EĞİTİM - 14 Ekim 2022 Cuma 17:36

Hitit Üniversitesi’nden "100. Yılında Milli Mücadele" paneli

A
A
A
Hitit Üniversitesi’nden "100. Yılında Milli Mücadele" paneli

Hitit Üniversitesi Tarih Bölümü tarafından “100.

Hitit Üniversitesi Tarih Bölümü tarafından “100. Yılında Milli Mücadele" konulu panel düzenlendi.


Fen Edebiyat Fakültesi Abdulkadir Ozulu Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panele Belediye Başkan Yardımcısı Turhan Candan, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özer Şenödeyici, Dekan Yardımcısı Hüseyin Altundağ, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Panelde “Mondros’tan Mudanya’ya: Tam Teslimiyetten Tam Zafere” başlıklı bir sunum yapan moderatör Prof. Dr. Mehmet Demiryürek, 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması üzerinde durarak, bu antlaşmayı ve ardından yapılan 10 Ağustos 1922’de Sevr Antlaşması’nı tam mağlubiyet olarak nitelendirdi. Mondros Ateşkes Anlaşması’na dayanarak ülkenin dört bir yanının işgal edilmesi ve özellikle İzmir’in işgalinin milli mücadelenin fitilini ateşlediğini dile getiren Prof. Dr. Demiryürek, Osmanlı’nın ilk başkenti Bursa’nın işgal edilmesinin halkta ve mecliste büyük üzüntüye neden olduğunu ifade etti. Meclis kürsüsüne Bursa işgali sona erene kadar asılı duracak olan “siyah örtü” serildiğini hatırlatan Demiryürek, daha büyük matemin ise Sevr Antlaşması’nın imzalanmasıyla ortaya çıktığını belirtti. Anlaşma haberinin alındığı günü dönemin basınının “Milli Matem Günü” ilan ettiğini anlatan Prof. Dr. Demiryürek, son olarak 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Mütarekesi’ne değindi. Prof. Dr. Demiryürek, Mudanya Mütarekesi’nin Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından “Büyük Taarruz’un ilk siyasi meyvesi” şeklinde değerlendirildiğini sözlerine ekledi.


Arş. Gör. Hakan Yazar ise, “Büyük Taarruz ve Büyük Zafer: 30 Ağustos” başlıklı sunumunda 1921 Eylül’ünde sona eren Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra neredeyse bir yıl süren taarruz hazırlıkları ile ordunun sayısının ve niteliğinin artırıldığını dile getirdi. Büyük Millet Meclisinin önderliğinde Türk halkının fedakarlığı ve özverisi ile sürdürülen hazırlıkların tamamlanmasıyla 26 Ağustos 1922’de Afyon’un güneyinden ve Eskişehir bölgesinden baskın bir taarruz ile Yunan cephe hattının yarılarak düşmanın çembere alınıp imha edildiğini anlatan Yazar, Türk tarafınca hazırlıkların son derece sessiz ve gizli yapıldığına dikkat çekti. Yazar, Büyük Taarruz’un başarıya ulaşmasında bu gizliliğin önemli yeri olduğunun altını çizdi. 30 Ağustos 1922 tarihinde Yunan ordusunun asli savaş unsurlarının çembere alınıp imha edildiğini belirten Hakan Yazar, Başkumandanlık Meydan Muharebesi’nin dönemin en başarılı askeri operasyonlarından birisi olduğunu ve hem Türk hem de dünya askeri tarihinde önemli bir yeri olduğunu dile getirdi. Yazar, ayrıca belgeler ışığında harekâtın askeri anlam ve derinliği analiz edilirken savaşın döneminde ve dönemler üstü konumundaki yerini tasvir etti. Türk ordusunun 30 Ağustos’u takip eden günlerde kaçan Yunan askerini hızlı bir şekilde takip ederek düşman ordusuna yeniden toparlanma şansı tanımadığını söyleyen Yazar, Büyük Taarruz ile tüm Batı Anadolu bölgesinin kısa sürede işgalden kurtarıldığını sözlerine ekledi.


Arş. Gör. Dr. Fatma Akın da “Mudanya’dan Lozan’a Giden Süreç” adlı sunumunda kronolojik akışı tamamlayarak, döneme ilişkin belge ve görsellerle bilgi verdi. Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın TBMM ve Türk milleti açısından önemi üzerinde duran Akın, “Mondros ve Sevr Antlaşmalarını ortadan kaldıran bir adım olan Mudanya ile üç yıldır devam eden savaş sona ermiş, Batı Anadolu’dan Yunan askeri temizlenmiş, Doğu Trakya savaş yapılmadan Türk tarafına teslim edilmiştir. Tüm bunların yanında barış antlaşması için kapılar aralanmıştır ki çok geçmeden Lozan Barış Antlaşması için girişimlerde bulunulmuştur” dedi.


Lozan Barış Antlaşması ile ilgili de bilgiler veren Dr. Akın, Lozan’da İngiltere ve Yunanistan’ın sanki savaşı kazanmış gibi galip tavırları karşısında o dönem İsmet Paşa ve Türk heyetinin yaptığı çalışmalar hakkında bilgiler verdi. 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Konferansı’nın sonuçlarını ele alan Akın, Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik ve siyasi bağımsızlığını kazanmasında Lozan’ın rolüne değinerek sunumunu tamamladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin’de evler atölyeye dönüştü: Kadınlar çoraptan oyuncak yapıyor Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Mersinden Kadın Kooperatifi iş birliğinde yürütülen ‘Evimiz Atölye’ projesi kapsamında kadınlar evlerinde çoraptan oyuncak üreterek aile bütçesine katkı sağlıyor. Beşinci yılına giren proje kapsamında yaklaşık 50 mahallede 4 bin kadına ulaşıldı. Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Gönüllüler Şube Müdürlüğü bünyesinde, Mersinden Kadın Kooperatifi paydaşlığında yürütülen ‘Evimiz Atölye’ projesi, kadınların ev ortamında üretime katılmasını sağlıyor. ’Elde var yetenek, evde var ekmek’ sloganıyla yürütülen proje sayesinde evler üretim alanına dönüşürken, kadınlar da ekonomik kazanç elde ediyor. Proje kapsamında dezavantajlı mahallelerde yaşayan kadınlara çoraptan oyuncak yapımı konusunda eğitim veriliyor. Dört hafta süren eğitimlerin ardından kadınlara üretim için gerekli malzemeler ücretsiz olarak temin ediliyor. Kadınlar evlerinde hazırladıkları oyuncakları kooperatife teslim ederken, emeklerinin karşılığını da alıyor. Kooperatif atölyelerinde paketlenen oyuncaklar ise daha sonra Mersin Büyükşehir Belediyesi aracılığıyla çocuklara ulaştırılıyor. 4 bin kadına ulaşıldı 2021 yılında başlayan proje ile bugüne kadar yaklaşık 50 mahallede toplam 4 bin kadına ulaşıldı. Projenin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla üretim sürecini tamamlayan mahalleler yeniden projeye dahil edilirken, daha önce projeye katılmamış mahallelerde de çalışmalar sürdürülüyor. "Evimiz artık atölyemiz oldu" Projeye katılan kadınlardan Songül Kemik, yaklaşık bir aydır oyuncak üretimi yaptığını belirterek, "Hem evime katkıda bulunuyorum hem de çocuğumun harçlığını çıkarabiliyorum. Eskiden evimde sadece ev işleri yapıyordum, şimdi aynı evde üretim yapıp kazanç sağlıyorum. Evim artık benim atölyem" dedi. Ferhan Eroğlu ise projeyle mahalle muhtarı aracılığıyla tanıştığını ifade ederek, "Ev işlerinden arta kalan zamanlarda oyuncak yapıyorum. İşe gidip çalışamadığımız için evde üretim yapabilmek çok iyi oldu. Hem aile bütçesine katkı sağlıyorum hem de üretmenin mutluluğunu yaşıyorum" diye konuştu. Fatma Kaplan da proje sayesinde hem vakit geçirdiğini hem de gelir elde ettiğini dile getirerek, "Önceden evde sıkılıyordum. Şimdi hem ev işlerimi yapıyorum hem de oyuncak üreterek para kazanıyorum. Üstelik çocukların mutlu olacağını bilmek beni daha da mutlu ediyor" ifadelerini kullandı. "Bütün evler atölyeye dönüşsün istiyoruz" Mersinden Kadın Kooperatifi ortağı ve proje yürütücüsü Gülten Çavuş, projenin temel amacının kadınların ev ortamında üretime katılmasını sağlamak olduğunu belirterek, "Kadınların evdeki iş gücünü üretime dönüştürmesini hedefliyoruz. Bu sayede kadınlar hem aile bütçesine katkı sağlıyor hem de özgüven kazanıyor. Bütün evlerin atölyeye dönüşmesini istiyoruz" dedi.
Kayseri Vali Çiçek: "İstiklal Marşı’mızın kabul edilişinin 105’inci yıl dönümünü büyük bir gurur ve coşkuyla kutluyoruz" Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Vali Çiçek mesajında, "Milletimizin bağımsızlık ve özgürlük uğruna verdiği büyük mücadelenin en güçlü ifadelerinden biri olan İstiklal Marşı’mızın, 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilişinin 105’inci yıl dönümünü büyük bir gurur ve coşkuyla kutluyoruz. İstiklal Marşı’mız; milletimizin vatan sevgisini, bağımsızlık kararlılığını ve sarsılmaz inancını en güçlü şekilde yansıtan eşsiz bir eserdir. Bu anlamlı eser, yalnızca bir marş olmanın ötesinde; milletimizin ortak hafızasını, milli ruhunu ve istiklal aşkını nesilden nesile taşıyan önemli bir değerdir. 12 Mart, aynı zamanda milli birlik ve beraberliğimizin, vatanımıza olan bağlılığımızın ve özgürlüğümüze olan sarsılmaz inancımızın simgesidir. İstiklal Marşı’mızın kabulü, milletimizin en zor şartlar altında dahi bağımsızlığından asla taviz vermeyeceğinin güçlü bir göstergesi olmuştur. Bu vesileyle, İstiklal Marşı’mızın kabulünün 105’inci yıl dönümünde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u, Kurtuluş Savaşı’nın kahramanlarını ve tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum" ifadelerini kullandı.