GÜNDEM - 17 Ağustos 2024 Cumartesi 15:10

Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı topraklarda 109 yıl sonra Çanakkale Ruhu bir kez daha ortaya çıktı

A
A
A
Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı topraklarda 109 yıl sonra Çanakkale Ruhu bir kez daha ortaya çıktı

Çanakkale’nin Eceabat ilçesi sınırları içerisinde kalan Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki orman yangınına müdahaleye giderken trafik kazası geçiren Eceabat Orman İşletme Şefi Ahmet Yüksel, kafası ve elleri sargılı halde tedavi olduktan 7 saat sonra tekrar görevinin başına geçti. Hafif şekilde yaralı halde görev sorumluluk sahası olan Tarihi Alan’daki yangına ekip arkadaşlarıyla müdahale eden Orman İşletme Şefi Ahmet Yüksel, 109 yıl önce cephe gerisinde tedavi olduktan sonra savaşmaya elverişli olan ve cepheye giden kahraman Mehmetçiğin düşmana geçit vermeyerek, ‘Çanakkale Geçilmez’ destanını yazdığı bu topraklarda 109 yıl sonra canını hiçe sayarak alevlere müdahale edip, Çanakkale Ruhu’nu bir kez daha gözler önüne serdi.


Çanakkale’de 15 Ağustos tarihinde saat 09.51 sıralarında Eceabat ilçesine bağlı Büyükanafarta köyü yakınlarında ziraat arazisinde başlayan ve rüzgarında etkisiyle ormanlık alana sıçrayan yangın Orman Bölge Müdürlüğü ve çevre illerden gelen takviye ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi sonrası 24 saat sonra kontrol altına alındı. Yangına havadan 9 uçak, 12 helikopter, karadan ise 69 kara aracı ve 450 personelle müdahale edildi. Yangında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Anafartalar Kahramanı" olarak tarih sahnesine çıktığı Conkbayırı, Arıburnu Ovası, Anzak Koyu ve Arıburnu yarlarının bir bölümü alevlerden etkilendi.



Trafik kazası geçirdi


Yangının çıktığı ilk dakikalarda bölgeye hareket eden Eceabat Orman İşletme Şefi Ahmet Yüksel, Bigalı köyü yolu üzerinde karşı yönden gelen bir araçla çarpışması sonucu trafik kazası geçirdi. Eceabat Orman İşletme Şefi Ahmet Yüksel ve yanında bulunan 2 personel hafif şekilde yaralandı. Eceabat Orman İşletme Şefi Ahmet Yüksel, kazanın ardından Eceabat Devlet Hastanesine ardından Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Hastanesinde tedavi altına alındı. Kafasından ve elinden hafif şekilde yaralandı. Doktorların istirahat etmesi gerektiğini belirtmesine rağmen saat 15.00’te taburcu oldu. Evine giderek, Orman İşletme Müdürlüğü kıyafetlerini giyerek, Tarihi Alan’daki sorumluluk sahası olan yangın bölgesine hareket etti. Başkan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, Çanakkale Orman Bölge Müdürü Enver Demirci’nin istirahat etmesi gerektiği ısrarlarına tekrar görevinin başına döndü. Tarihi Alan’daki orman yangının kontrol altına alınması için ekip arkadaşlarıyla alevleri durdurmak için canını hiçe sayarak mücadele etti.



Çanakkale Ruhu’nu bir kez daha gözler önüne serdi


Tarihi Alan’daki orman yangınına müdahaleye giderken trafik kazası geçiren Eceabat Orman İşletme Şefi Ahmet Yüksel, kafası ve elleri sargılı halde tedavi olduktan 7 saat sonra tekrar görevinin başına geçti. Hafif şekilde yaralı halde görev sorumluluk sahası olan Tarihi Alan’daki yangına ekip arkadaşlarıyla müdahale eden Orman İşletme Şefi Ahmet Yüksel, 109 yıl önce cephe gerisinde tedavi olduktan sonra savaşmaya elverişli olan kahraman Mehmetçiğin düşmana geçit vermeyerek, ‘Çanakkale Geçilmez’ destanını yazdığı bu topraklarda 109 yıl sonra Çanakkale Ruhu’nu bir kez daha gözler önüne serdi.



Soğutma çalışmalarına katıldı


Eceabat Orman İşletme Şefi Ahmet Yüksel, Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda 15 Ağustos’ta çıkan ve 24 saat sonra kontrol altına alınan, bölgede devam eden soğutma çalışmalarına ekip arkadaşlarıyla devam ediyor. İşletme Şefi Ahmet Yüksel, bölgede duman tüten ve alev alan bölgelere anında müdahale ediyor.


Eceabat Orman İşletme Şefi Ahmet Yüksel, yangın günü yaşanan trafik kazası ve sonrasında yaşanan süreci anlattı. 15 Ağustos sabahı saat 09.30-10 civarı yangın ihbarını aldıktan sonra yangın bölgesine hareket ettiklerini belirten İşletme Şefi Ahmet Yüksel, “Bigalı köyü civarlarında bir trafik kazası geçirdik. Yaralamalı bir trafik kazasıydı. Oradan ambulansla hastaneye, önce Eceabat’ta hastaneye, daha sonra Çanakkale’de hastaneye sevk edildim. Tedavi süreci sırasında yangının büyüdüğüyle alakalı haberler gelmeye başladı. Yangının olduğu yer tamamıyla benim soruluk alanımda olan Çanakkale Savaşları’nın olduğu bu kutsal topraklarda gerçekleşiyordu yangın. Her geçen dakika yangın büyümeye, artmaya devam ediyordu. Hastanedeki doktorlardan tek ricam bir an önce beni taburcu etmeleriydi. Bu süreçte hatta hastane doktoru da geldi. Özellikle yangına gitmememi, yangının çok büyüdüğünü, kafamdan darbe aldığım için yangına gitmemin tehlike olacağını söyledi. Hatta bir günlük zorla raporu yazdılar. Hastaneden taburcu olduktan sonra işletme müdürlüğü merkezine geldim. Yangın kıyafetlerimi giyerek yangın sahasına geldim. Yangın sahasında, yangın gözetleme kulemizde sayın bakanımız, genel müdürümüz, bölge müdürümüz hepsi yangın sahasındaydı. Yangını gözetliyorlardı. Tamamıyla benim geri dönmemi, dinlenmemi tavsiye ettiler, söylediler, ısrar ettiler. Fakat bu topraklar için binlerce can verilmişken tamamıyla da kendi sorumluluk alanımdaki bu yangından gitmek vicdanıma el vermedi. O dakikadan sonra 2 gün boyunca da yangında mücadelemiz devam ediyor”



İşletme Müdürü Ahmet Yüksel, sözlerine şöyle devam etti:


“Yani biz yangın savaşçılarıyız. Elimizden ne gelirse yeşil vatan için onu yapmak istiyoruz. Özellikle bu kutsal topraklarda elimizden faydalı bir şey geliyorsa ne mutlu bize. 109 yıl önce de burada atalarımız canlarını içe saymışlar. 109 yıl sonra da biz de elimizden geldiğince mücadelemizi ettik, canımızı içe saydık. O an çok kötüydü. Yani yangın sürekli rüzgarın etkisiyle yön değiştiriyordu. Yangın çok büyümüştü. Yangının bir an önce önüne geçmemiz, yangını kontrol altına almamız gerekiyordu. Bu ekip işi biz tamamıyla bütün ekip arkadaşlarımız, Orman Teşkilatı olarak elimizden geldiğince sadece ben değil bütün arkadaşlarımız canını içe sayarak özverili bir şekilde bu kadar büyük bir yangını da çok kısa sayılabilecek bir sürede kontrol altına aldık. Çok şükür 700 hektar civarı bir alanımız zarar gördü. Ama soğutma çalışmalarımız devam ediyor.”



Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı topraklarda 109 yıl sonra Çanakkale Ruhu bir kez daha ortaya çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Davulcular bahşişi süslenen eşek arabasıyla topluyor Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı Yeşildağ Mahallesi’nde, Ramazan ayı boyunca vatandaşları sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, süslenen eşek arabasıyla davul çalarak mahalleyi dolaşıp bahşiş topladı. Yeşildağ’da geçmişten günümüze uzanan renkli bir gelenek yeniden hayat buldu. Mahallede Ramazan ayı boyunca sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, ayın sona ermesiyle birlikte bahşişlerini toplamak için farklı bir yöntem izliyor. Arife günü başlayan ve bayramın ilk günlerinde de devam eden gelenekte davulcular, balon ve çeşitli süslerle donatılan eşek arabasıyla mahalleyi yine davul çalarak dolaşıyor. Mahalle meydanından başlayan bahşiş toplama geleneğinde davulcular, kapı kapı gezerek hem vatandaşlarla bayramlaşıyor hem de bahşişlerini topluyor. Parası olmayan vatandaşlar ise davulculara yem veya saman vererek katkıda bulunuyor. Ortaya çıkan renkli görüntüler mahalle sakinlerinin ilgisini çekerken, geleneğin yeniden canlandırılması büyük memnuniyet oluşturdu. Organizasyonu üstlenen mahalle sakinlerinden Osman İltar, geleneğin geçmişten geldiğini belirterek, "Eskiden beri süregelen, atalarımızdan kalan bir gelenek. Arife günü başlıyor, bayramın birinci ya da ikinci gününe kadar devam ediyor. Bu şekilde süsleniyor, bahşiş toplanıyor. Parası olan para veriyor, olmayan yem ya da saman veriyor. Uzun süre unutulmuştu, son birkaç yıldır yeniden canlandırdık. İnşallah bundan sonra da yaşatmaya devam edeceğiz" dedi.
Van Tedavi edilen yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazır Van’da çeşitli nedenlerle yaralanan ve bitkin düşen yaban kuşları, tedavi süreçlerinin tamamlanmasının ardından yeniden doğal yaşam alanlarına kavuşmak için gün sayıyor. Van Gölü Havzası’nda yaralı veya bitkin halde bulunarak koruma altına alınan yaban kuşları, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeki tedavilerinin ardından yeniden doğal yaşam alanlarına dönmek için gün sayıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğü ekipleri ve duyarlı vatandaşlar tarafından merkeze ulaştırılan; aralarında Kızıl Akbaba, Şahin, Puhu ve Kaya Kartalı gibi türlerin bulunduğu çok sayıda yırtıcı kuş, Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan ve ekibi tarafından titiz çalışmalarıyla sağlığına kavuşturuluyor. Kış şartları, açlık ve avcı baskısı gibi nedenlerle zarar gören farklı türlerdeki yaban kuşları, yapılan bakım ve rehabilitasyon sürecinin ardından sağlıklarına kavuştu. Tedavi sürecinde beslenmeleri düzenli olarak sağlanan ve uçma kabiliyetleri yeniden kazandırılan kuşların, kısa süre içerisinde doğaya salınacak. "Rehabilitasyon süreçleri tamamlandı" Merkez Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Merkezimiz, Van Gölü Havzası’ndaki bütün yaban hayvanların sorunlarıyla ilgilenmekte. Doğal hayat ve yaban hayvanları ile ilgili çalışmalar yapan kurumlarla koordinasyon sağlayarak bu habitatın bozulmaması için çalışmalar yürütmekte. Van Gölü Havzası’nda Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğüne bağlı Siirt, Hakkari, Bitlis, Muş ve Van ilinde yaralanan yaban hayvanları merkezimize gelmekte ve tedavileri yapılıp tekrar doğaya kazandırmaktayız. Amacımız doğada bir tane canlının eksilmemesi. Hayvanat bahçesi gibi esarette olan hayvanlar yerine tedavilerini ve rehabilitasyonlarını yapıp doğaya bırakmaktayız" dedi. "Van’da şifa bulan yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazırlanıyor" Yılın her gününde, her haftasında, her ayında, her mevsiminde merkezlerine yaban hayvanları bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, "Kış sezonuna girdiğimizde göçemeyen veya nakil durumunda olan hayvanlar merkezimize geritiriliyor. Tabii kış sezonunda tekrar doğaya bırakıldıklarında yaşayamayacak hayvanları kış boyunca onların habitatına uygun misafir ediyoruz. Bunlardan birisi Hakkari’den gelen Kızıl Akbaba. Kızıl Akbaba kendi toparladı. Yakında doğal alanına bırakacak" diye konuştu. Aslan, "Doğaya dönmeye hazır. Baharın ve Nevruz’un gelmesiyle yeniden hayatın canlanmasına bağlı olarak bunu da tekrar doğaya bırakacağız ve doğada yaşaması için gerekli bütün çabaları kazanımları yaptık. Şimdi de doğaya bırakmak istiyoruz. Merkezimizde şu an itibariyle Oklu Kirpi, 2 Kaya Kartalı, 1 Şahin’in tedavileri devam etmekte. Bunlardan da Oklu Kirpi’nin, 2 Kaya Karta’lının ve 2 Puhu’nun tedavisi tamamlandı. Doğa Koruma Milli Parklar 14. Bölge Müdürlüğüne teslim edip onların uygun gördüğü bir tarihte ve geldikleri yerde uygun yerine tekrar habitatına salacak. Ekolojik dengede yerlerini alacaklar. Yaban hayvanları hiç insanla temasa geçmemiş hayvanlardır. Ama bazen göçemeyenler olduğu zaman bize getirip tedavisini yapıp tekrar doğaya bırakmaktayız" şeklinde konuştu.
Bursa Gayrimenkul sektöründen ’değer barışı’ çağrısı Son yıllarda artan inşaat, işçilik ve arsa maliyetlerinin konut fiyatlarını ciddi şekilde yükselttiğini belirten sektör temsilcileri, vatandaşların değer artış vergisi nedeniyle gayrimenkul satışında tereddüt yaşadığını ifade ederek hükümete ’tek seferlik değer barışı’ çağrısında bulundu. Türkiye’de son üç dört yıldır yaşanan yüksek enflasyon ve artan maliyetler, gayrimenkul sektörünü de doğrudan etkiledi. İnşaat, işçilik ve arsa maliyetlerindeki hızlı yükseliş, konut fiyatlarında yüzde 30 ile yüzde 50 arasında artışlara neden oldu. Sektör temsilcileri, özellikle büyük şehirlerde konut fiyatlarının ciddi seviyelere ulaştığını belirterek, bazı bölgelerde 1+1 daire fiyatlarının 4 milyon liranın üzerine çıktığını, kira bedellerinin ise yaklaşık 25 bin liraya kadar yükseldiğini ifade etti. Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Son yıllarda konut satın alan vatandaşlar artan fiyatlar nedeniyle değer artış vergisiyle karşı karşıya kaldı. Bu durumun gayrimenkul satışlarında tedirginliğe yol açtı. 2, 3 ya da 4 yıl önce 300 bin ile 400 bin lira arasında alınan konutların bugün enflasyon etkisiyle çok daha yüksek değerlere ulaştı. Bu artışın vatandaşların satış sırasında vergi yüküyle karşılaşmasına sebep oluyor. Gayrimenkul piyasasında yaşanan durgunluğun temel sebeplerinden birinin de bu durum olduğunu bütün sektör temsilcileri biliyor. Hükümetten tek seferlik ’değer barışı’ düzenlemesi talep ediyoruz. Böyle bir düzenleme hem vatandaşların güven duygusunu artırmanın yanı sıra, hem de piyasada hareketlilik sağlayacaktır. Tabi k, b aynı zamanda fiyat artışlarını da bir nebze frenlenmesine katkı sağlayacaktır" dedi. Bunun tek seferlik yapılması ve tapu masraflarında da bir miktar düşüş sağlanması halinde önümüzdeki iki yıllık süreçte gayrimenkul fiyatlarının daha stabil bir seviyeye gelmesi mümkün olabileceğini ifade eden Aydemir, "Çünkü son 1,5 yıldır ülkemizde yeni inşaat üretimi oldukça azalmış durumda. İnşaat firmaları; arsa, işçilik ve diğer maliyetlerdeki hızlı artışlar nedeniyle yeni projelere başlamaktan kaçınıyor. Süreçlerin uzaması da yeni üretimin önüne geçiyor. Yeni konut üretimi olmadığı için fiyatlar yukarı yönlü hareket etmeye devam ediyor. Sektör açısından ve vatandaşlar açısından devletimizden beklentimiz, değer barışının tek seferlik olarak hayata geçirilmesidir. Çünkü şu anda vatandaşlarımızın büyük bir kısmını "Gayrimenkulümü satarsam zorluk yaşarım" düşüncesi sarmış durumda. Örneğin, bir vatandaş ikinci el bir gayrimenkulünü sattığında, hemen yanında yeni başlayan sıfır bir konutu almak istediğinde en az yüzde 40 ya da yüzde 50 daha pahalıya almak zorunda kalıyor. Aslında burada gerçek anlamda bir değer artışı yok. Sattığı gayrimenkulün yerine aynı değerde bir gayrimenkul koymak mevcut piyasa şartlarında oldukça zor. Bu nedenle sektör ve vatandaşlar adına devletimizden beklentimiz, değer barışının hayata geçirilmesidir" dedi.
Samsun Terme’nin acı kaybı: "Binlerce evladımızın geleceğine ışık tuttu" Samsun Terme ilçesinin sembol isimlerinden, eğitim gönüllüsü ve hayırsever iş insanı Hacı Temel Kır hayatını kaybetti. Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, "İlçemize kazandırdığı sayısız eserle binlerce evladımızın geleceğine ışık tuttu" dedi. Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, ilçenin eğitim ve sosyal hayatına eserler kazandıran hayırsever iş insanı Hacı Temel Kır’ın vefatı dolayısıyla taziye mesajı yayımladı. Hacı Temel Kır’ın ilçeye kazandırdığı okullar ve sosyal projelerde binlerce gencin geleceğine dokunduğunu söyleyen Belediye Başkanı Şenol Kul, "Bugün yüreğimiz buruk. İlçemizin koca bir hayır çınarını, kıymetli büyüğümüz Hacı Temel Kır amcamızı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. O, sadece bir hayırsever değil; gönlünde Terme sevdası taşıyan gerçek bir vakıf insanıydı. Temel Kır Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Ulviye Kır İmam Hatip Ortaokulu başta olmak üzere ilçemize kazandırdığı sayısız eserle binlerce evladımızın geleceğine ışık tuttu" diye konuştu. "Eğitimden sosyal yardıma her alanda izi var" Başkan Kul, merhumun cömertliğini vurgulayarak, "Cami ve cenaze hizmetlerinden her türlü sosyal yardıma kadar, ne zaman kapısını çalsak bizleri beklentimizin ötesinde bir cömertlikle karşılayan bir samimiyet abidesiydi. Terme’mizde bıraktığı bu asil izler ve hayır duaları asla silinmeyecektir" şeklinde konuştu. Hacı Temel Kır’ın cenazesi, bugün İstanbul Eyüp Sultan Camii’nde ikindi namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından, aynı yerdeki aile kabristanlığına defnedilerek son yolculuğuna uğurlanacak.