GÜNDEM - 09 Mayıs 2026 Cumartesi 11:31

Anneler Günü’nde cilt kanseri annenin sessiz çığlığı

A
A
A
Anneler Günü’nde cilt kanseri annenin sessiz çığlığı

Yaklaşık 10 yıl önce yakalandığı cilt kanseri nedeniyle görme kabiliyetini yitiren Remziye Akgün, şiddet gördüğü eşinden boşandıktan sonra 4 kızıyla hayata tutunuyor. Yüksek maliyetli tedavisini karşılayamayan anne, kızlarına güçlü görünmek için hastalığını saklamaya çalışıyor.


Anneler Günü yaklaşırken, Remziye Akgün’ün hikayesi fedakarlığın ve direncin en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 10 yıl önce cilt kanserine yakalanan Akgün, hastalığın ilerlemesi sonucu görme kabiliyetini kaybetti. Hayatındaki zorluklar bununla da sınırlı kalmadı. 8 yıl önce, uyuşturucu madde kullandığını ve kendisine şiddet uyguladığını belirttiği eşinden boşanarak 7, 8.5, 11 ve 13 yaşlarındaki 4 kızıyla birlikte yeni bir yaşam kurdu. Zorlu hayat mücadelesini tek başına sürdüren anne, çocuklarına hem annelik hem babalık yaparken, diğer yandan ağır bir hastalıkla mücadele ediyor. Tedavisi için kullanması gereken ve her biri yaklaşık 170 bin TL olan iğnelerden 5 ile 7 doz alması gereken Akgün, maddi imkansızlıklar nedeniyle bu tedaviye ulaşamıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 4 kızını devlet korumasındaki yuvalara yerleştirmek isterken, Akgün ve destekçisi ablası buna izin vermedi. Ablasının desteği ile çocuklarına bakan Akgün, vasi olarak ablasını gösterdi ve çocuklarını tekrardan yanına aldı.


Tüm yaşadıklarına rağmen çocuklarına güçlü görünmeye çalışan Remziye Akgün, hastalığının etkilerini onlardan gizlemeye çalışıyor. "Onlar üzülmesin diye elimden geleni yapıyorum" diyen anne, Anneler Günü’nde en büyük isteğinin sağlığına kavuşarak kızlarıyla birlikte daha umut dolu bir hayat sürmek olduğunu söyledi. Akgün, "Yıllar önce şiddetli geçimsizlik vardı. Eşim madde bağımlısıydı. Maalesef birçok şiddet ve buna benzer psikolojik şiddet olsun, yeri gelir fiziki şiddet olsun çok kötü şeyler yaşadım. Bunun üzerine tabii gidecek bir evim de yoktu. Hırpalandık çoluk çocuğumla. Sığınma evinde, ev değişikliği, buna benzer birçok şey yaşadım. Üstüne bir de cilt kanseri hastasıyım. Xeroderma pigmentosum çok özel bir hastalık. Gözlerimi de kaybettim, 9 yıl oldu. Çoluk çocuğumla yaşam mücadelesi veriyorum. Maalesef omuzumdaki yük oldukça ağır. Bugünkü şartlarda dördüncü evre kanser hastasıyım ve ileri evredir. Hastalığım çok özel bir hastalık. Bazı hayırseverler tarafından birkaç dozu karşılandı. Ancak 2 yılın üzerine çıkacak şekilde benim bu tedaviyi görmem lazım. Kemoterapi, radyoterapi, cerrahi müdahaleler yapıldı. Fakat bu tip tedavi yöntemleriyle olacak gibi değil. Tek amacım, tek umudum, tek şeyim çoluk çocuğuma sağlıklı bir şekilde bakabilmek, onları büyütebilmek. Gözler görmese de yine de her türlü Rabbime şükürler olsun. Ben ve ablam şu an yanımda destekçim. Çocuklarımıza bir şekilde güzel şeyler yaşatmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.


Çocuklarının yuvaya konulmak istemesine çok üzüldüğünü ve ablasının fedakarlığını anlatan Akgün, 5 ile 7 doz arasındaki iğneyi kullanamadığı için cildinin kızlarının gözünün önünde eridiğini ve çocukları için çok üzüldüğünü, aslında kendisi için istemediğini çocuklarının üzülmesine dayanamadığını ifade ederek sözlerine şöyle devam etti:


"Benim gözlerim görmüyor. Ve ben ileri evre hasta olduğum için sosyal hizmetler tarafından "Çocuklarınızı yuvaya almamız gerekiyor, yeteri derecede bakamıyorsunuz" dediler bana. Yaklaşık bir ay boyunca evrak düzenledik. Ancak ablamın vasi olması üzerine bu durduruldu. Allah’ıma şükürler olsun. Ben zaten yıllardır, yemin ettim, söz verdim. Ben eşimden ayrıldığım gün bile buna yemin ettim. Ben sürüne sürüne de olsa bu çocuklarıma her şekilde bakacağıma yemin ettim. Ve elhamdülillah ben onlara baktığımda gayet iyi düşünüyorum. Şimdi benim ilacı kullanmam gerekiyor. Fakat ben sosyal yardımla geçimimi sağlayan biriyim. Ne yazık ki görme engelli ve kanser hastası olduğum için de iş göremez haldeyim. Ancak her bir dozum 170 bin TL ve ben bunu karşılayamıyorum. İmkansız. 5-7 arası kullanmam gereken doz sayım vardır. Bunu bütün yüreğimle ve gönlümle söylüyorum. Allah rızası için güzel insanlardan, yüreği güzel insanlardan ben destek bekliyorum."


Ömür Delal Varol ise, annesinin sağlıklı olmasını istediğini dile getirdi. Varol, "Annem bize çok iyi bakabiliyor. Her ihtiyacımızı karşılayabiliyor. Tek dileğimiz annemin iğnelerinin toplanması ve annemin sağlığına ulaşması" dedi.



Anneler Günü’nde cilt kanseri annenin sessiz çığlığı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum ER-VAK Kadın Komisyonu’ndan anlamlı konferans Erzurum Kalkınma Vakfı (ER-VAK) Kadın Komisyonu tarafından düzenlenen "Safahatın Işığında İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoy" konulu konferans, Adalet Bakanlığı Hüseyin Turgut Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirildi. Konferansta konuşmacı olarak yer alan Prof. Dr. Muhsine Börekçi, İstiklal Marşı’nın tarihi, edebi ve kültürel yönlerini ele aldı. Börekçi, istiklal marşlarının geçmiş ile geleceği bir arada tutan ve ortak kimlik oluşturan önemli metinler olduğunu belirterek, Türk İstiklal Marşı’nın milli kimliği en güçlü şekilde yansıtan eserlerden biri olduğunu ifade etti. İstiklal Marşı’nın "Korkma!" sözüyle başladığını hatırlatan Börekçi, marşın tamamının bu hitabın nedenini açıklayan bir içerik taşıdığına dikkat çekti. Marşın Türk milletinin tarihî ve inanç köklerine dayandığını vurgulayan Börekçi, Mehmet Akif Ersoy’un "Tek dişi kalmış medeniyet" ifadesiyle, maneviyattan yoksun maddi gücü eleştirdiğini söyledi. Börekçi, "medeniyet denen" ile "medeniyet olan" arasındaki farkın İstiklal Marşı’nda açıkça ortaya konulduğunu belirterek, manadan yoksun medeniyetin zalim, maddeden yoksun medeniyetin ise zayıf olduğunu, gerçek medeniyetin ise her iki unsuru da barındırması gerektiğini dile getirdi. Konuşmasında İstiklal Marşı’nın kabul sürecine de değinen Börekçi, 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından 724 şiir arasından seçilen eserin dört kez okunduğunu ve milletvekillerinin marşı ayakta dinlediğini aktardı. Börekçi ayrıca, Mustafa Kemal Atatürk’ün marşta en beğendiği bölümün "Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet / Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal" dizeleri olduğunu ifade etti. İstiklal Marşı’nın diğer marşlardan farklı olarak şiir formatında yazıldığına dikkat çeken Börekçi, marşın hem milli mücadele sürecinin ürünü olduğunu hem de milletin karakterinden hareketle bağımsızlığı bir hak olarak meşrulaştırdığını söyledi. Programın sonunda, Adalet Bakanlığı Hüseyin Turgut Eğitim Merkezi Başkanı Hakim İrfan Alper tarafından Prof. Dr. Muhsine Börekçi’ye plaket takdim edildi. Alper, konferansın oldukça verimli geçtiğini belirterek, Börekçi’ye ve ER-VAK Kadın Komisyonu Başkanı Nuran Çelenk’e teşekkür etti ve benzer programların devamını temenni ettiklerini söyledi.
Kars Kars’ta zeka dolu rekabet: 400 öğrenci akıl oyunlarında yarıştı Kars’ta, "3. Akıl ve Zeka Oyunları İl Turnuvası", öğrencilerin kıyasıya mücadelesine sahne oldu. Kars Valiliği himayelerinde yürütülen ve eğitimde kaliteyi artırmayı hedefleyen Kars’ta Akılcı Fikirlerle Kaliteyi Artırma Stratejileri (KAFKAS) Projesi’nin alt projelerinden biri olan "Akıl Küpü Projesi" kapsamında düzenlenen turnuva yoğun katılımla gerçekleştirildi. İsmail Aytemiz Spor ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen programa, Kars Valisi Ziya Polat ile AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın başta olmak üzere çok sayıda protokol üyesi, öğretmen, öğrenci ve veli katıldı. Kent genelindeki 76 okuldan ilkokul ve ortaokul düzeyinde toplam 400 öğrencinin katıldığı turnuvada öğrenciler; strateji geliştirme, hızlı düşünme, problem çözme ve analitik becerilerini ortaya koydukları 10 farklı kategoride yarıştı. Büyük heyecana sahne olan organizasyonda öğrenciler hem eğlendi hem de zihinsel yeteneklerini sergileme fırsatı buldu. Turnuva boyunca öğrencilerin sergilediği performans takdir toplarken, danışman öğretmenler ve aileler de çocukların başarısını yakından takip etti. Yarışmalarda dereceye girerek birinci olan öğrenciler, Konya’da düzenlenecek olan 8. Akıl ve Zeka Oyunları Türkiye Şampiyonası’nda Kars’ı temsil etme hakkı kazandı. Programda konuşan Vali Ziya Polat, çocukların akademik başarısının yanında düşünme, analiz etme ve strateji geliştirme becerilerinin de önem taşıdığına dikkat çekerek, bu tür organizasyonların öğrencilerin kişisel gelişimine büyük katkı sunduğunu ifade etti. Eğitime yönelik projelerin kararlılıkla sürdürüleceğini belirten Polat, öğrencilerin başarılarıyla gurur duyduklarını söyledi. Milletvekili Adem Çalkın ise turnuvaya katılan tüm öğrencileri tebrik ederek, Kars’ın eğitim alanında her geçen gün daha başarılı çalışmalara imza attığını belirtti. Çalkın, öğrencilerin Türkiye Şampiyonası’nda da önemli dereceler elde edeceklerine inandığını ifade etti. Kars 3. Akıl ve Zeka Oyunları İl Turnuvası sonunda organizasyona katkı sunan öğretmenlere, hakemlere ve emeği geçen herkese teşekkür edilirken, öğrencilerin ortaya koyduğu başarı ve heyecanın eğitim camiasına moral verdiği vurgulandı.
Manisa Salihli’de çiftçiye kritik uyarı: Buğday tarlalarında ilaçlama yapmayın Salihli Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan uyarıda faydalı böceklerin çoğalma döneminde olunduğunu belirterek, buğday tarlalarında görülen yaprak biti ve süne erginleri için kesinlikle kimyasal mücadele yapılmaması gerektiğini vurguladı. Manisa’nın Salihli ilçesindeki Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, hububat alanlarında süne zararlısına yönelik arazi takip ve kontrollerini aralıksız sürdürüyor. Yapılan incelemelerde süne yumurtalarında parazitlenme oranının oldukça yüksek olduğu belirtilirken, üreticilere önemli uyarılarda bulunuldu. Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri faydalı böceklerin çoğalma döneminde olunduğunu belirterek, buğday tarlalarında görülen yaprak biti ve süne erginleri için kesinlikle kimyasal mücadele yapılmaması gerektiğini vurguladı. Entegre mücadele anlayışı kapsamında yürütülen çalışmalarda, kimyasal mücadele uygulanacak alanların belirlenebilmesi amacıyla farklı sürvey çalışmaları gerçekleştiriliyor. Bu kapsamda kışlak, kaba, kıymetlendirme, yumurta parazitoit ve nimf sürveyleri yapılarak süne popülasyonu detaylı şekilde takip ediliyor. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, sünenin kışlaktaki yoğunluğunu ve salgın riskini belirlemek amacıyla "Kışlak Sürveyi", ilkbaharda mücadele alanlarını tespit etmek için "Kaba Sürvey", kışlamış ergin yoğunluğunu ölçmek amacıyla "Kıymetlendirme Sürveyi", parazitlenmenin yüksek olduğu bölgeleri mücadele dışı bırakmak için "Yumurta Parazitoit Sürveyi" ve kimyasal mücadele uygulanacak alanları belirlemek amacıyla "Nimf Sürveyi" çalışmalarının yürütüldüğü ifade edildi. Yetkililer, üreticilerin gereksiz ilaçlama yapmaktan kaçınmaları ve teknik personelin yönlendirmelerine göre hareket etmeleri gerektiğini belirtti.