GÜNDEM - 29 Haziran 2025 Pazar 11:49

Uzmanından önemli uyarı: "KKKA virüsü bulaşan 100 kişiden 5’i hayatını kaybediyor"

A
A
A
Uzmanından önemli uyarı: "KKKA virüsü bulaşan 100 kişiden 5’i hayatını kaybediyor"

Çorum’da düzenlenen programda konuşan Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nurcan Baykam, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin tehlikesine dikkat çekerek, "Bu hastalık ciddi bir enfeksiyondur ve maalesef her 100 vakadan yaklaşık 5’i kaybedilmektedir" dedi.


Çorum’da, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ve Hitit Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen "Bilim Kafe Etkinlikleri" Veli Paşa Hanı’nda gerçekleştirildi. "Doğru Bilgi, Doğru Korunma: Kırım Kongo’ya Dur De" başlığıyla düzenlenen programda, Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nurcan Baykam ile Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysel Kocagül Çelikbaş, KKKA hastalığının gerçekleri ve keneden korunma yöntemleri hakkında hayati açıklamalarda bulundu. Hava sıcaklıklarının artmasının kene popülasyonunda artışa sebep olabileceğine dikkat çekilen açıklamalarda, hastalıktan korunmanın yöntemleri ile ilgili de bilgiler verildi.


"Hekimlerimizin bu konuda her zaman uyanık olması gerekiyor"


Programda konuşan Prof. Dr. Aysel Kocagül Çelikbaş, doktorların belirtileri taşıyan vakalara karşı duyarlı olması gerektiğine dikkat çekerek, "Virüsü taşıyan bir tür kene vücuda saplandı. Ancak tüm keneler bu virüsü taşımıyor, sadece Hyalomma cinsi kene bu hastalığı bulaştırıyor. Hayvanlarda hastalık oluşturmuyor. Hayvanlar virüsü kanlarında taşısalar bile, hastalığın semptomlarını göstermedikleri için hangi hayvanda virüs var, bunu bilmek mümkün olmuyor. Aslında kene ne uçar ne de sıçrar. Kene yürüyerek gelir. Hayvanlardan beslenir, sonra toprağa düşer. Topraktaki çatlaklarda bir süre dinlenir, ardından tarlada, bayırda bulunan insana yürüyerek ulaşır. Bu nedenle korunmada en önemli şey, açık yer bırakmamaktır. Kapalı giysiler giymek çok önemlidir. Sürekli duyduğumuz gibi; pantolon paçalarını çorabın içine sokmak gerçekten etkili önlemlerden biridir. Herkes dalga geçiyor ama kenelerin tutunmasını engellemek için alınacak ilk tedbirlerden biri budur. Yine, açık renk giysiler giymek özellikle önemlidir. Çünkü pikniğe gittiğimizde, tarlada çalışırken ya da hayvanlarla temas ederken kenenin kıyafet üzerinde dolaştığını açık renkli kıyafetlerde fark etmek daha kolay olur. Keneyi tutunmadan fark edip uzaklaştırmak mümkündür. Ancak tüm bu önlemlere rağmen kene tutunabiliyor. Tek bir açıklık bile buna neden olabilir. Bu yüzden, piknikten veya tarladan eve geldikten sonra tüm giysilerin çıkarılıp vücudun mutlaka kontrol edilmesi gerekir. Keneyi erkenden fark edip uzaklaştırmak çok önemli. Evde çocukların da anneleri tarafından baştan aşağı kontrol edilmesi gerekir. Çünkü kene sıcak bölgeleri sever, bacak arkası, koltuk altı, meme altı, kasık bölgesi, bazen ense ve saçlı deri gibi yerlerde daha sık görülür. Bu bölgelerin tek tek kontrol edilmesi gerekir. Kene tutunduğunda hemen çıkarmak mümkündür. Her durumda hemen hastaneye gitmeye gerek olmayabilir. Ancak kene tutunması varsa ve bazı belirtiler gözleniyorsa, hiç vakit kaybetmeden hastaneye başvurmak gerekir. Biz son iki gün, yani Perşembe ve Cuma günleri ilçelerdeki acil servislerde çalışan sağlık personelimizle bir araya gelerek Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına yönelik yeni bir bilgilendirme toplantısı yaptık. Hekimlerimizin bu konuda her zaman uyanık olması gerekiyor, çünkü biz endemik bir bölgede yaşıyoruz. Yani bu hastalığın sık görüldüğü bir bölgedeyiz. Eğer hastayı değerlendirirken bu ihtimali göz ardı edersek ve hasta birkaç gün boyunca belirti gösterdiği halde hastaneye gidip gelirse, hastalık kanamalı evreye geçmiş olabilir. Asıl hedefimiz hastayı erken dönemde yakalamaktır. Erken teşhis koyduğumuzda hiç tereddüt etmeden hastayı yatırıp gözlem altına alıyoruz. Belki gerçekten hastalık olmayabilir ama atlamamak gerekir çünkü bu, hayatı tehdit eden bir hastalıktır. Hastayı yatırdıktan sonra yanına ne hasta yakını ne de refakatçi alıyoruz. Bu sadece bizim daha rahat çalışmamız için değil, aynı zamanda hasta yakınlarını ve ziyaretçileri korumak için aldığımız bir önlemdir. Çünkü hastalık kan ve hastanın vücut sıvılarıyla da bulaşabiliyor. Burnu kanayan bir hastaya hasta yakını çıplak elle müdahale ederse, bağırsak kanaması olan birinin altını temizlerken eldiven kullanmazsa, bu doğrudan hastalığın bulaşmasına neden olabilir. Özellikle bu şekilde hasta yakınlarına bulaş vakaları yaşanabiliyor. Bu yüzden "siz dokunmayın, biz ilgilenelim" diyoruz. Sağlık çalışanları da zaman zaman bu tür risklerle karşı karşıya kalabiliyor. Bu nedenle onları da ciddi şekilde eğitiyoruz. Hasta odasına girerken mutlaka koruyucu önlük, maske ve eldiven kullanıyoruz. Yine de bazı durumlarda temas riski olabiliyor. Örneğin, kan alırken iğnenin ele batması gibi. Bu yollarla da hastalık sağlık çalışanlarına bulaşabilir. Bu yüzden bu tür bir temas şüphesi olursa, hemen bize haber verilmesi için sağlık çalışanlarını özellikle uyarıyoruz" dedi.


"Her 100 vakadan yaklaşık 5’i kaybedilmektedir"


Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsündeki tehdite dikkat çeken Prof. Dr. Nurcan Baykam da, "Bu hastalık ciddi bir enfeksiyondur ve maalesef her 100 vakadan yaklaşık 5’i kaybedilmektedir. Bu nedenle süreci dikkatle izlemek gerekir. Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkabilir. İlk günlerde laboratuvar testlerinde hafif bozulmalar görülebilir ama bu bazı hastalarda normale dönerken, bazı hastalarda daha ağır forma ilerler. Bu ağır formda kanamalar başlar ve laboratuvar değerleri hızla kötüleşir. İşte Kırım Kongo Kanamalı Ateşi dediğimiz esas tehlike bu noktada ortaya çıkar. Amacımız, bu ilk dönemlerde hastalığı atlamamaktır. Çünkü belirtiler başka viral enfeksiyonlarla karışabilir. Bu nedenle halkı ve sağlık çalışanlarını uyarmaya çalışıyoruz. Örneğin bazı hastalar ilk gün gayet iyidir ya da bir gün önce sağlık ocağına gitmiştir, hiçbir sorun tespit edilmemiştir. Ama hekimin hikayeyi iyi almamış olması veya bölgenin riskli olduğunun göz ardı edilmesi nedeniyle hasta eve gönderilmiş olabilir. Üçüncü gün tekrar başvurduğunda tablo tamamen değişmiş, durum ağırlaşmış olabilir. Bu yüzden riskli bölgede yaşayan hastaları mutlaka ertesi gün tekrar çağırmak, süreci yakın takip etmek gerekir" diye konuştu.


"’Keneye kendiniz müdahale etmeyin’ şeklindeki uyarılar bazen yanlış anlaşılabiliyor"


Kenenin vücutta uzun süre kalmaması için vatandaşların kendilerinin de doğru yöntemle keneyi çıkartabileceğini kaydeden Baykam, "Bu hastalığın kimde ağır seyredeceğini, kimde hafif geçeceğini anlamaya yönelik birçok çalışma yaptık. Kenelerin popülasyonundaki artış - yani sayı ve tür artışı - iklimle doğrudan ilişkilidir. Küresel ısınma, iklim değişiklikleri gibi faktörler, kene sayısında ani artışlara yol açabiliyor. Ancak bu kenelerin hepsi virüs taşıyan türden değildir. Bu virüsü taşıyabilmesi için kenenin öncelikle virüsü hasta bir koyun, inek, keçi ya da yaban hayvanından alması gerekir. Ortalıkta bu tür hayvanlar yoksa kene virüsü alamaz ve insana da bulaştıramaz. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin görüldüğü yerlerde mutlaka büyükbaş hayvanlar gibi omurgalı hayvanların bulunması gerekir ki kene virüsü onlardan alabilsin ve insanlara taşıyabilsin. Bu hastalığın en yaygın bulaş yolu, keneyle temastır. Özellikle tarlada, bahçede, kene bulunan ortamlarda bulunmuş bir kişi akşam eve gittiğinde mutlaka vücudunu kontrol etmelidir. Çünkü kene vücuda tutundukça kan emmeye devam eder, emdiği kanla birlikte virüsü vücuda bırakır. Bu nedenle en önemli hedef, keneyi fark ettiğimiz anda en kısa sürede vücuttan uzaklaştırmaktır. Ama bunu doğru bir yöntemle yapmak gerekir. Keneye çıplak elle asla dokunmamalıyız. Çünkü patladığında ya da ezildiğinde taşıdığı virüs doğrudan bize bulaşabilir. Bu yüzden en ideali pens veya cımbızla keneyi, sert hareket etmeden hafifçe sallayarak çıkarmaktır. Zaten tutunduğu yeri kolayca bırakır, hatta yere bıraktığınızda yürüyüp gidebilir. Diyelim ki tarlada, bir teyze üzerindeki keneyi fark etti. Ne yapmalı? Varsa bir kağıt, eşarp veya kumaş parçasıyla çıplak elini koruyarak keneyi çıkarmalı. Eğer çıkaramıyorsa, en yakın sağlık kuruluşuna hemen gitmelidir. ’Keneye kendiniz müdahale etmeyin, mutlaka sağlık kuruluşuna gidin’ şeklindeki uyarılar bazen yanlış anlaşılabiliyor. Herkesin sağlık birimine ulaşması kolay değil. Kırsalda bu zaman kaybı anlamına gelir ve bu süre zarfında kene virüsü vücuda bulaştırmaya devam eder. Bu yanlış algıyı düzeltmemiz gerekiyor. Doğru olan, çıplak elle temas etmeden, tercihen pens ya da cımbızla, yoksa kumaş veya kağıtla keneyi çıkarmak ve ardından o bölgeyi alkolle temizlemektir. Sonrasında ise hastalık şüphesi varsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir" şeklinde konuştu.


(MCK-MK-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu "Kampüs İftarları" etkinliği gençleri aynı sofrada buluşturdu Gençlik Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Enes Efendioğlu, Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen "Kampüs İftarları" programında gençlerle iftar sofrasında bir araya gelerek Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ruhuna dikkat çekti. Kastamonu Üniversitesi ev sahipliğinde, Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Ramazan ayı dolayısıyla "Kampüs İftarları" programı düzenlendi. İftar programına Gençlik Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Enes Efendioğlu, Vali Yardımcısı Mevlüt Özmen, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük ile çok sayıda üniversite öğrencisi katıldı. Gençlerle aynı sofrada iftar yapan Genel Müdürü Efendioğlu, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma duygularını güçlendirdiğini belirterek üniversite kampüslerinde düzenlenen iftar programlarının gençleri bir araya getirdiğini ifade etti. Rektör Yardımcısı Küçük ise öğrenci topluluklarının yürüttüğü projelerin bu başarıda önemli rol oynadığını ifade ederek, öğrencilerin proje ve faaliyetlerini çeşitlendirerek üniversitenin başarılarını artırmaya devam etmeleri gerektiğini söyledi. Gençlik ve Spor İl Müdürü Sami Kuşcu da üniversitenin son dönemde ÜNİDES programında üst sıralarda yer almasının önemli bir başarı olduğunu belirtti. İftarın ardından "Kampüste Ramazan Bereketi" etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, Hacivat-Karagöz ve Aşık ile Maşuk gösterileri katılımcılardan ilgi gördü. Etkinlik boyunca öğrencilere çeşitli ikramlar yapıldı. Öğrenci toplulukları kurdukları stantlarda projelerini tanıttı. Programın son bölümünde ise üniversiteli gençlerle ÜNİDES buluşmaları gerçekleştirildi. Gençlerin proje ve fikirlerini paylaşma imkanı bulduğu buluşmada, gençlik çalışmalarına yönelik değerlendirmeler yapıldı. Programa; Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanı Mehmet Sena Aygül, Genel Müdür Yardımcıları Tarık Karkınçam, Tuncay Ulusan ve M. Tayyip Kahyaoğlu katıldı.
İstanbul Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "2 yıl içerisinde Malatya’da 121 bin bağımsız bölüm yükseldi " Malatyalı İş Adamları Derneği (MİAD) iftar yemeğinde konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, deprem sonrası hakkında konuşarak, "2 yıl içerisinde Malatya’da 121 bin bağımsız bölüm yükseldi." dedi. İstanbul Ataköy’de bulunan Hyatt Regency Otel’de MİAD (Malatyalı İş Adamları Derneği) öncülüğünde bir iftar yemeği etkinliği düzenlendi. Düzenlenen organizasyona Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve birkaç davetli katıldı. Verilen iftar yemeğinden sonra katılımcılara seslenen Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya’da depremden sonra inşa edilen yapılara değinerek geliştirilmekte olan projeler hakkında konuştu. Daha sonrasında Malatya Bilim Merkezi açılışı öncelikli olmak üzere toplanan protokol, imza töreninde sahneye çıkarak imzalarını attı. Asrın felaketinin üstesinden bu ülke geldi Deprem sonrası toparlanma süreci hakkında konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "Hiçbir ülkenin altından kalkamayacağı asrın felaketi diyorlar ama bence asırların felaketiydi. Bu felaketin üstesinden bu ülke büyüklükle geldi." dedi. Malatya’da 121 bin bağımsız bölüm yükseldi Malatya’da 121 bin bağımsız bölümün yükseldiğine değinen Er, "Malatya’da 121 bin bağımsız bölüm yükseldi. 121 bin. Cumhurbaşkanıma hitaben teşekkür konuşması yapmıştım. Aynı şu ifadeyi kullandım. Cumhurbaşkanıma ’Sayın Cumhurbaşkanım, 121 bin konut diyoruz, insanlar 121 olarak algılıyor. Siz 455 bin konut diyorsunuz, insanlar rakam telaffuzunda zorlanıyor, 455 tane diyorlar.’ Geçen gün dedim bir ortamda, ’121 bin bağımsız bölüm Malatya’da 2 yıl içerisinde yükseldi.’ diyorum." şeklinde konuştu. Bilim merkezleri hayata geçiyoruz Malatya’da hayata geçirilen yeni projelere değinen Sami Er, "Bilim merkezlerini hayata geçiriyoruz. 2 tane cami projemiz var. Bu projelerimizle de inşallah birazdan protokol yapacağız. Çok ciddi manada sanayimiz yapılıyor. Burada biz ayrıca mobilyacılar, mermerciler, hurdacılar bütün iş sınıflarını kümelendirerek şehrin dışına çıkarmayı hedefliyoruz ve Malatya’daki Çavuşoğlu’ndaki sanayi çarşısını Allah’ın izniyle dönüştürerek Malatya’nın cazibe merkezi hâline getiriyoruz." dedi. Malatyamızda 35 milyar lira altyapı yatırımı var Altyapı yatırımlarının varlığından bahseden Belediye Başkanı Er, "Malatyamızda 35 milyar lira altyapı yatırımı var. Bütün Malatya’nın şebekesini değiştiriyoruz. Yıllardır kullanılan asbest borular var, onların tamamını değiştiriyoruz. Bütün su depolarının tamamı değişiyor ve arıtma tesisleri bölgenin en ileri biyolojik arıtmasını yapıyor. Yani altyapı ile ilgili 35 milyar lira bir çalışmamız var." dedi. Çevre ile ilgili çok ciddi çalışmamız var "Yollarla ilgili, çevreyle ilgili çok ciddi çalışmamız var." diyerek sözlerine devam eden Sami Er, "Şu anda Kuzey Çevre Yolu alanı Allah’ın izniyle ağustos ayında bitiyor. Kuzey kuşak ve Güney kuşak yollarını, 6 yıl sürecek olan işi 6 ayda bitirdik. İnşallah Malatya’mıza raylı sistemi de kazandırıyoruz. Kışla Caddesi ve İnönü Caddesi’ni 30 metrelik yola çıkararak buradan raylı sistemi geçirerek 100. Yıl Parkı’na kadar çalışmalar devam ediyor. Ayrıca banliyö treni oluşturarak burasıyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bunları biz İkizce’ye kadar inşallah devam edeceğiz." dedi. Kürsüde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da konuştu. Türkiye’nin savunma sanayii alanında yaptığı çalışmalardan bahseden Bakan Kacır, "Savunma sanayiinde attığımız adımlarla Türk Silahlı Kuvvetlerinin dünyanın en modern ve en ileri teknolojilere sahip savunma sistemlerini kullanabilmesini mümkün kıldık. Türkiye bugün harp paradigmasını değiştiren insansız hava araçları alanında yüzde 68’lik pazar payıyla dünyada 1 numara. Türkiye bugün jet motorlu SİHA’sında havadan havaya füzelerle diğer uçakları vurma kabiliyetine sahip dünyadaki tek ülke." dedi. Türkiye bugün balistik füzelerini üretebilen bir ülke Konuşmasının devamında Türkiye’nin balistik füze üretimi hakkında konuşan Bakan Kacır, "Türkiye bugün kendi hava savunma sistemlerini geliştirebilen, üretebilen; kendi seyir füzelerini geliştirebilen, üretebilen; balistik füzelerini geliştirebilen, üretebilen bir ülke ve bütün bunları teknolojinin en ileri imkânlarıyla hayata geçirebilen bir ülke." şeklinde konuştu. Türk milleti mührünü gökyüzüne vurdu Türkiye’nin mührünü gökyüzüne vurduğunu vurgulayan Bakan Kacır, "Türk milleti Bayraktar’la, Anka’yla, Aksungur’la, Akıncı’yla, Hürkuş’la, Hürjet’le, Atak’la, Gökbey’le, KAAN’la, Kızılelma’yla mührünü gökyüzüne vurdu." dedi.