ÇEVRE - 27 Ocak 2026 Salı 09:03

Diyarbakır’da sis etkisini sürdürüyor

A
A
A
Diyarbakır’da sis etkisini sürdürüyor

Diyarbakır’da dün etkili olan yoğun sis bugün de devam etti. Görüş mesafesinin yer yer 10 metreye kadar düştüğü kentte trafik yoğunluğu yaşandı.


Diyarbakır, kış zorluklarını yaşamaya devam ediyor. Dün yaşanan yoğun sis bugün de etkisini sürdürerek hayatı olumsuz etkiledi. Görüş mesafesinin yer yer 10 metreye kadar düştüğü kentte sürücüler dörtlülerini yakıp hızlarını düşürerek ilerlemeye çalıştı. Öte yandan dün olduğu gibi bugün de bazı uçak seferleri iptal edildi.



Diyarbakır’da sis etkisini sürdürüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Kış ayları eklemlerin "hava durumu tahmincisi" gibi çalışmasına neden olabiliyor Soğuk hava ve ağrılar arasındaki ilişkinin, vücudun dış dünyaya verdiği biyolojik bir hayatta kalma tepkisi olduğunu, kışın ağrıların artmasının vücudun ısıyı korumaya çalışırken verdiği mekanik ve sinirsel tepkinin bir sonucu olarak ortaya çıktığını belirten Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Selin Turan, özellikle kronik ağrısı olanlar için kış aylarının, eklemlerin bir "hava durumu tahmincisi" gibi çalışmasına neden olabileceğini söyledi. Soğuk hava eklem ağrılarını artırabiliyor. Bu durumun halk arasında bir inanış gibi de görülebildiğini, aslında bunun tıbbi olarak birkaç temel mekanizmayla açıklandığını ifade eden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Selin Turan, soğuk havanın eklemleri etkilemesinin temel nedenleri arasında birden fazla faktörün etki edebileceğine ve ağrılar arttığı zaman çeşitli önlemler alarak ağrılarda azalma sağlanabileceğine dikkat çekti. Soğuk havanın eklemleri etkilemesinin nedenleri Eklem sıvısının yoğunlaşması bir diğer adı ile akışkanlık kaybı olarak tanımlanıyor. Eklemlerin içinde, hareketi kolaylaştıran tıpkı bal veya motor yağı gibi olan sinoviyal sıvı adında doğal bir kayganlaştırıcı sıvı bulunduğunu, bu sıvının soğukta yoğunlaştığını ve akışkanlığının azaldığını belirten Uzm. Dr. Selin Turan, "Sonuç olarak eklemler sabahları daha katı (sert) olur ve hareket ettirmek ağrılı bir his verir. Barometrik basınç değişiklikleri yani eklem genleşmesi ise havaların soğumasıyla atmosferik basıncın düşmesiyle ilgilidir. Bu durum, eklemlerin etrafındaki dokuların (tendonlar, kaslar ve yara dokuları) üzerindeki dış baskının azalmasına neden olur. Baskı azalınca bu dokular mikroskobik düzeyde genleşir. Eklemin kısıtlı alanındaki bu genleşme, sinir uçlarını uyararak ağrıya yol açar. Eski sakatlıkların soğukta sızlamasının nedeni de genellikle budur" dedi. Vücudun soğukta hayati organları (kalp, akciğer, beyin vb.) sıcak tutmak için kanı merkeze çektiğini yani kan dolaşımını yavaşlattığını ifade eden Turan, "Bu durum kol ve bacaklardaki uç noktalara giden kan akışını azaltır. Eklemlere ve kaslara daha az kan gitmesi, bu bölgelerin sertleşmesine ve ağrıya karşı daha hassas hale gelmesine neden olur. Soğuğa maruz kalındığında da kaslar istemsizce gerilir. Soğukta farkında olmadan omuzların yukarı çekilmesi, vücudun kapanma hareketi yapmasına sebep verir. Sürekli gergin duran kaslar kısalır, yorulur ve laktik asit biriktirerek ağrımaya başlar. Gergin kaslar, eklemlerin üzerine daha fazla yük bindirir ve esnekliği azaltarak ağrıyı şiddetlendirir. Bu sürekli gerginlik hali kasların kısalmasına ve boyun, bel, sırt gibi bölgelerde tutulma ağrılarına yol açar. Soğuk hava, ağrı sinyallerini taşıyan sinir liflerini daha duyarlı hale getirebilir. Bu duruma ağrı eşiğinin düşmesi de denir. Yani normalde hissedilmeyecek küçük bir sızı, soğukta beyin tarafından şiddetli ağrı olarak algılanabilir" ifadelerini kullandı. "Tek bir kalın kazak yerine birkaç kat ince giyinmek ısıyı hapseder" Soğuk havalarda ağrıların etkisinin nasıl azaltılabileceğine değinen Uzm. Dr. Selin Turan, "Tek bir kalın kazak yerine birkaç kat ince giyinmek ısıyı hapseder. Özellikle diz ve el bileği gibi bölgeleri termal giysiler veya yünlü koruyucularla sıcak tutmak önemlidir. Hareketsiz kalmak eklemleri daha fazla sertleştirir. Ev içinde bile olsa hafif esneme hareketleri ve yürüyüş yapılmalıdır. Kapalı alanlarda dahi olsa hafif esneme hareketleri yapmak eklem sıvısının hareketlenmesine fayda sağlar. Ağrıyan bölgeye kısa süreli sıcak su torbası uygulamak veya ılık bir duş almak kan dolaşımını rahatlatır. Ayrıca soğuk havada susama hissi azalsa da su içmek eklem sıvısının kalitesini korumak için kritiktir çünkü eklem kıkırdağının büyük bir kısmı sudan oluşur. Vücut susuz kaldığında eklem sıvısı azalır ve sürtünme kaynaklı ağrılar artar. Günde en az 2 litre su içmeye özen gösterilmelidir. Yine soğuk havalarda doğru beslenme, hem vücut ısısını korumaya yardımcı olur hem de eklemlerdeki soğuk hassasiyetini içten dışa azaltır" şeklinde konuştu. Kış aylarında ağrıları kontrol altında tutmak için enerjiyi yükselten besinler tüketilmeli Vücut ısısını artıran özelliklere sahip olan bazı besinler kan dolaşımını hızlandırarak eklemlerin ısınmasını sağlıyor. Zencefil, zerdeçal, acı biber ve tarçın vücudun ısınmasına yardımcı oluyor. "Sağlık sorununuz yok ise bile bu kuvvetli etkiye sahip baharat ve bitkileri uzmanına danışarak kullanmalısınız" önerisinde bulunan Uzm. Dr. Selin Turan, "Eklem sıvısının kalitesini arttırmak için iyi yağlara da ihtiyaç vardır. Bunlar omega-3 bakımından zengin yağlı balıklardır. Haftada 2 öğün balık tüketimi çok önemlidir. Ek olarak zeytinyağı ağrı kesici bir etkiye sahiptir. Ceviz ve keten tohumu da bitkisel omega-3 kaynağı olarak eklem sağlığını destekler. Kemik suyu tüketimi, magnezyum açısından zengin besinlerin tüketimi, özellikle kış aylarında narenciye ve kivi gibi C vitamini içeren meyveler eklem bağlarını da güçlendirir. Son olarak kış aylarında güneşten mahrum kalmamak, D vitamini eksikliğinde doktor kontrolünde takviye kullanmak önemlidir" diye konuştu.
Yozgat Tuzla köprüsü, Selçuklu’dan günümüze hizmet vermeye devam ediyor Yozgat’ın Yerköy ilçesine bağlı Sekili köyü sınırları içerisinde yer alan ve halk arasında Tuzla Köprüsü ya da Sekili Köprüsü olarak bilinen tarihi köprü, Selçuklu dönemine uzanan geçmişiyle dikkat çekiyor. Delice Irmağı üzerinde kurulu olan tarihi yapı, aradan geçen asırlara rağmen sapasağlam yapısıyla hizmet vermeye devam ediyor. Kızılırmak Nehri’nin en uzun kolu olan Delice Irmağı üzerinde, kuzey-güney istikametinde inşa edilen köprü yaklaşık 60 metre uzunluğunda bulunuyor. Yozgat’ın Yerköy ilçesine bağlı Sekili köyleri ile Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesine bağlı köyleri birbirine bağlayan köprü, geçmişte bölge ulaşımında önemli bir rol üstlendi. Ortadaki en yüksek kemer olmak üzere, ırmak kenarlarına doğru küçülen toplam dört adet sivri kemerli açıklıktan oluşan köprü, tamamen kesme taştan inşa edildi. Köprünün üst kısmında düzgün kesme taştan yapılmış korkuluklar yer alıyor. En büyük kemeri yaklaşık 11,20 metre açıklığında ve 5,50 metre yüksekliğinde olan yapı, 4,20 ile 4,50 metre genişliğe sahip bulunuyor. Üzerinde kitabe bulunmayan köprünün kim tarafından ve ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmezken, mimari özellikleri yapının Selçuklu dönemine, 13. yüzyıl ortalarına tarihlendirilebileceğini gösteriyor. Köprünün yakınlarında bulunan ve Selçuklu dönemine ait olduğu bilinen Sekili (Delicesu) Han kalıntıları da bu durumu doğrular nitelikte. Tabliyesi her iki yakadan orta noktaya doğru yükselen ve bu özelliğiyle ‘dik köprü’ sınıfında yer alan tarihi yapıda, kemer gözlerinin birleştiği noktalarda mahmuzlar bulunuyor. Tuzla köprüsü, kesme taş ve düzgün moloz taş kullanılarak inşa edilmiş. Yöre halkından Mustafa Mengüşoğlu, köprünün geçmişteki önemine dikkat çekerek, "Bu köprünün tarihi yani anlatılanlara göre bin yıllık bir tarihi var. 2019-2020 arasında yapıldı. Bu köprü Yozgat’la Kırşehir’in köylerini birbirine bağlayan bir köydür. Çiçekdağı ile Yerköy arasındaki bütün köylerini birbirine bağlıyor. En az atmış, yetmiş köy var" dedi. 2019 yılında tadilattan geçirilen tarihi köprü, yapılan çalışmaların ardından araç trafiğine kapatıldı. Günümüzde yalnızca yaya geçişine izin verilen köprü, sahip olduğu tarihi ve mimari özelliklerle bölgenin önemli kültürel mirasları arasında yer alıyor. (EB-GF-