ÇEVRE - 23 Ekim 2024 Çarşamba 16:00

DTO ‘Topraktan Çatala’ sloganıyla gıda israfını önleme projesi başlattı

A
A
A
DTO ‘Topraktan Çatala’ sloganıyla gıda israfını önleme projesi başlattı

Denizli Ticaret Odası (DTO), “Topraktan Çatala” sloganıyla gıda israfını önlemek için Food Chase Projesini başlattı. Denizli tarihinde alanında bir ilk olan, Türkiye’nin yanı sıra 7 farklı ülkenin iş birliği ve katkısıyla gerçekleştirecek proje hakkında konuşan DTO Başkanı Uğur Erdoğan, “Tarladan sofraya kadar olan süreçte, her adımda israfın azaltılması için üreticiden tüketiciye herkesin ve her kesimin bilinçlenmesi için ne gerekiyorsa yapmaya çalışacağız” dedi.



Türkiye’den DTO ile bir kamu üniversitesinin yanı sıra yurt dışından İtalya, Romanya, Portekiz, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile İsviçre’den sağlanan proje ortakları, küresel gıda israfını önlemek amacıyla bir araya geldi. Bu amaç doğrultusunda Avrupa Komisyonu tarafından desteklenen Food Chase Projesinin ilk toplantısı, DTO’da yapıldı. Doç. Dr. Ömür Kaya Kalkan, Dr. Havva Boyacıoğlu, Dr. Aysel Yeşilyurt Er ve Dr. Tayfun Unuk, Teknokent Genel Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Mesut Aydınlı ve Teknokent Üniversite Sanayi İş Birliği Temsilcisi Hatice Kübra Kaplan, DTO Genel Sekreter Yardımcısı Tekstil Mühendisi Dr. Akay Gündoğan ve Proje Uzmanı Enis Erdal, gıda sektörü temsilcilerinin de katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, konu hakkında ayrıntılı fikir alışverişinde bulundu.



Doç. Dr. Ömür Kaya Kalkan, sunumu eşliğinde projenin içeriği hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından hazırlanan Gıda İsraf Endeksi Raporu’na göre tüm dünyada her yıl 1,05 milyar tonluk gıda israf edildiğine dikkat çekti. Doç. Dr. Kalkan, “Bunun maddi değeri, 1 trilyon doların üzerinde ve dünya genelindeki 194 ülkenin 192’sinden daha fazla bir bütçeye denk. Onların altın ve dolar rezervlerini de göz önünde bulundurduğumuzda, yıllık gıda israfı ya da kaybının toplam değeri 192 ülkenin Merkez Bankası varlıklarından daha fazla bir bütçeye ulaşıyor. Dünyada her 10 insandan birinin açlıkla mücadele ettiğini, 783 milyon kişinin de açlık sınırında olduğu düşünüldüğünde, gıda israfının ne kadar vahim boyutlarda olduğu daha açık ortaya çıkıyor. O nedenle, güvenilir bir gıda sistemi oluşturmak istiyoruz” dedi.



7 ülke var


Projede yer almak isteyen sektör temsilcilerinin 7 ülkede oluşturulacak ekosistemin bir parçası olacaklarını da aktaran Doç. Dr. Kalkan, yereldeki katılımcılardan ise bir nevi danışmanlık beklediklerinin altını çizdi. Doç. Dr. Kalkan, “Yerel düzeyde üniversite ve Denizli Ticaret Odası’ndaki temsilcilerimiz ile çalışmak isteyen firmalarımız olacaktır. Bu firmaların yanı sıra uzmanlık alanlarına göre dört farklı komite daha oluşturulacak. Bunlar üretim, işleme, dağıtım ve tüketim komiteleri olacak. Sizler de uzmanlık alanlarınıza göre bu komitelerden birinde yer almak isteyebilirsiniz. Bu hikâyenin bir parçası olmak istiyorsanız sizleri de aramızda görmekten büyük bir mutluluk duyacağız. Sizden beklentimiz bizlere bir nevi danışmanlık sunmanız, bilgi birikiminizle projemize katkı sağlamanızdır. Böylece, gıda kaybı veya israfı ile birlikte mücadele edebiliriz” diye konuştu.


Kalkan’ın sunumu sonrasında sektör temsilcileri projeyle ilgili merak ettiklerini sorup gıda israfını önlemeye yönelik fikirlerini dile getirdi. Köy-Koop Merkez Birliği Genel Başkanı Mehmet Varol, “Tarımsal ürünlerimize baktığımızda, çok büyük bir kısmının hala kayıt dışı olduğu görülür. O nedenle de kontrol etme şansımız yok. Kontrol altına almak için ise saymamız ve kayıtlı tarımsal ekonomiye geçmemiz lazım. Gıda israfını önlemek için de öncelikle bunların sağlanması şarttır” dedi.



Firma temsilcisi olarak toplantıya katılan Yasin Serinkan, Türkiye’de gıda israfını önlemek için halkı bilinçlendirmenin en önemli adım olduğunu vurguladı. Serinkan, “Ne yazık ki kültürel değerlerimizde gıda israfı kaçınılmaz oluyor. Çünkü bizler tadına bakmak için bile birçok ürün tüketmek istiyoruz. Bir iki çatal alıyoruz ve gerisi maalesef yenmiyor, atılıyor. Gelişmiş ülkelerde ise insanlar tabağına alırken yiyebileceği kadarını koyuyor; bunu beş yıldızlı tesislere gittiğimiz zaman görüyoruz. Bence bu anlamda bizim ülke olarak topyekûn bir bilinçlendirme için kolları sıvamamız lazım” diye konuştu.



“Gıda israfını, elbirliği ile azaltmak istiyoruz”


DTO Başkanı Uğur Erdoğan ise Denizli’nin bu alanda attığı adımın Türkiye genelinde örnek oluşturabileceğini belirterek, projelerine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Gıda israfı, maalesef küresel ölçekte ciddi bir sorundur. Pamukkale Üniversitemiz ile Topraktan Çatala sloganıyla hayata geçirdiğimiz Food Chase Projemiz hem şehrimiz hem ülkemiz hem de dünyadaki gıda israfını önlemek adına atılmış önemli bir adımdır. Projemizle, sadece yerelde değil uluslararası arenada da bu sorunun çözümüne katkı sağlamayı hedefledik. Tarladan sofraya kadar olan süreçte, her adımda israfın azaltılması için üreticiden tüketiciye herkesin ve her kesimin bilinçlenmesi için ne gerekiyorsa yapmaya çalışacağız. Projemizle aynı zamanda hem gıda sektöründeki firmalarımıza yeni farkındalıklar kazandırmayı hem de kaynaklarımızı daha verimli kullanmayı da amaçladık”



Proje gıda sektörünü aynı çatı altında buluşturdu


Food Chase Projesi, gıda endüstrisindeki kaybı ve atıkların azaltılmasına ilişkin mesleki beceriler için Avrupa Birliği (AB) düzeyinde referans geliştirmeyi amaçlıyor. Denizli tarihinde alanında bir ilk olan projeyle, gıda sektöründe faaliyet gösteren eğitimciler ve kuruluşlar aynı çatı altında buluşturularak teorinin pratikle birleştirilmesi hedeflendi.



DTO ‘Topraktan Çatala’ sloganıyla gıda israfını önleme projesi başlattı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Başkan Kepenek; "Emeğin hakkını savunmaya devam edeceğiz" Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, emekçilerin yaşadığı ekonomik zorluklara dikkat çekerek adalet ve eşitlik vurgusu yaptı. Başkan Kepenek, emeğin karşılığının her geçen gün daha fazla eridiğini belirterek, "Alın teriyle geçinen milyonlarca emekçi, ağırlaşan hayat koşulları altında yaşam mücadelesi veriyor. Yoksulluk, güvencesizlik ve gelir adaletsizliği artık görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaşmıştır" ifadelerini kullandı. Çalışma hayatında yaşanan sorunlara değinen Başkan Kepenek, taşeronlaşma, düşük ücretler ve sosyal güvenceden yoksun çalışma koşullarının emekçilerin yaşam kalitesini düşürdüğünü söyledi. Emekçilerin insanca yaşayabileceği bir düzenin kurulmasının sosyal devletin en temel görevi olduğunu vurguladı. Yerel yönetimler olarak sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket ettiklerini belirten Kepenek, "Bizler, halkçı belediyecilik anlayışıyla ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın yanında olmaya, emeğin değerini koruyan politikaları hayata geçirmeye devam ediyoruz" dedi. 1 Mayıs’ın sadece bir bayram değil, aynı zamanda dayanışma ve hak arama günü olduğunu ifade eden Kepenek, daha adil bir Türkiye için mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti. Başkan Kepenek, tüm işçilerin ve emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlayarak, eşitlik, özgürlük ve adalet çağrısında bulundu.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla işçi, memur ve işveren temsilcileriyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen programda işçi, memur ve işveren temsilcilerini kabul etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcılarla bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu ifade ederek, "Sizlerin şahsında tüm işçi kardeşlerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü tebrik ediyorum" dedi. Erdoğan, iş hayatına kendisinin de işçi unvanıyla başladığını söyleyerek, bu yüzden 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kendi bayramı olarak gördüğünü de ifade etti. "23 yılı geride bırakan iktidarlarımız boyunca daima işçi kardeşlerimizin ve onların temsilcilerinin yanında olduk" Gerek şahsının gerekse AK Parti hükümetinin emeğe ve emeğin hak ettiği karşılığı almasına verdiği önemi en iyi işçilerin bildiğini söyleyen Erdoğan, "23 yılı geride bırakan iktidarlarımız boyunca daima işçi kardeşlerimizin ve onların temsilcilerinin yanında olduk. Yıllarca istismar edilen, yıllarca hükümetlerin göz ardı, kulak arkası ettiği hususları sizlerle el birliği ve gönül birliği içinde hayata geçirdik. Sendikal hakları genişlettik. Örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırdık. Toplu sözleşme sistemini güçlendirdik. Çalışanlarımızın pazarlık gücünü artırdık. İş sağlığı ve güvenliği alanındaki tarihi düzenlemeleri devreye aldık. Kamu görevlilerimize toplu sözleşme hakkı tanıdık. Kadınların, engellilerin ve diğer hassas kesimlerin çalışma hayatındaki hak ve özgürlüklerini güçlendirdik. Tüm bunları yaparken hiçbir zaman tek taraflı hareket etmedik. Her zaman sizlerle yani çalışanlarımızın temsilcileriyle istişare ettik. Sendikalarımızla, konfederasyonlarımızla ve meslek kuruluşlarımızla birlikte yürüdük. Yine bu süreçte hangi sebeple olursa olsun işçi kardeşlerimizin hakkının yenilmesine rıza göstermedik. En son bir firmadan alacaklarını tahsil edemedikleri için eylem yapan madenci kardeşlerimizin sorunlarının çözülmesini sağladık" diye konuştu. "Ülkesi ve milleti için katma değer üreten işçilerimizin hakkının yenilmesine asla müsaade etmeyiz" İşçinin, emekçinin ve çalışanların aleyhine hiçbir adım atmayacaklarını dile getiren Erdoğan, "Bu ülkeyi gerçek anlamıyla vatan kılan sizin alın terinizdir. Fabrikada üreten, tarlada çalışan, atölyede emek veren, ofiste alın teri döken her bir kardeşimin emeği bu ülkenin yükselişinin temelidir. Siz ve sizin gibi emeğiyle geçinen, ülkesi ve milleti için katma değer üreten işçilerimizin hakkının yenilmesine asla müsaade etmeyiz. Bizim vizyonumuz nettir" dedi. "İnsanı merkeze alan, emeği yücelten ve sosyal adaleti güçlendiren bir çalışma hayatının Türkiye’de egemen olmasını arzu ediyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanı merkeze alan, emeği yücelten ve sosyal adaleti güçlendiren bir çalışma hayatının Türkiye’de egemen olmasını arzu ettiklerinin altını çizerek, sözlerine şöyle devam etti: "Sendikalarımızı da bu önemli hedefe giden yolda yol arkadaşlarımız olarak görüyoruz. İnşallah hep birlikte birlik, beraberlik ve dayanışma içinde ülkemizi kalkındırmaya, büyütmeye devam edeceğiz. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Sizlerin ve tüm işçilerimizin, çalışanlarımızın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü tebrik ediyorum."
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla işçi, memur ve işveren temsilcileriyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen programda işçi, memur ve işveren temsilcilerini kabul etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada, katılımcılarla bir araya gelmekten dolayı memnuniyet duyduğunu ifade ederek, "Sizlerin şahsında tüm işçi kardeşlerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü tebrik ediyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş hayatına kendisinin de işçi unvanıyla başladığını da sözlerine ekleyerek, bu yüzden dolayı 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kendi bayramı olarak gördüğünü de ifade etti. "23 yılı geride bırakan iktidarlarımız boyunca daima işçi kardeşlerimizin ve onların temsilcilerinin yanında olduk" Gerek şahsının gerekse AK Parti hükümetinin emeğe ve emeğin hak ettiği karşılığı almasına verdiği önemi en iyi işçilerin bildiğini söyleyen Erdoğan, "23 yılı geride bırakan iktidarlarımız boyunca daima işçi kardeşlerimizin ve onların temsilcilerinin yanında olduk. Yıllarca istismar edilen, yıllarca hükümetlerin göz ardı, kulak arkası ettiği hususları sizlerle el birliği ve gönül birliği içinde hayata geçirdik. Sendikal hakları genişlettik. Örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırdık. Toplu sözleşme sistemini güçlendirdik. Çalışanlarımızın pazarlık gücünü artırdık. İş sağlığı ve güvenliği alanındaki tarihi düzenlemeleri devreye aldık. Kamu görevlilerimize toplu sözleşme hakkı tanıdık. Kadınların, engellilerin ve diğer hassas kesimlerin çalışma hayatındaki hak ve özgürlüklerini güçlendirdik. Tüm bunları yaparken hiçbir zaman tek taraflı hareket etmedik. Her zaman sizlerle yani çalışanlarımızın temsilcileriyle istişare ettik. Sendikalarımızla, konfederasyonlarımızla ve meslek kuruluşlarımızla birlikte yürüdük. Yine bu süreçte hangi sebeple olursa olsun işçi kardeşlerimizin hakkının yenilmesine rıza göstermedik. En son bir firmadan alacaklarını tahsil edemedikleri için eylem yapan madenci kardeşlerimizin sorunlarının çözülmesini sağladık" diye konuştu. "Ülkesi ve milleti için katma değer üreten işçilerimizin hakkının yenilmesine asla müsaade etmeyiz" İşçinin, emekçinin ve çalışanların aleyhine hiçbir adım atmayacaklarını dile getiren Erdoğan, "Bu ülkeyi gerçek anlamıyla vatan kılan sizin alın terinizdir. Fabrikada üreten, tarlada çalışan, atölyede emek veren, ofiste alın teri döken her bir kardeşimin emeği bu ülkenin yükselişinin temelidir. Siz ve sizin gibi emeğiyle geçinen, ülkesi ve milleti için katma değer üreten işçilerimizin hakkının yenilmesine asla müsaade etmeyiz. Bizim vizyonumuz nettir" dedi. "İnsanı merkeze alan, emeği yücelten ve sosyal adaleti güçlendiren bir çalışma hayatının Türkiye’de egemen olmasını arzu ediyoruz" Başkan Erdoğan, insanı merkeze alan, emeği yücelten ve sosyal adaleti güçlendiren bir çalışma hayatının Türkiye’de egemen olmasını arzu ettiklerinin altını çizerek, sözlerine şöyle devam etti: "Sendikalarımızı da bu önemli hedefe giden yolda yol arkadaşlarımız olarak görüyoruz. İnşallah hep birlikte, birlik, beraberlik ve dayanışma içinde ülkemizi kalkındırmaya, büyütmeye devam edeceğiz. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Sizlerin ve tüm işçilerimizin, çalışanlarımızın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü tebrik ediyorum."