ÇEVRE - 07 Eylül 2024 Cumartesi 18:21

Ulu Cami bahçesiyle ilgili iddialara belgeleriyle cevap veren Başkan Aşgın, tartışmalara son noktayı koydu

A
A
A
Ulu Cami bahçesiyle ilgili iddialara belgeleriyle cevap veren Başkan Aşgın, tartışmalara son noktayı koydu

Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, Ulu Cami bahçesiyle ilgili iddialara ve eleştirilere cevap verdi. Aşgın, "Uzman kişilerin yaptığı inceleme sonucu Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün hazırladığı teknik rapor doğrultusunda Ankara Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu heyeti; 4 Temmuz 2024 tarihli birinci toplantısında ve Çorum’da yerinde yaptığı incelemenin ardından 29 Ağustos 2024 tarihli ikinci toplantısında aldığı kararlarla Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün talebini onaylamıştır. Dolayısıyla hem yapı, hem de ağaçlar için en doğru çözüm, uzmanlar tarafından yapılan değerlendirme sonucunda belirlenmiştir" dedi.


Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, Eylül ayı Belediye Meclis toplantısında, meclis üyelerine ve canlı yayında kamuoyuna Ulu Cami bahçesindeki çevre düzenlemesiyle ilgili bilgiler verdi. Yaptığı sunumda iddialara belgelerle cevap veren Başkan Aşgın, Ulu Cami’nin eski hali, şimdiki hali ve tamamlandığında ortaya çıkacak haliyle ilgili görselleri sunarak yapılan çalışmanın önemini ortaya koydu. Başkan Aşgın, belediyenin ağaç katliamı yaptığı iddiasına Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün talep yazısı, teknik inceleme raporları ve Ankara Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’nun kararlını göstererek cevap verdi.


150-200 yıllık ağaçların kesildiği iddiasını da yalanlayan Başkan Aşgın, Ulu Cami’nin 1950’li yıllara ait fotoğraflarla ile söz konusu ağaçların o yıllarda olmadığını gösterdi. Kökleri en fazla 8 metre uzadığı belirtilen diş budak ağaçlarının cami duvarlarına 8 metreden daha uzak olduğu halde kesildiği yönündeki iddiaya da cevap veren Başkan Aşgın, tarihi yapıya en uzak ağacın 6 metre mesafede olduğuna da dikkat çekti. Başkan Aşgın, "Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün yürüttüğü Ulu Cami restorasyon çalışmalarının bir aşaması da çevre düzenlemesidir. Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün talebi ile Ankara Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından ile Ulu Cami bahçesinde ömrünü tamamlamış hastalıklı, cami beden duvarları ile temeline zarar veren ve cami siluetini bozan ağaçların kesilmesine karar verilmiştir. Uzman kişilerin yaptığı inceleme sonucu Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün hazırladığı teknik rapor doğrultusunda Ankara Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu heyeti; 04 Temmuz 2024 tarihli birinci toplantısında ve Çorum’da yerinde yaptığı incelemenin ardından 29 Ağustos 2024 tarihli ikinci toplantısında aldığı kararlarla Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün talebini onaylamıştır. Dolayısıyla hem yapı, hem de ağaçlar için en doğru çözüm, uzmanlar tarafından yapılan değerlendirme sonucunda belirlenmiştir" dedi.



"Bu çalışmaya neden dahil olduk"


"Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarihi yapıyı korumak amacıyla cami bahçesinde gerekli düzenlemeyi yapmak üzere kuruldan izinleri almıştı. Çorum Belediyesi olarak biz bu çalışmaya dâhil olmasaydık bile, Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından ihaleye çıkarılarak dışarıdan bir firmaya yaptırılacaktı. Buna asla gönlümüz razı olmazdı. Bizim imkanlarımız varken, ecdat yadigarı camimizin çevre düzenlemesini müteahhit firmanın eline bırakamazdık. Biz azami hassasiyetle, şehrimizin tarihi dokusuna yakışacak bir çevre düzenlemesi için bu çalışmaya talip olduk" ifadelerini kullanan Başkan Aşgın, "Biz kolay olanı değil zor olanı seçtik, elimizi taşın altına koyduk. Siyaseten eleştirileceğimizi bile bile, bazılarının bizi haksız yere yıpratmaya çalışacağını bile bile bunu yaptık. Günü kurtarmak yerine camimizin ve şehrimizin yarınlarını düşündük. Tarihi camimiz zarar görmesin, bizden sonraki nesillere bu mirası tarihi dokusuna en uygun bir şekilde taşıyalım diye bu çalışmaya dâhil olduk.


Çorum Belediyesi olarak Ulu Camimizin çevre düzenlemesine yaklaşık 3 milyon TL’lik bir katkıda bulunuyoruz. Tarihi yapılarımızın adeta yeniden hayat bulduğu, gün yüzüne çıktığı çok güzel bir meydan ve cami bahçesi çevre düzenlemesini şehrimizle ve hemşerilerimizle buluşturmuş olacağız.


Çorum Belediyesi olarak yaklaşık 7 ay önce de, Ulu Camimizin lavabo, şadırvan ve abdesthanelerini de yenilemiştik. Yaklaşık 1 milyon 300 bin TL’ye mal olan bu çalışmamız kapsamında lavabo ve şadırvanların tüm taş mermer yüzeylerini yeniledik. Ayrıca çürüyen ve yıpranan sac motiflerin yerine Selçuklu motifleri yaptık, ahşap yüzeyleri temizleyerek boyadık, tuvaletlerin mermer tezgâhları ve bataryalarını da değiştirilerek tarihi camimize yakışır hale getirdik" dedi.



"Camimizin aslına uygun güzellikleri ortaya çıkıyor"


Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün çalışmalarıyla, Çorum Belediyesinin de destek ve katkılarıyla yapılan restorasyon çalışmaları ve çevre düzenlemesiyle birlikte caminin aslına uygun tüm güzelliklerinin yeniden ortaya çıktığını belirten Aşgın, "Yapacağımız yeni bir çalışma ile camimizin kıble tarafından, güney doğu kısmından yeni bir giriş kapısı açarak tarihi meydanımızla Ulu Camimizi buluşturacağız. Yaptığımız tüm bu çalışmalarla tarihi camimizi şehrimize yakışır hale getirmiş olacağız. Bu konuda camimizin, cemaatimizin ve hemşerilerimizin de memnuniyetini görmek bizleri mutlu etmiştir.


Saat kulesine bakan işyerleri ve Çöplü Arastamızda yaptığımız cephe sağlıklaştırma çalışmalarımızla, Velipaşa Hanımız, Saat Kulemiz, tarihi Belediye Binamız ve dikiciler arastamızla birlikte oluşturduğumuz tarihi şehir meydanımızı Ulu Camimizle buluşturmuş olduk. Şehrimizin tam kalbinde, tüm tarihi yapılarımızı yeniden ayağa kaldırdık. Tarihi meydanımızda başta bankalara ait binalar olmak üzere birçok beton yığını kaldırıp yerine asırlarca yaşayacak çınar ağaçları ve barışın sembolü zeytin ağaçları diktik. Ulu Camimizin etrafı tıpkı geçmiş zamanlarda olduğu gibi muazzam bir tarihi meydanla hayat buldu. Ecdat yadigârı her bir yapı, Tarihi Çorum Meydanının müstesna bir parçası olarak gün yüzüne çıkmış durumdadır. Çorum’umuzu şehircilik anlamında asli kimliğine kavuşturmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz” şeklinde konuştu.



Ulu Cami bahçesiyle ilgili iddialara belgeleriyle cevap veren Başkan Aşgın, tartışmalara son noktayı koydu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.