KÜLTÜR SANAT - 02 Aralık 2025 Salı 10:04

Meslek lisesi ‘Köklerden Geleceğe Öğretmen’i anlattı

A
A
A
Meslek lisesi ‘Köklerden Geleceğe Öğretmen’i anlattı

Ergun Abalıoğlu Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, sahnelediği "Köklerden Geleceğe Öğretmen" adlı eseriyle beğeni topladı.



Geçtiğimiz eğitim öğretim yılında TÜBİTAK 4006 A Projesi, Stem Etiketli Okul Projesi, E Twinning Okulu, Erasmus Projesi gibi birçok başarılı çalışmada adını daha sık duyurmaya başlayan Necla-Ergun Abalıoğlu Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Eylül ayında elde ettiği Dünya Şampiyonluğu ile kamuoyunun dikkatini çekmişti. Güney Kore’de yapılan Dünya Genç Kızlar Dart Şampiyonasında Dünya Şampiyonu olan 15 yaşındaki 10. Sınıf öğrencisi Ayşegül Karagöz’le yeni eğitim öğretim yılına büyük bir başarı haberiyle başlayan okul, 10 Kasım’da öğretmen ve öğrencilerin katkılarıyla gerçekleştirdikleri Sembolik Anıtkabir’le çok farklı bir yaparak yaşayarak öğrenme örneğini paylaşmıştı.



Necla-Ergun Abalıoğlu Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi son olarak Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğü himayesinde Nihat Zeybekçi Kongre ve Kültür Merkezi Özay Gönlüm Salonunda düzenlenen Öğretmenler Günü İl Kutlama Programında muhteşem bir gösteriyle ses getirdi. Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğünde görevli Meltem Aydoğmuş’un metnini hazırladığı "Köklerden Geleceğe Öğretmen" adlı eser, okulun Türk Dili ve Edebiyatı ve Müzik zümrelerinin yoğun gayretleriyle sahnelendi. Türk Dili Edebiyatı öğretmeni Gülistan Turhan Özdemir ve öğretmen arkadaşlarının destekleriyle hazırlıkları tamamlanan oyunda Okul Müdürü Şahin Taşkın ile birlikte Edebiyat Öğretmenleri Selçuk Karan, Ayşe Komşal, Elif Şentürk, Gamze Çalışkan aktif rol aldılar. Müzik öğretmenleri Ümit Öztürk ve Kerem Keleş enstrumanlarıyla oyuna eşlik ettiler. Okulun 70 kişilik korosunu ise Müzik Öğretmeni Hatice Fulya Donat yönetti. Birçok öğrencinin aktif rol aldığı oyunun görsellerini okulun Bilişim teknolojileri Alanı öğretmeni Kenan İpek hazırladı.



Sahnede Selçuk Karan bir öğretmeni canlandırırken, Ayşe Komşal görevde tecrübeli bir öğretmeni Elif Şentürk ise onun yıllarca önce görev yaptığı okulda öğrencisi olan ve yıllar sonra yeni atandığı okulda karşılaştığı Elif öğretmeni dile getirdi. Gerçek hayatta Ayşe Komşal’ın yıllar önce Elif Şentürk’ün gerçekten öğretmeni olması oyundaki duygusallığı daha da artırdı.



Oyunda bir öğrencisiyle "Yeşil Vatan" Temasını işleyen bir sahnede rol alan Okul Müdürü Şahin Taşkın, baba rolünde sahne aldı. Salondaki 1500 e yakın seyircinin alkışlarıyla sahneye çıkan Şahin Taşkın oğlu rolündeki öğrencisiyle sahnede birlikte çam ağacı diktiler. Köklerden geleceğe mesajını baba oğul birlikte verdiler. Oyunda zilsiz eğitim, köklerden geleceğe öğretmen, şehit öğretmenler, hatıran yeter, yeşil vatan gibi birçok mesaj farklı şekillerde dile getirirken sahnedeki performans seyirciler tarafından bol bol alkışlarla karşılık gördü.



1961 yılında Denizli Ticaret Lisesi olarak eğitim öğretime başlayan okul 2018 yılından itibaren yeni binasında Denizli Necla-Ergun Abalıoğlu Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak eğitim öğretime devam ediyor. Adeta Köklerden Geleceğe eğitim öğretim hayatını sürdüren Denizli’nin lider meslek liselerinden biri olan okul "Hayata Bizimle Hazırlanın" vizyonuyla sadece akademik ve mesleki alanda değil müzik, spor, edebiyat, görsel sanatlar gibi hayatın birçok alanında öğrencilerini yetiştirmeye devam ediyor.



Okul Müdürü Şahin Taşkın; yapılan bu çalışmaların önemiyle ilgili görüşlerini şu sözlerle belirterek; "Öğrencilerimizin, okulumuzun adının ilk harfleri olan NEA harflerini içerdiği şekilde Nitelikli, Erdemli ve Atılgan bir kişiliğe sahip olmalarını arzu ediyoruz. Ekip çalışmasına uyumlu, doğru öz güven sahibi, etkin iletişim kurabilen, zamanı doğru kullanıp yönetebilen, dürüst, güvenilir, sorumluluk sahibi gençler olmaları doğrultusunda çalışmalarımızı şekillendiriyoruz. Yaptığımız çalışmaların, öğrencilerimizin devamsızlıklarının azalmasına, doğru öz güven sahibi olmalarına, daha çok sorumluluk almalarına, akran zorbalığının gittikçe dostluğa dönüşmesine ve yaptığı çalışmalardan zevk alan ve gurur duyan bir kitlenin oluşmasına ciddi katkıları bulunmaktadır. Ülkemizde üretim sektörü kadar hizmet sektöründe de kalifiye eleman ihtiyacımız artarak devam etmektedir. Hizmet sektöründe kalitenin artması ülkemizin medeniyet seviyesini yukarıya taşıyacak bir unsurdur. Özellikle Ticaret, Turizm, Pazarlama, Büro Hizmetleri, Ulaştırma, Sigortacılık, Bankacılık gibi sektörlerde en çok karşılaştığımız sorunlardan birisi müşteri memnuniyetinin sadece sözde kalmasıdır. Bu kapsamda hizmet sektörüne kalifiye eleman yetiştiren bizim gibi okullarımızın hayata kattıkları değer zamanla anlaşılacaktır. Soru çözmeye değil sorun çözmeye odaklı meslek lisesi mezunu bireyler hayatımızda ne kadar yer bulurlarsa hayatımız o derece daha mutluluk ve huzura kavuşacaktır. Öğrencilerimizi sadece mesleki ve akademik alanlarda değil sporla, sanatla, edebiyatla sosyal ve kültürel yönden fark oluşturan bireyler olması için var gücümüzle çalışmaya sürdüreceğiz. Meslek liselerinin üzerinde var olduğu iddia edilen tüm algıları hep birlikte yok etmeye devam edeceğiz. İyi ki meslek liseliyiz" diye konuştu.



Meslek lisesi ‘Köklerden Geleceğe Öğretmen’i anlattı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Sonbahar alerjilerine dikkat Sonbahar ayları ile birlikte alerjik hastalıklarda artış görüldüğünü belirten uzmanlar, ilkbahar ve yaz aylarının bitmesine rağmen, özellikle geçmeyen öksürük, geniz akıntısı ve burun tıkanıklığı gibi şikayetlerin devam ettiği hatta şiddetlendiğini söyledi. Sonbaharda alerji sebebi olarak, artış gösteren küfler, ev tozları veya yabani ot polenlerinin artması gösterilebileceğini ifade eden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kaplan, sonbahar mevsiminin güzellikleri yanında bazı kişiler için sorun olabilecek sürprizleri de beraberinde getirdiğini söyledi. İlkbahar ve yaz mevsimlerinden sonra büyük bir umutla beklenilen sonbahar aylarında da alerjik hastalığı olanları ilgilendiren bazı değişiklikler meydana geldiğini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kaplan, "Havaların serinlemesiyle beraber rüzgâr ve rutubet bu dönemde yaşanan iklim değişikliğinin önemli özelliklerindendir. Polenler, rüzgârlar ile çok uzak bölgelerden taşınabilir. Yaz sonu ve sonbaharda bazı yabani ot polenleri atmosferde yoğundur. Yağmurlarla toprağa düşen polenler kuru yapraklar altında uzun süre kalabilirler. Yürüyüşler ve rüzgârlar ile bu polenler havaya karışıp solunum yolu ile alındığında bazı hastalıklara sebep olabilir" dedi. Rutubetin küf mantarlarının üremesi için de uygun ortam sağlamakta olduğuna dikkat çeken Kaplan, "Yine doğada toprakta, çürümüş bitki artıkları üzerinde büyüyen mantar sporlarına bahçe işleri ile uğraşırken, bu alanlarda yürüyüş yaparken maruz kalabilirsiniz. Bu mantar sporları yine rüzgâr ile uzak bölgelere taşınabilir. Rutubetin artması sadece doğada değil, aynı zamanda iç ortamlarda, yaşam alanlarımızda da akar (mite) ve küf oluşumu için de uygun şartlar oluşturmaktadır. Evimizde, okullarda ya da işyerlerimizde akar ve küf oluşumuna bağlı olarak yaz aylarından sonra bu alerjenlere bağlı olarak sorunlarımız ortaya çıkmaya başlayacaktır. Bunların sonucunda duyarlı kişiler alerjik rinit ve astım hastalıklarında alevlenme yaşayabilirler" şeklinde konuştu. Polen ya da küf mantarlarına karşı alerjisi olan hastaların dış ortamda yapacakları aktiviteler konusunda iyi planlama yapması gerektiğini belirten Kaplan, "Özellikle sabah saatlerinde, rüzgarlı havalarda zorunlu değilse dışarı çıkmaması, sportif faaliyetler için kapalı alanları tercih etmeleri alerjenlerden korunma için önemlidir. Yaşanılan ortamlarda polen ya da mantar sporlarının içeri girmesini önlemek için pencerelerin kapalı olması ve eve gelindiğinde giysilerin değiştirilerek duş alınması üzerimize yapışan alerjenlerden temizlenmek amacıyla yapılması iyi olabilir. Özellikle ormanlık alanlarda bitkisel artıklarda mantar sporları bulunduğundan buralardaki aktivitelerden kaçınılması gerekir. İç ortam alerjenlerinden olan akarlar (mite) ve mantar sporları (küf), sonbahar aylarında rutubetin artması ile tekrar sorun olmaya başlayacaktır" dedi. Gözlerde kaşınma, kızarma ve batma Ev ortamının akarların yaşayamayacağı şekilde düzenlenerek, banyo ve mutfak gibi alanlarda daha sık görülen küf mantarları özenle yok edilmesi gerektiğini belirten Kaplan, "Bu önlemlerin etkili olması için rutubetin azaltılması da son derece önemlidir. Havalandırma sistemlerinin de bu açıdan büyük risk oluşturduğu unutulmamalı ve bu cihazların bakımları düzenli olarak yapılmalıdır. Bahar alerjisine bağlı yakınmalar kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Birçok kişide burun akıntısı, tıkanıklığı, burun içinde kaşıntı, arka arkaya hapşırıklar, geniz akıntısı, gözlerde kaşınma, kızarma, batma, gözaltlarında torbalanma ve morarma, boğazda ağrı, kaşıntı ve ses kısıklığı, kulaklarda doluluk ve kaşıntı olabilir" dedi.
Gaziantep Kadın bakır ustası erkeklere taş çıkartıyor Gaziantep’te ev hanımı iken katıldığı kursta unutulmaya yüz tutmuş bakır işlemeciliği mesleğini öğrenen 54 yaşındaki Emine Sibel Bakırcı, maharetleriyle adeta erkeklere taş çıkartıyor. Soyadlarını yaptıkları meslekten alan eşinin ailesinin uzun yıllar yürüttüğü bakır işlemeciliğinde usta olmak için 10 yıl önce Gaziantep Bakırlar ve Sedefçiler Odası’nın kadınlara yönelik açtığı kursa katılan ve kursta bakır işlemeciliğinin tüm inceliklerini öğrenen Emine Sibel Bakırcı, ortaya çıkardığı eserlerle ve ustalığıyla adeta erkeklere meydan okuyor. 10 yıldır ilmek ilmek bakıra şekil veriyor Yaklaşık 1 yıl gördüğü kursun ardından adımını attığı bakır işleme mesleğinde ustalığa kadar yükselen ve 10 yıldır ilmek ilmek bakıra şekil veren Bakırcı, eşinin ata mesleği olan geleneksel el sanatlarından bakırcılığı öğrenerek ailesinin geleneksel mesleğine sahip çıkıyor. Asırlardır hassas ve ince işçiliği nedeniyle genellikle erkekler tarafından yapılan bakır işlemeciliğinde usta olan Bakırcı, ilgi duyduğu ve sevdiği işi yapmanın en güzel örneğini ortaya koyuyor. Ortaya çıkardığı eserlerle erkek ustalara taş çıkarıyor Bakır işlemeciliğinin patentini elinde bulunduran Gaziantep’te bakıra şekil vermeyi öğrenerek usta olan Bakırcı, ortaya çıkardığı eserlerle erkek ustalara taş çıkarıyor. Bakır işleme ustalığı belgesi alan ve bakır işlemeciliğinde büyük azimle başarı sağlayan Bakırcı, 10 yılı geride bıraktığı mesleğinde usta olmanın gurunu yaşıyor. Kalfalık, ustalık ve usta öğreticilik belgelerini alarak bakır ustası olarak çalışmaya devam eden Bakırcı, meslek sahibi olmanın yanı sıra aile ekonomisine katkı sağlamanın sevincini yaşıyor. "Kadınların bu mesleğe çok yakıştığını düşünüyorum" Daha önceki yıllarda bakırcılık için "erkek mesleği" denildiğini ancak bu görüşü yıktıklarını ifade eden Bakırcı, "Bu mesleğe 10 yıl önce komşularımızın tavsiyesi üzerine başladım. Ev hanımıydım. Şu an ev hanımlığından çalışma hayatına döndüm. İlk başta kursiyer olarak mesleğe başladım ve daha sonra da istihdam edildim. İstihdamdan sonra kalfalık ve usta öğreticilik belgesi aldım. Daha sonra üniversite okudum. Hala mesleğe devam ediyorum. Mesleğimi çok seviyorum. Bu mesleğin bir erkek mesleği olduğunu söylüyorlar. Görenler ilk önce çok şaşırıyor. Ama ben kadınların bu mesleğe çok yakıştığını düşünüyorum. Çünkü bu bir el sanatı olduğu için kadınların bu işi çok iyi yaptığına inanıyorum" dedi. "Bakır işlemeciliğinin okullarda öğretilmesini istiyoruz" Gaziantep’in ilk kadın bakır ustalarından olduğunu belirten Bakırcı, "Bakıra şekil verdiğimizi görenler, ‘siz bu işi nasıl yapıyorsunuz, yorulmuyor musunuz?’ diye soruyorlar. Ama mesleğimizi sevdiğimiz için bize hiç yorucu gelmiyor. Bu meslekte daha da ilerlemek istiyorum. Ayrıca üniversiteyi de okudum. Bakır işlemeciliğinin okullarda öğretilmesini istiyoruz. Okullarda çocuklarımıza bu mesleği tanıtmak, şehrimize daha iyi nasıl katkıda bulunuruz diye bir çaba içerisindeyiz. İnşallah bu konuda da faydalı oluruz" şeklinde konuştu. "Mesleğimi yaparak evime de katkıda bulunuyorum" Kursiyer olarak başladığı bakır işlemeciliğinde ustalaşarak artık kendi ayakları üzerinde durduğunu belirten Bakırcı, "Evime de katkıda bulunuyorum. Bana çok katkısı oluyor, özgüvenimiz bakımından da çalışmak bana özgüven veriyor. Üretmenin mutluluğunu da tattığımız için hem üretip hem de maddi olarak kazanç sağlayınca bu bana ayrıca bir haz veriyor. Mesleğimi çok severek yapıyorum. Kadınların çalışmasını ve evlerine de katkıda bulunmasını tavsiye ediyorum. Oğlumun çocukluktan bir meslek edinme isteği vardı. Ben bu mesleğe oğlumu düşünüyordum. Fakat daha sonra ben kendimi burada buldum. Bu mesleği öğrendiğim için de çok mutluyum. Burada bulunmaktan çok gurur duyuyorum" ifadelerini kullandı. "Aklınıza gelen ve desen islemesi yapılacak olan her ürünü yapıyoruz" Ortaya çıkardığı eserlerin büyük ilgi gördüğünü ifade eden Bakırcı, "Çaydanlık yapıyoruz. Su matarası, tepsi ve daha birçok ürün yapıyoruz. Biz genelde nakış üzerine çalışıyoruz. Çünkü bakır işlemeciliğinin birçok aşaması var. Biz sadece nakış bölümündeyiz. Aklınıza gelen ve desen islemesi yapılacak olan her ürünü yapıyoruz. Takı da yapıyoruz. Ben kuyumculuk takı tasarım bölümünü okudum ve bakıra nakış atılabilecek her şeyi de yapıyorum. Daha çok erkek mesleği olan bakır işlemeciliği hiç hayalimin köşesinden bile geçmezdi. Ama ben el sanatlarını çok sevdiğim için ve bu meslekte de olduğum için çok mutluyum" diye konuştu.