KÜLTÜR SANAT - 29 Temmuz 2024 Pazartesi 09:21

Troya Ören Yeri Kazılarında, Troya Savaşı’nın izleri aranıyor

A
A
A
Troya Ören Yeri Kazılarında, Troya Savaşı’nın izleri aranıyor

Çanakkale merkeze bağlı Tevfikiye köyü sınırları içerisinde yer alan 5 bin 600 yıllık medeniyete ev sahipliği yapan Troya Savaşları’nın yaşandığı Troya Ören Yeri’nde devam eden 2024 yılı kazı çalışmalarında Troya Savaşı’nın izleri aranıyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Troya Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, “Son Tunç Çağı bir giriş ve kent meydanı gibi bir alanı kazıyoruz. Hiç kuşkusuz burada önemli sürpriz buluntulara önümüzdeki haftalarda rastlayacağız. Buradaki ana amacımızdan bir tanesi son Tunç Çağı ve Homeros Troya’sına ait ve belki de Troya Savaşı’na ait arkeolojik verilere ulaşmak” dedi.


Tevfikiye köyü sınırları içerisinde yer alan Troya Savaşları’nın yaşandığı Troya Ören Yeri, UNESCO’nun 1998 yılında ’Dünya Kültür Mirası Listesi’ne aldığı 5 bin 600 yıllık medeniyete ev sahipliği yapıyor. Tarihte savaşlar, yangınlar ve depremlerle defalarca kez yıkılıp yeniden kurulan Troya Ören Yeri, her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin ilgisini çekiyor. Troya Ören Yeri’ni gezmeye gelen yerli ve yabancı turistler, 2019 yılında açılışı gerçekleştirilen Troya Müzesi’nde, sergilenen 2 bine yakın eseri de görmek imkanı buluyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının izni, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin (ÇOMÜ) desteği ve İçdaş sponsorluğunda yürütülen kazılarda, önemli buluntulara rastlanılıyor. Troya Ören Yeri’nde kazı çalışmaları 12 ay devam ediyor.


Troya Savaşları’nın yaşandığı Troya Ören Yeri’nde devam eden 2024 yılı kazı çalışmalarında Hellenistik Roma Döneminin Agora alanında, Homeros Troya’sına ilişkilendirilen son Tunç Çağı Güney girişinin devamında büyük görkemli Troya Kalesinin dışında arkeolojik olarak neler olup olmadığı araştırılıyor. Son Tunç Çağı bir giriş ve kent meydanı gibi bir alanında yapılan kazı çalışmalarıyla var olduğu kabul edilen Troya Savaşı’nın izlerini aranıyor.


Troya Savaşı’na ait arkeolojik verilere ulaşmak


Troya Ören Yeri Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, “Troya’daki 2024 yılı kazıları devam ediyor. Bu seneki kazılarımızı Kültür ve Turizm Bakanlığının izin ve destekleri, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin (ÇOMÜ) destekleri ve İçdaş’ın ana sponsorluğunda devam ettiriyoruz. Troya’daki kazılar bu yıl 160’ncı yılını aşıyor. 160 yıldan fazladır burada kazı çalışmaları yapılıyor. 1863’te Frank Calvet, daha sonra Heinrich Schliemann, Wilhelm Dörpfeld, Carl W.Blegen ve Manfred Osman Korfmann kazıları, 2015 yılından bu yana da ÇOMÜ adına biz kazıları devam ettiriyoruz. Buradaki kazıların ana amacı yani eski bu tüm 160 yıllık kazılar sırasında pek çok soruya cevap aranıyor. Bu sorulardan en önemlilerinden bir tanesi Troya’da, Homeros Troya’sının bir aşağı kent olup olmadığının cevabıydı. Çünkü eski kazı raporlarına baktığımızda biraz kalenin küçük olduğu, Homeros’un anlatımlarına pek benzemediği konusunda kuşkular söz konusuydu. Fakat özellikle Korfmann dönemi kazılarında bir Son Tunç Çağı yani Homeros Troya’sının Son Tunç Çağı’na ait bir aşağı şehir olduğu ortaya çıktı. Bizde Agora dediğimiz, Hellenistik Roma Döneminin Agora alanının içinde kazı yapıyoruz. Burada kazı yapmamızın ana nedenlerinden bir tanesi özellikle Homeros Troya’sına ilişkilendirilen Son Tunç Çağı Güney girişinin devamı yani büyük görkemli Troya Kalesinin dışında arkeolojik olarak neler olup olmadığını anlamaya çalışıyoruz. Eski kazı sonuçlarını özellikle Korfmann dönemi kazı sonuçlarını biraz daha desteklemeye çalışıyoruz. Önceki yıllardaki kazı çalışmaları burada bir aşağı kentin var olduğunu ama özellikle Güney girişinde bir Güney Kutsal alanının söz konusu olduğunu ama burada asıl önemli olan diğer hafirlerin gözden kaçırdığı, biz şuan Son Tunç Çağı bir giriş ve kent meydanı gibi bir alanı kazıyoruz. Hiç kuşkusuz burada önemli sürpriz buluntulara önümüzdeki haftalarda rastlayacağız. Buradaki ana amacımızdan bir tanesi Son Tunç Çağı ve Homeros Troya’sına ait ve belki de Troya Savaşı’na ait arkeolojik verilere ulaşmak” dedi.


Troya Savaşı’nın izlerini arıyoruz


Agora alanı olarak tanımladığımız alanda kazı çalışmalarının devam ettiğini kaydeden Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, “Son Tunç Çağı Homeros Troya’sının Güney Kapısı’nın ön tarafı. Burada kısmen 30’lu yıllarda Blegen çalışmış fakat çalışmalar çok yeterli olmamış ve yayınlanmamış. Biz buradaki çalışmalarımızı hem kent planını daha iyi anlamak ama kent meydanı Son Tunç Çağı, Anadolu’da Son Tunç Çağı kent meydanları çok fazla bilinmiyor. Ona yönelik ve önceki yıllardaki hem bizim kendi kazı sonuçlarımız, hem de diğer hafirlerin kazı sonuçlarını daha detaylandırma ve daha iyi anlamaya yönelik, yani biz burada var olduğu kabul edilen Troya Savaşı’nın izlerini arıyoruz” diye konuştu.



Troya Ören Yeri Kazılarında, Troya Savaşı’nın izleri aranıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Oğlunun gözü önünde anneyi öldüresiye dövdüler: "’Küfür etmeyin’ dedik diye bu hale geldim" Kocaeli’nin İzmit ilçesinde bayram günü gittikleri kafede küfür eden grubu uyaran anne ve oğlu feci şekilde darbedildi. Şahısların tekme ve yumruklarına maruz kalarak tanınmaz hale gelen ve yüzünde çok sayıda kırık oluşan 39 yaşındaki Meryem Yıldırım tedavi altına alınırken, yaşananlar da kameraya yansıdı. Dehşet anlarını anlatan Yıldırım, "İnsan olan yapamaz bunu" dedi. Olay, Ramazan Bayramı’nın birinci günü İzmit’teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21), vakit geçirmek için mekana gitti. İddiaya göre, kafe önünde bir şahsın darbedildiğini gören Yıldırım, bu kişiye yardım etmek amacıyla onu içeriye çağırdı. Bu sırada şahsı darbeden grup da kafeye girerek küfür etmeye başladı. Talha Kaan İzal’ın, gruptakileri "Burada kadınlar var, küfür etmeyin" şeklinde uyarması üzerine arbede çıktı. Gözü dönmüş grubun saldırısına uğrayan anne ve oğlu darbedildi. Yüzüne ve vücuduna aldığı tekmelerle ağır yaralanan anne Meryem Yıldırım, kanlar içinde kaldı. Oğlu tarafından çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan kadının yüzünde çok sayıda kırık ve kaburgasında çatlak tespit edildi. Olayın ardından şahıslar gözaltına alındı. Saldırı anı kameraya yansıdı Anne ve oğlunun olay günü kafede saldırı öncesinde birlikte geçirdikleri mutlu anlardan geriye çektirdikleri fotoğraf ve videolar kalırken, feci darp olayının anları çevredeki vatandaşların cep telefonu kameralarına yansıdı. Kaydedilen görüntülerde, şüphelilerin öfkeli tavırları, küfür ve hakaretler savurdukları ve aralarından bir kadının bardak fırlattığı anlar yer aldı. "Tek hatırladığım yere düşüş anım" Hastanede tedavisi süren ve yüzünde kalıcı hasar oluşma riski bulunan Meryem Yıldırım, yaşadığı dehşet anlarını İHA’ya anlattı. Olaya sadece insani bir tepki verdiklerini belirten Yıldırım, şunları kaydetti: "Darp edilen garsona ’içeri gel’ dedim. O sırada benim oğlum da yanımdaydı. Döven kişi peşinden geldi. Küfür etti. Oğlum ’küfür etme, kadınlar var’ dedi. Benim oğluma saldırdı. Mekanın sahibi Uğur bey oğluma tekme attı. Ben de dışarı çıktım, oğlumu dövmeye başladılar ve duramadım. Kürşat bey tekme attı yüzüme, Emrah bey vücudumun her yerine tekme attı. Komple yüzümde kırk var şu an. Orası kalabalıktı. Tek hatırladığım yere düşüş anım ve yüzüme tekme atan suratı unutamıyorum. Şu anda da tehdit ediliyorum. Kız kardeşim ve oğlum arandı. Hastaneye farklı şekilde geleceklerini, şikayeti geri çekmemizi söylediler. Şikayetimi geri çekmeyeceğim. Oğlum beni kanlar içinde kucağında taşıdı ve ben bu haldeyim." "İnsan olan yapamaz bunu" Özellikle yüzünde ve kaburgasında ağır hasarlar bulunduğuna dikkati çeken Meryem Yıldırım, "Kaburgamda çatlak var, yüzüm zaten eski haline dönmeyecek, kalıcı şekilde çukurlar oluşma ihtimali çok yüksek. Beyne pıhtı atma ihtimalinden dolayı ameliyat da ertelenebilir. Yüzümde kırık olan yerlerde çöküntü kalabilirmiş. Ortada hiçbir şey yokken ’küfür etmeyin’ dedik diye bu hale geldim, hak ettiği cezaları almalarını istiyorum. Bana ettikleri para teklifini de kabul etmedim. Hayatımda ilk kez böyle bir şey yaşıyorum. İnsan olan yapamaz bunu. Oğlumun gözünün önünde bana bunu yaptılar, ceza almadan çıkmalarını istemiyorum. Aralarında bir kadın vardı ve gerisi erkekti. Kadın yüzüme bardak fırlattı. Oğlumla her bayramın birinci günü vakit geçirirdim. Arkadaşımın mekanına gittik, yemek yedik sonra Rita’ya geldik. Orası da arkadaşımın mekanıydı. Arkadaşım oğlumu o adamların arasına atmasaydı biz bugün burada değildik" ifadelerini kullandı. "Annemi kanlar içinde gördüm" Olayın şokunu atlatamayan Talha Kaan İzal ise yaşananları şöyle anlattı: "Sadece keyifle vakit geçirmek için Rita diye bir mekana oturduk. Bir şeyler içip kalkacaktık. O sırada kavga kıyamet koptu dışarıda. Annem de dışarıda dayak yiyen birine, ’içeri geç’ dedi. Annem müdahale edince ben de onu korumak amacıyla ayağa kalktım. Annem kapının eşiğinde oturuyordu ve sırtı dönüktü. Ben de başında duruyordum. Çocuğa küfürler ederek içeriye girdiler. Ben de ’kadınlar var, küfür etmeyin’ şeklinde uyarılar yaptım. Lafımı bitirmeden şahıslardan biri sol gözüme vurdu. Can havliyle ittirdim, zaten arkadaşları üstümüze çullandı. Sema diye bir kadındı, hayatımda ilk kez gördüm onları. O kadın bize bardak fırlattı. Ondan sonra beni dışarıya attılar. Mekanın sahibi tekme vurdu sırtıma, ben dışarıya düştüm. Etrafımı sardılar, tekme yumruk atmaya başladılar. Ben etrafımı görmüyordum, bir de annemi içeride zannediyordum. Arka tarafımı hiç görmedim. Kadın olduğu için vurmazlar diye düşündüm. Ben öyle yetişmedim çünkü, annem beni ’kadına el kalkmaz’ diyerek yetiştirdi. Can havliyle kalabalıktan kendimi kurtardım. Polislerin yanına gittim. polisleri yanıma aldım, annemin yanına dönmek istedim." "Annemi kanlar içinde gördüm" Annesini gördüğü hali anlatırken gözyaşlarını tutamayan genç, "Kanlar içinde annemi görünce kucakladım ve merdivenlerden inerken ayağım kaydı, beraber düştük. Düştükten sonra taşıyamadım ve elim ayağım boşaldı. Bir tane abi annemi aldı, ben de o an sinir krizi geçirdim. ’Anne anne’ diye hıçkırarak ağladım. O abi bir tane sağlam bir tokat attı bana, kendime geldim ve annemin başındaydım. Ambulans geldi, hastaneye geçtik" ifadelerini kullandı. "Herkes yumruk, tekme sallıyordu" Saldırı anında yaşananları detaylandıran ve şüphelilerin en ağır cezayı almasını talep eden İzal, şunları söyledi: "3 kişilerdi. Bana yumruk atan Kürşat’tı. Ben ona ’kadınlar var, küfür etme’ dediğimde direkt yüzüme vurdu. Ben de ona vurdum ve vurduktan sonra Emrah bana yumruk sallamaya başladı. Sırtıma vuran ise mekan sahibi Uğur. Ben hiç kimseyi tanımıyorum. Zaten darp edilince kapandım. Herkes yumruk, tekme sallıyordu. Yere düşseydim büyük ihtimalle sonu ölümle biterdi. Kendimi kurtardım ve polislerin yanına gittim. Adaletin yerini bulacağını temenni ediyorum. Umarım yanlarına kalmaz."