EĞİTİM - 15 Mayıs 2026 Cuma 09:46

Mudanya Üniversitesi’ne 6 yeni bölüm daha

A
A
A
Mudanya Üniversitesi’ne 6 yeni bölüm daha

Bursa’nın tek vakıf üniversitesi olan Mudanya Üniversitesi, bünyesine kattığı yeni bölümler ile gelişerek ve büyüyerek yoluna devam ediyor. Mudanya Üniversitesi’nde 2026-2027 akademik yılında 6 yeni bölümün açılmasına onay çıktı. Üniversite toplamda 38 bölüme ulaştı.


Mudanya Üniversitesi büyümeye hız kesmeden devam ediyor. 2022-2023 akademik yılında Mühendislik-Mimarlık ve Tasarım Fakültesi’nde Endüstri Mühendisliği Bölümü, Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde Psikoloji Bölümü, Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde Hemşirelik Bölümü, Meslek Yüksek Okulunda ise; İlk ve Acil Yardım, Tıbbi Görüntüleme Teknikleri, Fizyoterapi ve Anestezi programları ile eğitime başlayan Mudanya Üniversitesi, geçen 4 yıl içerisinde bünyesine kattığı yeni bölümlerle büyüyerek gelişmeye devam ediyor.


2023-2024 akademik yılında, Bilgisayar Mühendisliği, Elektrik Elektronik Mühendisliği, İngilizce Endüstri Mühendisliği, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Çocuk Gelişimi, İngilizce Psikoloji, 2024-2025 akademik yılında ise, Beslenme ve Diyetetik, İngiliz Dili ve Edebiyatı, İşletme, Ekonomi ve Finans (İngilizce), Görsel İletişim Tasarımı, Bilgisayar Mühendisliği (İngilizce), Grafik Tasarım, Dış Ticaret, Bilgisayar Programcılığı, Otomotiv Teknolojisi, Ağız ve Diş Sağlığı bölümleri açıldı. 2025-2026 yılında Endüstriyel Tasarım, Dil ve Konuşma Terapisi, Ebelik, İşletme (İngilizce), Lojistik Yönetimi, Yönetim Bilişim Sistemleri, Dijital Dönüşüm Elektroniği, Elektronik Haberleşme Teknolojisi ve Tele-Sağlık Teknikerliği bölümleri eğitime başladı.


2026-2027 yılı yeni eğitim sezonunda iaw Malzeme Bilimi ve Teknolojileri, Biyoteknoloji ve Genetik, Gastronomi ve Mutfak Sanatları, Ekonomi ve Finans (İngilizce), Aşçılık, İmalat Yürütme Sistemleri ve Operatörlüğü bölümlerinin açılma izni verildi. Üniversite toplamda 38 bölüme ulaştı.



Gıyasettin Bingöl: "Büyüyerek ve gelişerek yolumuza devam ediyoruz"


Yeni açılan bölümleri değerlendiren Mudanya Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Gıyasettin Bingöl, Mudanya Üniversitesinin henüz 4 yıllık bir geçmişi olmasına rağmen büyük ilgi gördüğünü belirterek, "İlk 4 yılımızda bütün kontenjanlarımız doldu. Türkiye’nin en genç üniversitesine gösterilen ilgi bizleri motive ederken, doğru yolda olduğumuzu da gösterdi. İnsanlar gibi kurumlar da doğar ve ardından büyümeye başlar. Büyüme evresinde her yıl farklı gelişmeler gösterir. Mudanya Üniversitesi, 2026-2027 akademik yılında bünyesine kattığı yeni bölümler ile gelişerek ve büyüyerek yoluna devam ediyor. Bu yıl mevcut bölümlere ek olarak 6 yeni bölümünün açılmasına YÖK tarafından onay verildi. Hem günümüzde hem de gelecekte tercih edilen ve geçerliliği olan bu bölümler gücümüze güç katacak. Gelişimimize katkı koyacak bu karar için başta YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ve yöneticilerine teşekkür ediyorum. Biz Mudanya Üniversitesini, yaşamla iç içe, yenilikçi bir öğrenme merkezi olarak topluma hizmet etme hedefiyle kurduk. Hedeflerimize de emin adımlarla ilerliyoruz. Gençlerimizi toplumumuzun geleceğine yön verecek insan kaynağı olarak görüyoruz. Onları tam donanımlı bireyler olarak yetiştirmenin sorumluğumuzun olduğunu düşünüyor ve bunu kutsal bir görev kabul ediyoruz. Öğrencilerimize her açıdan mutlu olacakları bir eğitim-öğretim imkanı sunuyoruz. Emeği olan tüm hoca ve yöneticilerimizi de tebrik ediyorum" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Geleceğin mühendisleri Ege’de buluştu 7. İzmir Genç Mimar ve Mühendisler Zirvesinde konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesinde gençlerin üstlendiği kritik role dikkat çekti. Rektör Prof. Dr. Alcı, "Geleceğimizi gençler inşa edecek" diyerek tam bağımsızlık vizyonunun odağına mühendis adaylarını koydu. Ege Üniversitesi, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlık vizyonuna katkı sunacak dev bir organizasyona ev sahipliği yaptı. "Yerli ve Milli" duruşu bir hayat felsefesi haline getirme hedefiyle düzenlenen "7. İzmir Genç Mimar ve Mühendisler Zirvesi", sektörün öncü isimlerini ve geleceğin mühendislerini bir araya getirdi. Savunma sanayiinden enerjiye, havacılıktan şehirciliğe kadar pek çok disiplinin ele alındığı zirvede, Türkiye’nin tam bağımsızlık yolundaki teknolojik hamleleri ve gelecek vizyonu paylaşıldı. Ege Üniversitesi Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezinde gerçekleştirilen zirveye; Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aydoğan Savran, Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) İzmir Şube Başkanı Muhammed Yılmaz, MMG Teşkilat Başkanı Selami Keskin, Genç Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) İzmir Şube Başkanı Doğan Ergün, akademisyen ve öğrenciler katıldı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, "Bu zirvenin yedincisi düzenleniyor; bu gerçekten sevindirici bir durum. Bizler gençleri önemsiyor, onlara değer veriyor ve her fırsatta destekliyoruz. Çünkü biliyoruz ki geleceğimizi gençler inşa edecek. Bugün savunma sanayiinde çalışanların yaş ortalamasının 30 civarında olması, bu durumun en somut ve ciddi göstergelerinden biridir. Gençlerimize kariyer yolculuklarında eşlik etmeyi, onlara rehberlik etmeyi ve destek olmayı amaçlıyoruz. Gençlerimizi sektörle, savunma sanayiiyle ve piyasadaki önemli paydaşlarla buluşturarak onlara yeni ufuklar açmak istiyoruz. Gençlerimizin bu konudaki merakı ve azmi sayesinde bu çalışmalar başarıyla yürütülmektedir. Hep birlikte daha iyi noktalara ulaşacağız" dedi. "Bu ağ sizin için bir zaman makinesidir" "MMG İzmir Şube Başkanı Muhammed Yılmaz konuşmasında gençlere; tecrübe paylaşımında bulunarak teknoloji ve girişimcilik konularında önemli mesajlar verdi. Yılmaz, "Zamanın ne kadar hızlı aktığını, özellikle siz gençlerin enerjisine baktığımda daha iyi anlıyorum. Bizler de bir zamanlar sizler gibi bu sıralarda oturuyor, benzer hayaller kuruyorduk. Bugün ise eğitimlerimizi tamamlamış, ailelerimizi ve iş hayatımızı kurmuş, ömrümüzün önemli bir kısmını bu kutsal mesleklere vakfetmiş insanlar olarak karşınızdayız. Mimar ve Mühendisler Grubu çatısı altında bulunan iş insanlarımız, hocalarımız ve alanında uzman büyükleriniz, sizlere tecrübeleriyle yol göstermek için buradalar. Ancak unutmayın; bugün yalnızca tecrübe sahibi olmak yeterli değil. Dünya artık sadece bilenlerin değil, bildiğini teknolojiyle harmanlayıp cesaretle sahneye çıkanların dünyasıdır. Girişimcilik de tam olarak budur. Bir sorunu dert edinmek ve o soruna mühendislik zekâsıyla teknolojik bir çözüm üretmektir" diye konuştu. "Kendi hikayesini yazan ve sözünü yükselten bir gençlik bekliyoruz" MMG Teşkilat Başkanı Selami Keskin ise "Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) olarak; kalıplardan sıyrılmış, abilerini taklit etmek yerine onlardan aldıkları bayrağı daha ileriye taşıyan ve kendi hikayesini kendisi yazan gençler bekliyoruz. Bizler, akademi ve sanayi arasında bir ‘insan kaynakları havuzu’ görevi görerek, gençlerin daha karmaşık projelerde ter dökebilmeleri için gerekli iş birliği zeminini hazırlıyoruz. Bugün gökyüzündeki SİHA’larda ve denizdeki TCG Anadolu’da gençlerin izi varsa, bu dinamik geleceğin en büyük kanıtıdır. Gençlerimizi sadece mezun olmakla yetinmemeye; inanç, ahlak ve idrak yetenekleriyle seslerini ve düşüncelerini yükselterek bu milli teknoloji yolculuğunda beraber yürümeye davet ediyoruz" dedi. "Geleceğe yön vermek için gençler yetiştirmeye çalışıyoruz" Genç MMG İZMİR şube Başkanı Doğan Ergün, "Teknoloji ve kariyer oturumlarımızdan fuar alanındaki dinamik etkileşimlere kadar her anın, katılımcılarımız için güçlü bir network ve staj imkanına dönüşmesini temenni ediyorum. Bu organizasyonun gerçekleşmesinde maddi ve manevi desteklerini sağlayan altın, gümüş ve bronz sponsorlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca bu vizyonu gerçeğe dönüştürmek için gece gündüz çalışan değerli yönetim ve organizasyon ekibine de ayrıca teşekkür ederim. Mimar ve Mühendisler Gelişim Topluluğu olarak mottomuzda belirttiğimiz gibi; bizler sadece bir zirve yapmıyoruz, geleceğe yön vermek için gençler yetiştirmeye çalışıyoruz" diye konuştu. Sektör Temsilcileri Panellerde Buluştu Zirve kapsamında düzenlenen "Geleceği Tasarlayanlar: Büyük Sistemler, Stratejik Kararlar ve Mühendislik Vizyonu" konulu ilk panel, Ege Teknopark Genel Müdürü İrfan Konur moderatörlüğünde; Emlak Konut Genel Müdür Yardımcısı Selami Keskin, Habaş Demir Çelik Fabrika Müdürü Haşim Ayten ve CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Ünal Özturkut’un katılımıyla gerçekleştirildi. Gün boyu süren etkinlikler; "Savunma Sanayisinde Mühendislik: Yüksek Teknoloji, Stratejik Kararlar ve Milli Yetkinlik" konulu panel oturumu ve "Ar-Ge’den Ticarileşmeye: Teknoloji Tabanlı Girişimcilik" konuşmalarıyla devam etti. Zirve, katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği Kahoot yarışması, workshop çalışmaları ve ödül töreninin ardından sona erdi.
Manisa Ata tohumu Emcelli Biberi kilosu 400 TL’den satılıyor Coğrafi işaretli Sarıgöl Emcelli biberi serada turfanda yetiştirildi. Ata tohumundan üretilen acı ve tatlı Emcelli biberleri pazarda kilosu 400 liradan alıcı bulurken, üretici Nurullah Akbay mahallede bu üretimi sürdüren sayılı isimlerden biri olduklarını söyledi. Manisa’nın Sarıgöl ilçesine bağlı Emcelli Mahallesi’nin coğrafi işaretli ünlü Emcelli biberleri pazardaki yerini aldı. Ata tohumundan yetiştirilen acı ve tatlı Emcelli biberleri, bu yıl serada turfanda olarak üretilirken kilosu 400 liradan satışa sunuldu. Emcelli Mahallesi’nde üretim yapan Nurullah Akbay, 650 metrekarelik serada yaklaşık 4 bin kök Emcelli biberi yetiştirdiğini belirtti. Ata tohumunu yaşatmaya devam ettiğini ifade eden Akbay, "Emcelli biberleri acısı ve tatlısıyla diğer biberlerden farklı. Artık mahallede ticari amaçlı üretim yapan pek kalmadı. Ben son yıllarda sera içerisinde üretim yapıyorum. Mayıs ayında hasat almaya başlıyoruz. Bu hafta ilk ürün olarak pazara 120 kilogram Emcelli biberi getirdim ve kilosunu 400 liradan satışa sundum." dedi. Pazarda yoğun ilgi gören Emcelli biberlerinin tadımlık alanların yanı sıra kilo ile satın alan vatandaşlar tarafından da tercih edildiği öğrenildi. "Mideyi yakmayan acılığıyla farklı bir lezzet" Emcelli biberlerinin özelliklerinden bahseden üretici Nurullah Akbay, coğrafi işaret alınmasının ata tohumunun korunması açısından önemli olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Emcelli biberinin en önemli özelliği koyu yeşil renkte olması ve acı olmasına rağmen mideyi yakmamasıdır. Etli, kalın ve sulu yapısıyla çok ilgi görüyor. Yemeklere ayrı bir lezzet katıyor. Özellikle salatalarda kullanılıyor. Yaz aylarında bol miktarda alınarak turşusu kuruluyor ve kurutuluyor. Ayrıca pide fırınlarında pidelerin yanında közlenerek ikram ediliyor. Başka biber kullanılmıyor. Açık alanda yetiştirilen Emcelli biberlerinin hasadı ise haziran ayında başlıyor ve yaz boyunca pazarlarda yer alıyor."
Ankara ASO’dan sanayicilere Fransa vizesinde kolaylık Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç ile Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont ‘Vize Alanında Ortaklık Anlaşması’ imzaladı. ASO ile Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği arasında iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla ‘Vize Alanında Ortaklık Anlaşması’ imzalandı. ASO Başkanı Seyit Ardıç ile Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont tarafından imzalanan protokol kapsamında ASO yönetim organlarında görev yapan temsilcilere, meslek komitesi üyelerine ve ASO üyesi firmaların üst düzey yöneticilerine ticari faaliyetleri için Fransa vize süreçlerinde özel bir kolaylaştırma mekanizması oluşturulacak. Bu çerçevede Fransa’nın yetkilendirdiği dış hizmet sağlayıcısı üzerinden belirli kontenjanlarda randevu tahsis edilmesi ve başvuruların daha etkin şekilde değerlendirilmesi sağlanacak. Protokol ile Fransa’ya iş seyahati gerçekleştiren Türk iş insanlarının Schengen vize süreçlerinde öngörülebilirlik ve hız kazanması, ticari temasların artırılması, yatırım ilişkilerinin güçlendirilmesi ve iki ülke sanayi çevreleri arasındaki iş birliklerinin geliştirilmesi amaçlanıyor. Ayrıca Ankara sanayisinin Avrupa pazarlarıyla entegrasyonuna ve Türkiye-Fransa ekonomik ilişkilerinin derinleşmesine katkı sağlanması hedefleniyor. Fransa’nın Ankara Büyükelçiliğinde düzenlenen imza töreninde konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye ile Fransa arasındaki ilişkilerin Osmanlı dönemine kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, diplomatik, kültürel ve ekonomik bağların bugün güçlü bir iş birliği zemini oluşturduğunu ifade etti. Ardıç, Türkiye’nin en önemli ekonomik ortaklarından birinin Fransa olduğuna dikkati çekerek, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacminin 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 24 milyar dolar seviyesine ulaştığını söyledi. Ardıç, "Son 10 yıllık döneme baktığımızda ticaret hacmimizin istikrarlı biçimde büyüdüğünü görüyoruz. 2016 yılında yaklaşık 14 milyar dolar seviyesinde olan ticaret hacminin bugün 24 milyar dolar bandını aşmış olması, ilişkilerimizin ekonomik açıdan ne kadar güçlü bir ivme kazandığını açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı. Fransız yatırımcıların Türkiye ekonomisine olan güveninin doğrudan yatırımlarla da görüldüğünü ifade eden Ardıç, önemli Fransız şirketlerinin uzun yıllardır Türkiye’de yatırım, üretim ve finans alanlarında faaliyet gösterdiğini kaydetti. "Ankara’da sanayimizin güçlü üretim kapasitesi ile Fransa’nın sanayi altyapısı önemli iş birliği fırsatları sunuyor" Ardıç, Ankara ile Fransa arasındaki ekonomik ilişkilerin de güçlü bir ivme yakaladığını vurgulayarak, "Ankara’da sanayimizin güçlü üretim kapasitesi ile Fransa’nın ileri teknoloji ve yüksek katma değerli sanayi altyapısı önemli iş birliği fırsatları sunuyor. Bu potansiyelin daha verimli değerlendirilebilmesi için iş insanlarımızın Fransa ile daha hızlı ve etkin temas kurabilmesi büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "Vize kolaylığı karşılıklı yatırımlara katkı sağlayacak" İmzalanan vize kolaylaştırma protokolünü iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendirecek stratejik bir adım olarak değerlendirdiklerini belirten Ardıç, "Bu anlaşmanın Ankara Sanayi Odası üyelerimizin Fransa ile kuracağı ticari ilişkileri daha da güçlendireceğine, karşılıklı yatırımları artıracağına ve teknoloji odaklı iş birliklerine katkı sağlayacağına inanıyorum" diye konuştu. Büyükelçi Dumont ise protokolün önemli bir adım olduğunu belirterek, sürecin etkili şekilde yönetilmesinin her iki taraf için de faydalı olacağını söyledi. Protokol imza törenine ASO Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ahmet Dinçer, Uluslararası İlişkiler ve Dış Ticaret Müdürü Dr. Serkan Bürken ile Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği yetkilileri katıldı.
Bursa Arkeolojinin duayenleri Nilüfer’de buluştu Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Arkeoloji Gündemi" buluşmalarının son etkinliğinde kapsamlı bir panel düzenlendi. Prof. Dr. Feriştah Alanyalı, Prof. Dr. Mehmet Özdoğan ve Nezih Başgelen’in konuk olduğu "Türkiye’de Arkeoloji" panelinde; kent arkeolojisinden koruma politikalarına, sahadaki tahribattan yapısal eksikliklere kadar pek çok başlık masaya yatırıldı. Nilüfer Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen "Arkeoloji Gündemi", Türkiye’de arkeoloji bilimine yön veren üç önemli ismi Pancar Deposu’nda bir araya getirdi. Prof. Dr. Mustafa Şahin’in moderatörlüğünü üstlendiği panelde, kent arkeolojisi ile kültürel mirasın korunması başlıkları konuşuldu. Etkinliğe, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ile Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Özlem Akbaş Önsoy da katıldı. Panelde salonu dolduran katılımcılar, alanın duayen isimlerini ilgiyle dinledi. Panelde konuşan Side Kazı Başkanı Prof. Dr. Feriştah Alanyalı, Side’nin kentsel ve üçüncü derece arkeolojik sit alanında yürütülen çalışmaları aktardı. 2014’te alınan sit kararının ardından 140 parselde gerçekleştirilen akademik kazılarla kentin yerleşim tarihinin milattan önce 9. yüzyıla kadar uzandığının ortaya konduğunu söyleyen Alanyalı, tiyatro ile antik liman arasındaki bölgenin ilk kez bütüncül biçimde değerlendirebildiğini belirtti. Kazı sürecinin parsel sahipleriyle imzalanan protokoller üzerinden yürüdüğünü hatırlatan Alanyalı, "Side gibi bazı antik kentlerde bu uygulama örnek olabilir; ancak her kent için aynı modelin geçerli olduğunu söylemek doğru değil" dedi. Arkeoloji ve Sanat Yayınları’nın sahibi, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu üyesi Nezih Başgelen ise kültürel varlıklardaki tahribatı belgeleyen sunumuyla katılımcıların dikkatini sahadaki kayıplara çevirdi. Karabel Kaya Anıtı’nın yüzyıllık tahribat sürecini fotoğraflarla aktaran Başgelen; Latmos kaya resimleri, Kibele anıtları, Termessos lahitleri ve Edirne Muradiye Camii çinileri gibi örnekler üzerinden kayıpları anlattı. Tahribatların son yıllarda iş makineleriyle endüstriyel bir hal aldığını söyleyen Başgelen, "Yunanistan ve İtalya’da arazi teşkilatları, ağır cezalar ve etkin yaptırımlar var. Bizim de bir an önce bu yapıya kavuşmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Mehmet Özdoğan da Türkiye arkeolojisinin kurumsal yapısını ve teorik zeminini ele aldı. Türkiye’nin yetişmiş arkeolog kadrosunun uluslararası düzeyde çok güçlü bir konumda olduğunu vurgulayan Özdoğan, asıl sorunun bu potansiyeli sahaya yansıtacak yapının kurulamamış olması olduğunu söyledi. Arazi teşkilatı bulunmamasını, kültür envanterinin tamamlanmamış olmasını ve bilim ile bürokrasi arasındaki bağın zayıflamasını başlıca eksiklikler olarak sıralayan Özdoğan; kazı tekniği okullarının kurulması, kurtarma kazılarında profesyonel ekiplerin oluşturulması ve uluslararası koruma kuruluşlarındaki temsilin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Özdoğan, kültürel mirasın "gelecek kuşaklara aktarılmak üzere bize bırakılmış bir değer" olduğunun da altını çizdi. Katılımcıların sorularını da yanıtlayan konuşmacılara, panelin sonunda günün anısına hediye takdim edildi.