ASAYİŞ - 28 Ekim 2025 Salı 13:15

Diyarbakır’da cinayet zanlısının, kadını öldürdüğü yere 7 kez gittiği ortaya çıktı

A
A
A
Diyarbakır’da cinayet zanlısının, kadını öldürdüğü yere 7 kez gittiği ortaya çıktı

Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde 10 yıl önce 27 yaşındaki Gülizar Bingöl’ü öldüren zanlı Mehmet Biroğlu’nun, olayın ardından cesedin bulunduğu mağaraya 7 kez gittiği ortaya çıktı.


Çermik’te 9 Ağustos 2015’te kırsaldaki bir mağarada cesedi yakılmış halde bulunan ve kimsesizler mezarlığına defnedilen kadının öldürülmesine ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında, İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ve Kriminal Şube Müdürlüğü ile Çermik İlçe Jandarma Komutanlığı’nca özel ekip oluşturuldu. Özel ekip tarafından yürütülen çalışmalarla 10 yıl sonra aydınlatılan cinayetle ilgili tutuklanan şüpheli Mehmet Biroğlu’nun (42) cinayetin ardından olay yerine 7 kez gittiği daraltılmış baz çalışmasıyla belirlendi.


Daraltılmış baz çalışmasına ilişkin 3 yeminli bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, Ergani ilçe merkezi, Çermik ilçesi girişi ve çıkışı ile Gülizar Bingöl’ün cesedinin bulunduğu Petekkaya Mahallesi’ndeki mağara içinde ve çevresinde ana baz, yan baz ve ara bazların tespit edildiği kaydedildi. Raporda, şunlar yer aldı:


"Cep telefonunun verdiği baz sinyaline göre şüpheli Mehmet Biroğlu’nun 13 Temmuz 2015’te İzmir’den Diyarbakır’a geldiği belirlendi. Ailesinin Gülizar için kayıp ihbarında bulunduğu 29 Temmuz 2015’te saat 09.46 ve saat 10.07 sıralarında Biroğlu’nun Elazığ’ın Maden ilçesinden aşağıya doğru olan bölge civarında telefonunun baz verdiği, bu görüşmeden sonra telefonun kapandığı ya da kapatıldığı belirlendi. Telefon 31 Temmuz 2015’te saat 09.43 sıralarında İzmir’de açıldı ve yaklaşık 3 gün boyunca kapalı kaldı. Bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu değerlendirilmektedir. Şüphelinin telefonu, 12 Ocak 2016’da saat 21.56, 14 Ocak 2016’da 22.40, 15 Ocak 2016’da 18.15, 16 Ocak 2016’da 17.15 ve 17.26, 17 Ocak 2016’da 21.21, 18 Ocak 2016’da 18.15, 20 Ocak 2016’da ise 20.30 sıralarında maktul Gülizar Bingöl’ün cesedinin bulunduğu bölge ve civarında baz verdiği değerlendirilmektedir."


Raporda ayrıca Mehmet Biroğlu’nun kullandığı telefonun Gülizar Bingöl’ün kaybolmadan önce 19 Ocak 2015’te saat 16.22’de de cesedin bulunduğu bölgede baz verdiği yer aldı.


Biroğlu, jandarma ve savcılıkta verdiği ifadelerde, Gülizar Bingöl’ün kalp hastası olduğunu, kendisini, ailesinin de bilgisi dahilinde 3-4 kez hastaneye götürdüğünü söyledi. Gülizar Bingöl ile herhangi bir gönül ilişkisi olmadığını belirten Biroğlu, "Kaybolduğu gün de kendisiyle telefonda görüştüm ancak buluşmadım. Çermik’in Petekkaya Mahallesi kırsalındaki kayalık bölgeye gitmedim. Cesedin bulunduğu yeri yeni öğrendim ve kesinlikle öldürmedim. Cinayet sonrası kesinlikle olay yerine gitmedim. Kullandığım cep telefonumun olay yerinde verdiği baz sinyal bilgisi tespitine bir diyeceğim yoktur" dedi.


"Telefon HTS incelemelerine göre, Gülizar ile daha önce sık sık, yaklaşık 1,5 ayda bin 27 kez telefonla görüştüğü, kaybolduğunun öğrenilmesinden sonra ise hiç arama yapmadığının" sorulması üzerine Biroğlu, şunları ifade etti:


"Gülizar beni hep arıyordu, normal konuşuyorduk. Çocuğum olmadığı için evlenmek istiyordum, bana kız bulmaya çalışıyordu. Telefonda bana Gülizar’ın kaybolduğu haberini veren kişilerin ona ulaşamadığını bildirdikleri için arama gereği duymadım. En son benimle görüştü ama Gülizar’ın başına ne geldiğini bilmiyorum. Olay günü Ergani ilçesinde Gülizar, tanımadığım bir numaradan beni aradı, ’sana bir kız ayarladım, üç yoldan yukarıya doğru gel’ dedi. Bahsettiği yere doğru gittim, 15-20 dakika bekledim. Kimse gelmeyince İzmir’e gitmek için Diyarbakır’a geldim. Sonrasında Gülizar ile herhangi bir irtibatım olmadı. Telefonumun kapanmasının nedeni şarjının bitmesi olabilir. İzmir’e gittiğimde telefonumu şarja taktığımı hatırlamıyorum."


Gülizar Bingöl’ün eşi H.B. ise ifadesinde, Mehmet Biroğlu’nun üvey ablasının oğlu olduğunu, kaybolduğu gün eşini saat 09.00 ile 10.00 arasında arayıp küfrettiğini ileri sürerek, telefonu kapattıktan sonra bir daha kendisine ulaşamadığını aktardı. Şüpheli Mehmet Biroğlu’nun eski eşi F.A. da ifadesinde, "Gülizar, eski eşim Mehmet’in aracına binerdi ve hastaneye giderlerdi. Samimilerdi ancak aralarında gönül ilişkisi olduğunu bilmiyorum. Mehmet telefonla sürekli görüşürdü ama kiminle konuştuğunu ve mesajlaştığını bilmiyorum. Gülizar kaybolduğu gün Mehmet çanta hazırlayıp evden çıktı ancak birkaç gün sonra eve geri döndü" dedi.


Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma dosyası, "yetkisizlik kararı" ile Ergani Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Kararda şu ifadeler kaydedildi:


"Dosya şüphelisi Mehmet Biroğlu, Gülizar Bingöl’ü cesedini olay mahallinde bulunan balta ile yok etmeye çalışmıştır. Şüpheli daha sonra cesedi yakmak suretiyle yok etmeye yönelik eylemlerine devam etmiştir. Olayın üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen herhangi bir pişmanlık bulgusu göstermeksizin tasarlamak suretiyle Gülizar Bingöl’ü öldürmüştür. Daraltılmış baz çalışmasıyla da şüphelinin olay yerine daha sonra defalarca gittiği tespit edilmiştir. Şikayetçinin başvurusuna konu olayın cereyan ettiği yerin yargı çevremizin dışında bulunduğu anlaşılmıştır. Başsavcılığı’mızın yer itibarıyla yetkisizliğine, evrakın gereğinin takdir ve ifası için Ergani Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 12. ve devamı maddeleri uyarınca karar verildi."



DNA incelemesi ve yeniden yüzlendirme çalışmasıyla kimliği belirlenmişti


Diyarbakır’ın Dicle ilçesinde 29 Temmuz 2015’te ayrıldığı evine dönmeyen evli ve 3 çocuk annesi Gülizar Bingöl’ün yakınları kayıp başvurusunda bulunmuş, Çermik ilçesi kırsal Petekkaya Mahallesi’nde 9 Ağustos 2015’te bölgede piknik yapan bir aile, fark ettiği koku üzerine durumu jandarma ekiplerine bildirmişti. Olay yerine sevk edilen ilçe jandarma komutanlığı ekipleri, mağarada yakılmış cesetle karşılaşmış, otopside cesedin kime ait olduğu tespit edilemediği için cenaze Diyarbakır’da Yeniköy Mezarlığı’ndaki kimsesizler bölümüne defnedilmişti.


O süreçte faili tespit edilemeyen cinayetin aydınlatılması için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma derinleştirilmiş, Başsavcılığın talimatıyla İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ve Kriminal Şube Müdürlüğü ile Çermik İlçe Jandarma Komutanlığı’nca cinayetin aydınlatılması amacıyla özel ekip oluşturulmuştu.


İl Jandarma Komutanlığı ve JASAT tarafından yürütülen çalışmalarda, cesedin 2015’te Diyarbakır Kayapınar Huzur Polis Merkezi Amirliği’ne kayıp başvurusu yapılan Gülizar Bingöl’e ait olabileceği ihtimali değerlendirilerek, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla kayıp ve cesetle ilgili iki dosyanın birleştirilmesine karar verilmişti. Soruşturma kapsamında, Gülizar ile daha önce HTS kayıtlarında sık sık telefon görüşmesi yaptığı belirlenen Mehmet Biroğlu gözaltına alınarak 20 Mayıs’ta tutuklanmış, cesedin kimliği 10 yıl sonra tekrar yapılan DNA incelemesi ve yeniden yüzlendirme çalışmasıyla belirlenmişti. DNA incelemesi, HTS ve daraltılmış baz çalışmaları sonucu elde edilen deliller doğrultusunda Diyarbakır T Tipi Kapalı Cezaevi’nden tekrar Diyarbakır Adliyesi’ne sevk edilen Biroğlu’nun yeniden ifadesi alınarak, tutukluluğunun devamına karar verilmişti.


Gülizar’ın kimsesizler mezarlığındaki kabrine ailesi 10 yıl sonra ulaşmıştı.



Diyarbakır’da cinayet zanlısının, kadını öldürdüğü yere 7 kez gittiği ortaya çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Yener İnce: "Verilen karara itiraz etmeyeceğim" Galatasaray Kulüp Doktoru Yener İnce, PFDK tarafından verilen 45 günlük hak mahrumiyeti cezası sonrası yaptığı açıklamada, "Kişiliğimin ve değer anlayışımın temelinde, adaletin herkese eşit şekilde uygulanması gerektiği inancı vardır. Bu sebeple verilen karara itiraz etmeyeceğim" dedi. Galatasaray Kulüp Doktoru Yener İnce, bahis oynadığı gerekçesiyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) tarafından verilen 45 günlük hak mahrumiyeti cezası sonrası sosyal medya hesabından açıklama yayınladı. İnce, "Takım doktoru olarak meslek hayatım boyunca görevimi daima etik ilkelere bağlı kalarak ve sorumluluk bilinciyle yerine getirdim. Yaklaşık 3-4 yıl önce, o dönem kulüp sponsorumuz olan şirket platformunda ve yasal zeminde açılmış bir hesap üzerinden son derece sınırlı ve münferit birkaç işlem yapılmıştır. O dönemde bunun bir ihlal teşkil edebileceğini bilmediğimi özellikle belirtmek isterim. Bildiğiniz üzere bu konu federasyonun disiplin sürecine ilişkin bir husustur. Bu nedenle konunun kamuoyuna doğru ve sağlıklı şekilde aktarılması büyük önem taşımaktadır. Kişiliğimin ve değer anlayışımın temelinde, adaletin herkese eşit şekilde uygulanması gerektiği inancı vardır. Bu sebeple verilen karara itiraz etmeyeceğim. Adaletin futbolun tüm paydaşlarına eşit, tutarlı ve tereddütsüz biçimde uygulanacağına olan inancımı muhafaza ediyorum" dedi.
Sakarya Bakan Uraloğlu: "İran, ABD ve İsrail savaşı masum sivillerin hayatını tehdit ediyor" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Sakarya’da TÜRASAŞ personeli, siyasi parti temsilcileri ve üniversite öğrencileri iftarda buluştu. Bakan Uraloğlu, "Ortadoğu’da patlak veren İran, ABD ve İsrail savaşı masum sivillerin hayatını tehdit ediyor, küresel ticaret ve enerji güvenliğini de bir anlamda sarsıyor. Ama herkes bilsin ki bu son hadiseler karşısında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemizin duruşu çok nettir. Türkiye tüm provokasyonlara rağmen diplomasiden ve barıştan yanadır ve bu tavrını ortaya çok net bir şekilde koymuştur" dedi. Sakarya’daki temasları kapsamında demiryolu sanayisinin kalbi olan TÜRASAŞ tesislerinde incelemelerde bulunan Bakan Uraloğlu, milli hızlı trenin raylarla buluşma sevincini çalışanlarla paylaştı. TÜRASAŞ personeli, siyasi parti temsilcileri ve üniversite öğrencileri iftarda bir araya gelen Uraloğlu, Ortadoğu’da yaşanan gerilimden Türk hava sahasına yönelen füze olayına, deniz ticareti güvenliğinden yerli sanayinin önemine kadar birçok kritik konuya değindi. "Her türlü olaya karşı da hazırlıklı olduğumuzu özellikle söylemek isterim" Bölgedeki barış ve istikrarın kırılganlığına dikkat çeken Bakan Uraloğlu, "Bugün Ramazan ayının huzur ve maneviyat dolu günlerinde bile bölgemizde barış ve istikrarın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha görüyoruz. Ortadoğu’da patlak veren İran, ABD ve İsrail savaşı masum sivillerin hayatını tehdit ediyor, küresel ticaret ve enerji güvenliğini de bir anlamda sarsıyor. Ama herkes bilsin ki bu son hadiseler karşısında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemizin duruşu çok nettir. Türkiye tüm provokasyonlara rağmen diplomasiden ve barıştan yanadır ve bu tavrını ortaya çok net bir şekilde koymuştur. Hatay’ın Dörtyol ilçesine düşürülen İran’a ait balistik füze olayını da hatırlayalım. İran’dan ateşlendi ve Irak ile Suriye hava sahasını geçerek Türk hava sahasına yönelen bu füze, NATO hava savunma unsurları tarafından zamanında etkisiz hale getirilmiştir. Hamdolsun can kaybı ve yaralanma söz konusu olmadı. Olayın doğrudan Türkiye’yi hedefleyen bir operasyon olmadığı anlaşılmıştır. Buna rağmen Türkiye, her türlü provokasyona, muhtemel saldırı tehditlerine kapılmadan soğukkanlılıkla ve milli çıkarlarını gözeterek hareket etmektedir. Her türlü olaya karşı da hazırlıklı olduğumuzu özellikle söylemek isterim" dedi. "Bölge hali hazırda yüksek risk taşıyor" Bölgedeki deniz ticareti ve gemi güvenliği konusundaki son durumu da paylaşan Uraloğlu, "Hürmüz Boğazı’nda da gelişmeleri anbean takip ediyoruz. Bölgede Türk bayraklı gemimiz olmamakla birlikte sahibi Türk olan gemilerimiz var. Bunları yakından takip ediyoruz. Şu anda Basra Körfezi’nde yüzlerce gemi bekliyor. Bazı ticari gemilerde hasar bildirimi de duyuyoruz. Bölge hali hazırda yüksek risk taşıyor. Gemilerin seyir durumlarını yakından takip etmelerini ve ihtiyaç halinde gerekli merciler ile temas halinde olmaları gerektiğini bildirdik, yakından da takip ediyoruz. Denizcilerin güvenliği ve ticaret filomuzun korunması için gerekli tüm diplomatik ve idari tedbirleri kararlılıkla almaya devam ediyoruz" diye konuştu. "Bugün 2002 Türkiye’si ile kıyaslanamayacak bir konuma geldik" Türkiye’nin 2002 yılından bu yana her alanda çağ atladığını vurgulayan Bakan Uraloğlu,"Gelecek nesillerimize daha güçlü bir Türkiye bırakmak için her alanda yatırımlara imza attık. Ülkemiz sosyal anlamdan ekonomiye, hukuktan dış politikaya, eğitimden sağlığa, savunma sanayisine, ulaşımdan çevre ve şehirciliğe, üretimden teknolojiye her alanda çağ atladı çok şükür. Hizmetlerimiz ile halkımızın karşısına çıktık ve bugün 2002 Türkiye’si ile kıyaslanamayacak bir konuma geldik. Bugünleri öngörerek teknolojik anlamda çağın gerektirdiği bütün donanımlara sahip olmak için var gücüyle çalışan ve her adımını planlayan bir Türkiye inşa ettik. Çünkü yerli sanayimiz olmazsa, kendi araç ve gereçlerimiz olmazsa, üretemezsek olmazsa olmazdı. Bunları beraberce yapıyoruz. Bunları düşünemezseniz küresel oyuncu olamazsınız" şeklinde konuştu.