EKONOMİ - 18 Kasım 2025 Salı 15:42

DTO, Denizli’nin başarılı sanayici kadınlarının hikayelerini anlatıyor

A
A
A
DTO, Denizli’nin başarılı sanayici kadınlarının hikayelerini anlatıyor

Denizli Ticaret Odası (DTO) ev sahipliği ve koordinatörlüğünde kent sanayisinde kadın istihdamını arttırmak amacıyla düzenlediği Sanayi’de Kadın Eli projesi ile 3 gün boyunca farklı sektörlerde girişimci kadınlar hem başarı hikayelerini anlatacak hem de kadınların ufuklarını açmayı hedefliyor.



Türkiye Borsalar ve Odalar Birliği (TOBB), DTO ve Habitat işbirliğinde Sanayi’de Kadın Eli Projesi başladı. DTO’nun ev sahipliğinde ve koordinatörlüğünde 18-20 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek projenin ilk gününde sanayinin her sektöründe ilham kaynağı olacak olan kadın girişimcilerin başarı hikayelerini ile yeni kadın girişimcilere anlatacak. Daha sonra ise katılımcılara iş modelleri ve finansal okuryazarlık konularında eğitim verilecek. Etkinliğin ikinci gününde ise alanında uzman kadınlar e-ticaret ve dijital pazarlama konusunda eğitim verecek. Ardından sektör temsilcisi kadınlar tarafından Sanayi’de Kadın Olmak anlatılacak. Etkinlik yapay zeka okuryazarlığı eğitiminin ardından Değişim Senin Elinde isimli panel ile son bulacak.



"DTO’nun ilk kadın başkanvekili olmak hem gurur veriyor hem de üzüyor"


Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Denizli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yarımcısı Melek Karatay, "Kadın kadının yurdudur arkadaşlar, kurdu değil. Gördüğünüz gibi kadının da kadından başka dinleyeni, desteği, çaresi, çözümü yok. Biz hep kendi kendimize konuşuyoruz. Hep dertlerimizi, tasalarımızı, çözümlerimizi kendi kendimize konuşuyoruz. Sanayide kadın elinden bahsediyoruz, bahsetmeye devam edeceğiz. Bizim son zamanlarda hep konuştuğumuz bir konu var. Hep kendi kendimize anlatıyoruz. Hep en yakınımıza anlatıyoruz. Hep konuşuyoruz ama acaba doğru yere mi konuşuyoruz? Doğru insana mı konuşuyoruz? Doğru mecralarda mı anlatıyoruz? Bizim acaba kendi kendimizle konuşmaktan çok biraz da dışarıya mı konuşmaya ihtiyacımız var. Konuşmacı olarak İstanbul’da Çok Konuşan Kadınlar Zirvesi’ne davetiydim. O günden sonra bütün hayat mottomu onun üzerine kurmaya başladım. Evet, çok konuşuyorum. Çok konuşan kadınlardanım. Denizli Ticaret Odası’nın 100 yıllık tarihinde ilk kadın Yönetim Kurulu başkanvekiliyim. Bu bir taraftan bana inanılmaz gurur veriyor. 100 yıllık tarihte ilk kadın başkan olmak, yönetim kurulu katındaki tek kadın olmak ama öteki taraftan da inanılmaz derecede hayıflanıyorum. Hakikaten hem kadınız hem anneyiz. Hem çalışanız hem işvereniz hem dert ortağıyız hem eşiz. Her şeyiz, ne kadar güçlüyüz farkındasınız değil mi? Sanayide kadın elini konuşacağız TOBB’un bünyesindeki bütün kurumlar bu konuda ne kadar büyük kelimeler kullanıyorlar? Hepsinin farkındayız ama lütfen icraata bakalım" dedi.



"Kadınlar en zor zamanlarda çözüm bulan, üretmeyi sürdüren, direnciyle umut olan insanlar"


Projenin yalnızca bir etkinlik olmadığını, kadın emeği ve aklının kararlığının bir araya geldiği dönüşüm hikayesi olduğunu vurgulayan TOBB Denizli Kadın Girişimciler Kurulu İcra Kurulu Başkanı Ayla Taşçıoğlu, "KADIN-SAN, adı gibi güçlü bir anlam taşıyor. Uzun yıllardır bizlere toplumsal roller biçildi. Kadınsan evinde olmalısın, kadınsan ağır iş yapamazsın, kadınsan teknolojiyle ne işin olur? Ama biz biliyoruz ki kadınsak yaparız, üretiriz, yenilik getiririz, değiştiririz. Sanayinin her kolunda makine başında, tasarım masasında, yönetim katında, laboratuvarda artık kadının eli var. O el yalnızca üretmiyor, aynı zamanda dönüştürüyor, değiştiriyor. Bir makineyi çalıştırırken, bir sistemi kurarken bir markayı büyütürken aslında geleceği yeniden şekillendiriyoruz. Kadınlar en zor zamanlarda çözüm bulan, üretmeyi sürdüren, direnciyle umut olan insanlar. Kadınlar sanayide yalnızca bir istihdam kalemi değil, aynı zamanda bir vizyonun taşıyıcısıdırlar. Bugün burada sanayide kadının gücünü konuşacağız ama daha önemlisi o gücün önündeki görünmez duvarları yıkacağız. Eğitimle, cesaretle ve dayanışmayla" ifadelerini kullandı.



DTO, Denizli’nin başarılı sanayici kadınlarının hikayelerini anlatıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kasktan ceza yememek için plakasını kapattı, yediği cezayı görünce hayatının pişmanlığını yaşadı Antalya’nın Manavgat ilçesinde trafik polisinin durdurduğu plakası kağıtla kapatılmış motosikletin sürücüsüne 140 bin TL para cezası uygulanırken, motosiklet 30 günlüğüne trafikten men edildi. Kaskının çalındığını ve ceza yememek için kapattığını belirten motosiklet sürücüsü, "Plakanızı kapatmayın, kasktan cezanızı yiyin" nasihatinde bulundu. Aşağı Hisar Mahallesi Gülveren Caddesi üzerinde devriye görevi yapan Manavgat Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği’ne bağlı Şahin ekibi, plakası beyaz bir kağıtla kapatılmış olan motosikleti durdurdu. 07 BDL 674 plakalı motosikleti kullanan Dilek Yıldız’a ’Araç plakasının farklı okunmasına veya okunamamasına bilerek neden olacak şekilde plakasında değişiklik yapmak suçundan’ 140 bin TL idari para cezası uygulanırken motosikleti otuz gün süre ile trafikten men edilerek yediemin otoparkına çekildi. "Vallahi bugün kaskım çalındı" Kaskını çaldırdığını belirten motosiklet sürücüsü Dilek Yıldız, trafiğin arkadan ceza yazmaması için plakayı kapattığını belirterek, "Benim yaptığımı başkaları yapmasın" dedi. Yıldız "Vallahi bugün kaskım çalındı. Ehliyetim, muayenem her şeyim tam. Kasktan ceza yemeyeyim diye, ergenlere uydum, ergenler kapatıyor ya plakayı. Ceza 150 bin lira. Plakanızı kapatmayın, kasktan cezanızı yiyin" derken gülmeyi de ihmal etmedi.
Sivas Uzmanı uyardı: "Dikkat edilmezse mide kanaması geçirebilirsiniz" Ramazan ayında bilinçsiz ve ani yemek tüketiminin sindirim sistemini zorladığına dikkat çeken Sivas Medicana Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, geçmişinde mide rahatsızlığı bulunan kişilerin mide kanaması riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Ramazan ayında değişen beslenme düzeni, sindirim sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturuyor. Gün boyu süren açlığın ardından iftar sofralarında birden ve fazla miktarda yemek tüketilmesi mide ve bağırsak sorunlarını beraberinde getirebiliyor. Özellikle sahurun atlanması durumunda, uzun süre aç kalan mideye bir anda yüklenilmesi ciddi sindirim problemlerine neden olabiliyor. Uzmanlar, işlenmiş ve ağır yağlı gıdaların özellikle iftar sofralarında sınırlandırılması gerektiğini ve bunun yerine sebze ağırlıklı ve hafif beslenmenin sindirim sistemini rahatlattığı aktarıyor. İftar ile sahur arasında su tüketiminin kademeli olarak artırılması da önem taşıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça eğer oruç tutan hastanın geçmişinde mide rahatsızlıkları varsa iftar zamanı yemek yerken dikkat etmesi gerektiğini söyleyerek, "Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir" dedi. "Ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır" İftarda yemek yerken hafif gıdalar ile başlanması gerektiğini söyleyen Kurtça, "Şu anda on bir ayın sultanı Ramazan ayının içerisindeyiz. Bu ayda da dikkat etmemiz gereken hususlar var. Çünkü yaşam tarzımız ve beslenme alışkanlıklarımız değişmektedir. Burada da uzun süre aç kalmaktayız. Özellikle sahur yapılmadığı dönemlerde oruç tutan hastalarımızda ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır. Bu konuda da dikkatli olmalıyız. Uzun süre aç kalıp daha sonra birden yemek yenildiği zaman midenin de bir sindirim hacmi bulunuyor. Eğer bu hacminin üzerinden fazla bir giriş olursa da sindirim problemleriyle karşılaşmaktayız. Bunu açısından da önce bir ılık bir çorba içilmesi, su içmeyi unutmamak çok önemli. Hafif bir yemekle başlanmalı, ağır bir yağlı yiyecek, kızartmalardan da uzak durmamız gerekiyor. Ön planda kızartma yediğimiz zaman mide olduğundan aşırı bir tepki vermektedir. Bununla beraberde midedeki asit salgısı artmaktadır. Bu da hasta tarafından, oruç tutanlar tarafından aşırı bir yanma, hazımsızlık, şişkinlik rahatsızlık hissi oluşturmaktadır. Özellikle böyle işlenmiş gıdalar, yağlı gıdalar, kızartılmış besinlerden uzak durulması gerekiyor" dedi. "Kanamaya yol açabilir" Bol miktarda su tüketilmesi gerektiğini belirten Kurtça, "Ramazan ayı boyunca sahuru olabildiğince yapmamız gerekiyor. Çünkü en azından iki öğün yemiş oluyoruz. Bununla beraber de bol miktarda su tüketilmeli. Yani bizim iftar zamanımızdan başlayıp sahur zamanımıza kadar kademeli olarak su tüketmemiz gerekiyor. Yeşil gıdalar ile beslenip, hafif şeyler tüketmemiz gerekiyor. Bir de elimizden geldiğince bir hareket katmalıyız. Eğer oruç tutuyoruz diye hiç hareket etmezsek bu sefer kendi vücut metabolizmamız da yavaşlar ve sindirim sistemimiz de yavaşlar. Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir. Sahurda da böyle çok hızlı yemek yemeden, suyumuzu tüketerek, sıvı gıdamızı alarak bir kendimize de sindirim zamanı sağlamamız açısından da çok önemli. Bu süre zarfında susuz kalmaktayız. O onun için su alma miktarımız da saatimizi de ne kadar arttırırsak vücudumuzun sindirim sistemine de o kadar yardımcı oluruz" diye konuştu.