EKONOMİ - 01 Ekim 2020 Perşembe 13:14

Mevsimlik tarım işçilerine Kızılırmak’ta konteynır kent kuruldu

A
A
A
Mevsimlik tarım işçilerine Kızılırmak’ta konteynır kent kuruldu

Buğday, pirinç, kavun gibi tarımsal ürünlerin üretildiği Çankırı’nın Kızılırmak ilçesinde mevsimlik tarım işçilerini Covid-19’dan korumak ve tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla hazırlanan konteynır kent projesi hayata geçti.

Buğday, pirinç, kavun gibi tarımsal ürünlerin üretildiği Çankırı’nın Kızılırmak ilçesinde mevsimlik tarım işçilerini Covid-19’dan korumak ve tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla hazırlanan konteynır kent projesi hayata geçti.


Çankırı İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ile Türk Kızılayı Çankırı Şubesi tarafından hazırlanan projeye Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) tarafından sağlanan destekle Çankırı’ya gelecek olan mevsimlik tarım işçilerinin Covid-19 pandemisinden korunması sağlanırken, alana kurulan konteynır kent sayesinde yaşam standartları da yükseltildi. Çankırı’nın Kızılırmak ilçesine Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgeleri’nden gelen mevsimlik işçilerin Covid-19 kapsamında izolasyonlarının sağlanması, tarımsal üretimin aksamaması, gıda tedarik zincirinin bozulmaması ve yaşam kalitelerinin artırılarak tarım faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması için proje hazırlandı. “Covid-19 kapsamında Gıda Tedarik Zinciri ile İlgili Mevsimlik/Tarım İşçileri ve Tarımsal/Gıda Sürdürülebilirliğini Sağlamak” adlı proje, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ülkede eş zamanlı uyguladığı “Covid-19 ile Mücadele ve Dayanıklılık” programı kapsamında Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı’na sunuldu. 600 bin lira bütçeli proje, KUZKA tarafından desteklemeye layık görüldü. Bu kapsamda ilk etapta alınan 30 adet konteynır, Kızılırmak’ta belirlenen bölgeye yerleştirildi.



“Mevsimlik tarım işçilerinin yaşam standardının yükseltilmesi için 30 adet konteynır aldık”


Mevsimlik tarım işçilerini Covid-19’un etkilerinden korumak, tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak ve yaşam standartlarını yükseltmeye yönelik hazırlanan proje sayesinde 30 adet konteynırın teslim alındığını belirten Türk Kızılayı Çankırı Şube Başkanı Ahmet Ulusoy, “KUZKA tarafından desteklenen proje kapsamında 7 bölümden oluşan konteynır, WC ile içinde mutfak, tuvalet, duş ve iki odaya sahip toplam 30 adet konteynırımızı aldık. Bu konteynırlarımız mevsimlik tarım işçilerinin refah düzeyinin yükseltilmesine ve Çankırı’daki tarım ve gündelik işlerin yapılması hususunda yardımcı olacak” dedi.



“Konteynırlarda Covid-19 pandemisine yönelik tedbirler en üst seviyede tutuldu”


Çankırı’da Kızılırmak havzasında yılda üç kere tarımsal hasadın yapıldığına işaret eden Ulusoy, şunları kaydetti:


“Çankırı’da özellikle Kızılırmak Havzası Bölgesi’nde 1 yıl içerisinde yaklaşık üç defa tarımsal faaliyet yapılabiliyor. Birinci tahıl, ikinci kavun ve sonuncu olarak da pirinç hasadı yapılıyor. Şu anda pirinç hasadına başlanmak üzere. Bizde aileleri en azından çadırlarda değil de yaşam standartlarını yükselterek konteynırlarda yaşamalarına imkân sağlayacağız. Aynı zamanda proje kapsamında konteynırların bulunduğu alanın etrafı komple tel örgü içerisine alınacak. Giriş kapılarında ateş ölçerler ile Covid-19 ile mücadele kapsamında tarladan gelen her bir mevsimlik işçinin ateşi ölçülecek. Ayrıca gerekli dezenfektan çalışmalarını da yapacağız. Her giriş çıkışlarında tarım işçileri ve konteynırlar dezenfektan pompalarımızla dezenfekte edilecek. Saha içerisinde Covid-19 ile mücadelemizde bize destek sağlayacak. Her bir konteynırımızda ortalama bir ailenin 4 kişi olarak yaşadığını düşünerek 120 adet el pompalı dezenfektan aleti dağıtılacak. Aynı zamanda Türk Kızılayı’nın insani yardım kuruluşu olarak yapmış olduğu hizmetlerin içerisinde bulunan ranzalar, yataklar, nevresimler, yastıklar, mutfak kitleri ile hijyen setleri ve gıda kolileri konteynırlarda yaşayan ailelere teslim edilecek."



“Mevsimlik tarım işçilerinin yaşam standardını yükseltiyoruz”


Proje kapsamında mevsimlik tarım işçilerinin yaşam standardını da yükseltmeyi amaçladıklarını dile getiren Ulusoy, “Projenin genel amaçlarından biri de özellikle doğu bölgelerimizden gelen hemşerilerimizin burada maruz kaldıkları ötekileşme duygusunu ortadan kaldırarak yaşam standartlarını yükseltmektir. Geçtiğimiz yıl Çankırı’da yaşamış olduğumuz sel felaketinden doğu bölgelerinden gelen mevsimlik tarım işçileri çok zor şartlar altında kaldı. Altlarından sel, üstlerinden de yel hiç eksik olmadı bu bölgede. Bizde dedik ki bunu nasıl engelleyebiliriz, sonra hazırladığımız projeyi KUZKA’ya sunduk ve projemiz onaylandı. Sonra da Kızılırmak havzasında bu hizmete başlamış olduk" ifadesini kullandı.



“Türkiye’de ilk kez Çankırı’da uygulanıyor”


Türkiye’de buna benzer bir projenin veya çalışmanın olmadığına dikkat çeken Ulusoy, Doğu’da AFAD tarafından deprem bölgelerinde uygulandığını, ilk ve örnek bir proje olarak KUZKA’da bulunduğunu ifade ederek, "Çankırı için yaklaşık 120 konteynıra ihtiyaç duyuyoruz. Bu projemizin ilk etabıydı. İkinci etabında 100 veya 150 civarında konteynır yaptığımızda Çankırı’nın ihtiyacı karşılanacaktır” dedi.



“Zor şartlarda yaşam mücadelesi veren tarım işçilerimizin yaşam standardını yükseltmek istiyoruz”


Zor şartlarda yaşam mücadelesi veren mevsimlik tarım işçilerinin yaşam standardını yükseltmeye yönelik hazırlanan projenin Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) tarafından desteklendiğini söyleyen İzleme ve Değerlendirme Birimi Uzmanı Abdülsamet Uzun ise, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Covid-19 ile Mücadele ve Dayanıklılık Programı kapsamında projeye destek sağlandı. Bu projeyi paydaşlarımız olan Çankırı İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ve Çankırı Türk Kızılayı ile yürütmekteyiz” diye konuştu.


Ayrıca mevsimlik tarım işçileri için Covid-19 pandemisine yönelik tedbirlerin alındığına işaret eden Uzun, “Mevsimlik tarım işçilerini Covid-19 pandemisinin zararlı etkilerinden korumak, onlara hijyenik ve sağlıklı bir çalışma ortamı sağlayabilmek ve buradaki yaşam standartlarını arttırmak amacıyla bu projeyi hayata geçirdik. Burada mevsimlik tarım işçileri çok zor şartlarda yaşıyorlardı. Çadırlarda veya minibüslerde kalıyorlardı. Dolayısıyla pandemi döneminde bu sağlık yönünden sıkıntılar çıkarabilirdi. Şu anda burada 30 tane konteynırımız var. Konteynırlar oldukça geniş ve işçi ailelerinin her türlü ihtiyaçlarını giderecekleri şekilde tasarlandı. Pandemiye yönelik olarak da her türlü dezenfektan işlemleri yapılacak, koruyucu önlemler alınacak. Bu sayede Covid-19’a karşı tedbirler alınmış hem de mevsimlik işçilerin yaşam standartlarını yükseltmiş olacağız. Çankırımıza, mevsimlik işçilerimize ve TR82 bölgemize ve dolayısıyla ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı: "ABD istikrar değil, istikrarsızlık ister" Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Amerika’nın girdiği bölgelerde istikrar kuramamasının bir "başarısızlık" değil, bilinçli bir strateji olduğunu belirterek "ABD, oluşturduğu istikrarsızlık üzerinden bölgenin enerjisini emmektedir. Afganistan’daki istikrarsızlık Rusya, Pakistan ve İran’ın enerjisini tüketmektedir. Suriye ve Irak’taki karışıklıklar Türkiye’nin enerjisini emerek İsrail’e alan açmaktadır. İran’ı içten çökertme çabaları ise beklenen sonucu vermemiştir" dedi. Konyaaltı Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (KONYSİAD) Nisan ayı olağan toplantısının açılış konuşmasını KONYSİAD Başkan Yardımcısı Gökçen Deveci yaparken, Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, bölgesel gelişmelerden askeri gelişmelere, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunlardan fırsatlara kadar geniş kapsamlı bir sunum yaptı. Yaycı, Orta Doğu’da yaşanan gelişmelere özel bir açıdan bakarak İsrail, Amerika ve İran arasındaki gerilimi ve bölgedeki ülkelerin durumunu kapsamlı biçimde ele aldı. Prof. Dr. Cihat Yaycı, "Ortadoğu’daki Gelişmeler, Türkiye’nin Konumu ve Mavi Vatan" başlıklı sunumuyla küresel siyasetin perde arkasını değerlendirdi. Yaycı, Ukrayna ve İran merkezli gerilimlerin temelinde yatan enerji ve maden savaşlarına dikkat çekerek iş dünyasına kritik uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Cihat Yaycı, Rusya-Ukrayna savaşının sadece bir toprak mücadelesi olmadığını, Ukrayna’nın sahip olduğu yeraltı zenginliklerinin bu savaşın önemli nedenlerinden biri olduğunu vurguladı. Ukrayna’nın tek başına yılda 600 milyon insanı doyurabilecek bir buğday potansiyeline sahip olduğunu belirten Yaycı, ülkenin maden zenginliğini şu sözlerle açıkladı: "Ukrayna, teknolojik ürünlerin vazgeçilmezi olan nadir toprak elementlerinde dünya ikincisidir. Demir cevherinde dünya altıncısı olan ülke; uranyum, titanyum ve kömür rezervleriyle de öne çıkmaktadır. Batı’nın sunduğu barış planları ise bu madenlerin borçlar karşılığında paylaşılmasına dayanmaktadır." "Hürmüz, küresel ticaretin şah damarı" Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji arzındaki hayati rolüne değinen Prof. Dr. Yaycı, dünya petrol ve doğalgazının yaklaşık yüzde 26’sının bu noktadan geçtiğini ifade etti. Muhtemel bir çatışma durumunda İran’ın boğazı kapatma tehdidinin küresel ekonomiyi ciddi şekilde etkileyebileceğini belirten Yaycı, "Japonya yüzde 72, Güney Kore yüzde 65 ve Çin yüzde 50 oranında Hürmüz Boğazı’na bağımlıdır. İran’ın Babülmendep Boğazı’nı da kapatması, Avrupa-Asya ticaretinin yarısının durması anlamına gelir. Asya ile ticaret yapan iş insanlarının bu riske karşı orta vadeli tedbirler alması ve stoklu çalışması hayati önemdedir" dedi. "ABD istikrar değil, istikrarsızlık ister" ABD’nin bölge politikalarını eleştiren Cihat Yaycı, Amerika’nın girdiği bölgelerde istikrar kuramamasının bir "başarısızlık" değil, bilinçli bir strateji olduğunu savundu. Yaycı, "ABD, oluşturduğu istikrarsızlık üzerinden bölgenin enerjisini emmektedir. Afganistan’daki istikrarsızlık Rusya, Pakistan ve İran’ın enerjisini tüketmektedir. Suriye ve Irak’taki karışıklıklar Türkiye’nin enerjisini emerek İsrail’e alan açmaktadır. İran’ı içten çökertme çabaları ise beklenen sonucu vermemiştir" şeklinde konuştu. "Türkiye en güvenli liman" Tüm bu gelişmeler ışığında Türkiye’nin stratejik öneminin arttığını belirten Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Avrupa’nın enerji arz güvenliği için Türkiye’nin "en güvenli liman" olduğunu ifade etti. Mavi Vatan’daki hakların korunması için yerli savunma sanayinin ve Libya ile yapılan deniz yetki anlaşmasının kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Yaycı, kamuoyunda "Kürt meselesi" başlığıyla tartışılan konuya da değinerek, bu ifadenin yanlış bir terminoloji olduğunu savundu. Yaycı’ya göre bu durum bir "Kürt meselesi" değil, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik bir güvenlik ve beka sorunudur. Antalya için "Savaş bilançosu" uyarısı Toplantıda konuşan KONYSİAD Başkanı İlhami Kaplan, Orta Doğu’daki istikrarsızlığın Antalya ekonomisinin temel sektörleri olan turizm, enerji ve tarım üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirtti. Kaplan, Enerji ithalatına bağımlılık nedeniyle artan maliyetlerin enflasyonu tetiklediğini, savaş algısının ise yabancı turist tercihlerini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.
Diyarbakır Diyarbakır’da kaymakamlık kaçak yapıları tek tek yıktı Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde "villa" tarzında inşa edilen 13 kaçak yapının yıkımına başlandı. Edinilen bilgilere göre, Yenişehir ilçesinde kamu düzeninin, doğal yaşamın ve üretim alanlarının korunmasına yönelik Kaymakamlık tarafından Elidolu Mahallesi’nde yürütülen titiz incelemeler neticesinde, mera alanlarının usulsüz şekilde işgal edildiği ve bu alanlar üzerinde "villa tarzında" 13 adet kaçak yapının inşa edildiği tespit edildi. Söz konusu yapılaşmanın, bölge halkının temel geçim kaynakları arasında yer alan tarım ve hayvancılık faaliyetlerini ciddi şekilde sekteye uğrattığı belirlenirken, kamu yararını önceleyen bir anlayışla gerekli hukuki süreçler vakit kaybetmeden başlatıldı. 3091 Sayılı Kanun kapsamında yürütülen işlemler tamamlanarak, sabah saatleri itibarıyla kaçak yapıların yıkımına başlandı. Kaymakamlığın bu hızlı ve kararlı müdahalesi, kamu arazilerinin korunması noktasında adımı atıldı. Hukuka aykırı yapılaşmaya hiçbir surette göz yumulmayacağı, bu tür eylemlerde bulunan kişi ve kuruluşlar hakkında gerekli tüm yasal işlemler gecikmeye mahal verilmeksizin ivedilikle gerçekleştirileceği öğrenildi. İlçe genelinde tüm mahalle ve köylerde benzer denetimlerin aralıksız sürdürüleceği, kaçak yapılaşmaya yönelik tespitlerin hızla yapılacağı ve gerekli müdahalelerin vakit kaybetmeden gerçekleştirileceği öğrenildi. Yıkım çalışmalarının tamamlanmasının ardından söz konusu alanın yeniden mera vasfına uygun hale getirilmesi planlanıyor. Böylece hem doğal denge korunacak hem de bölge halkının üretim faaliyetleri üzerindeki olumsuz etkiler ortadan kaldırılacak.
Mardin Midyat’ta koruma kurulu eğitimleri toplantısı Mardin’in Midyat ilçesinde de 2 gün sürecek kültür varlıklarını koruma bölge kurulu müdürleri ve üyeleri eğitim ve koordinasyon toplantısı başladı. Valilik himayelerinde, Midyat Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından Midyat Belediyesi Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen toplantıya Türkiye genelinde koruma altındaki alanlarda yapılacak uygulamaları değerlendiren 34 Koruma Bölge Kurulu’nun müdürleri ve üyeleri katıldı. Mardin Valisi ve Büyükşehir Başkan Vekili Tuncay Akkoyun, ‘’Tarihi yapılarımızda bizler geçmişten aldığımız bu mirası koruyarak ve en iyi şekilde restore ederek inşallah gelecek nesillere daha sağlam ve sağlıklı bir şekilde İnşallah miras bırakacağız. Bu çerçevede sizler de biliyorsunuz Kültür ve Turizm Bakanlığımız çok önemli çalışmalar yapıyor. Özellikle kurullarımız çok önemli. Bu koruma konusunda büyük gayret sarf ediyorlar. Bugün de koruma kurul bölge müdürleri ve kurul üyelerimizin eğitim ve koordinasyon toplantısı Midyat’ta gerçekleşiyor. Umut ediyorum tarihi mirasımızın korunması ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir şekilde devredilmesi noktasında bu çalışma hayırlara vesile olur diyorum’’ dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı ise Mardin’in turizmini masaya yatırdıklarını söyledi. Yazgı, ‘’Buradaki Süryani kardeşlerimizin, Ezidi kardeşlerimizin buradaki sorunlarını dinledik. Vekilimizle, belediye başkanımızla, il başkanımızla, sayın valimizin başkanlığında Birçok toplantı gerçekleştirdik. Tabii burada Mardin bizim için çok önemli. Midyat bizim için çok önemli. Gerçekten inançların biraz önce valimin bahsettiği gibi ezan sesiyle çan sesinin beraber uyum içerisinde gerçekten yaşayabildiği dünyada ender yerlerden bir tanesi kaldı. Huzurun ve barışın şu anda en çok hasretle yaşanmak istediği dünyamızda Mardin gerçekten huzurun ve barışın şu anda başkenti niteliğinde. Tüm Türkiye’deki koruma kurulu üyelerimizi, müdürlerimizi hep birlikte, tüm genel müdürlerimizle birlikte burada bir hizmet içi eğitim toplantısı niteliğinde bir çalıştay gerçekleştirdik’’ diye konuştu. Kültür Varlıkları Genel Müdürü Birol İnceciköz de ‘’Biz Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü olan olarak biliyorsunuz Türkiye’deki somut kültürel mirasın korunmasından ve gelecek nesillere aktarılmasından sorumlu bir kurumuz. Başta Cumhurbaşkanımızın bize göstermiş olduğu hedefe ulaşabilmek adına Bakanımızın rehberliğinde son 20 yıldır önemli gayretler sarf ediyoruz. Bugün burada Mezopotamya’nın incisi Midyat’ta tüm Türkiye’deki Koruma Bölge Kurulu üyelerimizi, müdürlerimizi bir koordinasyon toplantısına aldık. İçinde akademisyenlerin, özel sektör çalışanlarının, alanında uzman insanların oluşturduğu bu yapı Türkiye’deki koruma mirasını, koruma kültürünü, koruma eyleminin dinamiklerini 2 gün boyunca konuşacaklar ve ülkemizin somut kültürel mirasını gelecek nesillere nasıl daha iyi bir şekilde aktaracağımızı konuşacaklar’’ şeklinde konuştu. Toplantıda genel müdürlük uzmanları sunum yaptı.