EKONOMİ - 05 Ağustos 2025 Salı 14:16

DSO Başkanı Kasapoğlu: "Döviz cinsi kredilerde büyüme sınırı kaldırılmalı, üretici kredileri ayrıştırılmalı"

A
A
A
DSO Başkanı Kasapoğlu: "Döviz cinsi kredilerde büyüme sınırı kaldırılmalı, üretici kredileri ayrıştırılmalı"

Denizli Sanayi Odası (DSO) 2025 yılı Ağustos ayı Olağan Meclis Toplantısı gerçekleştirildi. Konuk konuşmacı olarak toplantıya katılan Ekonomist Can Selçuki, küresel ve bölgesel gelişmeler, Denizli özelinde ekonomik göstergeler ve ekonomi politikalarının sanayi sektörlerine yansımaları üzerine kapsamlı bir sunum yaptı.


Denizli Sanayi Odası (DSO) 2025 Yılı Ağustos Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Müjdat Keçeci Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya Yüksek İstişare Kurulu Üyeleri, Meclis Üyeleri ve Meslek Komitesi Üyeleri katıldı. Meclis Başkan Vekili İlhan Sicimli’nin açılış konuşmasıyla başlayan toplantıda, sanayicilerin güncel sorunları ve çözüm önerileri masaya yatırıldı.


Toplantının devamında, Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu katılımcılara hitap etti. İstihdam ve ekonomi gündemi, sektörel değerlendirmeler, Temmuz ayı faaliyetleri ve gerçekleştirilen ziyaretler hakkında detaylı bilgi verdi. 2025 yılının ilk 7 aylık döneminde 433 faaliyet gerçekleştirdiklerini söyleyen Başkan Kasapoğlu, ayrıca Denizli Sanayi Odası’nın "Denizli’nin Geleceği Temiz Üretimde" projesiyle 2025 Dünya Odalar Yarışması’nda finalist olmaya hak kazandığını, bunun Denizli’nin sürdürülebilirlik vizyonu için önemli bir başarı olduğunu ifade etti.



"Denizli’de kablo sektörü ivme kazanıyor"


Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Türkiye ihracatının yüzde 11 artışla 24,9 milyar dolar, Denizli ihracatının Temmuz ayında yüzde 18,7 artışla 416 milyon dolar, Ocak-Temmuz döneminde ise yüzde 8,9 artışla 2,699 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirten Başkan Kasapoğlu, Denizli’nin 2025 yılında 3. kez 400 milyon dolar ihracat sınırını aştığını kaydetti. Denizli ihracatında kablo sektöründe yaşanan artışa dikkat çeken Başkan Kasapoğlu, "Denizli, Türkiye genelinde 9. sıradaki konumunu korunuyor. Sektörlere baktığımızda, tekstil-konfeksiyon yüzde 3,4 azalış, elektrik-elektronik yüzde 32,7 artış, demir-demir dışı metaller yüzde 26,7 artış, tarım yüzde 11,2 artış, madencilik sektöründe yüzde 10,6 artış kaydedildiğini görüyoruz. Son yıllarda artık Denizli kablo sektörü ile de dikkat çekiyor. Denizli’de kablo sektörü ivme kazanıyor diyebiliriz." dedi.



Konuşmasında, hazır giyim ve tekstil sektörüne yönelik küresel gelişmelere değinen Kasapoğlu, Türkiye’nin artan maliyetler nedeniyle AB ve ABD pazarlarında rekabet kaybı yaşadığını vurguladı. ABD’ye yapılan hazır giyim ihracatındaki artışın, genel pazar büyümesinin gerisinde kaldığını belirten Kasapoğlu, ticaret politikaları konusuna da değinerek, ABD’nin Türkiye için belirlediği yeni gümrük tarifelerinin yüzde 15 ile en düşük tarifelerden biri olduğunu ancak bu durumun rekabet gücünü artırmak için yeterli olmadığını ifade etti. ABD-AB ticaret anlaşmasının etkilerinin de yakından takip edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.



"Finansmana erişimde üretim öncelikli strateji şart"


Sanayicilerin finansmana erişimde her geçen gün daha da zorlandığını vurgulayan Başkan Kasapoğlu, "Yabancı para (YP) cinsinden kredilerdeki aylık büyüme sınırı, firmaların finansman ihtiyaçlarını karşılamasını zorlaştırıyor. Bu sınır, bankaların kredi verme kapasiteleri nedeniyle daha büyük bir soruna dönüşüyor. Finansmana erişimdeki bu kısıtlamalar, büyüme potansiyelini de sınırlıyor. Piyasada nakit akışı yavaşlıyor, yatırım ve üretim planları sekteye uğruyor. Büyüme kısıtlarının en azından imalat sanayi gibi lokomotif sektörler için kaldırılmasını talep ediyoruz." dedi.



Ticari krediler için uygulanan faiz oranlarının gözden geçirilmesi gerektiğini de belirten Kasapoğlu, "Yüksek reel faiz oranları sanayiciler üzerinde ek bir yük oluşturuyor. Uluslararası pazarlarda rekabet etmekte zorlanan firmalarımız için bu oranlar, maliyetleri daha da artırıyor ve rekabet gücünü zedeliyor. Bu anlamda, üretici kredileri için uygulanan faiz oranlarının gözden geçirilmesi ve tüketici kredilerinden ayrıştırılması gerekiyor. Üretim odaklı yatırımların desteklenmesi, uzun vadede hem enflasyonla mücadeleye hem de sürdürülebilir büyümeye katkı sağlayacaktır. Çünkü üretim artmadıkça, piyasada fiyatların düşmesi de zorlaşıyor." diye konuştu.



Genç istihdamı için mesleki eğitim ve teşvik politikaları vurgusu


TÜİK’in İşgücü Piyasasında Gençler araştırmasındaki sonuçları paylaşan Başkan Kasapoğlu, eğitim-iş uyumsuzluğunun ciddi boyutlara ulaştığını ifade etti. Meslek lisesi ve üniversite mezunlarının önemli bir kısmının işsiz veya alan dışı işlerde çalıştığını, bu durumun önemli bir sorun haline geldiğini vurguladı. Sanayide nitelikli işgücüne olan ihtiyacın her geçen gün arttığına da dikkat çeken Kasapoğlu, "Gerçekleştirdiğimiz proje ve iş birlikleriyle sanayi sektörlerinin ihtiyaç duyduğu işgücünün yetiştirilmesi için mesleki eğitim gündemini önemsiyor, bu konuda somut adımlar atıyoruz. Başlattığımız DSO MEİP buna en güçlü örneklerden. Ancak bu konuyu toplumsal olarak da sahiplenmeliyiz. Gençlerimizi sanayi sektörlerinde çalışmaya teşvik etmemiz gerekiyor. Meslek liselerini tercih edilir hale getirmeliyiz. Bu liselerden mezun olan ve kendi bölümlerinde çalışma hayatına katılan gençlerimiz için fırsatlar oluşturmalı ve kariyer yolculuklarında desteklemeliyiz." ifadesini kullandı.



Can Selçuki: "Denizli sanayi deneyimi ve yatırım dostu yapısıyla avantajlı"


Sanayi sektöründe yaptığı araştırmalarla dikkat çeken Ekonomist Can Selçuki, DSO Ağustos Ayı Meclis Toplantısı’na konuk konuşmacı olarak katıldı. ’Değişen Dünya Düzeninde Yerel Kalkınma’ başlıklı sunumunda küresel ve bölgesel gelişmeleri ele aldı.


Ticaret savaşlarının sanayi sektörüne yansımaları, 8 Ağustos tarihinde yürürlüğe girecek olan ABD’nin gümrük tarifeleri ve yakın coğrafyalarda yaşanan savaşların ekonomiye etkilerini aktaran Selçuki, Denizli’nin sektörler özelinde istihdam durumuna, verimlilik ve ihracat odaklı gelişimine değindi. Sunumunda Denizli özelinde ekonomik göstergelere de yer veren Selçuki, genç işgücünün sanayi sektöründe istihdamı ile ekonomi politikalarının sanayi sektörüne yansımaları üzerine değerlendirmelerde bulundu.


Marmara Bölgesi’ndeki sanayi tesislerinin deprem ihtimalini dikkate alarak Anadolu’ya taşınmasında sosyo-kültürel, lojistik, ekonomik açılardan Ege Bölgesi’nin ve Denizli’nin şanslı bir konumda olduğunu belirten Selçuki, "Denizli yatırımcıyı ve girişimciyi seven, farklı sektörlerde çok ciddi bir deneyim birikimi olan bir kent. Bir sanayi kenti olan Denizli bu noktada oldukça avantajlı." diye konuştu.



"Dünya üçlü bir dönüşümden geçiyor"


Dünyanın yeşil, dijital ve sosyal olmak üzere üçlü bir dönüşümden geçtiğini belirten Ekonomist Selçuki, bu dönüşümde ticaret, sanayi altyapısı ve hukuki düzenlemeler gibi konuların önemine atıfta bulundu. Avrupa Birliği’nin sınırda karbon vergisi uygulamasını hatırlatarak, bu dönüşümün sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk olduğuna dikkat çeken Selçuki, "Herkesin dilinde ‘yeşil dönüşüm’ var. Ama kimse bunun gerekleri nedir, rekabetçiliğimize etkisi nedir diye pek kafa yoğurmuyor. Avrupa Birliği sınırda karbon vergisi getirdiğinde vize maliyetleri nedir? Rekabetçiliğimizi nasıl etkiler? Bunlar konuşulmuyor. Denizli gibi sektörleri çok belli illerde, sanayicilerimiz kendisini hazırlamak için harekete geçmeli" dedi.



"Denizin altında kaynak yapmayı öğrenin"


Türkiye’nin nitelikli personel açığı ihtiyacının giderek büyüdüğüne dikkat çeken Selçuki, üniversiteden mezun olan gençlerin istihdamda bekledikleri başarıyı yakalayamadıklarını dile getirdi. Konuşmasına örnekler vererek devam eden Selçuki, "Sektörel olarak baktığımızda inşaatta, sanayide nitelikli işgücüne olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Ben hep şunu söylüyorum; Kaynak yapmayı öğrenin. Hatta mümkünse denizin altında kaynak yapmayı öğrenin, bu birçok üniversitenin sağlayacağı statüden daha fazlasını getirecektir." dedi.


Selçuki, Denizli Sanayi Odası’nın katkılarıyla hayata geçirilen ve Başkan Kasapoğlu’nun konuşmasında değindiği Sanayi Yönetişim Masası’ndan da övgüyle söz ederek, sorunların çözümünde istişarenin önemini vurguladı.



DSO Başkanı Kasapoğlu: "Döviz cinsi kredilerde büyüme sınırı kaldırılmalı, üretici kredileri ayrıştırılmalı"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Aydın’da bayram öncesi sanayiler hareketlendi Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala uzun süredir durgunluğun hakim olduğu Aydın sanayisinde bayram tatilinde yola çıkmaya hazırlanan vatandaşların araçlarını bakıma getirmesiyle yoğunluk yaşanıyor. Ramazan Bayramı’nda memleketlerine gitmek ya da sevdikleriyle bir araya gelmek için uzun yola çıkacak olan vatandaşlar, araçlarını kontrol ettirmek amacıyla sanayinin yolunu tutuyor. Motor yağı, fren sistemi, lastik, akü ve genel bakım kontrollerini yaptırarak muhtemel arızaların önüne geçmek isteyen vatandaşlar sanayi sitesinde yoğunluk oluşturuyor. Sanayide iş yetiştirmeye çalışan ustalar ise artan taleple birlikte yoğun mesai yaparken, özellikle uzun yol öncesi araç bakımının ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Sanayide araç bakım servisi işletmeciliği yapan Davut Çapar bayram öncesinde vatandaşların araç bakımlarını aksatmaması gerektiğini belirterek sürücülere çeşitli uyarılarda bulundu. Çapar, "Bayram yaklaşınca sanayilerde her yıl olduğu gibi hareketlilik başlıyor. Uzun yola çıkacak vatandaşlarımız araçlarını kontrol ettirmek için geliyor. Biz de araçların yağını, frenini, lastiklerini ve genel durumunu kontrol ederek eksiklerini gidermeye çalışıyoruz. Daha farklı sorunu çıkan araçların durumlarını sahiplerine bildirerek talepleri doğrultusunda onarımlarını yapıyoruz. Ancak bazı sürücüler araçta oluşan küçük sorunları ‘bir şey olmaz’ diyerek erteleyebiliyor. Oysa bu küçük arızalar zamanla büyüyerek daha ciddi sorunlara yol açabiliyor. Uzun yola çıkmadan önce mutlaka araçların bakımının yapılması gerekiyor. Özellikle fren sistemi, lastikler ve motor yağı mutlaka ama mutlaka kontrol edilmeli. Yolda kalmamak, güvenli bir yolculuk yaparak sevdiklerimize kavuşmak için bakımın ihmal edilmemesi önemli. Çok şükür işlerimiz iyi. Vatandaşlarımızın da mağduriyet yaşamamak için son güne bırakmadan araçlarını sanayiye getirerek ilgili bakımlarını gerçekleştirmeleri onların yararına olacaktır" diye konuştu.
Tokat TOGÜ’de 11 bin metrekarelik diş hekimliği fakültesi inşaatı devam ediyor Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, Taşlıçiftlik Kampüsü’nde yapımı süren 11 bin metrekarelik Diş Hekimliği Fakültesi binasında incelemelerde bulunarak kampüse bin 500 araç kapasiteli modern otopark kazandırılacağını ifade etti. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, Taşlıçiftlik Kampüsü’nde yapımı devam eden Diş Hekimliği Fakültesi binası inşaat alanında incelemelerde bulunarak çalışmalar hakkında bilgi aldı. Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz’a incelemeleri sırasında rektör yardımcıları, rektör danışmanları ve Genel Sekreter de eşlik etti. İnşaat alanında yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi alan Yılmaz, projenin üniversitenin eğitim altyapısına önemli katkı sağlayacağını söyledi. 11 bin metrekarelik modern eğitim alanı Yeni Diş Hekimliği Fakültesi binasının 11 bin metrekarelik geniş bir alanda inşa edildiğini belirten Yılmaz, binanın modern mimari anlayışla tasarlandığını ifade etti. Fakültede dershaneler, laboratuvarlar ve klinik uygulama alanlarının yer alacağını dile getiren Yılmaz, bu sayede öğrenciler ve akademisyenler için daha konforlu ve donanımlı bir eğitim ortamı oluşturulacağını kaydetti. Kampüse bin 500 araçlık modern otopark Fakülte binasının hemen yanında yapılması planlanan bin 500 araç kapasiteli modern otoparkın kampüs yaşamını kolaylaştıracağını ifade eden Yılmaz, "Öğrencilerimiz, akademik personelimiz ve hastalarımız için önemli bir kolaylık sağlayacak bu yatırım sayesinde kampüsteki ulaşım ve park sorununun önemli ölçüde çözüme kavuşmasını hedefliyoruz. Aynı zamanda kampüsümüzün modern görünümünü tamamlayan önemli bir altyapı çalışması olacak" dedi. Yeni fakülte binası için toplam sözleşme bedelinin 1 milyon 662 bin TL olduğunu belirten Yılmaz, proje kapsamında zemin etüt çalışmaları ile mimari, statik, mekanik ve elektrik tesisat projelerinin tamamlandığını ifade etti. Yapılan hazırlıkların ardından inşaat çalışmalarının belirlenen takvim doğrultusunda sürdürüldüğü bildirildi. Eğitim kalitesine katkı sağlayacak İnşaat alanındaki çalışmaları değerlendiren Rektör Yılmaz, projenin sadece bir bina inşası olmadığını vurgulayarak, "Bu yatırım ile öğrencilerimiz ve akademisyenlerimiz için çağdaş, güvenli ve konforlu bir eğitim ortamı oluşturmayı hedefliyoruz. Fakültemizin eğitim ve klinik uygulama kapasitesini artıracak bu proje, üniversitemizin gelişimine önemli katkı sağlayacak" diye konuştu. Yeni Diş Hekimliği Fakültesi binasının tamamlanmasıyla birlikte öğrencilerin ders ve klinik uygulama süreçlerinin daha verimli hale gelmesi hedeflenirken, yapılacak modern otoparkla birlikte kampüs altyapısının da güçlendirilmesi planlanıyor.
Tunceli Tunceli’de artan yağışlar heyelan riskini artırabilir Tunceli’de son yılların en yağışlı dönemlerinden biri yaşanırken uzmanlar, artan yağışların heyelan ve istinat yapılarında göçme riskini artırabileceği uyarısında bulundu. Tunceli’de son yılların en yoğun yağışlarının yaşandığı kış mevsimi, beraberinde bazı jeolojik riskleri de gündeme getirdi. Özellikle kar yağışının ardından bahar aylarında gerçekleşecek erime ve muhtemel yağmur yağışlarının zemin yapısını etkileyebileceği ifade ediliyor. Uzmanlar, artan yağışlarla birlikte yeraltı su seviyesinin yükselmesinin zemin dayanımını düşürebileceğini ve bunun da heyelan başta olmak üzere istinat yapılarında devrilme ve göçme gibi sorunlara yol açabileceğini vurguluyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Munzur Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Abdullah İçen, özellikle drenaj önlemleri ve doğru mühendislik hizmetinin önemine dikkat çekti. Yeraltı su seviyesindeki muhtemel artışın heyelan ve istinat duvarlarında göçmelere sebep olabileceğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Abdullah İçen, "Artan yağışlar belirli bölgelerde yeraltı su seviyesinde artışlara sebep olacaktır. Özellikle tasarım yapılırken tahmin edilemeyen boyutlarda yeraltı su seviyesi artışları ciddi sorunlara sebep olacaktır. Zeminlerimizin dayanımını etkileyen en büyük parametre sürtünmedir. Zemin tanelerinin birbirine temas ettiği zaman, o tanelerin kayma üzerinde gösterdiği dirençle ayakta duruyor bizim zeminlerimiz. Dolayısıyla yağışların artması ve yeraltı su seviyesinin yükselmesi durumunda bu boşluk suyu dediğimiz su zemin tanelerinin arasına girecek. Tanelerin arasına giren boşluk suyu, taneleri birbirinden itip uzaklaştırmaya çalışacaktır. Bu sebeple meydana gelen bu aşırı yağışlar nedeniyle önümüzdeki günlerde, özellikle bu yağan karların baharda erimesi ve eğer olursa bu yağışlar yağmur şeklinde devam ederse ciddi heyelan problemlerine, aynı zamanda istinat yapılarının devrilmesi (drenaj önlemi alınmadıysa), biriken sıvıdan dolayı ciddi stabilite ve göçme problemlerine sebep olacaktır" diye konuştu. "İyi bir mühendislik hizmeti alınması gerekiyor" Heyelan ve göçme durumlarını önlemek için yapılması gerekenleri anlatan İçen, "Öncelikle zemini çok iyi tanımamız lazım. Söz konusu alanda bahsettiğimiz parametreleri çok iyi benimsememiz gerek. Dolayısıyla işin özünde, iyi yapılmış bir zemin etüdünün bulunması lazım. Daha sonra yapılan zemin etüdüne göre, zemin ve yeraltı suyu durumlarını değerlendirip tasarımını yapıyoruz. Tasarım kısmında da mühendislik hizmeti alınması gerekiyor. Son zamanlarda Elazığ’da istinat duvarlarında bazı sorunlar meydana geldi. Çoğu mühendislik hizmeti almamış ve yerinde yapılmış yapılardı. Dolayısıyla iyi bir mühendislik hizmeti alınması şart. Tahmin edilemeyen yeraltı su seviyesindeki yükselmelere ve yeraltı suyundan dolayı oluşabilecek göçmelere karşı iyi bir drenaj tedbirinin alınması lazım. Akış halinde olan suyun istinat yapılarının arkasında birikmemesi ve bir şekilde toplanıp tahliye edilmesi gerekiyor" diye konuştu.
Tekirdağ Tekirdağ’daki kreş dehşeti davasında karar Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde 2022 yılında ortaya çıkan ve bir kreşte çocuklara şiddet uygulandığını gösteren görüntülerle ülke gündemine oturan olayla ilgili davada mahkeme kararını açıkladı. 2022 yılında Çerkezköy ilçesinde bulunan Özel Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi Kreş ve Gündüz Bakımevi’nde çocuklara şiddet uygulandığını ortaya koyan görüntülerin kamuoyuna yansımasınınlüğü ardından başlatılan soruşturma kapsamında açılan davanın karar duruşması Çerkezköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya çocukları şiddet gören aileler ile taraf avukatları katıldı. Tutuksuz yargılanan kreş müdürü E.Y, müdür yardımcısı T.K. ile öğretmenler S.M. ve B.Y. ise duruşmaya katılmadı. Mahkeme heyeti davayı karara bağlayarak öğretmen S.M’ye 9 yıl 9 ay hapis cezası verdi. Sanıklardan T.K. ile E.Y. hakkında 1 yıl 6 ay, B.Y. hakkında ise 9 ay hapis cezasına hükmedildi. Cumhuriyet savcısı daha önce açıkladığı mütalaasında, sanık S.M. hakkında "kasten basit yaralama" ve "kötü muamele" suçlarından 13 yıla kadar, B.Y. hakkında aynı suçlardan 10 yıla kadar hapis cezası talep etmişti. Savcı ayrıca T.K. ve E.Y. için "kamu görevlisinin suçu bildirmemesi" suçundan 2’şer yıla kadar hapis cezası istemişti. Olay Ağustos 2022’de bir annenin çocuğunun oyuncak bebeğin kollarını arkadan bağlayarak uyutmaya çalışmasını fark etmesiyle olay ortaya çıkmıştı. Çocuğun, özel kreşte uyumayan çocukların bu şekilde uyutulduğunu söylemesi üzerine veliler bir araya gelerek Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. İncelenen güvenlik kamerası görüntülerinde bazı öğretmenlerin çocuklara sert davrandığı ve çocukların defalarca şiddete maruz kaldığı belirlendi. Bunun üzerine öğretmenler ile kreş yöneticilerinin görevlerine son verildi ve haklarında dava açılmıştı.