EKONOMİ - 25 Temmuz 2024 Perşembe 09:37

Türkiye’nin biyogaza dayalı en büyük gübre üretim tesisi Ecofer, çiftçiye yerli ve yüzde 100 verimli gübre sunuyor

A
A
A
Türkiye’nin biyogaza dayalı en büyük gübre üretim tesisi Ecofer, çiftçiye yerli ve yüzde 100 verimli gübre sunuyor

Türkiye’de lisanslı güneş, biyogaz ve biyokütle enerji santrali portföyüne sahip tek enerji şirketi olan Ecogreen Enerji Holding A.Ş., “Ecofer” markasıyla ürettiği gübre ile ülke tarımına da katma değer oluşturuyor.



Ar-Ge ve laboratuvar çalışmalarını tamamlayan, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan tescil belgesini alan Ecofer Gübre, Ecogreen Enerji’nin Bursa - Karacabey, Manisa - Turgutlu ve Denizli - Honaz biyogaz enerji üretim tesislerinin temiz enerji üretimi sonrası oluşan çıktılarını işleyip, organik ve organomineral gübreye dönüştürmesini sağlayan son teknoloji fabrikalarıyla Türkiye çiftçilerine yerli ve yüzde 100 verimli gübre sunuyor.



Ecogreen Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Osman Uğurlu, pazara çıkan Ecofer Gübre için “Katma değeri yüksek, çiftçi kullanımı kolay, kuraklaşmayı azaltan, toprak ve ürün verimliliği ile rekoltesini arttıran yeni nesil organik ve organomineral gübreleri çiftçilerimizle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.



Türkiye’nin biyogaza dayalı en büyük gübre üretim tesisi olan Ecofer Gübre’nin yıllık 100 bin ton granül katı organomineral gübre ve 100 bin ton sıvı organomineral gübre üretimi potansiyeline sahip olduğunu belirten Osman Uğurlu, ülkeye böylesine stratejik öneme sahip bir yatırımı kazandırdıkları için duydukları mutluluğu ve gururu vurguladı.



“Ecofer Gübre, Türkiye’nin gübre pazarında iddialı bir kapasiteye sahip”


Ecofer Gübre tesislerinin saatte 12 ton granül organomineral gübre üretimi ile Türkiye’nin gübre pazarında iddialı bir kapasiteye sahip olduklarına işaret eden Ecogreen Enerji Gübre Grup Başkanı Şenol Bakkalbaşı ise “Holdingimiz özellikle yenilenebilir enerji ve yeşil enerji yatırımlarında çok hızlı aksiyon alma vizyonundadır. Enerji haricinde tarımsal üretimin daha organik, yerli ve milli olmasının ve de geri dönüşüm kaynaklarının kullanılmasının ülkemiz tarımına ciddi fayda sağlayacağı bilincindedir. Bu öngörüde yaklaşık 2 yıllık bir süre içerisinde biyogaz tesislerimizden gelen hammaddeler ile organomineral gübre tesisimizi kurmuş bulunmaktayız” diye konuştu.



“Ecofer sahte ürün ve yanlış üretimle mücadele edecek”


Katma değer oluşturmak için sadece katı organomineral gübre üretimiyle sınırlı kalmayacaklarının altını çizen Bakkalbaşı, şu bilgileri paylaştı:


“Çok yakında sıvı ve damlama organik, organomineral gübre tesisleri de devreye girecektir. Ecofer markasının gelecek vizyonunu, tüm süreçlerde teknoloji birleştirmektir. Tesisimizin en önemli özelliklerinden biri tam otomasyon bir üretim hattının bulunması ve bunun yanı sıra giren ve çıkan ürünlerin testlerinin en ileri teknolojiye sahip laboratuvarımızda anlık ve sürekli gerçekleşmesidir. Gübre kullanımı konusunda yılların deneyimini, yenilikçi anlayışıyla bir araya getiren bir ekibe sahip olan Ecofer, gübre sektörünün en büyük sıkıntılarından biri olan sahte ürün ve yanlış üretime karşı da mücadele etmeye ve gübre portföylerini tarımsal üretimin tüm süreçleri için uygun hale getirerek, bu sayede çiftçilerin üretimine yüzde 100 destek olmaya çalışmaktadır. Mevcutta Bakanlık tarafından tescilleri alınmış ürünlerimiz ağırlıklı olarak taban altı yani ekim öncesi toprak altına uygulanan açık arazi tüm tarımsal üretimler, devamında azotlu üst gübreleri içermektedir. Ancak 2025 yılının ilk çeyreği itibarı ile yeni tescillenecek ürünler ile tüm tarım ve peyzaj ürünlerinde kullanılabilecek ürün gamımız çiftçilerin destekçisi olacaktır”



Ecofer Gübre’nin bu yıl 20-23 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek dünyanın en önemli örtü altı tarım (seracılık) fuarı olan Antalya Growtech Tarım Fuarı’nda üreticiyle buluşacağını müjdeleyen Gübre Grup Başkanı Bakkalbaşı, sektörde 20. yılını doldururken ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlara gereken ürünlerin ne olduğunu bilerek vizyonlarını, ekiplerini ve gübrelerini çiftçilerle buluşturacak olmanın heyecanını yaşadıklarını kaydetti. Bakkalbaşı, üreticiyle yüz yüze buluşmak için de gün saydıklarını sözlerine ekledi.



Türkiye’nin biyogaza dayalı en büyük gübre üretim tesisi Ecofer, çiftçiye yerli ve yüzde 100 verimli gübre sunuyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul DAK/SAR’dan kurtarma tatbikatı Kalamış merkezli Denizde Gönüllü Arama ve Kurtarma (DAK/SAR) ekipleri, gerçekleştirdikleri kapsamlı gece eğitimi ve kurtarma tatbikatıyla olası acil durumlara karşı hazırlıklarını tazeledi. Gönüllülerin hep bir ağızdan okuduğu DAK/SAR Andı ile başlayan programda, senaryo gereği denize düşen kazazedeler ve batma tehlikesi geçiren tekneler başarılı operasyonlarla kurtarıldı. Denizciler Dayanışma Derneği (DDD) bünyesinde faaliyet gösteren DAK/SAR, İstanbul Kalamış açıklarında geniş katılımlı bir gece eğitimi ve kurtarma tatbikatı icra etti. Tüm gönüllülerin katılımıyla okunan DAK/SAR Andı’nın ardından başlayan tatbikatta, 6 kurtarma botu ve 45 gönüllü personel görev aldı. Tatbikat kapsamında ilk olarak Fenerbahçe ve Moda burunları açıklarında denize düşen kişilerin kurtarılmasına yönelik operasyonlar gerçekleştirildi. Termal kameraların kullanıldığı arama çalışmalarında kazazedeler denizden sağ çıkarılırken, senaryonun bir sonraki aşamasında su alarak batma tehlikesi yaşayan bir tekneye müdahale edildi. Telsizden yapılan çağrı ve işaret fişeklerinin ardından bölgeye intikal eden ekipler, personeli tahliye edilen ve batma tehlikesi geçiren tekneyi yedeğe alarak marinaya çekti. "25 yıldır bölgemizde denizde zorda kalan kişilere yardıma gidiyoruz " Tatbikatı değerlendiren DAK/SAR Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Aytaç, kurumun çeyrek asırlık tecrübesine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bu gece DAK/SAR denizde bir tatbikat gerçekleştirdi. Bu tatbikata 6 kurtarma botu ve 45 gönüllü personelimiz katıldı. DAK/SAR, Sahil Güvenliğin kendisine vermiş olduğu yetki sahasında denizde zorda kalanlara yardıma giden bir sivil toplum kuruluşudur. 300’e yakın gönüllümüz var. 25 yıldır bölgemizde denizde zorda kalan kişilere yardıma gidiyoruz. 4 binin üzerinde olaya gittik. Bu olaylarda; mesela yangın tehlikesi geçiren bir tekneden, batan bir tekneden veya kayalara oturmuş bir tekneden 622 canı kurtardık. Rakamla tabii ki övünüyoruz, artmasını istemiyoruz. Yaklaşık 1500 üzerindeki kişiye amatör denizcilik eğitimi vermiş bulunuyoruz. Bugünkü tatbikatta ise bir tekneden denize düşen kişileri botlarımız ayrı ayrı kurtardı. Daha sonra bir teknenin su aldığı ihbarını aldık. O tekneye yardıma gittik. Su alma artınca o tekne can salını denize atarak personelini tahliye etti. Batma tehlikesi geçirdiği için o yardım isteyen tekneye gidip o tekneyi yedeğine aldı ve marinasına doğru götürdü. Ve tatbikat başarıyla sona erdi."
Karaman Ismarlama terzilik tarihe karışıyor Karaman’da yarım asrı aşkın süredir terzilik mesleğini sürdüren Ali Yavuz, çırak yetişmemesi nedeniyle ısmarlama elbise sektörünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Karaman’da Fenari Mahallesi 39. Sokak üzerindeki dükkanında 58 yıldır iğne tutan 71 yaşındaki Ali Yavuz, mesleğe başlama serüvenini ve sektörün mevcut durumunu anlattı. İlkokulu bitirdikten sonra Karaman’da çıraklığa başladığını belirten Yavuz, mesleğin inceliklerini İstanbul Beyoğlu’nda öğrendiğini ifade etti. 1980 yılında Karaman’a dönerek kendi dükkanını açtığını kaydeden Yavuz, "Bu meslek sayesinde çocuklarımı okuttum, ev ve araba sahibi oldum. Ancak şu an en büyük sorunumuz çırak bulamamak. Bu sanat bitiyor, artık rağbet yok" dedi. "Beyoğlu’nda artistlere elbise dikerdik" Geçmiş yıllarda ısmarlama elbiseye olan ilginin çok yüksek olduğunu dile getiren Yavuz, "70-80’li yıllarda Beyoğlu’nda Salih Güney, Aytaç Arman ve Fikret Hakan gibi isimlere elbise dikerdik. Eskiden bayramlardan iki ay önce iş almayı bırakırdık, yedi sekiz kalfam vardı. Şimdilerde ise konfeksiyon ürünleri ısmarlamayı bitirme noktasına getirdi. Temiz bir meslek ama artık kazancı az. Yine dünyaya gelsem yine bu mesleği seçerdim ama bizden sonra usta yetişmiyor" diye konuştu. "Ismarlama diken sadece 4 kişi kaldık" Ali Yavuz’un kalfalarından olan ve 45 yıldır aynı mesleği icra eden 58 yaşındaki Atilla Hızal ise Karaman genelinde ısmarlama takım elbise diken usta sayısının bir elin parmaklarını geçmediğini vurguladı. Hızal, "Karaman’da 120 terzi var ancak ısmarlama takım elbise yapan sadece 4 kişi kaldık. Bizler son kalfalarız. Bizden sonra bu işi devam ettirecek kimse gelmiyor. Kalfa da yetişmiyor, çırak da. Maalesef bizden sonra ısmarlama elbiseler tarihe karışacak" ifadelerini kullandı.
Hatay Canını hiçe sayan hayvanseverin ağır hasarlı binadan köpeği kurtardığı anlar kamerada Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde hayvansever İbrahim Göçer’in yıkımı yapılacak 5 katlı ağır hasarlı binada mahsur kalan köpeği canı pahasına kurtardığı anlar cep telefonu kamerasına yansıdı. Kahramanmaraş merkezli depremlerde ağır hasar alan Hatay’da mahkeme süreci tamamlanan binalarda yıkım işlemleri devam ediyor. Yıkım işlemlerinin devam ettiği kentte sokakta yaşayan hayvanlar ise dondurucu soğuklarda ağır hasarlı binalara sığınıyor. Kırıkhan ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’nde 5 katlı ağır hasarlı binanın 5. katında bir köpeğin mahsur kaldığı fark edildi. Çevredeki vatandaşların haber vermesi üzerine 34 yaşındaki hayvansever İbrahim Göçer, binaya girerek köpeği canı pahasına kurtardı. Ağır hasarlı binadan kurtardığı köpeği güvenli bölgeye götüren Göçer’in hayvanları kurtardığı anlarsa cep telefonu kamerasına yansıdı. Kurtarılan köpek tedavisinin ardından doğal yaşam alanına bırakıldı. "Ağır hasarlı binaya girdik, köpeği bir şekilde aldık, aşağıya indirdik ve doğal ortamına bıraktık" Canını hiçe sayarak 5 katlı ağır hasarlı binaya girerek mahsur kalan köpeği kurtaran hayvansever İbrahim Göçer, "Vatandaşlardan bize ihbar geldi, ağır hasarlı binanın 5. katında köpeğin kaldığını ihbar ettiler. 5 katlı bina çok ağır hasarlı yıkılmayı bekliyordu. Binaya çıktık, merdivenler de çok yıkılmıştı. Binaya girdik ve baktığımızda 5. katta köpek orada duruyordu. Ondan girip köpeği bir şekilde aldık, aşağıya indirdik ve doğal ortamına bıraktık. Şu an Hatay’ın her tarafında böyle ağır hasarlı binalarda olunca insanlar bizlere ulaşıyor. Bizler gelip bu canlıları burada kurtarıyoruz. Yağmurlu havalarda ve soğuklarda korunmak için giriyor. Binaya girip kaldığı sürece aşağı inemiyorlar. Aşağı inemedikleri için aç susuz kalıyorlar. Kırıkhan’da bunu çok yaşadık. Allah’a dua ederek girdim. İnsanlardan dua bekledik ve buradaki ablalarımız ve abilerimiz hepsi dua etti. Gönüllü bir abiyle birlikte yukarı çıktık. Köpeğimizi düzgün bir şekilde aldık ve aşağıya indirdik. Sağlığında bir sorun yoktu ve korkak olduğu için zaten direkt elimizden kaçtı gitti" ifadelerini kullandı.