GÜNDEM - 16 Ağustos 2025 Cumartesi 12:38

Kadın girişimci eski balık lokantasını fotoğraf platosuna dönüştürdü: "Evlendiğimiz günden beri hayalini kuruyorduk"

A
A
A
Kadın girişimci eski balık lokantasını fotoğraf platosuna dönüştürdü: "Evlendiğimiz günden beri hayalini kuruyorduk"

Çorum’da bir kadın girişimci eşi ile birlikte yıllardır kurduğu hayalini gerçekleştirerek "Lavanta Kasrı" adlı fotoğraf platosunu hizmete açtı. Baraj kenarında kurulan plato, hem özel gün çekimleri hem de sosyal sorumluluk projeleriyle ön plana çıkmayı amaçlayan girişimci kadın, "Eşimle birlikte evlendiğimiz günden beri böyle bir şeyin hayalini kuruyorduk" dedi.


Çorum’da yaşayan İpek Başaran Hıncal, eğitim ve iş hayatındaki başarılarının ardından girişimciliğe adım attı. Eşiyle birlikte uzun süredir hayalini kurdukları projeyi hayata geçiren Hıncal, Çorum Belediyesi Lavanta Bahçesi’nin yanı başında "Lavanta Kasrı" adını verdikleri özel bir fotoğraf platosu oluşturdu. Eskiden balık lokantası olarak kullanılan alanı dönüştüren çift, yaklaşık iki yıllık çalışmanın ardından plato konseptini tamamladı. Türkiye’nin farklı bölgelerinden esintilerin yer aldığı özel tasarımlarla donatılan mekânda, gelin-damat, nişan, sünnet, mezuniyet gibi birçok özel gün için fotoğraf çekimlerine ev sahipliği yapılıyor. Ayrıca sosyal sorumluluk projelerine de önem verdiklerini ifade eden Hıncal, huzurevi sakinleri ve sevgi evlerindeki çocuklar için de organizasyonlar düzenlemek istediklerini belirtti.



"Görür görmez, Çorumlular için burada bir şeyler yapmak istedik"


Baraj kenarından oluşturdukları Lavanta Kasrı isimli platonun hizmet sürecini ve nereden esinlenerek yaptıklarını anlatan İpek Başaran Hıncal, "Burasını eşimle yaklaşık iki yıl önce aldık. Eskiden burası, Çorumluların da bileceği gibi aslında bir lokantaymış. Balık lokantası olarak hizmet veriyormuş. Burası, barajın kenarında yer alan nadide yerlerden biri. Aldığımız dönemde belediyenin lavanta bahçesiyle yan yana olması dikkatimizi çekti. Görür görmez, Çorumlular için burada bir şeyler yapmak istedik. Yan tarafta gelin ve damat fotoğraf çekimi yapıldığını görünce, eşimle birlikte burayı bir plato haline getirebileceğimizi düşündük" dedi.


Hıncal, "Eşim yıllardır antikaya çok meraklıdır. Bu nedenle burayı, Çorumlulara hizmet verecek bir fotoğraf platosu olarak tasarladık. İsmini ‘Lavanta Kasrı’ koymamızın sebebi ise, belediyenin yanındaki lavanta bahçesinin çok güzel olmasıdır. Ondan esinlenerek ismine ‘Lavanta’ kelimesini ekledik. Bağ evimiz suyun kenarında olduğu için yanına ‘Kasrı’ kelimesini eklemeye karar verdik ve ‘Lavanta Kasrı’ adını verdik. Yaklaşık bir buçuk yıl boyunca buranın peyzajıyla ilgilendik. Fotoğraf çekimleri için tek tek konseptler oluşturduk. Bu konseptlerde Türkiye’nin farklı bölgelerinden esintiler görebilirsiniz. Her kesime hitap edecek şekilde tasarladık" diye konuştu.



"Böyle bir şeyin hayalini kuruyorduk"


Açık mutfak konseptiyle Çorumlu şeflerin workshop çalışmalarına da ev sahipliği yapmayı planladıklarını belirten Hıncal, "Bir açık mutfak konseptimiz var. Bu alanda hem workshop’lar hem de Çorumlu ya da Çorum’a gönül vermiş şeflerle çekimler yapabileceğimiz bir ortam oluşturduk. Özellikle sosyal sorumluluk projelerinde yer almak ve bu projelere her türlü desteği sunmak istiyoruz. Burayı; gelin-damat, nişan, mezuniyet ve sünnet çekimleri gibi etkinlikler için fotoğraf platosu olarak kullanmanın yanı sıra, Çorumlulara hizmet verecek sosyal sorumluluk projelerine ev sahipliği yapmak amacıyla tasarladık. Eşimle birlikte evlendiğimiz günden beri böyle bir şeyin hayalini kuruyorduk" şeklinde konuştu.


Eşiyle evlendiklerinden itibaren böyle bir yer kurmanın hayalini yaşadıklarını ifade eden Hıncal, "Huzurevinde kalan genç delikanlılarımıza, genç kadınlarımıza zaman zaman burada ev sahipliği yapmak istiyoruz. Uygun görülmesi halinde, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün izni doğrultusunda sevgi evlerinde kalan çocuklarımız için de burada güzel organizasyonlar düzenlemek isteriz. Çorum’a ve Çorum halkına küçücük de olsa bir hizmet sunabilirsek bundan büyük mutluluk duyarız. Hep bunu hayal ettik ve inşallah burada hayata geçirmeyi istiyoruz" ifadelerini kullandı.



Kadın girişimci eski balık lokantasını fotoğraf platosuna dönüştürdü: "Evlendiğimiz günden beri hayalini kuruyorduk"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Alanya’da yaz erken geldi, yerli ve yabancı turistler sahile koştu Antalya’nın Alanya ilçesinde yaz havası, turizmi hareketlendirdi. Yerli ve yabancı turistler sahile indi, güneşin ve denizin tadını çıkardı. Karavanla Türkiye’yi dolaşan vatandaş, "Alanya’ya bayıldım. O yüzden buraya taşındım. Bu yazı burada geçireceğim" dedi. Alanya’da bahar aylarının bitimine sayılı günler kala yaz havası yüzünü gösterdi. Hava sıcaklığının 23 derece, deniz suyu sıcaklığının ise 20 derece olarak ölçüldüğü ilçede yerli ve yabancı turistler sahillere akın etti. Dünyaca ünlü Kleopatra Plajı’nda yoğunluk dikkat çekerken, güneşli havayı fırsat bilen vatandaşlar sahile indi. Bazı tatilciler denize girerek serinlerken, bazıları ise kumsalda güneşlenmeyi tercih etti. Öte yandan, tekne kiralayan turistlerin Akdeniz’in berrak sularında vakit geçirdiği görüldü. Teknelerin güvertesinde güneşlenen tatilciler, denizin ve güneşin tadını çıkardı. Sahilde vakit geçiren aileler ise çocuklarıyla birlikte oyun oynayarak keyifli anlar yaşadı. Ayrıca bazı vatandaşlar su sporları yaparak renkli görüntüler oluşturdu. Bahar aylarında yazı aratmayan hava durumları, turizm hareketliliğini de artırdı. Karavan ile Türkiye’yi gezen Nedim Bircan, (43) "Ben normalde karavanda yaşıyorum, 2 yıldır Antalyadaydım. Antalya’da yaz bitti dediğimiz zamanlarda bu bölgeyi motorla gezmek için geldim. Burada hala yaz devam ediyordu. Bayıldım. O yüzden buraya taşındım. Bu yazı burada geçireceğim. Şu anda Alanya’da yaz havası var" dedi.
Yalova Yalova’da Kocadere şehitleri anıldı Yalova’nın Çınarcık ilçesinin Kocadere köyünde 29 Nisan 1921 tarihinde Yunan işgal kuvvetleri, Rum ve Ermeni çeteleri tarafından katledilen 830 şehit düzenlenen törenle anıldı. Kocadere şehitlerini anma programı, Kocadere İlkokulu önündeki Mehteran konseri ile başladı. Ardından şehitliğe yürüyüş gerçekleştirildi. AKocadere Şehitliği’nde düzenlen törende şehitliğe karanfiller bırakılırken 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu ve akabinde İstiklal Marşı okundu. Kuran-ı Kerim tilavetinin ardından ise İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk şehitler için dua okudu. Programda ardından konuşma yapan Kocadere Köyü Muhtarı Volkan Varol ise 105 yıl önce yaşanan vahşetle ilgili, "1921 Yılının 29 Nisan günü Şenköy ve Kocadere’de yaşayan Müslüman halka, Yunan düşman kuvvetlerinin önderliğinde Rum ve Ermeni çeteleriyle soykırım yapılmıştır. O yıllarda milli mücadele boşaltılmış, eli silah tutan herkes cephelere koşmuştur. Köylerde kadın, çocuk ve yaşlılar kalmıştır. Şanköy Engere’de kurşun zilmiş, türlü işkenceler uygulanarak denizde boğulmuş, büyük bir kısmı ise Kocadere’de şu an bulunduğumuz yerde Bekir Onbaşı’nın iki katlı evine doldurulmuş, üzerlerine gaz dökülerek ev ateşe verilip diri diri yakılarak vahşice katledilmiştir. Burada yaşanan bir cephe savaşı değildir. Savunmasız silahsız mağdur vatan, namus ve bayrak uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmetle aldınız. Bedelini şehitlerimizin kanlarıyla ödediğimiz vatanımız bizlere emanettir. Ezan dinmez, bayrak inmez, şehitler ölmez. Kahraman ve aziz şehitlerimiz huzur içinde uyu. Ruhunuz şad, mekanınız cennet olsun" dedi. Yalova Valisi Ahmet Hamdi Usta ise yaşanan katliamla ilgili şunları kaydetti: "Bugün, 105 yıl önce Kocadere’de yaşanan büyük acıyı anmak, kaybettiğimiz canlarımızı rahmetle yâd etmek üzere bir aradayız. Hatıralarımızı değil hafızamızı tazelemek açısından neler yaşandığına kısaca bakmamız gerekiyor. İtilaf Devletleri’nin, kendi güvenliklerini tehlikede gördükleri stratejik noktaları işgal etmelerine imkân tanıyan 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi’nin 7. maddesine dayanarak, Yalova ve çevresi 15 Eylül 1920 tarihinde işgal edilmiştir. Devamında yine aynı madde gerekçe gösterilerek, Yalova’nın batısında bulunan Kocadere de dahil tüm köylerdeki silahlar toplatılmıştır. Ancak İtilaf Devletleri bununla da yetinmemiş; 24 Nisan 1921 günü, 300 kişiden oluşan Yunan birliği Kocadere’ye baskın düzenleyerek sistematik bir katliam başlatmıştır. Bu vahşet, 29 Nisan’da maalesef en acı noktasına ulaşmıştır. Silahlarını teslim eden masum insanların, köyün tüm ahalisinin toplandığı Bekir Çavuş’un evi ateşe verilmiş, kaçmaya çalışanlar ise kurşunlanmıştır. Bu insanlık dışı saldırı sonucunda 830 vatandaşımız şehit edilmiş, tarihe kara bir leke olarak geçen büyük bir katliam yaşanmıştır. 29 Nisan 1921’de; yalnızca kendi köylerinde, kendi yuvalarında huzur içinde yaşamak isteyen masum insanlar, hiçbir savunma imkânı kalmadan tarifsiz bir zulme maruz bırakılmıştır. Kocadere, o gün yalnızca bir köyün değil, insanlık vicdanının da ateşe verildiği yer olmuştur. Yaşanan bu katliam, sadece Kocadere’nin değil, aziz milletimizin yüreğine kazınmış derin bir acıdır. Aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük uğruna ne büyük bedeller ödediğinin ibret vesikalarından biridir. Rabbim milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın." Konuşmaların ardından öğrenciler tarafından şiirler okundu. Sonrasında ise katılımcılara ikramlarda bulunuldu. Öte yandan, şehitler için Kocadere Merkez Camii’nde mevlit okutuldu. Programa Garnizon ve Karamürselbey Eğitim Merkezi Komutanı Tuğamiral Mehmet Tahir Göncüoğlu, İl Genel Meclisi Başkanı Hasan Soygüzel, belediye başkanları, kurum müdürlerinin yanı sıra siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş da katıldı.