ÇEVRE - 20 Ocak 2026 Salı 10:42

DBB’den Hevsel ve On Gözlü Köprü açıklaması

A
A
A
DBB’den Hevsel ve On Gözlü Köprü açıklaması

Diyarbakır Kent Konseyi, 32. Olağan Genel Kurulunu 24 Ocakta Hevsel Bahçeleri ve On Gözlü Köprünün korunması gündemiyle toplayacak.


Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, kentin tarihi ve yaşam alanlarının gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmalarını sürdürürken, bu alanların korunması için de mücadele ediyor. Son yıllarda kentte ekolojik yıkım ve talanın gözle görülür biçimde arttığına dikkat çekilirken, Hevsel Bahçeleri ve On Gözlü Köprü çevresinde yapılaşma ve ranta karşı mücadele eden Büyükşehir Belediyesi, bu alanın korunması için attığı adımları her geçen gün büyütüyor. Diyarbakır Kent Konseyi 32. Olağan Genel Kurulu, bu kapsamda kentte son dönemde artan izinsiz yapılaşmalar ve işgaller gündemiyle 24 Ocak Cumartesi günü toplanacak. Özellikle Hevsel Bahçeleri ve tarihi On Gözlü Köprü çevresinde yoğunlaşan plansız yapılaşmaların kent dokusuna verdiği zarar, konseyin öncelikli gündem maddeleri arasında yer alacak. Ekolojik yıkımın gündemde olduğu bu süreçte, konunun kentin ana gündemi haline gelmesi gerektiğini vurgulayan akademisyen ve doğa savunucusu Zeki Kanay, Hevsel Bahçeleri ve Dicle Nehrinin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hevsel Bahçeleri ve Dicle Nehri’nin dünyada eşi benzeri olmadığını belirten Kanay, söz konusu alanın antik bir yerleşim yeri olduğuna dikkat çekti. Hevsel Bahçelerinin Yukarı Mezopotamya topraklarında yer aldığını ifade eden Kanay, bahçenin tarihinin 2 bin 600 yıl öncesine dayandığını ve Asur kitâbelerinde bu bahçeden söz edildiğini aktardı. Dünyada bu kadar eski olup günümüze kadar varlığını sürdürebilmiş başka bir bahçe bulunmadığını vurgulayan Kanay, alanın tarihine dair şu bilgileri paylaştı:


’’Bundan bin yıl önce, Mervaniler döneminde Nasır-ı Hüsrev Diyarbakır’a gelir ve şöyle der: ‘Arabistan, Acemistan ve Türkistan’ı gezdim, buralarda Diyarbakır Kalesi gibi bir kaleyi ne gördüm ne de duydum.’ Ayrıca Ulu Cami’de Selçuklu döneminden kalma bir Hevsel Bahçeleri kitabesi bulunur, tarihi 1241’dir. Yine Evliya Çelebi, bu bahçelerden bahsederken burayı ‘Aden Bahçesi’ yani ‘Cennet Bahçesi’ olarak adlandırır."


1970’li yıllara kadar Diyarbakır halkının geçimini bu bahçelerden sağladığını ifade eden Kanay, "O dönemde Sur içinde de 12 eski bahçe bulunmaktaydı. Kaynaklara göre Hevsel’de tam 107 bahçenin adı geçmektedir. Küçük çiftçiler bu alanlara yerleşmiş ve parça parça ekim yapmışlardır. Bu bahçelerden yılda iki kez ürün alındığı bilinmektedir" dedi.


Hevsel Bahçelerinin 2015 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine alındığını hatırlatan Kanay, "O andan itibaren Hevsel sadece bizim değil, tüm dünyanın mirası haline geldi. Hevsel Bahçeleri ve Dicle Vadisi, bu ülke, Mezopotamya ve dünya için onur duyulacak yerlerdir" ifadelerini kullandı.



DBB’den Hevsel ve On Gözlü Köprü açıklaması

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara İletişim Başkanı Duran: "Kamu diplomasisi iletişimin silah gibi kullanıldığı bir çağda çok kritik" İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Kamu diplomasisi artık iletişimin bir silah gibi kullanıldığı bir çağda çok daha kritik. Biz Türkiye olarak, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde güvenli ve etkili iletişim ekosistemleri oluşturuyor, dezenformasyonla mücadele ediyoruz" dedi. İletişim Başkanı Duran sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bugün Kamu Diplomasisi Koordinasyon Kurulu’nun 6. toplantısını gerçekleştirdik. Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Kamu diplomasisi artık iletişimin bir silah gibi kullanıldığı bir çağda çok daha kritik. Biz Türkiye olarak, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde güvenli ve etkili iletişim ekosistemleri oluşturuyor, dezenformasyonla mücadele ediyoruz" ifadelerini kullandı. Barış ve istikrarın korunmasına katkı sağlanmasını vurgulayan Duran, "Temiz bir ekosistem kurmak ve risklere karşı tedbir almak zorundayız. Bunu bölgemizde ve dünyada etkili kılmak için toplumun tüm kesimleriyle, sporculardan sanatçılara, diplomatlardan sivil aktörlere kadar iş birliği yapıyoruz. Coğrafi ve tarihî konumumuz bize hem fırsat hem sınama sunuyor. İsrail’in Gazze’deki saldırıları, Rusya-Ukrayna Savaşı, Afganistan-Pakistan gerilimi gibi krizlerde Türkiye aktif rol oynayarak barış ve istikrarın korunmasına katkı sağlamaya çalışıyor. Savunma sanayimizden kültür ve medya alanındaki çalışmalarımıza kadar her unsur kamu diplomasisinin gücüne katkı sağlıyor" dedi. Kamu Diplomasi Stratejisi Belgesi ve Kamu Diplomasisi İzleme Sistemi ile alakalı bilgi veren İletişim Başkanı Duran, şunları kaydetti: "Türkiye’nin hikayesini kendi değerlerimizden yola çıkarak, evrensel bir dille anlatmak ve dünyada figüran olmayıp aktif rol almak zorundayız. 2024-2029 Türkiye Kamu Diplomasi Stratejisi Belgesi ile stratejik iletişim, dijitalleşme ve dezenformasyonla mücadelede yol haritamızı belirledik. ‘Türkiye, Türkiye’den büyüktür.’ mottosuyla sadece hak ve menfaatlerimizi savunmakla kalmıyor, barış, istikrar ve adaleti önceleyen söylemlerimizi uluslararası alanda güçlendiriyoruz. Afet ve kriz bölgelerindeki insani yardım faaliyetlerimiz, görsel işitsel anlatılar aracılığıyla küresel dolaşıma giren dizi sektörümüz, sinema, gastronomi bütün bunların hepsi kamu diplomasi alanında bize önemli girdiler, katkılar olarak ortaya çıkmaktadır. Strateji belgesi doğrultusunda Kamu Diplomasisi İzleme Sistemini (KADİZ) hayata geçirdik. Bu bütün kamu kurum ve kuruluşlarımızın yaptığı çalışmaları takip eden kamu hizmetlerinin dijitalleşmesi anlayışı üzerine inşa edilmiş bir mekanizmadır. KADİZ ile 139 ülkede faaliyetlerimizi fiilen hayata geçiriyor ve sonuçları izleyip analiz edebiliyoruz."
Ankara Bakan Uraloğlu: "Teşkilatımızın, 186. yılında ‘Bak Postacı Geliyor’ filmini seyretmiş olmaktan mutluluk duydum" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Teşkilatımızın, 186. yılında ‘Bak Postacı Geliyor’ filmini seyretmiş olmaktan, o ana tanıklık tanıklık etmiş olmaktan gerçekten mutluluk duydum" dedi. Ankara’da ‘Bak Postacı Geliyor’ filminin özel gösterimi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) Tarihi Salon’da gerçekleştirildi. PTT A.Ş.’nin katkılarıyla gerçekleştirilen gösterimde, dönemin toplumsal yapısı ve insan ilişkileri sinema diliyle ele alınırken, postacılık mesleğinin özveri ve fedakarlık gerektiren yönleri ön plana çıkarıldı. Filmin, posta teşkilatının tüm hatıralarını yansıttığını ifade eden Bakan Uraloğlu, "Osmanlı’dan kalan teşkilatımızın ve aynı zamanda cumhuriyetimizin bütün zamanlarına şahitlik etmiş posta teşkilatımızın, 186. yılında ‘Bak Postacı Geliyor’ filmini seyretmiş olmaktan, o ana tanıklık tanıklık etmiş olmaktan gerçekten mutluluk duydum. Film 60’lı, 70’li, yılların gününü, hatıralarını bize yansıttı. Ben yaş olarak bunların hepsini gerçekten yaşadım. Oradaki radyo markalarından tutun, bütün temalara kadar çok iyi şekilde işlenmiş. Elbette en önemlisi gerçek bir hayat hikayesinin yaşamış olan postacı Osman amcamızın mektuplarından tutun, yaşadığı hikayeyi bugüne ancak bu kadar güzel bir şekilde yansıtılabilirdi. Bunun için yapımcısından, senaristine ve oyuncularına kadar ben huzurlarınızda teşekkür ediyorum. PTT’nin 186. yılında, bu filmi önemli bir belge olarak, önemli bir anı olarak hep beraber bırakmış olduk. Duygulandım ve sinema kültürümüze ve özellikle yerli sinema kültürümüze de bu vesileyle PTT olarak da destek verdiğimizi düşünüyorum. Filmden sonra şu kanaate vardım; birazcık daha desteklememizde fayda var. Bundan sonra inşallah birazcık daha desteklemeye devam edeceğiz" açıklamalarında bulundu. Gösterime, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, PTT Genel Müdürü Hakan Gülten ve filmin yapımcısı, yönetmeni, oyuncuları ve çok sayıda sanatsever katıldı.