EKONOMİ - 20 Ekim 2025 Pazartesi 10:22

Ecogreen Enerji halka arz oluyor

A
A
A
Ecogreen Enerji halka arz oluyor

Yenilenebilir enerji sektöründe faaliyet gösteren Ecogreen Enerji halka arz oluyor. Halka arz 22-23-24 Ekim 2025 tarihlerinde ECOGR koduyla "Sabit Fiyatla Talep Toplama" yöntemi ile gerçekleşecek. Pay başına satış fiyatı 10,40 TL olarak belirlenirken, halka arz büyüklüğünün 1 milyar 144 milyon TL’ye ulaşması bekleniyor.



Halka arzı, şirketin Türkiye’nin enerji bağımsızlığına katkıda bulunması ve sürdürülebilir büyüme hedefi yolunda atılmış stratejik bir adım olarak değerlendiren Ecogreen Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Osman Uğurlu, "Ecogreen Enerji olarak Türkiye’nin sekiz ilinde yer alan toplam otuz güneş, üç biyogaz, iki biyokütle enerji üretim santralimiz ve 179,586 MW (hibrit yardımcı kaynak dahil 181,686 MW) seviyesinde toplam kurulu gücümüz ile ülkemizin enerji dönüşümüne öncülük ediyoruz. Halka arzla birlikte sermaye yapımızı daha da güçlendirerek hem mevcut yatırımlarımızı finanse etmeyi hem de yurt içi ve yurt dışında yeni yatırım fırsatlarını değerlendirmeyi planlıyoruz. Böylece sürdürülebilir enerji yatırımlarımızla önümüzdeki dönemde de ‘Temiz, Yeşil ve Güçlü Bir Gelecek’ inşa etme yolunda ilerleyerek Türkiye’nin enerji bağımsızlığına katkıda bulunmayı hedefliyoruz" dedi.



Yenilenebilir enerji sektöründeki yatırımlarıyla Türkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük eden Ecogreen Enerji Holding A.Ş halka arz ediliyor. Gedik Yatırım liderliğinde 22-23-24 Ekim 2025 tarihlerinde "Sabit Fiyatla Talep Toplama" yöntemiyle gerçekleşecek halka arzda, pay başına satış fiyatı 10,40 TL olarak belirlendi. Halka arza ECOGR koduyla katılım sağlanabilecek.


Halka arz işlemi sermaye artırımı yoluyla gerçekleşecek. Gedik Yatırım liderliğinde oluşturulacak konsorsiyum tarafından yapılacak işlemde; şirket sermayesinin 430 milyon liradan 540 milyon liraya çıkarılması nedeniyle artırılacak olan 110 milyon TL nominal değerli paylar Borsa İstanbul’da satışa sunulacak.


Halka arzda pay başına satış fiyatı 10,40 TL olarak belirlenirken, halka açıklık oranının yüzde 20,37 olarak gerçekleşmesi planlanıyor. Halka arz büyüklüğünün yaklaşık 1 milyar 144 milyon TL’ye ulaşması öngörülürken, halka arzdan 1 milyar 73 milyon 606 bin TL net gelir elde edilmesi bekleniyor. Halka arzdan elde edilecek net gelirin yüzde 70’i yatırım finansmanında, yüzde 20’si kredi ödemesi ve geri kalanı işletme sermayesinde değerlendirilecek.



"Halka arz Türkiye’nin enerji bağımsızlığı yolunda stratejik bir adım olacak"


Halka arzı, şirketin Türkiye’nin enerji bağımsızlığına katkıda bulunması ve sürdürülebilir büyüme hedefi yolunda atılmış stratejik bir adım olarak değerlendiren Ecogreen Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Osman Uğurlu, "Ecogreen Enerji olarak kuruluşumuzdan bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla, Türkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük ederek sürdürülebilir geleceğe katkıda bulunuyoruz. Ülkemizin 8 ilinde toplam otuz güneş, üç biyogaz ve iki biyokütle enerji üretim santralimiz ve bir gübre fabrikamızla faaliyet gösteriyoruz. 179,586 MW (hibrit yardımcı kaynak dahil 181,686 MW) seviyesinde toplam kurulu gücümüz ve yıllık 90.000 ton organomineral gübre üretim kapasitemizle geleceğin enerjisine ve sürdürülebilir tarıma yatırım yapıyoruz. Ecogreen Enerji olarak, sürdürülebilir bir gelecek için yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmanın ve çevre dostu çözümler geliştirmenin önemine inanıyoruz. Halka arz sürecimizle birlikte, paydaşlarımızı da bu yeşil dönüşümün bir parçası haline getirerek gelecek nesillere daha temiz bir dünya bırakmayı hedefliyoruz. Halka arzdan elde edeceğimiz yeni fonla, sermaye yapımızı daha da güçlendirip ülkemize hem çevresel hem ekonomik açıdan değer oluşturacak proje ve yatırımları hayata geçireceğiz" diye konuştu.



"Yeni yatırımlarla ‘Temiz, Yeşil ve Güçlü Bir Gelecek’ inşa yolunda hızla ilerleyeceğiz"


Halka arzdan elde edilecek gelirin büyük bir bölümünün yatırımların finansmanında değerlendirileceğini ifade eden Uğurlu, şöyle devam etti: "Ecowind 3 şirketi altında proje süreci başlatılan 100 MWe Kırklareli-3 Elektrik Depolamalı Rüzgar Enerji Santrali yatırımımıza ilişkin çalışmalar halen devam ediyor. Ön lisansı alınan projemizi elektrik depolamalı RES olarak planlıyoruz. Şu anda ölçüm istasyonlarıyla birlikte harita ve jeolojik etüt çalışmalarımızı ve ÇED ile imar gibi lisans için gerekli olan süreçleri yürütüyoruz. Bu projenin yanı sıra enerji sektöründe şirketimizin yatırım kriterlerine uygun oluşabilecek yeni yatırım fırsatlarını da yakından takip ediyoruz. Elektrik Depolamalı Güneş ve Rüzgar Enerji Santrali gibi yenilenebilir kaynaklardan enerji üretmek amacıyla ‘Proje geliştirme’ veya ‘Yeni Satın Alma’ yoluyla yurt içinde veya yurt dışında yatırım fırsatlarını değerlendirmeyi planlıyoruz. Sürdürülebilir enerji yatırımlarımızla önümüzdeki dönemde de ‘Temiz, Yeşil ve Güçlü Bir Gelecek’ inşa etme yolunda ilerleyerek Türkiye’nin enerji bağımsızlığına katkıda bulunacağız."



2025 yılı ilk yarısında satışları, geçen yıla göre yüzde 111 oranında artış gösterdi


Şirketin finansal sonuçları hakkında da bilgi veren Osman Uğurlu, şunları söyledi: "Ecogreen Enerji olarak sektördeki güçlü konumumuzu son yıllarda gösterdiğimiz yüksek performansımız ve finansallarımız ile de tescillemiş durumdayız. Şirketimizin daha önce yapımına başladığı ve tamamlanan enerji santrallerinin devreye alınması ve yeni projelerin de etkisiyle birlikte bu yılın ilk yarısında ciromuzu önemli oranda artırmayı başardık. Şirketimizin net satışları, 30 Haziran 2025 itibarıyla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 111 gibi rekor oranda artış göstererek 3 milyar 342 milyon TL’ye ulaştı. Toplam aktiflerimiz yine aynı dönem itibarıyla 29,5 milyar TL seviyesini aşarken, esas faaliyet karımız 30 Haziran 2025 itibarıyla 784 milyon 759 bin 803 TL oldu. Halka arzın büyüme ivmemize sağlayacağı katma değerle birlikte önümüzdeki dönemde finansal gücümüzü daha da pekiştireceğimize inanıyoruz"



Ecogreen Enerji halka arz oluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Yeni yüzyılın yeni hastalığı: "Parlayan nesneler sendromu" uyarısı Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, akıllı telefon, tablet, sosyal medya ve parlak ekranların insan beyninde dikkat dağınıklığına yol açtığını belirterek, ’parlayan nesneler sendromu’nun özellikle gençler arasında hızla yayıldığını söyledi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte insanların "Parlayan Nesneler Sendromu (PNS)" ya da İngilizce adıyla "Shiny Object Syndrome (SOS)" tehdidiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Özkaya, özellikle çocuklar ve gençlerin akıllı telefon, tablet, televizyon ve bilgisayar oyunlarından uzaklaşamadığına dikkat çekerek, bu durumun zamanla ciddi dikkat dağınıklığı ve odaklanma problemlerine neden olduğunu belirtti. "Beynimizi esir alıyor" Sürekli yeniliklere, parlak ekranlara ve moda akımlara yönelme isteğinin "Parlayan Nesneler Sendromu" olarak tanımlandığını kaydeden Özkaya, "İnsanlar artık nihayetinde ne kadar faydalı olduğuna bakmaksızın yeni ve dikkat çekici olana yöneliyor. Parlayan ekranlar önce gözümüzü, sonra dikkatimizi, en sonunda ise beynimizi esir alıyor" dedi. Teknolojinin günlük hayatın merkezine yerleştiğini vurgulayan Özkaya, insanların ders çalışırken, kitap okurken ya da işine odaklanmışken gelen bildirimlerle dikkatlerinin dağıldığını söyledi. Özkaya, "Bir bildirim sonrası dikkatin yeniden toparlanması kişiden kişiye değişmekle birlikte 15 dakikaya kadar sürebiliyor. İnsanlar internette araştırma yapmak isterken kendilerini bambaşka mecralarda bulabiliyor, reklamlar ve sosyal medya içerikleri tüketim çılgınlığını artırıyor" diye konuştu. "Ailelerin çocukların ekran sürelerini kontrol altında tutması gerekli" Parlayan nesnelerin sadece çocukları değil her yaş grubunu etkilediğini belirten Özkaya, sosyal medya paylaşımlarını merak etme, sürekli yeni ürün satın alma isteği ve kısa sürede değişen düşüncelerin de bu sendromun belirtileri arasında yer aldığını kaydetti. Özkaya, özellikle sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve dijital ekranların yoğun kullanımının insanları gerçek dünyadan uzaklaştırdığını ifade ederek, ailelerin çocukların ekran sürelerini kontrol altında tutması gerektiğini sözlerine ekledi.
İstanbul Başkan Yeğin’den Sancaktepe’de yıkılan anıta ilişkin açıklama: "Sökün dedim yıktılar, gece dedim sabah yaptılar" Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Abdurrahmangazi Mahallesi’ndeki anıtın yıkılmasıyla ilgili kamuoyuna yansıyan ve tepki çeken görüntüler üzerine açıklama yaptı. Yeğin, "Talimatı ben verdim, bir sorumluluk gerekiyorsa bütün sorumluluk benimdir. Sökülmesi başka bir şeydir, yıkılması başka bir şey. Bir art niyet olduğuna inanmak istemiyorum ama eğer bir kasıt veya kusur varsa gereği yapılacaktır" dedi. Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Abdurrahmangazi Mahallesi’ndeki döner kavşakta üzerinde Osmanlı tuğrası ile Selçuklu armasının yer aldığı anıtın kaldırılma sürecine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Anıtın kaldırılması sırasında yıkılması ve görüntülerin kamuoyunda büyük tepki çekmesi üzerine açıklamalarda bulunan Yeğin, anıtın yalnızca yerinden taşınmak istendiğini ancak uygulama aşamasında hatalar yapıldığını belirterek, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu. "Talimatı ben verdim, bir sorumluluk gerekiyorsa bütün sorumluluk benimdir" Anıtın kaldırılma gerekçelerini ve sürecin nasıl geliştiğini anlatan Başkan Yeğin, şu ifadelere yer verdi: "Son 3-4 gündür özellikle Pazartesi gününden itibaren Sancaktepe’de ortaya çıkan görüntü, belediyemizin çalışmasıyla ilgili bir durumdur. Pazartesi günü sabah saatlerinde arkadaşlarımız tarafından Sancaktepe’nin Abdurrahmangazi Mahallesi’nde bulunan bir döner kavşak ortasındaki anıtla ilgili bir çalışma yapıldı. Bu anıt 2014 yılında yine belediyemiz tarafından yapılan üzerinde Selçuklu arması, Osmanlı tuğrası, belediyemizin logosu ve en üstünde de Ay-Yıldızımızın olduğu bir projeydi. Göreve geldikten sonra bu anıtın sökülmesi talimatını ben verdim. Amacım bu anıtın oradan kaldırılıp, yine belediyemize ait başka bir alanda, yeni yaptığımız bir parkta kullanılmasını sağlamaktı. Talimatı ben verdim, bir sorumluluk gerekiyorsa bütün sorumluluk benimdir. Ancak nihayetinde insanız ve insanlarla çalışıyoruz, hatalar ve eksikler olabilir." "Sökün dedim yıktılar, gece dedim sabah yaptılar" Uygulama aşamasında yaşanan aksaklıkları açıklayan Yeğin, "Ne yazık ki ben şehir dışındayken, arkadaşlarımız verilen talimatı yanlış uygulamışlar. Bugün ilgili birimlerden tutanaklar ve ifadeler alındı. Olayın neden bu hale geldiğini sorguluyoruz. Sökülmesi başka bir şeydir, yıkılması başka bir şey. Arkadaşlarımız ’Üzerindeki tuğraları, Selçuklu yıldızını aldık ama diğerlerine boyumuz yetmedi, makine yoktu. O yüzden devirmek zorunda kaldık’ gibi savunmalar yaptılar. O profesyonel çekimler neden yapıldı, nerelere servis edildi? Bunların hepsini inceleyeceğiz. Sanki bu eser 1453’te İstanbul fethedildiğinde yapılmış tarihi bir eser, sanki Ayasofya’nın bir parçası veya Alparslan’dan, Atatürk’ten bir emanet gibi davranılıyor. Bu 10 yıl önce yapılmış bir yapı. Madem bu kadar değer veriyorsunuz, neden 10 yıldır bir kez bile bakımını yapmadınız? Anıt çürümüş durumda" dedi. "Eğer bir kasıt veya kusur varsa gereği yapılacaktır" Kavşaktaki yeni düzenleme hakkında bilgi veren Yeğin, kamuoyuna yansıyanın aksine alana Türk bayrağı dikilme projesinin aylar öncesinden planlandığını vurgulayarak, "Biz ömrünü tamamlamış o yapının yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin sembolü olan 36 metre yüksekliğinde bir Türk bayrağı dikeceğiz. ’Tepki gösterdik diye bayrak dikecekler’ diyorlar. 36 metrelik bayrak direği bakkalda satılmıyor, üretimi aylar sürüyor. Biz 19 Mayıs’a yetiştirebilmek için aylar öncesinden girişimlerde bulunduk. Şu an kepçe operatöründen ilgili müdüre kadar herkes hakkında bir soruşturma süreci devam ediyor. Ben art niyet olduğuna inanmak istemiyorum, bir ihmal veya iş bilmezlik olduğunu düşünmek istiyorum. Eğer bir kasıt veya kusur varsa gereği yapılacaktır" ifadelerini kullandı. "Odaların üzerine Allah’ın ismini yazarak o usulsüzlükleri örtemezsiniz" Belediye binasındaki Selçuklu logosunun ve ’Allah’ lafzının üzerinin kapatılmasına ilişkin de konuşan Başkan Yeğin, şunları aktardı: "Belediye binasındaki Selçuklu logosu ve ’Allah’ lafzının üzerinin kapatılması meselesine gelince de evet ben kapattım. Üzerine ’Sancaktepe için çalışıyoruz’ pankartı astırdım. Çünkü o odalarda yıllarca rüşvet pazarlıkları yapıldı, hırsızlık yapıldı. Odaların üzerine Allah’ın ismini yazarak o usulsüzlükleri örtemezsiniz. O ahlaksız düzenin en küçük kırıntıları bu belediyeden temizlendiği gün o pankartları oradan kaldıracağım. O binada hiçbir hırsızın ve arsızın kalmadığı gün, Allah’ın o güzel ismini tekrar açacağım ki herkes bu binada artık namusuyla çalışan insanlar olduğunu görsün."
Aydın Nazilli’de erken teşhis için kanser taraması çağrısı Aydın’ın Nazilli ilçesinde İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından belediye personeline yönelik düzenlenen eğitimde kanserden korunma yolları ve erken teşhisin önemi anlatılırken, eğitim sonunda uygun katılımcılara kolon kanseri tarama kiti dağıtıldı. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM Birimi tarafından Nazilli Belediyesi personeline yönelik bilgilendirme eğitimi gerçekleştirildi. Eğitimde KETEM Birimi Hekimi Dr. Sümeyye Topçu tarafından ’Kanserden Korunma Yolları’ konusunda bilgi verildi. Program kapsamında Fizyoterapist Ayşe Akkuş, Sosyal Çalışmacı Burcu Adıgüzel ve Çocuk Gelişimci Rabia Balbakan da Sağlıklı Hayat Merkezleri bünyesinde kendi alanlarında yürütülen çalışmalar hakkında katılımcıları bilgilendirdi.Gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde ise belediye personelleri sorularına yanıt buldu. Eğitim sonunda Gaitada Gizli Kan (GGK) testi kapsamında kolon kanseri taraması için uygun olan katılımcılara Ebe Sultan Keyik tarafından GGK kiti dağıtıldı. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, desteklerinden dolayı Nazilli Belediyesi’ne teşekkür etti. Yetkililer ayrıca vatandaşları düzenli kanser taramalarına davet ederek, 40-69 yaş arası kadınların 2 yılda bir mamografi çektirmesi, 30-65 yaş arası kadınların 5 yılda bir HPV-DNA testi yaptırması ve 50-70 yaş arası kadın ile erkeklerin 2 yılda bir Gaitada Gizli Kan Testi yaptırması gerektiğini hatırlattı. Vatandaşların aile hekimleri ve KETEM birimlerine başvurabilecekleri belirtildi.
İzmir Patronun köpeği dehşet saçtı: Vücuduna 80 dikiş atılan kadın koruma ölümden döndü İzmir’in Bornova ilçesinde patronuna ait köpeğin saldırısıyla ağır yaralanan kadın koruma, adeta dehşeti yaşadı. Vücudunda 80 dikiş bulunan ve kafa derisinin bir kısmını kaybeden talihsiz kadın, kendisine verilen tedavi sözlerinin tutulmadığını iddia ederek patronu hakkında suç duyurusunda bulundu. Olay, 20 Ağustos 2025’te, ünlü boya ve yalıtım teknolojileri firması sahibi K.K.’nin Bornova ilçesindeki evinde meydana geldi. İş adamı K.K.’nin yakın koruması ve şoförü olarak görev yaptığını belirten emekli trafik polisi Ümran Merttürk, görev tanımında olmamasına rağmen patronunun talimatıyla çiçekleri sulamak ve Amerikan Akita cinsi köpeği beslemek için konuta gitti. Burada mamasını verdiği anda köpeğin saldırısına uğrayan kadın, kanlar içerisinde aldı. Yüzünden, kafasından ve vücudunun bir çok yerinden yaralanan kadın, çığlık çığlığa yardım istedi. Merttürk’ün çığlıklarına koşan çevre sakinlerinin köpeği oyalamasıyla Ümran Merttürk, şans eseri ölümden döndü. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan talihsiz kadın, burada yoğun bakımda tedavi altına alındı. Köpek saldırısının ardından kafa derisi yüzülen ve bir çok kemiği kırılan kadının vücudunda kalıcı hasarlar meydana geldi. Merttürk ilerleyen zamanlarda kendisine sahip çıkılmadığı ve tedavi masraflarının bile giderilmediği gerekçesiyle eski patronu K.K. hakkında suç duyurusunda bulundu. "Ayağımın kırıldığını hissettim" Yaşadığı dehşet anlarını anlatan Ümran Merttürk, saldırının aniden başladığını ifade ederek, "Mama torbasından mamayı alıp kaba koydum. Köpek mamayı yemeye başladığı an aniden dönerek önce sağ ayağıma saldırdı. Çok güçlü bir köpek olduğu için ayağımı tutup sallamaya başladı; ayağımın kırıldığı ilk saldırı buydu. Köpeği itmeye çalıştığım esnada bu kez sol ayağıma saldırdı ve aynı şekilde sallamaya devam etti. Dengemi kaybedip yere düştüm. Yere düştüğümde karnımdan ısırdı. Kendimi korumak amacıyla ellerimle yüzümü kapattığımda beni kollarımdan da ısırdı. Yerden kalkmaya çalışırken başımdan ve saçlı derimden yaralandım" ifadelerini kullandı. "Alt ve üst çenesini ellerimle sıkıca tuttum" Ölümle burun buruna geldiği 10 dakikalık mücadeleyi anlatan Merttürk, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Yüzümden çok fazla kan akmaya başladı ancak bir şekilde ayağa kalkmayı başarıp köpeği bacaklarımın arasına aldım. Görebildiğim kadarıyla sol elimle köpeğin alt çenesini, sağ elimle de üst çenesini sıkıca tuttum. Sabahın erken saatleri olduğu için etrafta kimse yoktu. Köpeği zapt etmeye çalışırken sol başparmağımın kırıldığını hissettim. Bu şekilde avazım çıktığı kadar ’Yardım edin’ diye bağırdım. Yaklaşık 5 dakika bağırdım; mücadelem toplamda 8-10 dakika sürdü. Bahçe kapısının üzerine çıkmış 4-5 kişi gördüm. Köpeği tutarken o yöne döndüğümde çene baskısına daha fazla dayanamadım, köpek elimden kurtulup onlara yöneldi. O sırada içeri atlayan bir şahıs ‘Abla hemen dışarı çık’ dedi ve onunla birlikte kendimi dışarı attım." "Onu öderiz, bunu ödemeyiz tavrıyla karşılaştım" Hastanede kendisine verilen sözlerin tutulmadığını iddia eden kadın, "Yoğun bakıma kaldırıldığım gün eski patronum ve ailesi ziyaretime gelip tüm tedavi masraflarımın karşılanacağını söylediler, ben de inandım. İlerleyen süreçte ayağımdaki ciddi sorunlar için yapılan ameliyatları karşıladılar ancak vücudumun diğer bölgelerindeki hasarlar göz ardı edildi. Kırılan sol başparmağım sakat kaldı, yüzümde kötü izler oluştu ve kafa derimdeki yaralanma nedeniyle kalıcı kellik oluştu. Şirket asistanı Emel Hanım, yalnızca ayağımın tedavisinin karşılanacağını, fizik tedavi dahil diğer masrafların ödenmeyeceğini söyledi. Kendi cebimden yaptığım hastane ödemelerine rağmen geri dönüş sağlamadılar" dedi. "Ruhen öldüm, sadece nefes alıyorum" Psikolojik olarak çöktüğünü ifade eden Merttürk, "3,5 ay yatalak kaldım, bakımımla 75 yaşındaki annem ilgilendi. Annem üzülmesin diye olayı başta ‘cam patladı’ diye anlatmıştık. Yalnız bırakıldığımı anladığım gün anneme tüm gerçekleri anlattım ve şikâyetçi olmaya karar verdim. Yaşadığım sadece fiziksel bir hasar değil; o gün ölümle burun buruna geldim ve ruhen öldüm, şu an sadece nefes alıyorum. Çok ciddi psikolojik travma yaşıyorum" diyerek yaşadığı mağduriyeti dile getirdi. Mağdur kadın avukatı Taner Kavalcı aracılığıyla, iş insanı K.K. ve ilgili şirket yetkilileri hakkında İzmir Adliyesine giderek suç duyurusunda bulundu.