KÜLTÜR SANAT - 07 Kasım 2025 Cuma 10:53

Defineciler tarafından parçalara ayrılmak istenen 1800 yıllık ’Kibele heykeli’ İçkale Müzesinde sergileniyor

A
A
A
Defineciler tarafından parçalara ayrılmak istenen 1800 yıllık ’Kibele heykeli’ İçkale Müzesinde sergileniyor

Diyarbakır Müzesinin "Medeniyetler Yolu" Projesi kapsamında, defineciler tarafından parçalara ayrılmak istenirken jandarma tarafından kurtarılan ardından 1935 yılında Şanlıurfa’dan getirilen, kireç taşından yapılmış olan 1800 yıllık Kibele heykeli, restore edilerek müze bahçesinde sergilenmeye başlandı.


1934 yılında kurulan ve Türkiye’nin en eski müzelerinden biri olan Diyarbakır Müzesi, "Medeniyetler Yolu" Projesiyle depolarında bulunan eserleri ziyaretçilerin ilgisine sunmaya devam ediyor. Proje kapsamında dokuz heykel müze bahçesinde yerini aldı. Bu eserlerden biri de 1935’te Şanlıurfa’dan müzeye getirilen, Kibele’yi tasvir ettiği düşünülen 1800 yıllık kireç taşı heykeli. Heykel, müzeye getirildikten sonra restoratörler tarafından yapılan titiz çalışmalar sonucunda baş kısmı gövdesine birleştirilerek yeniden bütün hale getirildi. Eser, Medeniyetler Yolu" Projesi kapsamında müze bahçesinde ziyarete açıldı.



Defineciler parçalara ayırmak istemiş


Diyarbakır Müze Müdür Vekili Müjdat Gizligöl, heykelin geçmişte defineciler tarafından çalınmak istenirken üç parçaya ayrılmak üzere kesilmeye çalışıldığını, ancak jandarma ekiplerinin müdahalesiyle kurtarıldığını belirtti. Gizligöl, Medeniyetler Yolu Projesi çerçevesinde 9 heykeli müze bahçesinde sergilemeye başladıklarını aktardı. Gizligöl, "Bu heykellerden biri, 1935 yılında Şanlıurfa’dan müzemize getirilen kireç taşından yapılmış çok değerli bir eserdir. Diyarbakır Müzesi, 1934 yılında kurulduğu için Türkiye’nin en eski müzelerinden biridir. Kuruluş döneminde, bölgedeki tek müze olma özelliğini taşımaktadır. O yıllarda Şanlıurfa, Elazığ, Malatya, Bingöl ve Mardin gibi çevre illerde henüz müze bulunmadığından, Diyarbakır Müzesi aynı zamanda bölge müzesi olarak da görev yapmıştır. Bu nedenle çevre illerden, gerek kazılar gerekse kaçakçılık olayları sonucunda ele geçirilen tarihi eserler müzemize getirilmiştir. Bu eserlerden biri de 1935 yılında Urfa’dan getirilen, oldukça nadide bir heykeldir. "Medeniyetler Yolu" Projemiz kapsamında bu eseri de bahçemizde sergilemeye başladık. Heykel kireç taşından yapılmıştır. Ancak, eserin geçmişinde üzücü bir olay yaşanmıştır. Kültür varlıklarına zarar veren defineciler veya kaçakçılar tarafından bulunmuş ve çalınmak amacıyla parçalara ayrılmaya çalışılmıştır. Heykelin arka kısmında, bu parçalama girişimine dair iki iz bulunmaktadır. Kaçakçılar, ilk aşamada baş kısmını kesmiş, ikinci kısma geçtikleri sırada ise jandarma tarafından yakalanmışlardır. Böylece eser tamamen tahrip olmadan kurtarılmış ve 1935 yılında müzemize getirilmiştir. Heykelin baş kısmı gövdeden ayrı olduğu için, restoratörlerimiz titiz bir çalışma yürütmüş ve heykeli başarıyla birleştirmiştir. Bugün eserimiz, Medeniyetler Yolu Projemiz kapsamında bahçemizde bütün haliyle sergilenmektedir" dedi.



Kökeni Neolitik Döneme dayanıyor


Eserin, Şanlıurfa taşından yapılmış dikdörtgen formda bir heykel olduğunu dile getiren Gizligöl, şu ifadeleri kullandı:


’’Derin, yuvarlak bir nişin içinde kadın figürü yer almaktadır. Bu figürün yüksek ihtimalle Kibele olduğu düşünülmektedir. Kibele’nin diğer örnekleriyle karşılaştırıldığında bu figürün onlarla büyük benzerlik gösterdiği görülmektedir. Figürün ön kısmında, iki çocuk figürü bulunmaktadır; kollar göbek hizasında birleşmiş şekilde tasvir edilmiştir. Ne yazık ki figürlerin yüz kısımları tahrip olduğundan, çocuklar hakkında ayrıntılı bilgiye sahip değiliz. Kibele kültü, kökeni Neolitik Döneme uzanan çok eski bir inanç sistemine aittir. Bu kültün en erken örnekleri Çatalhöyük’te görülmektedir. Neolitik dönemden günümüze kadar hemen her uygarlıkta ve bölgede figür olarak karşımıza çıkmaktadır. Birçok medeniyet ve imparatorlukta Kibele ya da ona benzer figürler görülür. Son olarak, tüm vatandaşlarımıza kültür varlıkları konusunda duyarlı olmaları çağrısında bulunmak istiyoruz. Herhangi bir yerde kültür varlığına rastlanması durumunda, en yakın müzeye bilgi verilmesi büyük önem taşımaktadır."



Defineciler tarafından parçalara ayrılmak istenen 1800 yıllık ’Kibele heykeli’ İçkale Müzesinde sergileniyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Patlama sesleri gelen gecekondu bahçesinde çıkan yangın yan binaya sıçradı Eskişehir’de bir gecekondunun bahçesinden gelen patlama seslerinin ardından çıkan yangın yan binaya sıçradı. Alevler, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürüldü. Olay, Hayriye Mahallesi Ulutaş Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, bahse konu sokak üzerindeki bir gecekondu bahçesinden gelen patlama seslerinin ardından yangın çıktı. Büyüyen yangın gecekondunun yanına bulunan binaya da sıçradı. Paniğe kapılan vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Ekipler yangının sıçradığı binayı boşaltıp, sokağa giriş çıkışı engelleyerek güvenlik tedbirlerini aldı. İtfaiye ekiplerinin çalışmasıyla yangın söndürüldü. Ayrıca alevlerin sıçradığı binada yaşayan M.G. dumandan etkilenerek hastaneye kaldırıldı. Şahsın sağlığının iyi olduğu belirlendi. Yangını söndürme çalışmalarına polis de dahil oldu Öte yandan olay yerinde bulunan bir polis memurunun da alevlere müdahale ettiği görüldü. Yoğun dumanın içerisinde kalarak itfaiye hortumlarını yönlendiren ve tahliye çalışmalarına destek veren polis, facianın büyümesini engelledi. "Yangın nedeniyle dairemin aralığa bakan camları ve pimapenleri zarar gördü" Metin Gülcü isimli vatandaş, "Yangın alt katlarda, muhtemelen garajda veya yan taraftaki hurdacıda başladı. Bahçedeki ağaç çok eski olduğu için alevler adeta bir baca gibi yukarıya, çatıya kadar ulaştı. Ben yanan yerin hemen üzerindeki dördüncü katta oturuyorum. Yangın nedeniyle dairemin aralığa bakan camları zarar gördü" dedi.
Mersin Silifke’de sezonun ilk üzümü hasat edildi, kilosu 600 TL’den ihraç edildi Mersin’in Silifke ilçesinde sezonun ilk örtü altı üzüm hasadı gerçekleştirildi. Atakent Mahallesi’nde üretici Mustafa Sak’a ait 6 dönümlük seradan toplanan Yalova incisi cinsi üzümler, kilosu 600 liradan Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine ihraç edildi. Silifke’de yılın ilk üzüm hasadı Atakent Mahallesi’nde yapıldı. Örtü altında yetiştirilen üzümlerin kesimine başlanırken üretici Mustafa Sak, sezonun bereketli geçmesini temenni etti. Hasat sırasında açıklamalarda bulunan Sak, "Silifke’de üzümde ilk hasadı gerçekleştirdik. Hayırlı, uğurlu ve bereketli olmasını diliyorum" dedi. 6 dönümlük serasında üretim yaptığını belirten Sak, yaklaşık 17 ton rekolte beklediklerini ifade ederek, "Örtü altı üzüm yetiştiriciliği yapıyorum. Bu yıl 6 dönümden 17 ton ürün bekliyoruz. Türkiye’de ilk hasat burada yapılıyor. Ürünlerimiz iç piyasanın yanı sıra Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine gönderiliyor. Fiyatlardan memnunuz" diye konuştu. Ziraat Mühendisi Deniz Gürbüz ise turfanda üzüm üretiminde Mersin’in önemli bir merkez olduğunu belirterek, "Turfanda üzüm denildiğinde Silifke, Erdemli ve Mezitli ilçeleri öne çıkıyor. Önceleri küçük alanlarda yapılan üretim, bugün Mersin genelinde yaklaşık 2 bin 500 dönüme ulaştı. Yıllık üretim ise 8-10 bin ton civarında. Ürünler Rusya başta olmak üzere Arap ülkeleri ve kısmen Avrupa’ya ihraç ediliyor" dedi. Gürbüz, fiyatlara da değinerek, iç piyasada üreticiden 300-350 TL’ye çıkan üzümün tüketiciye 500-600 TL arasında ulaştığını, ihracatta ise kilogram fiyatının 600 TL’ye kadar çıktığını kaydetti. Öte yandan Silifke’de üzüm üretiminin özellikle Uzuncaburç Mahallesi ile Göksu Vadisi’ndeki Keben, Sabak, Karakaya, Kargıcak, Evkafçiftliği, Gündüzler ve Kepez mahallelerinde yoğun olarak yapıldığı bildirildi.