yana ve koyun koyuna yattıklarını bir kez daha ifade ediyorum" ifadelerini kullandı.


Çanakkale Kara Muharebelerinin dünya tarihinde emsali az görünen bir muharebe olduğunu vurgulayan Alan Başkanı Kaşdemir, "Türk Milleti, Çanakkale’de büyük ve şanlı bir vatan müdafaası yapmış ve başarılı olmuştur. Çok açık ve haklı bir zafer kazanmıştır. Üzerinde tören yaptığımız bu topraklar, büyük acılara ve gözyaşlarına şahitlik etmiştir. İnsanlık tarihinin gördüğü en büyük ve en çetin savaşlardan birisi bu topraklarda yaşanmıştır. Türk Milleti, birlik ve beraberlik içerisinde çok önemli bir mücadele vermiş ve Çanakkale’yi geçilmez yapmıştır. Genç neferler ve genç komutanlar, büyük bir sorumluluk duygusu ve büyük bir cesaretle, tarihine yakışır bir mücadele sonunda galip gelmeyi bilmişlerdir. Zaferin mimarları olan askerler 20’li yaşların başında, komutanlar ise 30’lu yaşların başındaydılar. Bu kahraman gençler, omuzlarındaki tarihi sorumluluğu çok iyi idrak eden o nesil, Çanakkale’de dünyaya meydan okumuş ve devrin süper güçlerine kafa tutmuşlardır. Yaklaşık 8,5 ay süren, şanlı ve şerefli müdafaanın sonunda galip gelen, zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan Kahraman Türk Ordusu olmuştur" diye konuştu.


Çanakkale’nin denizden, karadan ve havdan geçilemediğine dikkat çeken İsmail Kaşdemir, "Çanakkale; ne denizden, ne karadan, ne havadan ne de denizaltından geçilememiştir. Çanakkale’de, küllerinden yeniden doğan Türk Milleti, onurluca verdiği Millî Mücadele’den sonra, Cumhuriyetini kurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin mayasında ve temellerinde Çanakkale kahramanlığı ve Çanakkale Ruhu vardır ve bu ruh, hâlâ canlılığını korumakta ve ebediyen de korumaya devam edecektir. Aziz Milletimizin evlatları bu ruha her zaman sahip çıkacaktır. 111 yıl önce büyük acılara sahne olan bu topraklar, simdi barışın ve huzurun diyarı olmuştur. Dünyanın en iyi korunmuş savaş alanı ve dünyanın en büyük açık hava müzesi olan Tarihi Alan, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlamaktadır.Bizim bir hedefimiz var; bir gün gelecek, bu müstesna toprakları ziyaret etmeyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kalmadığı gibi, buralar milyonlarca yabancı ziyaretçi ile dolup taşacaktır" şeklinde konuştu.


Alan Başkanı İsmail Kaşdemir sözlerine şöyle devam etti: "Tarihi Alan Başkanlığı olarak, tüm vatandaşlarımızı bu müstesna topraklara, Çanakkale Ruhu’nu teneffüs etmeye; yabancı misafirlerimizi de daha büyük kalabalıklarla buradaki törenlere katılmaya davet ediyoruz. Sadece törenler zamanı değil, tüm yıl boyunca, onları Tarihi Alan’da misafir etmekten büyük bir bahtiyarlık duyacağımızı ifade ediyoruz. Çünkü Çanakkale Tarihi Alan’ı, hem dünyada hem Türkiye’de bir buluşma noktası haline gelmiştir. Çanakkale’yi geçilmez yapan, başta Çanakkale kahramanı olarak tarih sahnesine çıkan ve milletimizin gönlünü kazanan, milli mücadelemizin başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm komutanlarımızı ve aziz Mehmetçiklerimizi rahmetle ve saygıyla anıyoruz. Onların hatıralarına her daim sahip çıkacağız ve Onları unutturmayacağız. Vatan sağolsun diyerek kara toprağa girenleri, dünya durdukça hatırlayıp, hâyırla anacağız. Bu toprakların kara bağrında, sıradağlar gibi durup, can fedâ edenleri baş tâcı edeceğiz. Bir gül bahçesine girercesine, şu kara toprağa giren civanmertlerin ayak izleri olan bu mübarek toprakları gözümüz gibi koruyup, kollayacağız. Bu topraklar için toprağa düşen şehitlerimizi göremesek de Onların bizi gördüklerini aklımızdan çıkarmayacağız. Bu önemli günde, Çanakkale Kahramanlarını, aziz şehit ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle bir kez daha anıyorum. Aziz ruhları şâd, mekânları cennet, makamları âli olsun. Allah onlardan razı olsun. Tüm insanlığın ortak mirası olan dünyamızda hep huzur ve barış olsun."


İtilaf Devletleri adına konuşan Fransa Temsilcisi Koramiral Yannıcık Bossu, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kaydetti:


"Çanakkale Savaşı’nın anıldığı bu kutsal günde, bu yarımadada hayatlarını feda eden, çoğu çok genç olan tüm cesur askerlere saygı göstermek üzere, Türk topraklarında sizlerin yanında bulunmak benim için bir onurdur. Bundan 111 yıl önce, Birleşik Krallık ve Britanya İmparatorluğu, İrlanda, Avustralya, Yeni Zelanda ve Fransa’dan gelen on binlerce İtilaf askeri, vatanlarına hizmet etmek üzere bu topraklara geldi. Bu boğaz, ortak tarihimizin en trajik olaylarından birinin sahnesi haline geldi. Mart 1915’ten Ocak 1916’ya kadar on binlerce asker, izleri bugün hâlâ görülebilen bir siper çıkmazında ateş ve yoksunlukla mücadele etti. Sadece savaşın şiddetine değil, aynı zamanda sıcağa, susuzluğa, açlığa ve hastalığa da göğüs geren bu askerler, tarihte kesin bir iz bıraktı. Bu çatışmaların insan kaybı çok büyüktür. Her iki taraf için de kayıplar ağırdır: İtilaf Devletleri’nde en az 60 bin ölü, buna ek olarak 125 bin yaralı ve hastalık nedeniyle 100 bin ölü. Ne kayıpların büyüklüğü ne de çatışmaların şiddeti bu adamların cesaretini azaltmadı. Onların cesareti ve fedakarlık ruhu asla unutulmayacak. Bugün, düşüncelerimiz bu şiddetli çatışmada savaşan, hayatını kaybeden veya yaralanan Türkiye ve eski Osmanlı Cihan Devleti, Birleşik Krallık ve İrlanda, Avustralya, Yeni Zelanda, İngiliz Milletler Topluluğu, Fransa ve denizaşırı topraklarından gelen askerlere yöneliyor. Bu savaşın ortak hafızamızda bıraktığı iz, ülkelerimizin bu savaşçılara duyduğu minnettarlığın bir kanıtıdır."


Fransa Temsilcisi Koramiral Yannıcık Bossu konuşmasına şöyle devam etti:


"Türk milletinin kurucusu ve bu savaşta görev yapmış bir üst düzey subay olan Mustafa Kemal Atatürk, bu yarımadada ölen tüm milletlerin askerlerinin anısını onurlandırmaya önem göstermişti. Bu topraklarda, ordularımızın yaşadığı zorlukların hatırası hâlâ canlıdır. Ancak bu hatıra, barış adına halklarımızı birleştiren ve giderek güçlenen dostlukla zenginleşmiştir: Çanakkale Savaşı’nın anılması, dün savaşan tarafların uzlaşmasını, halklarımızın kardeşliğini ve ülkelerimizin barış için birlikte mücadele etme kararlılığını her zamankinden daha fazla somutlaştırmaktadır. Şiddetiyle hafızalarda yer etse de, Gelibolu Seferi, Fransa’nın üç büyük dost ülkesi olan Türkiye, Avustralya ve Yeni Zelanda için kurucu bir olay haline gelmiştir. Avrupa topraklarında savaşın yeniden başlamasının üzerinden dört yıl geçti; NATO, topraklarımızı savunma konusundaki etkinliğini sürdürürken, her zamankinden daha fazla dayanışma içinde olmak bizim görevimizdir çünkü Atatürk’ün şu temel sözüne göre ‘Büyük işler, önemli girişimler, ancak birlikte çalışma ile elde edilebilir’. Barış ve istikrar gibi ortak bir hedef doğrultusunda güçlerimizi birleştirerek daha güçlüyüz. Dostlar ve müttefikler olarak bugün gösterdiğimiz teyakkuz, ortak bir anı ve duygu mekanı olmasının yanı sıra, affetme ve uluslararası dayanışmanın da sembolü haline gelen Gelibolu Yarımadası’nda savaşmış olanların torunlarına saygı göstermenin en güzel yoludur. Son olarak, bu anma törenlerini düzenleyen Türk ortaklarımıza teşekkür etmek istiyorum. Fransa ve Türkiye bir zamanlar düşman ittifakların üyeleriydi, ancak düşmanlıklarımızı aşmayı başardık ve bugün birbirimiz için, aynı zamanda ortaklarımız için de güvenilir müttefikler haline geldik. Bu Fransız-Türk ve bugün uluslararası işbirliği, dünyanın geri kalanına bir mesaj olsun. Teşekkür ederim."


Konuşmaların ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı ve şehitler için dua edildi. Ardından Mehteran Takımı gösterisi yapıldı. Daha sonra askeri bando eşliğinde askeri birlik, konuk askerler, gaziler ve izciler resmi geçit töreni gerçekleştirildi. Şehitlik Defteri imzalandıktan sonra da temsili şehit mezarlıklarına karanfil bırakıldı. Türk Yıldızları gösteri uçuşu gerçekleştirdi. Türk Yıldızları gösterisi nefesleri kesti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne Adalet Bakanı Gürlek: "Şüpheli hiçbir vaka unutulmaya terk edilmeyecektir" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Edirne’de yaptığı açıklamada kamuoyunda gündem olan dosyaların titizlikle takip edildiğini belirterek, "Başta Gülistan Doku, Rojin Kabaiş, Rabia Naz Vakası olmak üzere çözümler ve bekleyen ya da kamuoyunun yakından takip ettiği tüm hadiseler üzerine kararlılıkla gidilecektir. Hiçbir adli vaka sahipsiz değildir. Şüpheli hiçbir vaka unutulmaya terk edilmeyecektir" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, bir dizi temas ve incelemelerde bulunmak üzere Edirne’ye geldi. Sabah saatlerinde kara yoluyla kente ulaşan Bakan Gürlek, programına ilk olarak Edirne Valiliği’ni ziyaret ederek başladı. Valilikte gerçekleşen ziyarette, kentte yürütülen adli hizmetler, yargı süreçleri ve devam eden yatırımlar hakkında bilgi aldı. Valilik girişinde protokol üyeleri tarafından karşılanan Bakan Gürlek’e, halk oyunları kıyafetleri giymiş çocuklar tarafından çiçek takdim edildi. Çocuklarla yakından ilgilenen ve onlarla sohbet eden Gürlek, ardından protokol üyeleriyle selamlaşarak Valilik toplantı salonuna geçti. Burada il protokolü, yargı mensupları ve ilgili kurum temsilcileriyle bir araya gelen Bakan Gürlek, Edirne’deki adalet hizmetlerinin mevcut durumu ve ihtiyaçları üzerine değerlendirmelerde bulundu. Adalet Bakanı Akın Gürlek yaptığı açıklamada, "Aziz Edirneli hemşehrilerim, Cumhurbaşkanımızın selamlarını sizlere iletmekten ötürü onur duyuyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. İmparatorluklara başkent olmuş, Anadolu’dan Avrupa’ya medeniyet ve kültür şehri Edirne’mizde bulunmaktan şeref duyduğumu tekrardan ifade etmek istiyorum. Meriç’in başına taç yapmış yemyeşil ovalarıyla şehre kaftan giydirmiş Mimar Sinan ruhunun şahlandığı Selimiye Camisi’nin kenti Edirne’mize Türkiye Cumhuriyeti’nin Adalet Bakanı olarak bizi misafir ettiniz. Tekraren şükranlarımı ifade etmek istiyorum. Edirne’nin taşıdığı sınır şehir vasfı ile devletimizin kudreti ile hukuk düzeninin en görülü olduğu alanlardan biridir. Sınırda yalnızca güvenlik değil, hukuk da görevdedir. Türkiye’nin Avrupa’ya açılan bir kapısı olan bu şehrimize sunulan adalet hizmeti ülkemizin hukuk devleti kimliğinin dışarıya aynı zamanda bir yansımasıdır. Edirne’nin sınır vilayeti olması sebebiyle yargı sistemimizin de kusursuz bir şekilde işlemesi gerekmektedir. Bu nedenle Edirne’yi ziyaret etmemizdeki maksadımız buradaki yargı işleyişini yakından görmek ve yerinde inceleme yapmaktır. Bu nedenle bugün burada olmaktan ötürü duymuş olduğumuz memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Az önce de sayın valim ve kıymetli milletvekilimizle de bir araya geldik. Burada bir müjde olarak verelim. Edirne’de inşallah bölge idare mahkemesi kurulmasına karar verdik. Bu konuda gerekli adımları hem personel genel müdürlüğü hem de hakimler kurulu olarak atacağız. İnşallah Edirne’mize bölge idare mahkemesi yaz kararnamesi ve faaliyeti geçirilecek. Bunu da tekrardan söyleyelim" dedi. "Hiçbir adli vaka sahipsiz değildir" Konuşmasının devamında Bakan Gürlek, "Değerli Edirneli hemşehrilerim, kıymetli basın mensupları, malumunuzun olduğu üzere kamuoyunu derinden yaralayan ve toplum vicdanında iz bırakan, aydınlatılması beklenen her olay bizim görevlerimiz içerisindedir. Güncel olarak başta Gülistan Doku, Rojin Kabaiş, Rabia Naz Vakası olmak üzere çözümlenmeyi bekleyen ve kamuoyunun yakından takip ettiği tüm hadiseler üzerine kararlılıkla gidilecektir. Hiçbir adli vaka sahipsiz değildir. Şüpheli hiçbir vaka unutulmaya terk edilmeyecektir. Devlet adaletin tecellisi için gereken tüm imkanları seferber etme iradesine sahiptir. Hiçbir adli vakada savcılarımız dosyanın kapağındaki isme bakmaz. Bu isimlerin kim olduğuna, makamına, mevkisine ne olduğuna bakmaz. Soruşturma içerisindeki vaka ve yetkilerini kullanır. Bunu da belirtmek isterim ki bu tür davaları takip eden cumhuriyet başsavcılarımıza ve savcılarımıza yaptıkları fedakar görevlerden ötürü ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum" ifadelerini kullandı. "Suçla mücadelede kararlıyız" Adalet Bakanlığı olarak güncel konularla ilgili birçok çalışmayı aynı anda başlattıklarını belirten Gürlek, "Bunları başlıklar halinde ifade edersek yasa dışı bahis, sanal kumar, sosyal medya terörleri, uyuşturucu suçları, yolsuzluk, çıkar amaçlı suç örgütleri, suça sürüklenen çocuklar gibi toplumumuzda, milletimizi derinden etkileyen ve rahatsızlık oluşturan her türlü adli suç ve kollarının üzerine kararlılıkla gideceğiz. Bu konuda kanuni düzenlemeler eksikse bunları da yapacağız. Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması bu kapsamda en temel önceliklerimiz arasındadır. Geciken adaletin, toplum vicdanında karşılık bulmadığını biliyoruz. Bu doğrultuda süreçleri sadeleştiren, hızlandıran, öngörülebilirliği arttıran düzeni kararlılıkla hayata geçireceğiz. Edirne’mizin adalet hizmetleri anlamında eksiksiz hizmet alması için tüm imkanlarımızla, çalıştığımızdan da emin olmanızı istiyorum. Değerli Edirneli hemşehrilerim, aziz vatandaşlarımız şunu bilmelidir ki çocuklarımızı, gençlerimizi ve ailelerimizi çağırıp uyuşturucudan, yasa dışı bahisten, sanal kumardan, sosyal medya teröründen, ilk cümle, tüm tehditlerden korumak sadece bir asayiş meselesi değil, aynı zamanda aile, gelecek ve açıkça ifade ediyorum ki bir milli güvenlik meselesidir. Bu saydığımız tehdit unsurları, milletimizin temelini oluşturan aile yapısını hedef almakta ve toplumsal bünyemizi içerden çökertmeye çalışmaktadır. Buradan açık ve net bir şekilde şunu ifade etmek istiyorum. Metropollerdeki torbacılardan, uluslararası uyuşturucu baronlarına, onların istihbarat bağlantılarından finans kaynaklarına, sevkiyat hatlarından, sokak düzeyindeki ağlarına kadar bu karanlık düzenin asla geçit vermeyeceğiz. Gençlerimizi ve çocuklarımızı adeta esir almayı, bilinçlerini ele geçirmeyi amaçlayan sanal platformların özellikle dünyada kontrolsüz bir salgın hastalık gibi hızla yayılması küresel dünyada bir sorun olduğu gibi ülkemizde de güncel bir problemdir. Ailelerimizin, gençleri ve çocukları yakından takip etmesi, en değerli varlığımız olan bireylerimizi bu tehditlerden korumak için elzem olup bu kapsamda tüm adımların atılması gerekmektedir. Devlet olarak da her konunun yasalaşması konusunda da gerekli adımlar atılmıştır. Bu konuda biliyorsunuz yakın zamanda meclisten bir aile paketi geçti. Bu aile paketimizde sosyal medyayla ilgili bir kısım düzenlemeler yapıldı. Biz de inşallah 12’nci yargı paketimizi sosyal medyayla ilgili bir kısım düzenlemeler yapmayı düşünüyoruz. Türkiye Yüzyılı hedeflerine yürürken adalet sistemimizi daha da güçlendirmek, vatandaşın olan güvenliği pekiştirmek, hukukun üstünlüğünü her alanda hakim kılmak için bizim temel sorumluluğumuzdur. Bu sorumluluğu yerine getirirken milletimizin değerlerinden, tarihinden ve inancından aldığımız güçle hareket etmekteyiz. Bugün buraya bakanlığımızın ilgili tüm kadroyla birlikte geldik. Yerinde tespitlerimizi yapıyor ihtiyaçları doğrudan sahada değerlendiriyoruz. Çözüm yollarını projelendiriyor. Ve Edirne için adli altyapı ekipleri varsa en kısa sürede inşallah somut adımlar atarak tamamlayacağız. Cumhurbaşkanımızın açık ve net talimatları doğrultusunda bakanlığımızın sorumlu olduğu alanlarda 81 vilayetimize tam bir seferberlik anlayışıyla özellikle adalet noktasında atılması gereken tüm adımlar varsa bunları atacağız. Elimizden geldiğince yasal düzenlemeleri de kısa sürede faaliyete geçireceğiz. Sözlerime son verirken Edirne’de görev yapan tüm yargı mensuplarına, adalet teşkilatımızın bütün personeline, hukukun üstünlüğü için emek veren herkese teşekkür ediyorum. Temennim odur ki bu kadim serhat şehir geçmişte olduğu gibi bugün de adaletin, nizamın, hakkaniyetin ve devlet vakarının güçlü bir sembolü olmaya devam etsin" diye konuştu.
Antalya Çocuklar YÖREX’i çok sevdi Antalya Ticaret Borsası’nın (ATB) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) desteğiyle düzenlediği Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX, Anadolu’nun dört bir yanından gelen yüzlerce yöresel ürünü ANFAŞ Fuar Merkezi’nde ziyaretçilerle buluşturuyor. YÖREX’i ziyaret eden çocuklar, Türkiye’nin 7 bölgesine ait ürünleri yakından tanırken, farklı yöresel lezzetleri de tatma fırsatı buldu. Konyaaltı Bedriye Bileydi İlköğretim Okulu 3-D sınıfı öğrencileri, öğretmenleri Nurten Yurtkulu eşliğinde YÖREX’i ziyaret etti. Stantları tek tek gezen öğrenciler, yöresel ürünler hakkında bilgi alırken merak ettikleri soruları üreticilere yöneltti. Çocukların özellikle el emeği ürünlere yoğun ilgi gösterdiği gözlendi. Sucuktan fındığa kadar pek çok lezzetin tadına bakan çocuklara stantlarda hediyeler de sunuldu. Annelere çağrı: "Çocuklarınızla YÖREX’e gelin" Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, YÖREX’in sadece bir fuar değil, aynı zamanda kültürel bir buluşma noktası olduğunu vurgulayarak, "Yöresel ürünler, gelecek nesillere aktarmamız gereken mirasımızdır. YÖREX, çocuklarımızı geleneksel değerlerimizle buluşturan önemli bir organizasyon. Bu kültürü yaşatmak ve geleceğe taşımak için tüm annelerimizi çocuklarıyla birlikte YÖREX’e davet ediyorum" dedi. Giriş ücretsiz olan YÖREX, 26 Nisan’a kadar ANFAŞ Fuar Merkezi’nde ziyaretçiyle buluşacak.
İstanbul Mahmut Nedim Akülke: "Afyon Motorsporları Merkezi 9 yılda 5 ödül aldı" Türkiye Motosiklet Federasyonu Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke, bu yıl Afyon’da 9. kez yapılacak Dünya Motokros Şampiyonası’nda parkurda yenilikler olacağını belirterek, katılım sayısının da artacağını söyledi. Akülke, Afyon Motorsporları Merkezi’nin de dünyanın en iyi parkuruna sahip olduğunu vurgulayarak, 9 yılda 5 ödül aldığını ifade etti. Türkiye Motosiklet Federasyonu Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke, eylül ayında Afyonkarahisar’da 9. kez gerçekleştirilecek Dünya Motokros Şampiyonası ve federasyonun çalışmalarıyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Dünya Motokros Şampiyonası’nın, Türkiye’de spor turizminin bir yüzü olduğunu belirten Akülke, "2018 yılından beri Afyonkarahisar’da, Afyon Motorsporları Merkezi’nde gerçekleşiyor. 4 farklı branşta yapılıyor. 2 Dünya Şampiyonası, Kadınlar Dünya Şampiyonası ve Avrupa Gençler Şampiyonası olmak üzere 4 kategoride yaklaşık 150 sporcunun katılımıyla gerçekleşiyor. En önemlisi 86 ülkede direkt olarak canlı yayınlanıyor ve 6 kıtada aynı gün 180 ülkeye de yayın yapıyor. Onun için özellikle Türkiye’nin spor turizmindeki en önemli organizasyonlarından biri. Bu sene 2-6 Eylül tarihleri arasında. 9. kez gerçekleşecek. Ayın 12’sinde basın toplantısıyla İstanbul’da görücüye çıkıyoruz. Bu sene hem Dünya Motokros Şampiyonası’nda neler var, ne yenilikler var hem de 9 yıldır yapılan Afyon Motofest’te bu sene ne etkinlikler olacak, hangi sanatçılar olacak, bunları hep beraber kamuoyuyla paylaşacağız. Yine dopdolu bir program, 7’den 77’ye herkesin kendinde bir şeyler bulabileceği, tüm Türkiye’yi Afyon’a çekebileceğimiz bir organizasyonun tanıtımını da gerçekleştireceğiz" diye konuştu. "Parkur içinde yeniliklerimiz olacak" Bu seneki yeniliklerden bahseden Asbaşkan Akülke, "Sportif olarak parkur içinde birtakım yeniliklerimiz olacak. Katılım sayımız da geçen yıla oranla artacak. Bunun yanı sıra işin festival kısmında ’Ustalara Saygı’ etkinliğinde Türkiye’nin en önemli sanatçılarından biri olacak. Her gün 2 veya 3 sanatçıyla Türkiye’nin en büyük bir müzik şöleni de gerçekleşmiş olacak. Ama bunun yanı sıra da kamp alanı, karavan alanıyla da Türkiye’nin en büyük entegre festivaline imza atacağız" şeklinde konuştu. "Avrupa Gençler Şampiyonası’nda 7-8 sporcumuz mücadele ediyor" Şampiyonalarda yarışacak Türk sporcular hakkında da bilgi veren Mahmut Nedim Akülke, "Avrupa Gençler Şampiyonası’nda 7-8 sporcumuz mücadele ediyor. İki kadınımız, Kadınlar Dünya Şampiyonası’nda devam ediyor. Dünya Motokros Şampiyonası aslında bizim sporcuların gelişimine inanılmaz bir katkı yaptı. Özellikle çocuk ve genç sporcularımızın motokros branşı, dünyada da motosikletin anaokulu, ilkokulu. 5 yaşından itibaren bu sporu yapabilirsiniz. Dünya Motokros Şampiyonası’nın 9 yıldır Afyonkarahisar’da yapılması sebebiyle 100’ün üstünde 5 ila 10 yaş arasında sporcumuz mücadele ediyor" dedi. "Afyon Motorsporları Merkezi 9 yılda 5 ödül aldı" Dünyada Afyonkarahisar’ın öneminin sorulması üzerine Akülke, "Bundan çok büyük gururla bahsedebilirim. Afyon Motorsporları Merkezi, dünyanın en iyi parkuruna sahip. 9 yılda 5 ödül aldı. Dünyanın en iyi padok alanı, spor turizminde en iyi tanıtım yapan ülke, en iyi organizasyon gibi Uluslararası Federasyon’dan 9 yılda 5 ödülle kendini taçlandırdı. Aslında bu Grand Prix, Arjantin’de başlıyor, bu sene 21 yarışla sonuçlanacak. Avrupa, Avrupa’dan sonra Avustralya, tekrar Amerika’da bitecek. İnanılmaz bir Grand Prix. Biz de bunun 17. ve 18. ayağını her sene gerçekleştiriyoruz. Özellikle uluslararası federasyon ve gelen sporcuların hepsi inanılmaz şekilde memnun ve Afyon bu konuda dünyanın en iyi motokros parkuruna sahip. Bununla da Türkiye olarak büyük gurur duyuyoruz" diye cevap verdi. "Yaklaşık 40’a yakın ulusal organizasyonlarımız var" Federasyon olarak yaptıkları çalışmalar için ise Mahmut Nedim Akülke, "Yaklaşık 40’a yakın ulusal organizasyonlarımız var. Spor turizmi çerçevesinde Türkiye’nin tüm coğrafyasına gitmeye çalışıyoruz ve orada organizasyonlar yapmaya çalışıyoruz. Bunun yanı sıra da 4 Dünya Şampiyonamız var. Afyon’da 9. kez yaptığımız Dünya Motokros Şampiyonası, bu sene Rize Güneysu Handüzü’nde 3. kez gerçekleştirdiğimiz Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası, bu sene 2. kez gerçekleştireceğimiz Dünya Motosörf Şampiyonası ve yine efsane yarışlardan biri olan Dünya Hard Enduro Şampiyonası var. Sea to Sky Dünya Hard Şampiyonası’nı, her sene Kemer Motosiklet Kulübümüz, federasyonumuzla beraber düzenliyor, 17. kez yapılacak. 15 yıldır Motosiklet Federasyonu’nda ’Spor, turizmin geleceğidir’ mottosunu en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye Motosiklet Federasyonu olarak 1 yıldan beri çocuk sporculara önem verdiklerini aktaran Asbaşkan Akülke, "Onları hem maddi hem manevi şekilde destekliyoruz ve bundan sonra da desteklemeye devam edeceğiz. İnanıyorum ki önümüzdeki 10 yılda Türkiye artık motosiklet sporunda İtalya, Amerika, Avustralya gibi, İspanya gibi ülkelerle çekişecek. Çok büyük bir keyif ve gururla da söylüyorum, Toprak Razgatlıoğlu bugün MotoGP’de, Deniz var, MotoGP 3’te sporcularımız var. Bu aslında bu gurur Türkiye’nin gururu" diyerek sözlerini tamamladı.