MAGAZİN - 09 Mart 2025 Pazar 11:50

Rus gelin Türk usulü düğünle dünya evine girdi

A
A
A
Rus gelin Türk usulü düğünle dünya evine girdi

Sosyal medyadan tanışarak 5 yıldır ilişkilerini sürdüren çiftçi ile Rus asıllı gelin, Türk gelenekleriyle dünya evine girdi. Düğünde Rus asıllı gelinin sergilediği yöresel Harmandalı ve Sepetçioğlu oyunları büyük ilgi ve alkış topladı.



Denizli’nin Buldan ilçesinde, sosyal medya üzerinden tanışarak 5 yıldır mutlu bir ilişki sürdüren çiftçilik mesleğini sürdüren Buldanlı Cemal Özen ile Rus asıllı Anna Sergeyv Ruskovva, geçtiğimiz günlerde düzenlenen düğünle dünya evine girdi. Sosyal medyadan tanıştıktan sonra birbirlerine aşık olan Anna ve Cemal, geçtiğimiz günlerde Rusya’nın Krasnodar şehrinde gerçekleşen törenle kıyılan nikahın ardından, Buldan’da düzenlenen düğünle hayatlarını birleştirdi.



Düğüne, gelinin Rusya’dan gelen çok sayıda yakını ile çiftin sevenleri ve dostları katıldı. Aşklarını sosyal medya aracılığıyla tanışarak pekiştiren Cemal ve Anna, bu özel günde büyük bir mutluluk yaşadı. Düğün boyunca, geleneksel Türk halk danslarının yanı sıra gelin Anna’nın sergilediği Harmandalı ve Sepetçioğlu oyunları büyük ilgi ve alkış topladı. Özellikle Anna’nın performansı, salondaki konuklar tarafından uzun süre alkışlandı.



Rus gelin Türk usulü düğünle dünya evine girdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne 28 Şubat mağduru Gülsevin Kuzu, o dönem yaşadıklarını anlattı Edirne’de yaşayan Gülsevin Kuzu, 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını anlattı. Kuzu, başörtüsü nedeniyle eğitim ve çalışma hayatında zorluklarla karşılaştığını belirtti. Ankara’da doğan 46 yaşındaki Gülsevin Kuzu, 28 Şubat dönemi sorası 1999 yılırnda Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okuduğunu belirterek, o yılları "inancın sorgulandığı, başörtüsünün suç gibi görüldüğü zamanlar" sözleriyle anlattı. Kuzu, okul ortamında dini kimliğe yönelik olumsuz söylemlerle karşılaştığını, bunun kendisini inancını araştırmaya yönelttiğini ifade etti. Yaptığı okumalar sonrasında başörtüsü takmaya karar verdiğini söyleyen Kuzu, bu tercihin o dönem çevresi tarafından "radikal" olarak değerlendirildiğini dile getirdi. 1997 sonrasında baskının arttığını belirten Kuzu, özellikle kamu kurumları ve eğitim alanında başörtülü kadınlara yönelik kısıtlamaların günlük hayatın parçası haline geldiğini ifade etti. Üniversite hastanelerinde başörtülü ziyaretçilerin içeri alınmadığını, askeri törenlerde bazı ailelerin törenlere katılamadığını gördüğünü belirten Kuzu, bu dönemi "baskının sıradanlaştığı yıllar" olarak nitelendirdi. Sınav günü yaşadığını bir olayı da paylaşan Kuzu, sınava yetişmesine yardımcı olan polislerin aksine sınav salonunda bir görevlinin başörtüsü nedeniyle işlem yapmak istediğini söyledi. Kuzu, yaşanan tartışmanın ardından sınava girmesine izin verildiğini ancak zaman kaybı yaşadığını söyledi. Eğitim sonrasında iş başvurularında da benzer engellerle karşılaştığını ifade eden Kuzu, başörtülü kadınların kamu görevine alınmasının o yıllarda çok zor olduğunu kaydetti. Bugünkü şartları geçmişle kıyaslayan Kuzu, "Şimdiki özgürlük ortamı o dönem için hayal bile edilemezdi" dedi. Elinde bulunan resmi bir belgeyi kamuoyuyla paylaşmak istediğini belirten Kuzu, geçmişte yaşananların hatırlanmasının toplumsal hafıza açısından önemli olduğunu vurguladı. Açıklamasının sonunda farklı inanç ve yaşam tarzlarına saygı çağrısı yapan Kuzu, "Artık herkesin birbirine saygı duyduğu bir ortam istiyoruz" ifadelerini kullandı.