SAĞLIK - 09 Eylül 2025 Salı 09:34

Diyarbakır’da yeni doğan bebekler karıştırıldı, gerçek evde fark edilen ’bileklikte’ ortaya çıktı

A
A
A

Diyarbakır Özel Bağlar Hastanesi’nde doğum yapan aileye başkasının çocuğu teslim edildi. Ailenin, hemşirenin verdiği çocuğun kendi bebeklerine benzemediği ısrarı, evde fark edilen bileklikte yazılan isimle ortaya çıktı.

Mahsum Özkaya’nın eşi, 28 Ağustos günü Özel Bağlar Hastanesi’nde sezaryenle bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Enfeksiyon olduğu söylenmesi ve önerisi ile bebek, yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Yaklaşık bir haftalık yatışın ardından Özkaya ailesine, başkasının bebeği verildi. Ailenin, teslim edilen çocuğun kendi bebeklerine benzemiyor ısrarı karşılıksız kaldı. Özkaya ailesi, bebeği alıp eve götürüp üstünü çıkartınca, çocuğun bileğinde "Vesile D." isimli bebek olduğunu görüldü. Israrlarında haklı çıkan Özkaya ailesi, aynı gün onlara ait olmayan bebeği teslim edip kendi çocuklarına kavuştu. Aile, ihmali Sağlık Bakanlığı ve savcılığa suç duyurusunda bulunarak bildirdi.

Diyarbakır’da yeni doğan bebekler karıştırıldı, gerçek evde fark edilen ’bileklikte’ ortaya çıktı

Baba Mahsum Özkaya İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, 28 Ağustos 2025’te eşinin Özel Bağlar Hastanesi’nde sezaryenle doğum yaptığını söyledi. Ertesi gün sabah saatlerinde hastane tarafından çocuğundan tahlil alındığını belirten Özkaya, tahlilde enfeksiyon olduğu anlaşıldığını dile getirdi. Özkaya, çocuğunun hastanede yoğun bakımda yatması önerildiğini ifade ederek, "Biz de tahlil sonuçlarını başka bir hastanede gösterdik. ‘Bu tür hastaları yoğun bakıma almıyoruz’ denildi. Bağlar Hastanesi’ndeki doktor tarafından, ‘bebeğiniz enfeksiyon hastası, enfeksiyonu yükselir’ diye korkutulduk. Biz de tedirgin olduk, yatmasını kabul ettik. Bebeğim bir hafta boyunca yenidoğan yoğum bakım servisinde yattı. 4 Eylül 2025 tarihinde hastane tarafından arandık. Bebeğin taburcu edileceğini, gelip alınmasını istediler. Biz de hastaneye yenidoğan yoğun bakıma gittik. Kapıyı çaldık, hastane personeli bize kapıyı açtı. ‘Bekleyin, bebeği hazırlayıp size getiriyoruz’ dediler. 5 dakika sonra sözde bebeğimiz bize teslim edildi. Bebeği gördükten sonra eşimle beraber tedirgin olduk. Bebeğin bize ait olmadığını hissettik. Çünkü bir hafta boyunca bebeğimizi günde 3-4 dakika da olsa görüyorduk, süt götürüyorduk. Bize ait olmadığını söyledik. Hemşire tarafından ısrarla ‘bebek size ait, elbisesini giydirmişiz ondan dolayı size farklı görünmüş olabilir’ dendi. Biz, yine söyledik. Taburcu işlemi yaptığımızda imza attığımda yine tedirgindim. Bebeğin bize ait olmadığını tekrardan söyledik. Hemşire ısrarla, ‘Yok size ait, öyle bir şey mümkün değil bebek size farklı gelmiş olabilir’ dedi. Ardından bebeği aldık’’ dedi.

Diyarbakır’da yeni doğan bebekler karıştırıldı, gerçek evde fark edilen ’bileklikte’ ortaya çıktı

"Bu süreçte çok tedirgin olduk, hastaneden DNA testi de istedim"

Baba Mahsum Özkaya tedirgin olduklarını ve hastaneden DNA testi istediklerini söyledi. Özkaya, "Eve geldik, bebeğin kıyafetlerini çıkardık. Orada fark ettik, bebeğin bileğindeki bileklikte başka bir hastanın ismi vardı. Vesile D. bebek diye isim vardı. Başka ailenin bebeğiydi. Çok korktuk, tedirgin olduk. Hemen bizi arayan numarayı aradım. Konuştum, meseleyi anlattım. Sizi gerekli yerlere şikayet edeceğim dedim. Bebeğimizi hazırlayın orada ise gelip alacağız. Ailemizle beraber hastaneye geri döndük. Bize ait olmayan bebeği götürdük, bizden aldılar. Sakinleştirmeye çalıştılar, bizi bir odaya aldılar. Başhekim yardımcısı, hastane müdürü, başka doktorlar toplam 6 kişi yanımıza geldi. Bizden çok çok özür dilediklerini söylediler. Böyle bir şeyin kabul edilemeyeceğini söylediler. Hastane personelinin işten çıkarılacağını söylediler. Bize bebeği teslim eden hemşirenin ailevi sorunları olduğunu söylediler. Ben de onlara, madem ailevi sorunları var onu neden burada tutuyorsunuz, burada çalıştırıyorsunuz, böyle bir yerde, yoğun bakımda çalıştırıyorsunuz dedim. Onlarda, ‘Ne yapsanız, ne söyleseniz haklısınız’ dediler. Asıl bebeğimizi verdiler. Eve geldik, gerekli yerlere şikayetimi belirttim. Sağlık Bakanlığı’nı aradım. Yaşananları hepsini söyledim. Aradıktan sonra savcılığa da gittim. Orada da şikayetimi oluşturdum, suç duyurusunda bulundum. Süreci takip edeceğim. Bakanlıktan dönüş yapıldı, sorular soruldu. Bu süreçte çok tedirgin olduk. Hastaneden DNA testi de istedim, yine içim rahat değil. Ailelerinde bu konuda dikkatli olması lazım. Büyük bir şey, çok tedirgin olduk" diye konuştu.

Diyarbakır’da yeni doğan bebekler karıştırıldı, gerçek evde fark edilen ’bileklikte’ ortaya çıktı

Başhekim yerine sekreteri bilgi verdi

Konuya ilişkin iddiaları hastane yönetimine sormak isteyen muhabir, hastane müdürü tarafından başhekimliğe yönlendirildi. Sekreter de başhekime yönlendirmek yerine muhabirin sorularını yanıtlayarak, yöneticilerin olmadığını, cevapların yarın verileceğini ve söz konusu olayda çocuğun sağlıklı teslim edildiğini savundu.

Hastane başhekimliğinden açıklama

Özel Bağlar Hastanesi Başhekimliği’nden bir gün sonra yapılan yapılan açıklamada, hastanede yenidoğan servisinde yaşanan bebek teslim süreci ile ilgili kamuoyunu doğru bilgilendirme ihtiyacı doğduğu ifade edildi. Açıklamada, "Sağlık Bakanlığı tarafından belli periyotlarda yapılan, Sağlıkta Kalite Standartları denetimin de 93.60 ve bir önceki yıl 94.58 ile başarılı puan alan hastanemiz, Sağlık Bakanlığı’nın standartlarına uygun, kaliteli ve nitelikli şekilde bölgemizde hizmet vermektedir. Bu standartlar kapsamında, tüm çalışanlarımız işe başlamadan önce ve çalışırken düzenli olarak standartların gerektirdiği tüm hizmet içi ve dışı eğitimler, tüm çalışanlarımıza rutin olarak verilmekte ve daha sonra çalışanlarımız sahada çalışmaya başlamaktadır. Hastanemizde yatan tüm gebe hastalar hasta dosyasına anne ile aynı seri numarasına ait bileklikler takılmakta, tüm bebekler doğar doğmaz anne ile aynı seri numarasına ait, cinsiyetine göre mavi veya pembe bileklik takılmakta ve doğar doğmaz aynı forma annenin parmak izi ve bebeğin ayak izi alınarak kayıt altına alınmaktadır. Bebekler rutin olarak bileklikleri ile birlikte aileye teslim edilmektedir. Tıbbi etik kurallara bağlı, hasta haklarına saygılı, çalışan ve hasta güvenliğini önemsemeyi vizyon haline getirmiş ve binlerce bebeği ailelerine güven içinde teslim etmekten gurur duyuyoruz. Hastanemizde 28 Ağustos 2025 12.11 sıralarında bir bebek doğurtulmuş ve rutin olduğu gibi doğar doğmaz boy, kilo ve baş çevresi ölçülerek kayıt altına alınmış, bilekliği takılarak, anne parmak izi ve bebek ayak izi aynı forma kayıt altına alınmıştır. Bebek doğum sonrası anne yanına verilmiş, bir gün sonra 29 Ağustos 2025 tarihinde yapılan kontrol muayene ile yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılmıştır. Takiplerinde de anne ve aile tarafından ziyaret edilmiş, bebeğin genel durumunun toparlaması üzerine 4 Eylül 2025 11.05 sıralarında taburculuk işlemleri başlatılmıştır.

Diyarbakır’da yeni doğan bebekler karıştırıldı, gerçek evde fark edilen ’bileklikte’ ortaya çıktı

Doğum sürecinden taburculuk sürecine kadar doğru bebek, doğru kimliklendirme ve doğru tedavi verilen hastamız, taburculuk esnasında yardımcı sağlık elamanı personel tarafından, ilgili konuda tarafımızca eğitimler verilmesine rağmen, taburculuk işlemleri yapılırken rutin olarak yapılan bileklik kontrol yapılmadan yanlış bebek aileye teslim edilmiştir. Aile eve giderken bebeğin üzerinde yer alan bileklik üzerinden olayı fark ederek, yaklaşık bir saat sonra 12.00 sıralarında hastanemize başvurması üzerine olay fark edilmiştir. Hastanemizde tüm işlemlerde ve tedavilerde bileklik kontrolü bir rutin olup, ilgili durum olmasa bile öğlen arası yapılacak vizit esnasında tarafımızca fark edilecek idi. İddiaya konu olan bebeğin ayak izi ve anne parmak izi kayıtları anneye ait dosyada mevcuttur.

Diyarbakır’da yeni doğan bebekler karıştırıldı, gerçek evde fark edilen ’bileklikte’ ortaya çıktı

Kamuoyunun bilmesini isteriz ki tüm doğum ve taburculuk süreçlerimizde anne-bebek kimlik doğrulama prosedürleri uygulanmaktadır. Olay sonrası, sürecin tekrarlanmaması için ilgili bölümde ek risk değerlendirmesi yapılmış, alınan tedbirler güçlendirilmiştir. Tüm çalışanlarımıza kimlik doğrulama ve hasta güvenliği eğitimleri düzenli olarak verilmektedir. Sorumlu personelden olaydan sonra, aynı gün istifalarını istemiş ve ilgili personelin kurumumuzla ilişkileri kalmamıştır. Bebek güvenliği bizim için en öncelikli konudur her yenidoğan bebeğin bilekliğe bağlı kimlik doğrulaması yapılmadan teslimi mümkün değildir. Bu olaydan bağımsız olarak hasta güvenliği konusunda hassasiyetimizi sürdürecek, kalite ve güvenlik uygulamalarımızı en üst düzeyde tutmaya devam edeceğiz. Toplumun bize duyduğu güvenin farkındayız. Bu güveni korumak için şeffaf, denetlenebilir ve sürekli gelişen bir sağlık hizmeti sunmaya kararlıyız" ifadeleri kullanıldı.

Diyarbakır’da yeni doğan bebekler karıştırıldı, gerçek evde fark edilen ’bileklikte’ ortaya çıktı

Zehra Gayretli - Rıdvan Kılıç

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Erzincan çiftçisine ‘budama’ uyarısı Erzincan’da havaların ısınması ve baharın gelmesi ile birlikte meyve bahçelerinde budama işlemleri yapılmaya başladı. Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğü meyveciliğin yoğun bir şekilde yapıldığı Erzincan’da çiftçilere yönelik budama ile ilgili uyarılarda bulundu. Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürlüğü, meyve bahçelerinde verim ve kaliteyi artırmanın en önemli adımlarından biri olan budama konusunda çiftçileri uyardı. Meyve ağaçlarında budamanın amacının ağaçlara istenilen şekli vermek, periyodisitenin etkisini azaltmak, ağaçlarda meyve verimi ile sürgün oluşumunu dengelemek, dal kırılma ve sarkmalarını azaltmak olduğu vurgulandı. Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce yapılan bilgilendirme de şu ifadelere yer verildi; "Kışları çok soğuk geçen bölgelerde budama yerlerinin soğuktan zarar görmemeleri için budamayı soğuklar geçtikten sonra; fakat ağaçlar uyanmadan önce yapılması gerek meyve ağaçlarının budanma şekli, meyve tür ve çeşidine, ağaçların yaşına, toprak ve iklim şartlarına, budamadan beklenen amaca ve ağacın gelişme gücüne göre değişir. Bu nedenle her meyve tür ve çeşidinin değişik iklim ve toprak şartlarındaki gelişme gücünün ve bunların budamaya karşı gösterdiği tepkilerin iyi bilinmesi gerekir. Ayrıca dalların kesilmesi, bırakılacak ve kesilecek dalların iyi seçilmesi konusundaki genel kuralların da bilinmesi zorunludur. Meyve Ağaçlarında Budama Nasıl Yapılır? Kuvvetli gelişen ağaçlarda veya dallarda az kesim yapılmalı, zayıf gelişenlerde ise fazla kesim yapmalıdır. Zayıf gelişen dalların gelişmesini artırmak için açıları daraltılmalı, kuvvetli gelişen dalların gelişmesini azaltmak için ise dallar eğilerek açıları genişletilmelidir. Şekil oluşturma amacıyla ana dalların açılarının düzenlenmesinde ana dalların gövde ile açıları 45-60 olmalıdır. Bu işlem yaz aylarında da yapılabilir. Budanan yerlerde tırnak veya budak bırakılmamalıdır. Kalın dal kesimlerinde mutlaka yük alma işlemi yapılmalıdır. Bu sayede kabuk veya dal yarılmaları önlenmiş olur. Yara yerleri aşı macunu veya kara boya ile kapatılmalıdır. Dal kesimleri bir yan dalın veya gözün hemen üzerinden gözün veya dalın aksi yönüne doğru hafif meyilli olarak yapılmalıdır. Budama sonunda çıkan budama artıkları ve bahçe kenarlarındaki çalılıklar, kuru bitki parçaları hastalık ve zararlıların en iyi barınak yeridir. Meyve ağaçlarına ve ürünlerine zarar veren bu hastalık ve zararlıların çoğalmaması için bu artıklar yakılmalı veya bahçeden uzaklaştırılmalıdır"
Manisa Kızılay’ın iftar çadırı Alaşehir’de dayanışmanın simgesi oldu Türk Kızılay Alaşehir Şubesi tarafından Ramazan ayı dolayısıyla Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı’nda kurulan iftar çadırı, her akşam yüzlerce vatandaşı aynı sofrada buluşturuyor. Ramazan boyunca yaklaşık 12 bin kişiye iftar yemeği verilmesi planlanan organizasyon, Alaşehir’de birlik ve beraberliğin en güzel örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Alaşehir’de kurulan Kızılay iftar çadırı, Ramazan ayının manevi atmosferini paylaşmak isteyen vatandaşların yoğun ilgisiyle dolup taşıyor. Her akşam yüzlerce kişinin katıldığı iftar programında vatandaşlar aynı sofrada oruç açmanın mutluluğunu yaşıyor. Toplumun farklı kesimlerinden insanların bir araya geldiği iftar programı, hem yardımlaşma hem de kaynaşma açısından önemli bir ortam oluşturuyor. Kızılay gönüllüleri ise iftar saatine kadar hummalı bir hazırlık yaparak yemeklerin dağıtımını gerçekleştiriyor. Düzenlenen iftar programına Alaşehir Kaymakamı Alper Faruk Güngör, Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, AK Parti Alaşehir İlçe Başkanı Fedayi Kozan, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve kurum amirleri katıldı. Protokol üyeleri vatandaşlarla aynı sofrada iftar yaparak Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu birlikte yaşadı. Programda vatandaşlarla yakından ilgilenen protokol üyeleri, iftar öncesi ve sonrasında vatandaşlarla sohbet etti. Kaymakam Güngör yemek dağıttı İftar programına katılan Kaymakam Alper Faruk Güngör, Kızılay gönüllü yeleğini giyerek vatandaşlara yemek dağıttı. Vatandaşlara kendi elleriyle yemek ikram eden Güngör, daha sonra vatandaşlarla sohbet ederek Ramazan aylarını tebrik etti. Vatandaşlar da Kaymakam Güngör’ün iftar programına katılarak yemek dağıtmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Türk Kızılayı Alaşehir Şube Başkanı Nedim Yamak ise Ramazan ayının birlik ve beraberlik açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Ramazan ayı bolluk, bereket, mağfiret, birlik ve beraberlik ayıdır. Manevi duyguların en üst seviyeye ulaştığı bu mübarek ayda insanlar birbirine daha fazla yakınlaşır. Dargınlıklar unutulur, kardeşlik duyguları pekişir." dedi. Ramazan ayının aynı zamanda yardımlaşma ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çeken Yamak, ihtiyaç sahibi vatandaşların gözetildiği bu ayın toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini ifade etti. Yamak, Kızılay olarak Ramazan boyunca iftar sofraları kurarak vatandaşlarla bu manevi atmosferi paylaşmaya devam edeceklerini söyledi. İftar programı, Alaşehir Müftüsü Mehmet Ali Dilek’in yaptığı dualarla vatandaşların oruçlarını açmasıyla başladı. Program, yemek sonrası yapılan dua ile sona erdi.
Manisa Manisa’da park ve trafik sorunu için dikkat çeken öneriler Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Manisa’daki park ve trafik sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şehir merkezindeki düzensiz parkların trafiği kilitlediğini söyledi. Köse, trafik düzeninin yeniden gözden geçirilmesi ve şehir planlamasında yeni adımlar atılması gerektiğini ifade etti. Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Manisa’da özellikle şehir merkezinde yaşanan park ve trafik sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şehirde birçok noktada üç sıra park uygulamasının trafiği ciddi şekilde etkilediğini belirten Köse, mevcut düzenin yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Karaköy bölgesinde araçların üç sıra halinde park ettiğini ifade eden Köse, benzer bir durumun Doğu Caddesi’nde de yaşandığını belirtti. Köse, "Doğu Caddesi’nde Halil Yurtseven’den Gediz Tıp Merkezi’ne kadar olan bölümde üç sıra park yapılıyor. Bu durum trafiğin akışını ciddi şekilde zorlaştırıyor" dedi. Şehirde trafik düzeninin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Köse, bazı güzergahlarda eski sisteme dönülmesinin faydalı olabileceğini dile getirdi. Köse, "Trafik eski haline dönebilir. Ortada refüj olan, gidiş ve gelişin ayrı olduğu bir sistem yeniden düşünülebilir" ifadelerini kullandı. Mimar Sinan Bulvarı’nda da trafik düzenlemesi yapılabileceğini belirten Köse, bu güzergahın halen Bursa-İzmir sürat yolu gibi kullanıldığını belirterek kavşak noktalarına trafik ışığı konulmasının değerlendirilebileceğini söyledi. Şehir merkezinin yeniden planlanabileceğine dikkat çeken Köse, ticari hareketliliğin farklı bir noktaya kaydırılmasının da gündeme gelebileceğini belirtti. Köse, "Çarşı merkezi başka bir bölgeye kaydırılabilir. İzmir’deki Konak Caddesi ve Çankaya Caddesi benzeri bir düzenleme yapılabilir" diye konuştu. Manisa’nın gelecekteki şehirleşmesine ilişkin de dikkat çeken bir öneri dile getiren Köse, geniş bir planlamayla yeni yaşam alanları oluşturulabileceğini ifade etti. Köse, "Yaklaşık 30 bin dönüm arazi ile Manisa’nın tamamını üç katlı bahçeli evlerden oluşan yeni yaşam alanlarına taşıyabilmek mümkün. Bu da Muradiye Orman Fidanlığı büyüklüğünde yaklaşık 30 ayrı alan demek" dedi. Köse, şehir planlamasında uzun vadeli ve bütüncül çözümlerin ele alınması gerektiğini sözlerine ekledi.