TEKNOLOJİ - 08 Mayıs 2026 Cuma 14:01

DicleFest Şanlıurfa için geri sayım başladı

A
A
A
DicleFest Şanlıurfa için geri sayım başladı

Dicle Elektrik, enerji, bilim, teknoloji ve eğlenceyi tek bir alanda buluşturan DicleFest Şanlıurfa için sayılı günler kaldı.


Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde altı ilde sürdürülebilirlik odaklı elektrik dağıtım hizmeti veren Dicle Elektrik, enerjinin geleceğine dair farkındalığı artırmak ve çocuklar ile gençleri bilim, teknoloji ve verimlilik odağında üretmeye teşvik etmek amacıyla DicleFest’i bu kez Şanlıurfa’ya taşıyor. 14-17 Mayıs tarihleri arasında Topçu Meydanı’nda gerçekleştirilecek DicleFest Şanlıurfa, enerji deneyim alanlarından teknoloji tanıtımlarına, çocuklara yönelik etkinliklerden konserlere kadar geniş içerikleriyle ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor.



"Geleceğin enerjisini sen tasarla"


DicleFest kapsamında bu yıl ilk kez düzenlenen proje yarışması "Geleceğin Enerjisini Sen Tasarla" temasıyla öğrencileri enerji, sürdürülebilirlik ve verimlilik alanlarında yenilikçi fikirler üretmeye davet etti. Batman, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak’tan yoğun ilgi gören yarışmada lise ve üniversite öğrencileri ekipler halinde yarışırken yapılan değerlendirmeler sonucunda 4 kategoride 14 proje finale kaldı. Finalist ekipler, festival boyunca 3 gün süreyle projelerini DicleFest alanında sergileyerek ziyaretçilerle buluşturacak. DicleFest yarışmaları yalnızca lise ve üniversite öğrencileriyle sınırlı kalmayacak. Festival kapsamında ilkokul öğrencilerinin katıldığı resim yarışması ile ortaokul öğrencilerine yönelik hikâye yarışmasının sonuçları da Şanlıurfa’da açıklanacak. Böylece çocuklar ve gençler enerji tasarrufu, verimlilik, sürdürülebilirlik ve çevre bilinci gibi konuları kendi hayal dünyaları ve üretkenlikleriyle yorumlama fırsatı bulacak.



Şanlıurfa’da enerji, teknoloji ve festival coşkusu bir arada


DicleFest Şanlıurfa, 14-17 Mayıs tarihleri arasında Topçu Meydanı’nda her yaştan ziyaretçiye açık olacak. Festival alanında enerji deneyim istasyonları, teknoloji tanıtımları, çocuklara ve gençlere yönelik interaktif etkinlikler, proje sergileri ve konserler yer alacak. Dicle Elektrik, DicleFest ile hizmet verdiği şehirlerde enerji bilincini artırmayı, gençlerin yenilikçi fikirlerini desteklemeyi ve toplumun tüm kesimlerini sürdürülebilir gelecek vizyonu etrafında buluşturmayı hedefliyor.



DicleFest Şanlıurfa için geri sayım başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Uzmanlardan ‘hantavirüs’ açıklaması: "Bulaştırıcılığı Covid kadar değil" Sağlık Bakanlığı Türkiye’de pozitif hantavirüs vakası tespit edilmediğini açıklarken dünya gündemine oturan virüse ilişkin konuşan Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Funda Timurkaynak, "Gemideki bazı kişilerin 24 Nisan’da ayrıldığı ifade ediliyor. Türkiye dahil bu vakaların mutlaka karantinada olup topluma en azından 6 hafta karışmayıp bulgular açısından yakın takip edilmeleri uygun olur, bir şey olmaz diyemeyiz. İnsandan insana bulaş riski var. Salgın, herkesin endişesi bu, virüsün bulaştırıcılığı bir Covid ya da grip kadar değil. Bu virüse özgü antiviral tedavi yok, ağır bir viral hastalık, akciğer tutulumu yüzde 30-40 gibi bir ölüm oranıyla seyrediyor" dedi. Arjantin’den yola çıkan "MV Hondius" isimli gemiyle gündeme gelen hantavirüs "Salgın mı?" endişesini oluştururken Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, konuyla ilgili açıklama yaptı. Tedros Adhanom Ghebreyesus, ölümle anılan virüse ilişkin "8 vakadan 5’i hantavirüs olarak doğrulandı, diğer 3’ü ise şüpheli" ifadelerini kullanırken hastalığın ciddi olmasına rağmen halk sağlığı açısından risk seviyesinin düşük olarak değerlendirildiğini belirtti. DSÖ tarafından Türkiye dahil 12 ülkeye bilgilendirme yapılan hantavirüs konusunda Memorial Bahçelievler Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Funda Timurkaynak de bilgi verdi. Prof. Dr. Timurkaynak, gemiden inen yolcuların 6 haftalık kuluçka süresi boyunca topluma karışmaması gerektiğini söylerken Arjantin’de bir düğünde yakın temas yoluyla bulaşın olduğu bilgisini verdi. "Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir" Öte yandan Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada sürecin titizlikle takip edildiği vurgulanırken, "Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir. Vatandaşlarımızın yalnızca resmi makamlar tarafından yapılan açıklamaları dikkate almaları, kamuoyunda dolaşıma giren doğrulanmamış bilgilere karşı dikkatli olmaları önem arz etmektedir. Bakanlığımız, halk sağlığını tehdit edebilecek her türlü bulaşıcı hastalığa karşı tarama, önleme, kontrol ve izleme çalışmalarını ilgili tüm birimleriyle kesintisiz şekilde sürdürmektedir" denildi. "Ağır bir viral hastalık, akciğer tutulumu yüzde 30-40 gibi bir ölüm oranıyla seyrediyor" ‘Virüs kemirgenler aracılığıyla bulaşıyor’ diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Funda Timurkaynak, "Kemirgenlerin idrar, dışkıları ya da dışkısının kontamine olduğu havanın solunması sırasında bulaşabiliyor. Bir türü var, şu anda salgından da sorumlu olan; Andes. Bu insandan insana bulaşabilen nadir bir alt türü. Avrupa’da ve Güney Amerika’da farklı klinik tablolarla seyrediyor. Arjantin’de kalkan gemide görülen salgındaki türü akciğer tutulumuyla giden, ateş, kas, eklem, baş ağrısı sanki bir grip başlangıcı gibi olup daha sonra akciğer tutulumu, yetmezlik, solunum sıkıntısı ve akciğerin deyim yerindeyse iflas etmesi ile sonuçlanan bir hastalık tablosu yapıyor. Avrupa’da ve Asya’da görülen formunda ise yine grip benzeri tabloyla başlamakla beraber böbrekleri tuttuğunu, yetmezlik ile gittiğini, diyaliz gerektirecek kadar böbrek fonksiyonlarını bozduğunu biliyoruz. Bu virüse özgü antiviral tedavi yok, böbrek tutulumu için kullanılan antiviral ilaç olmakla birlikte şu anda akciğer tutulumu için antiviral tedavimiz yok. Ağır bir viral hastalık, akciğer tutulumu yüzde 30-40 gibi bir ölüm oranıyla seyrediyor. Avrupa’da ve Asya’da görülen böbrek tutulumuyla giden daha iyi seyirli, yüzde 1 ila 15 gibi bir ölümden söz ediliyor. Solunum destek ihtiyacına hemen başlanması önemli. Bu vakalar bir gemide oldukları için böyle bir tıbbi yardım alamamışlardır muhtemelen ve bu hasta grupları genellikle ileri yaş dolayısıyla bütün bunlar hastalığın daha ağır geçmesine katkıda bulunuyor" dedi. "Arjantin’de düğünde bildirilen bir salgın var" ‘Kuluçka süresi 6 haftaya kadar uzayabildiği için hastaların mutlaka izolasyonda olmaları lazım’ diyen Prof. Dr. Timurkaynak, "Örneğin; Amerika’da Teksas‘taki olgular karantinaya alınmış ve semptomları şu an için yok ama takip ediliyor. En az 6 hafta izolasyonda kalıp temas edecek olanların maskeyle hastaların yanına girmesi, el hijyeni gibi kişisel hijyen şartlarına kurallarına çok ciddi uyum gösterilmesi gerektiriyor. Arjantin’de bir düğünde bildirilen salgın var, yan yana oturan insanların virüsü aldığına dair elimizde bilgiler var. Yakın ve uzun süreli temastan mutlaka kaçınılması gerekiyor. Destek tedavinin erken, hızlıca başlanması hayat kurtarıcı olabilir, sıvı takviyeleri, solunum desteği gibi desteklerle hastalar takip ediliyor. Erken başvuru önemli. Kas, eklem, baş ağrısı gibi her türlü viral hastalıkta görebileceğimiz bulgular olduğu için hızlıca testlerinin istenmesi gerekiyor. Gemideki bazı kişilerin 24 Nisan’da ülkelerine ayrıldığı ifade ediliyor, Yeni Zelanda Amerika Türkiye dahil dolayısıyla bu vakaların mutlaka karantinada olup çok yakın izlenmesi gerekiyor" şeklinde konuştu. "Çok ciddi bir takip gerektiriyor ki yangını olduğu yerde söndürelim" Kemirgenlerle ilişkili alanlar veya salgısını bırakabileceği noktalarda yapılacak temizliğine yönelik konuşan Prof. Dr. Timurkaynak sözlerine şöyle devam etti: "Bu tür yerlerin temizliği sırasında toz oluşturan değil ıslak temizlik yapılması lazım çünkü havaya karışan damlacıkların solunmasıyla da virüs ne yazık ki alınabiliyor. Gıdaların kapalı ve bu kemirgenlerin ulaşamayacağı şekilde saklanması çok önemli. Hem vektör kontrolü hem vektörün dışkılarının bulaşabileceği ortamların çok iyi ve ıslak şekilde temizliğinin yapılması gerekir. Salgın, herkesin endişesi bu, virüsün bulaştırıcılığı bir Covid ya da grip virüsününki kadar değil. Mutasyona uğramıyor olması bir artı çünkü Covid‘de her seferinde yeni bir mutantla salgının alevlendiğini gördük. Dünya Sağlık Örgütü tarafından şu anda pandemi beklenmediğine ilişkin çok net bir mesaj verildi, vakalarla ilgili bilgi verildi, ülkeler uyarıldı. Temaslılarının takibi, yani bu kişi uçakla geliyor, o uçaktaki herkesin takibi semptom açısından oldukça önemli, çok ciddi bir takip gerektiriyor ki bu yangını olduğu yerde söndürelim." "En azından 6 hafta topluma karışmamalı, bir şey olmaz diyemeyiz" Hastalığın tanı sürecine yönelik bilgiler veren Prof. Dr. Timurkaynak, "Halk Sağlığı Viroloji laboratuvarımızda bu testler yapılıyor, antikor bakıyoruz, vücudunda virüse karşı antikor gelişmiş mi? Bir de PCR testi, kanda virüs miktarına bakarak hastalığın tanısı konuyor. Maske, mesafe gibi kişisel koruyucu önlemlerin alınması oldukça önemli. Covid bitti ama viral enfeksiyonlarla dansımız bitmedi. Çift, Arjantin’de kuş gözlemi yapıyor, gemiye biniyor. Eşi ve kendisi hastalanıyor, şu an koruyucu bir aşısı yok. Vakalar daha fazla da olabilir çünkü her hastada aynı şekilde seyretmiyor. Bu hastaların yoğun bakımda izlenmesi, solunumun çok iyi desteklenmesi gerekiyor. İnsandan insana bulaş riski var. Bu nedenle topluma en azından 6 hafta karışmayıp bulgular açısından yakın takip edilmeleri uygun olur, bir şey olmaz diyemeyiz. Yaşlı, altta yatan hastalığı olan hastalar ve de geç bir tablo, geç başvuru söz konusu olduğunda tıbbi destek doğal olarak azalıyor" diye konuştu.
Gaziantep GTB’den bakliyat sektörüne yönelik saha incelemesi ve bölgesel istişare programı Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) tarafından bakliyat sektörüne yönelik düzenlenen bölgesel sektör istişare ve teknik inceleme programı kapsamında, sektörde faaliyet gösteren GTB üyeleri, Diyarbakır, Mardin, Kızıltepe, Viranşehir ve Ceylanpınar’da çeşitli temas ve saha incelemelerinde bulundu. GTB Meclis Üyesi Ali Yılmaz, 2 No’lu Meslek Komitesi üyeleri ve sektör temsilcisi borsa üyelerinin yer aldığı programda; kırmızı mercimek üretim alanları, hasat öncesi ürün gelişim süreçleri, ekili alanlardaki mevcut durum, verimlilik beklentileri ve piyasa dinamikleri yerinde değerlendirildi. Program kapsamında ilk olarak Diyarbakır Ticaret Borsası ziyaret edilerek Yönetim Kurulu Başkanı Engin Yeşil ile bir araya gelindi. Görüşmede; bakliyat sektörüne ilişkin güncel gelişmeler, mercimek üretiminde yaşanan süreçler, üretim planlaması, piyasa yapısı ve bölgesel tarıma yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Ayrıca bölgedeki üretim kapasitesi, ürün ticaretine yönelik uygulamalar ve sektörün mevcut durumu hakkında karşılıklı görüş alışverişi gerçekleştirildi. Programın devamında sektör temsilcileri Kızıltepe Ticaret Borsası’nı ziyaret ederek Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin ile bir araya geldi. Görüşmelerde özellikle Türkiye’nin kırmızı mercimek üretimindeki önemli merkezlerinden biri olan Mardin Ovası’ndaki üretim süreçleri ele alınırken, bölgedeki ekili alanlarda teknik incelemeler gerçekleştirildi. GTB heyeti, Mardin Ovası’ndaki mercimek tarlalarında yaptığı saha incelemelerinde ise; ürün çıkışları, bitki gelişim durumu, hasat öncesi verim beklentileri, iklim şartlarının üretime etkileri ve üretim süreçlerine ilişkin teknik değerlendirmelerde bulundu. İncelemeler sırasında çiftçiler, tüccarlar ve sektör temsilcileriyle bir araya gelinerek piyasa beklentileri, üretim maliyetleri ve yeni sezon öngörüleri üzerine istişareler yapıldı. Program kapsamında ayrıca Kızıltepe Zahireciler Derneği ziyaret edilirken, Ceylanpınar ve Viranşehir’de faaliyet gösteren üretici ve tüccarlarla da bir araya gelinerek bölgedeki tarımsal üretim yapısı ve ürün piyasalarına ilişkin değerlendirmeler gerçekleştirildi. GTB Yönetim Kurulu Başkanı Başkanı Mehmet Akıncı, gerçekleştirilen programın sektör açısından önemli kazanımlar sunduğunu belirterek, tarımsal ticaretin sağlıklı şekilde sürdürülebilmesi adına üretici, tüccar ve sanayici arasındaki iletişim ve koordinasyonun büyük önem taşıdığını söyledi. Akıncı, "Tarım sektöründe doğru planlama yapabilmek için üretim sahasını yerinde görmek, üretici ve sektör temsilcileriyle birebir temas kurmak büyük önem taşıyor. Gerçekleştirdiğimiz bu programlarla hem ürün piyasalarındaki güncel durumu yerinde değerlendiriyor hem de sektörün beklenti ve ihtiyaçlarını doğrudan sahadan dinleme fırsatı buluyoruz. Üreticiden sanayiciye, tüccardan ihracatçıya kadar tüm paydaşların ortak akılla hareket etmesi, sürdürülebilir tarımsal üretim ve ticaret açısından büyük önem arz ediyor" dedi.
Samsun YÖK Genel Sekreteri Aksoy’dan ODTÜ değerlendirmesi: "İdeolojiler gözünüzü kör etmesin" Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Genel Sekreteri Batıkan Aksoy, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde(ODTÜ) yaşanan olaylara ilişkin öğrencilere birlik ve sağduyu çağrısında bulundu. Aksoy, gençlerin ideolojik ayrışmalar üzerinden kutuplaştırılmak istendiğini belirterek, "İdeolojiler sizin gözünüzü kör etmesin. İdeolojilerin hiçbiri sizin sevmenizden ve bir arada olmanızdan kıymetli değil. Bunlar sizin içine çekilmek istendiğiniz tuzağın bir parçası. Bunların dışında duracağız. Böyle bir kutuplaşma yok. Bu bir hayal" dedi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Samsun İl Temsilciliği iş birliğinde gençlerin akademik ve entelektüel gelişimine katkı sunmak amacıyla ‘Küresel İktidar’ konulu ihtisas akademi programı düzenlendi. YÖK Genel Sekreteri Batıkan Aksoy’un katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte güncel küresel gelişmeler üzerine değerlendirmeler yapıldı. Protokol konuşmalarının ardından konuşan Batıkan Aksoy, uzun bir sunumun ardından öğrencilerden gelen soruları cevapladı. Dün ODTÜ’de gençler arasında yaşanan olaylara da değinen Aksoy, gençlerin ideolojiler ile karşı karşıya getirilip birbirlerinden uzaklaştırıldığına dikkat çekti. "İdeolojiler sizin gözünüzü kör etmesin" Sorular üzerine ODTÜ’deki olaylara değinen YÖK Genel Sekreteri Batıkan Aksoy, "Biz aydına ‘münevver’ diyoruz. Aydınlanan ve çevresini de aydınlatan demek. Bir aydın sadece seküler olmak zorunda değildir. Kültürel iktidar meselesi gerilimli ve sürekli yer değiştiren bir mücadelenin eseri. Sürekli bir devinim ve akış içerisindedir. Bu karşılıklı mücadele ve akış seni daha iyi bir üretim yapmaya getiriyorsa milletlerin de ileri gitmesinin motoru olur. Birbiriyle çatışan iki kutup düşüncesine katılmıyorum. Saygı varsa, başkasının düşüncesi seni sadece düşünce olduğu için rahatsız etmiyorsa ortada bir çatışma yok. Bugün gençler kendilerinin itilmek istendiği bu tuzaktan kendilerini çekip kurtarmalılar. Dün Ankara’da ODTÜ’de benzer şeyler yaşadık. Aynı jenerasyona sahip iki gencin birbirinden ne farkı olabilir? Aynı kaygıları duyan, dünyaya benzer telaşlarla bakan, benzer keyifleri alan iki özne ne konuda anlaşamayabilir? İdeolojiler sizin gözünüzü kör etmesin. İdeolojilerin hiçbiri sizin sevmenizden ve bir arada olmanızdan kıymetli değil. Bu kutuplaşmayı aslında zihinlerinizde ve eylemlerinizde üreten ne yazık ki yine sizlersiniz, dün ODTÜ’deki kardeşlerimiz. İkisi de kardeşlerimiz. Temel değerlerde uzlaşacağız. Bayrakta uzlaşacağız, bunun tartışması yok. Mukaddes değerlerde uzlaşacağız. ‘Herkes dindar olsun’ kastetmiyorum. Herkes dindarlığa da dinsizliğe de saygılı olsun. Bir başkasını zorlamasın, bu konuda dayatmada bulunmasın. Biz de Cumhurbaşkanımız da bunu istiyor. Milletimiz de bunu istiyor. Bunlar sizin içine çekilmek istendiğiniz tuzağın bir parçası. Bunların dışında duracağız. Böyle bir kutuplaşma yok. Bu bir hayal. Eğer sen karşındakini sadece düşüncesinden ötürü yargılamıyorsan ve dışlamıyorsan ortada bir kutuplaşma yoktur. Eğer yapıyorsan kendimizi düzelteceğiz" diye konuştu. "YÖK önceden askere brifing veriyordu, şimdi öğrencileri dinliyor" 1990’lı yıllarda askerin YÖK üzerinde baskılı olduğunu ve yönlendirdiğini ifade eden YÖK Genel Sekreteri Aksoy, "YÖK şu anda bugün gençlerin ayağına geliyor. Değişim, yeni vizyon bu. Artık YÖK size gelip dinliyor. Sizin gibi düşünüyor ve dertlerinize merhem olmaya çalışıyor. Artık eski Türkiye’ye dönüş yok. Bunu bir siyasi söylem olarak söylemiyorum. Eski Türkiye’nin kapıları kapandı. Düzen ne olursa olsun, konjonktür ne olursa olsun eski Türkiye’ye dönmek isteyenler karşılarında sadece bir duvar bulacaklar. Yeni YÖK’ün vizyonu askerlere brifing veren değil, gelip gençlere brifing veren, gençlerin düşüncelerini ve arzularını dinleyen YÖK’tür. Bundan sonra da böyle olacaktır" şeklinde konuştu. Rektör Aydın: "Lider Ülke Türkiye hedefi doğrultusunda çaba sarf etmeyi milli bir vazife şeklinde görmekteyiz" Programda konuşan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın ise "Dijitalleşmenin hız kazandığı çağımızda kültürel üretim; sinemadan edebiyata, akademiden sosyal medyaya dek geniş bir sahada etkisini göstermektedir. Dolayısıyla kültürel bağımsızlığın korunması; yerli düşüncenin, özgün sanat anlayışının ve nitelikli akademik üretimin desteklenmesiyle mümkündür. Ondokuz Mayıs Üniversitesi olarak bizler de milli ve manevi değerlerini evrensel bilgiyle buluşturabilen; düşünen, üreten ve kültürel özgüveni yüksek bireyler yetiştirmeyi ve Lider Ülke Türkiye hedefi doğrultusunda çaba sarf etmeyi milli bir vazife şeklinde görmekteyiz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret buyurduğu üzere ‘Günümüzün ihtiyaçlarıyla yeniden yorumlayarak kültürümüzü ihya etmek, ayağa kaldırmak, geleceğe taşımak’ bizlere yüklenmiş en anlamlı sorumluluklardandır" ifadelerini kullandı. Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe ayrıca TÜGVA Genel Merkez Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Karagüzel, öğretim üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Samsun İş Sanat Anadolu Sergileri, Çarşamba’da İş Sanat Anadolu Sergileri’nin "İlk Adım 107. Yılında" başlıklı yeni seçkisi, 16-17 Mayıs tarihlerinde İş Bankası Çarşamba Şubesi’nde ziyarete açılıyor. Anadolu Sergileri, Milli Mücadele’yi başlatan tarihi adımın yıldönümünde, Samsun’da anlamlı bir buluşmaya imza atıyor. İş Sanat Anadolu Sergileri’nin "İlk Adım 107. Yılında" başlıklı yeni seçkisi, 16-17 Mayıs tarihlerinde İş Bankası Çarşamba Şubesi’nde ziyarete açılıyor. Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndan seçilen ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz hatırasına odaklanan eserler, farklı dönemlerden sanatçılarımızın kalbindeki ortak minnet duygusunu yansıtıyor. "İlk Adım 107. Yılında" sergisi Feyhaman Duran, Nusret Karaca, Ziya Duru, Ayetullah Sümer ve Rahmi Pehlivanlı gibi Türk resim sanatının önde gelen isimlerinin yanı sıra genç sanatçılarımızdan Emirhan Bıçakcı’nın Atatürk portrelerini ve tarihsel kompozisyonlarını bir araya getiriyor. Mehmet Aksoy ve Şadi Çalık gibi ustaların heykel ve rölyeflerinin de yer aldığı seçkide, Eldeniz Babayev’in Atatürk’ün 1927’de İş Bankalıları selamladığı anı betimleyen eseri de izleyicilerle buluşuyor. Sergi, Milli Mücadele’nin ilk kıvılcımının parladığı ve bağımsızlığa giden kararlı yolun açıldığı Samsun’un tarihi atmosferini, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın coşkusuyla birleştiriyor. Ortak kültürel miras bugünün kuşaklarıyla bir arada Anadolu Sergileri, estetik nitelikleriyle olduğu kadar, tarihsel ve kültürel tanıklıklarıyla da büyük bir önem taşıyan sanat eserlerinin Türkiye’nin her köşesinde erişilebilir olmasını amaçlıyor. İş Bankası şubelerini geçici sanat mekânlarına dönüştüren sergiler, çocuk atölyeleri ve uzman sanat tarihçilerinin anlatımıyla destekleniyor. Temmuz 2025’te Çal ilçesindeki seçkiyle başlayan Anadolu Sergileri, Milas, Gelibolu, Kocatepe, Antakya, Midyat, Edremit, İznik, Pozcu, Lüleburgaz ve Amasra’da farklı seçkileri sanatseverlere sundu. Proje, Mercury Excellence Awards, MarCom, Sardis, Toplumsal Fayda ve İstanbul Marketing Awards gibi önemli platformlarda çeşitli ödüllere layık görüldü. Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin öğrenme programlarının düzenli faaliyetlerinden biri olan ve sanatseverlerin yoğun ilgisiyle karşılanan Anadolu Sergileri, ortak kültürel mirası doğduğu topraklarda bugünün kuşaklarıyla buluşturmayı sürdürecek.
Antalya Antalya Büyükşehir davasında ara karar: Muhittin ve Gökhan Böcek’e tutukluluğa devam, Fazlı Ateş’e tahliye Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de bulunduğu 41 sanığın yargılandığı davada mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Heyet, tutuklu sanıklar Muhittin Böcek ve Mustafa Gökhan Böcek’in tutukluluk hallerinin devamına, Fazlı Ateş’in ise tahliyesine karar verdi. Heyet ayrıca, suçtan zarar gören bazı isimler ile tutuksuz sanık Serkan T. yönünden "rüşvet" suçunun oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi için Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti. Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik "rüşvet" ve "yolsuzluk" soruşturması kapsamında açılan davanın görülmesine Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Toplantı Salonu’nda görülen duruşmanın dördüncü gününde, tutuklu sanıklar Muhittin Böcek, Mustafa Gökhan Böcek ve Fazlı Ateş müdafileriyle birlikte savunma yaptı. Sanık ve müdafi savunmalarının tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti, ara kararını açıklamak üzere duruşmaya ara verdi. Verilen aranın ardından mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Savcılık ara mütalaasını açıklamıştı Davanın önceki oturumunda savcılık ara mütalaasını açıklamıştı. Savcılık, tutuklu sanık Fazlı Ateş’in tahliyesini, sanıklar Muhittin Böcek ve Mustafa Gökhan Böcek’in tutukluluk hallerinin devamını talep etmişti. Savcılık ayrıca adli kontrol şartıyla serbest olan sanıkların adli kontrollerinin devamını istemişti. "Belediyemi hiçbir zaman kamu zararına uğratmadım" Ara karar öncesinde savunma yapan tutuklu sanık Muhittin Böcek, hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini belirterek tahliyesini talep etti. Böcek, "Özetle, iddianame ile şahsıma yöneltilen hiçbir suçlamanın oluşmadığı gün gibi ortaya çıktığı kanaatindeyim. Gelinen aşama itibarıyla tahliyemi talep ediyorum. Belediyemi hiçbir zaman kamu zararına uğratmadım" dedi. Cep telefonunun şifresini devlete ve adliyeye güvendiği için tereddüt etmeden verdiğini söyleyen Böcek, özel hayatına ilişkin bilgilerin gündeme getirilmesine tepki gösterdi. Böcek, "Ben devletime, milletime ve adliyemize güvendiğimiz için hiç tereddüt etmeden cep telefonumun şifresini verdim. Bu nasıl oluyor? Bunu Sayın Bakanımıza da yazacağım. Akın Gürlek Bakanımız 86 milyonun bakanı olacağını söyledi. Ondan da bu konuda ricada bulunacağım. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanın ailesi var, çocukları var, torunu var, özel hayatı var. Bunlarla ilgili çok üzgünüm, kızgınım ve kırgınım" diye konuştu. "Aleyhte olan hususları kabul etmiyorum" Tutuklu sanık Mustafa Gökhan Böcek de savunmasında aleyhindeki hususları kabul etmediğini belirtti. Böcek, "Avukatım açıklamada bulunacak. Aleyhte olan hususları kabul etmiyorum. Tahliyemi istiyorum" ifadelerini kullandı. Mustafa Gökhan Böcek’in avukatı ise dosyada müvekkili yönünden somut zorlama bulunmadığını, kamu görevlisi olmayan bir kişinin irtikap suçu işlemesinin mümkün olmadığını savunarak tahliye talebinde bulundu. "Savcının mütalaasına katılıyorum" Tutuklu sanık Fazlı Ateş de savcılığın ara mütalaasına katıldığını belirterek tahliye talebinde bulundu. Ateş, "Sayın savcımın mütalaasına katılıyorum, tahliyemi istiyorum" dedi. Sanık ve müdafi savunmalarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Muhittin Böcek, Mustafa Gökhan Böcek ve Fazlı Ateş’in tutukluluk durumlarını değerlendirdi. Heyet, Muhittin Böcek ve Mustafa Gökhan Böcek’in tutukluluk hallerinin devamına, Fazlı Ateş’in ise tahliyesine karar verdi. Mahkeme heyeti ayrıca, suçtan zarar gören Cengiz G’nın dinlenmesine hükmetti. Heyet, suçtan zarar gören Yusuf Y., Bülent Ç., Mete Y., Berkan G., Ali A., Mehmet S. A., Taner A., Mehmet A. K., Hakan I., Ramazan K., Sezgin K., Demir D., Emin H., Muvakkaf E., İbrahim T., Fikret B. ve 9’uncu eylem yönünden tutuksuz yargılanan sanık Serkan T. hakkında "rüşvet" suçunun oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi için gereğinin takdir ve ifası amacıyla Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.