POLİTİKA - 10 Şubat 2026 Salı 11:24

Kasapoğlu: "Batıda ne varsa doğuda da o olacak anlayışı, engelli hakları için de geçerlidir"

A
A
A
Kasapoğlu: "Batıda ne varsa doğuda da o olacak anlayışı, engelli hakları için de geçerlidir"

TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu’nun Diyarbakır’daki bölge istişare toplantısında konuşan Komisyon Başkanı Dr. Mehmet Kasapoğlu, engelli haklarında bölgesel farkların kabul edilemez olduğunu vurguladı.


TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu, Diyarbakır’da bölge istişare toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıya Diyarbakır’ın yanı sıra Batman, Bitlis, Mardin, Siirt, Şırnak ve Van’dan gelen kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, engelli bireyler ve aileleri katıldı.


Komisyonun Diyarbakır programı kapsamında Diyarbakır Valiliği, Diyarbakır Surkent İşitme Engelliler Ortaokulu, Diyarbakır Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Bakım, Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi ile Diyarbakır Sosyal Hizmet Kampüsü ziyaret edildi.


Toplantının açılışında konuşan Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili ve Komisyon Başkanı Dr. Mehmet Kasapoğlu, komisyon raporunun erişilebilirlik, eğitim, istihdam ve sağlık başlıkları olmak üzere dört ana sütun üzerine inşa edileceğini belirtti. Raporun, sahadan gelen talep ve önerilerle katılımcı ve geniş perspektifli bir şekilde hazırlanacağını ifade etti.


Dr. Kasapoğlu, komisyon çalışmalarının partiler üstü bir anlayışla yürütüldüğünü vurgulayarak, "Komisyonumuzun çalışması partiler üstü bir çalışmadır. Burada ideolojilerin kavgası değil, çözümün ortaklığı vardır. Amacımız; birbirimizi suçlamak değil, eksik olanı tespit edip o gediği nasıl kapatacağımızı bulmaktır. Ankara’da dosyalara bakarak Türkiye’nin engellilik gerçeği tam manasıyla kavranamaz. Bizim için asıl veri, asıl hakikat sahadadır. ‘Hak’ olan, ‘hizmet’ olarak gelmiyorsa, orada bir tıkanıklık var demektir. Bu anlayışla Türkiye’yi karış karış geziyoruz" dedi.


Hazırlanacak raporun sadece bir temenni metni olmayacağını belirten Kasapoğlu, "Biz bu raporu; takvimi belli, sorumlusu belli, denetimi yapılabilir, somut bir yol haritası olarak tasarlıyoruz. Bu rapor, devletin hafızası, milletin talebi olacak" ifadelerini kullandı.



Kasapoğlu: "Batıda ne varsa doğuda da o olacak anlayışı, engelli hakları için de geçerlidir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş’ta çiftçiler tarım araçlarını kış şartlarına karşı koruyor Muş’taki çiftçiler, dondurucu soğukların tarım araçlarına zarar vermemesi için traktör ve römork lastiklerini çeşitli yöntemlerle koruma altına alıyor. Muş’ta kış aylarında etkili olan soğuk hava ve don olayları, tarım araçlarını da tehdit ediyor. Sonbahar döneminde tarım sezonunun sona ermesiyle birlikte çiftçiler, traktör ve römork lastiklerini kış şartlarına karşı korumak amacıyla çeşitli önlemler alıyor. Özellikle Şenova köyünde çiftçilik yapan vatandaşlar, açık alanda bulunan tarım araçlarının lastiklerini naylon branda, çadır ve torbalarla sararak iple bağlıyor. Bu yöntemle lastiklerin soğuk hava nedeniyle çatlamasının önüne geçilmesi ve kullanım ömrünün uzatılması amaçlanıyor. Çiftçiler, kar ve yağmur sonrası tekerlek çevresinde biriken suyun donarak lastiklere zarar vermemesi için araçlarını düzenli olarak kontrol ediyor. Alınan önlemler sayesinde ağır yük altında çalışan lastiklerin kış boyunca zarar görmeden muhafaza ediliyor. İlkbahar mevsiminin gelmesi ve tarım sezonunun yeniden başlamasıyla birlikte koruma amacıyla sarılan brandalar sökülerek traktör ve römorklar tekrar kullanıma hazır hale getiriliyor. Çiftçiler, uyguladıkları bu yöntemlerle hem araçlarını koruyor hem de artan maliyetler karşısında önemli bir tasarruf sağlamış oluyor. Şenova köyünde çiftçilik yapan Bayram Şirvan, bu kış mevsiminde hava şartlarının normalin üzerinde soğuk seyretmesi nedeniyle tarım aletleri için önlem almak zorunda kaldıklarını belirtti. Şirvan, soğuktan korumak amacıyla tarım aletlerinin lastiklerini naylon ve torbalarla sardıklarını ifade ederek, "Çiftçilikle uğraşıyorum ve tarım işi yapıyorum. Bu kış havalar oldukça soğuk geçtiği için tarım aletlerimizle ilgili kendi imkânlarımızla önlem almak zorunda kaldık. Soğuktan korumak amacıyla lastikleri naylon ve torbalarla sardık. Şu an kontrol ettiğimizde herhangi bir sorun görünmüyor. Ancak bu önlemleri almamış olsaydık, bizim için çok daha büyük sıkıntılar ortaya çıkardı. Artan maliyetler ve yükselen fiyatlar nedeniyle oluşacak zararları karşılamak neredeyse imkânsız olurdu" dedi. Geçmiş yıllarda kış aylarının soğuk geçtiğini ancak bu yıl havaların daha sert olduğunu aktaran Şirvan, "Her yıl kış ayları soğuk geçiyor ancak bu yıl havalar önceki yıllara göre daha sert oldu. Bu nedenle tarım aletlerini kapatmak bizim için mecburiyet haline geldi. Şeker pancarı üretimi yaptığımız için kullandığımız tarım aletleri ağır işlerde kullanılıyor. Fabrikanın uzak olması ve şehir merkezine gitmek zorunda kalmamız nedeniyle ekipmanların sağlam olması büyük önem taşıyor. Aksi halde yolda ya da tarlada yaşanacak bir arıza bizi ciddi şekilde mağdur eder" şeklinde konuştu. Tarım aletlerinin lastiklerinin her yıl yenilenmesinin ya da değiştirilmesinin mümkün olmadığını ifade eden Şirvan, alınan önlemler sayesinde lastiklerin birkaç yıl daha kullanılabildiğini belirterek, "Bu aletlerin her yıl lastiklerini yenilemek ya da değiştirmek mümkün değil. Buna kimsenin gücü yetmez; bunu bütün çiftçiler bilir. Her yıl değiştirmek zaten sürdürülebilir değil. Bu şekilde koruma altına aldığımızda ise lastikler birkaç yıl daha sorunsuz şekilde kullanılabiliyor. Kapatılmadığı takdirde lastiklerde çatlama meydana geliyor. Yükün ağır olması nedeniyle bu çatlamalar büyük sorunlara yol açıyor. Özellikle yağmur yağdığında lastik diplerinde su birikmesi, ardından buz tutması ciddi risk oluşturuyor ve lastiklerin daha hızlı patlamasına neden oluyor" diye konuştu. Hava şartlarının her an değişebileceğine dikkat çeken Şirvan, çalışmalar başlayana kadar tarım aletlerinin bu şekilde korunacağını sözlerine ekleyerek, "Bu yüzden hem bulunduğu yerin uygun olması hem de sürekli kontrol edilmesi gerekiyor. Naylonlar iple bağlandığı için rüzgârdan açılma olabiliyor; bu durumda hemen müdahale etmek şart. Buzlanma da ayrı bir sorun. Eğer buz tutarsa yapılan kapatmanın da bir anlamı kalmaz; çünkü buz lastiği parçalayabilir. Bu nedenle düzenli olarak kontrol etmek zorundayız. Bugün de kontrollerimi yaptım. Tarım sezonunun başlamasına daha zaman var. Büyük ihtimalle mart ayının sonuna kadar bu şekilde kalacak. Hava şartları belli olmuyor; bugün sıcak olsa bile birkaç gün sonra yeniden soğuk olabilir. Bu yüzden işler başlayana kadar tarım aletlerimiz bu şekilde korunmaya devam edecek" ifadelerini kullandı.
Kayseri Melikgazi 45 ilden daha büyük Kayseri’nin 2025 yılı nüfusu 1 milyon 458 bin 991 olarak açıklanırken, Melikgazi 593 bin 262 nüfusuyla Türkiye’nin en büyük ilçeleri arasında 19. Sırada yer aldı. Melikgazi’nin vatandaşlar tarafından tercih edilen bir ilçe olduğunu ve önemli hizmetler aldığını belirten Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, yaptığı açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Her yıl olduğu gibi bu yıl da TÜİK tarafından il ve ilçe nüfusları açık açıklandı. Bu kapsamda Melikgazi ilçemiz Türkiye’nin en büyük ilçeleri arasında 19. sırada yer alıyor. İl olacak olsak şu anda 37. büyük il olacağız; yani 45 ilden daha büyük bir nüfusa sahibiz. 593 bini aşkın nüfusumuz şu anda kayıtlı. Günlük olarak bütün ilçelerden ve şehir dışından gelen vatandaşlarımız da Melikgazi içerisinde merkezi bölgelerde sürekli zaman geçiriyor; alışveriş, iş görüşmeleri, ziyaretler yapıyorlar. Dolayısıyla Melikgazi ilçemiz çok geniş ve büyük bir ilçe. Bu kapsamda bizler buna layık olacak şekilde gece gündüz demeden hizmetler yapıyoruz. Okullar, sağlık ocakları, kütüphaneler, parklar, camiler, Kur’an kursları, sosyal tesisleri başta olmak üzere bu ilçeye en güzel hizmetleri kazandırmaya çalışıyoruz. Melikgazi Belediyemizin bir başka özelliği de Türkiye’de en çok ruhsat veren ilçe konumunda olması. İlçemizin dinamik bir yapısı var. Kentsel dönüşümle güzel yapılaşmalarla hakikaten her geçen gün daha da büyümeye, daha da güzelleşmeye devam ediyor. İnşallah önümüzdeki yıl da bu büyüklük aynı şekilde devam edecek gibi görünüyor. Melikgazi Kayseri’de çok tercih edilen, vatandaşların memnuniyetinin yüksek olduğu bir ilçe olmaya devam ediyor."
Samsun Bu ilçede çocuk sahibi olan ailelere 6 bin TL nakdi destek SAMSUN (İHA) – Samsun’un Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, destek programlarına yenilerini eklemeye devam ettiklerini ifade ederek ailelere 6 bin Türk lirası destek sağladıklarını söyledi. Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, aile bütçesine katkı sunan yeni destek programlarını hayata geçirmeyi sürdürdüklerini kaydetti. Bebek destek paketi, nikâh ücret desteği gibi ailelere yönelik pek çok destek programını uygulamaya aldıklarını dile getiren Başkan İbrahim Sandıkçı, 2026 yılında ilçede çocuk sahibi olan tüm ihtiyaç sahibi ailelere 6 bin Türk lirası destek sağladıklarını söyledi. Sosyal belediyeciliğe dair çalışmalara büyük bir hassasiyetle devam ettiklerini ailelere, özel gereksinimli bireylere ve öğrencilere yönelik desteklere aralıksız bir şekilde devam ettiklerini ifade eden Başkan İbrahim Sandıkçı, "Ailelerimize 6 bin Türk lirası destek sağlıyoruz" dedi. Ailelere yönelik destekleri sürdürdüklerini belirten Başkan İbrahim Sandıkçı, "Canik’imizde ailelerimize özel destek programlarımıza yenilerini eklemeye devam ediyoruz. Aile bütçesine katkılar sunan desteklerimiz çerçevesinde, 2026 yılında ilçemizde çocuk sahibi olan ihtiyaç sahibi ailelerimizin tamamına 6 bin Türk lirası destek sağlıyoruz. Bu yıl da ailelerimizin başvuru sürecini tamamlamasının ardından destek ödemelerimizi hesaplara yatırıyoruz. Aile bütçesine katkılar sunan desteklerimizi kesintisiz bir şekilde sürdürüyoruz" diye konuştu. Aile bağlarının güçlenmesine yönelik etkinlikler gerçekleştirmeye de devam ettiklerini aktaran Başkan Sandıkçı, "Aile bütçesine katkılar sunan desteklerimiz ile birlikte ayrıca, aile bağlarının ve aile içi iletişimin güçlenmesine yönelik programlar ve etkinlikler gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Yıl içerisinde gerçekleştirdiğimiz etkinliklerimize ailelerimiz ilgiyle katılım sağlıyor. Ailelerimizin önerileri doğrultusunda program içeriklerimizi çeşitlendiriyor ve yenilerini eklemeyi sürdürüyoruz" şeklinde konuştu. Canik Belediyesi’nin ailelere yönelik 6 bin TL destek başvuruları, belediye hizmet binası zemin katta bulunan Kadın, Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü üzerinden şahsen başvuru yoluyla gerçekleştirilebiliyor.
Gaziantep Bakan Yumaklı: "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 2,3 milyar ton gıda israf ediliyor" Hasan Kalyoncu Üniversitesinde düzenlenen Sıfır Atık Çalıştayı Sonuç Konferansı’nda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 2,3 milyar ton gıdanın kaybedildiği veya israf edildiği hesaplanmaktadır. Bu gıdanın üretimi için kullanılan su miktarı ise yılda yaklaşık 250 kilometreküp seviyesindedir. Bu tablo bize çok net bir gerçeği göstermektedir" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Gaziantep’te Sıfır Atık Vakfı, Gaziantep Valiliği, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Üniversitesi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen Gaziantep Çalıştayı Sonuç Konferansı’na katıldı. Konferansta konuşan Bakan Yumaklı, gıda güvenliği, israf, kuraklık, İklim değişikliği ve sıfır atık ile ilgili önemli konulara değindi. Sürdürülebilir gıda sistemleri, su verimliliği ve israfın azaltılması yönünde küresel politikaları güçlendirmek için çabaladıklarını belirtti. "Toplantıyı ulusal politikalara entegre edilmesi yönünde önemli bir adım olarak görüyoruz" Çalıştay hakkında bilgi veren Bakan Yumaklı, "Bugün; Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları’nın sonuçlarını değerlendirmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Sakarya ve Muğla’nın ardından, çalıştayların üçüncü ayağı olarak bugün Gaziantep’teyiz. COP31 sürecinde ’Yerelden Ulusala: İsraf ve Atık’ temasıyla düzenlenen bu toplantıyı; yerelde geliştirilen bilgi, deneyim ve çözüm önerilerinin, ulusal politikalara entegre edilmesi yönünde önemli bir adım olarak görüyoruz" dedi. "Programın Gaziantep’te düzenlenmesi tesadüf değil" Çalıştayın Gaziantep’te gerçekleştirilmesinin tesadüf olmadığını belirten Bakan Yumaklı, "Gaziantep, yalnızca sanayi üretimi ve ticaret kapasitesiyle değil; tarımsal üretim gücü ve köklü gıda kültürüyle de Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biridir. Özellikle Antep fıstığı üretiminde, Türkiye dünyada üçüncü sırada bulunmakta, ülkemizde Antep fıstığının yaklaşık yarısı da Gaziantep’te yetiştirilmektedir. Ayrıca Gaziantep, tam 108 coğrafi işaretli ürüne sahiptir. AB coğrafi işaretli ürün sayısı ise 5’e yükselmiştir. Şehrin bu üretim kapasitesi; yüksek katma değer, kırsal istihdam, gıda sanayisi ve ihracat açısından stratejik bir alan oluşturmaktadır. Gaziantep’te tarım; işleme, depolama, ticaret ve sofraya ulaşma aşamalarını kapsayan bütüncül bir gıda ekosistemi içinde ele alınmaktadır. Bu bütüncül yapının en güçlü tamamlayıcısı ise Gaziantep’in mutfak kültürüdür. Gaziantep, UNESCO Fark Oluşturan Şehirler Ağı’na gastronomi alanında dahil edilen Türkiye’nin ilk şehridir. Bu unvan Gaziantep mutfağının, yerel üretime dayanan, mevsimine göre ürün kullanan ve israfı en aza indirmeye öncelik veren bir gelenek olduğunu da tescillemektedir. Bu yönüyle Gaziantep israfla mücadelede, sıfır atık hareketinde yalnızca bir uygulama alanı değil, aynı zamanda güçlü bir kültürel beşiktir" ifadelerini kullandı. "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 2,3 milyar ton gıdanın kaybedildiği veya israf edildiği hesaplanmaktadır" Dünyanın iklim değişikliği, artan kuraklık ve nüfus artışı nedeniyle su varlığı ve gıda güvenliği açısından kritik bir süreçten geçtiğine dikkati çeken Bakan Yumaklı, "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 2,3 milyar ton gıdanın kaybedildiği veya israf edildiği hesaplanmaktadır. Bu gıdanın üretimi için kullanılan su miktarı ise yılda yaklaşık 250 kilometreküp seviyesindedir. Bu tablo bize çok net bir gerçeği göstermektedir. Gıda israfı, aynı zamanda kaynak ve en önemlisi su israfıdır. Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde, gıda ve su israfına yönelik başlatılan yaklaşımlar tam da bu sorunlara çözüm üretme iradesinin somut tezahürleridir. Bu anlayış doğrultusunda başlattığımız ’Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık’ kampanyasıyla topluma verdiğimiz mesaj şudur: kayıp ve israf ortak çabayla önlenebilir ve bu dayanışma o kaybı umuda dönüştürebilir. Kampanya kapsamında yaptığımız faaliyetler aracılığıyla, kamuoyunda büyük bir farkındalık oluşturduk. Bu süreç israfla mücadelenin yalnızca mevzuatla değil; davranış değişikliğiyle mümkün olabileceğini açıkça göstermiştir. Suda sıfır kayıp ilkesiyle yürüttüğümüz su verimliliği seferberliği ise yalnızca bir kampanya değil bir zihniyet dönüşümüdür" ifadelerine yer verdi. "Sensör tabanlı sulama teknolojisiyle yüzde 40’a varan su tasarrufu sağlandı" Tarımda dijital ve sensör tabanlı sulama teknolojileriyle yüzde 40’a varan su tasarrufu sağlandığını söyleyen Yumaklı, "Tarımda dijital ve sensör tabanlı sulama teknolojileriyle yüzde 40’a varan su tasarrufu sağlanmıştır. Modern sulama sistemleriyle sulanan alan oranı yüzde 33’e ulaşmıştır. Hedefimiz bu oranı yüzde 50’nin üzerine çıkarmaktır. Ayrıca suyu merkeze alan üretim planlaması ve kuraklığa karşı dayanıklı yeni türlerin geliştirilmesi, bu seferberliğin önemli yapıtaşları olmuştur. Su israfı yalnızca musluğu açık bırakmak değil üretimde, tarımda, sanayide ve şehirlerde suyu verimsiz ve plansız kullanmaktır. Evlerde gri su sistemleri, sanayide geri kazanım teknolojileri, tarımda basınçlı ve damla sulama sistemleriyle bu israfı önlemek mümkündür. Amacımız; her damlanın hesabını yapan bir toplum bilinci oluşturmaktır" şeklinde konuştu. "Gıda ve su israfının tehdit oluşturduğunu ve önlenmesinin kritik bir öncelik olduğunu vurguladık" Uluslararası Sıfır Atık Forumu’nu, 17-19 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da başarıyla gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Yumaklı, "Foruma, 100’ün üzerinde ülke temsilcisi ile 118 kurum ve kuruluş katıldı. Kamu kurumları, özel sektör, akademi, yerel yönetimler ve sivil toplum temsilcileri, sıfır atık politika ve stratejilerini İstanbul’da kapsamlı biçimde ele aldı. Bu sürecin devamında da ’Gıda ve Su İsrafını Önlemek-Geleceği Sahiplenmek’ temalı yüksek düzeyli paneli İstanbul’da düzenledik. Bu toplantıda ise 15’i bakan olmak üzere, 31 ülkenin ve uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisiyle buluştuk. Gıda ve su israfının küresel geleceğimiz açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve bu sorunun önlenmesinin kritik bir öncelik olduğunu güçlü bir şekilde vurguladık. Bu toplantılar Sıfır Atık Hareketi’nin küresel merkezinin İstanbul olması yönündeki iradeyi daha da güçlendirmiştir. Ancak küresel platformlarda konuşulan hedeflerin gerçek karşılığını göreceğimiz asıl yer şehirlerimizdir. İşte bu nedenle, bugün Gaziantep’teyiz. Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda yürütülen bu çalıştaylar, ortak bir metodolojiye dayanmaktadır. Tematik masa sistemi ve sorun, çözüm, hedef ve izleme yaklaşımı sayesinde bu toplantılar, yalnızca tespit yapmakla kalmamış; uygulanabilir ve izlenebilir politika girdileri üretmiştir. Bu kapsamda her il için hazırlanacak yerel sıfır atık hedef belgeleri, yerel ihtiyaçların ulusal politika tasarımına veri sağlaması açısından son derece önemlidir" dedi. "Evsel atıktan enerji üretmek somut örneklerden biri" Gaziantep’te yürütülen yerel uygulamaların sıfır atık yaklaşımının yerel ölçekte somut ve ölçülebilir sonuçlar üretebildiğini açıkça gösterdiğini ifade eden Bakan Yutmaklı, "Yıllık yaklaşık 650 bin ton evsel atıktan elde edilen enerjiyle, yaklaşık 50 bin hanenin elektrik ihtiyacının karşılanması, atığın çevresel bir yük olmaktan çıkarılarak ekonomik bir değere dönüştürüldüğünün en somut örneklerinden biridir. ‘Geri Dönüşüm Evde Başlar’ ve ’Yeşil Antep’ gibi projeler, yerelde sahiplenilen bu dönüşüm iradesinin güçlü örnekleridir. Atığı kaynağında önleme, önlenemez ise katma değere dönüştürme, israfla mücadelenin temelidir. Bu yerel çabalar Türkiye’nin iklim hedefleriyle de doğrudan ilişkilidir. Atık yönetimi, döngüsel ekonomi, gıda israfını önleme ve su verimliliği bu hedefe ulaşmada öncelikli politika alanları arasında yer almaktadır. Bu mücadele merkezi idareden yerel yönetimlere, özel sektörden hane halkına her bir vatandaşımızın ortak sorumluluğudur. Bu çalıştaylar ve sonuç konferansları, COP31 süreci öncesinde Türkiye’nin sıfır atık yaklaşımını, yerel uygulamalar üzerinden, sahaya dayalı ve somut örneklerle anlatabilmesine imkan tanımaktadır. Gaziantep Çalıştayı Sonuç Konferansı’nın elde edilen çıktıları daha da güçlendireceğine, ulusal ve yerel politika bağını pekiştireceğine ve Türkiye’nin COP 31’e ev sahipliği yaptığı bu dönemde, yeşil dönüşüm hedeflerine önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Bütün çalışmalarımızda bize güçlü desteğini veren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve Emine Erdoğan Hanımefendiye şükranlarımı sunuyorum. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza, Sıfır Atık Vakfı’na, Gaziantep Valiliğine, Gaziantep Büyükşehir Belediyesine, üniversitelerimize ve sürece katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ediyorum" diye konuştu. Düzenlenen çalıştaya, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Haluk Kalyoncu ve akademisyenler katıldı.
Samsun Tarımsal üretimde Samsun başı çekiyor SAMSUN (İHA) – Yüzölçümünün yüzde 40’ına yakınında tarım yapılan Samsun, 12 farklı kalemde üretilen tarımsal ürünlerle Türkiye genelinde başı çekiyor. Bu ürünler arasında lahana, fındık, çeltik ve karnabahar öne çıkıyor. Samsun’un yüzölçümünün 380 bin 743 hektarlık alanı (yüzölçümünün yüzde 39,15’i) işlenen tarım alanı olarak dikkat çekiyor. Bu alanların 221 bin 780 hektarı tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerin ekildiği alanlardan oluşuyor. 19 bin 107 hektar alan nadasa bırakılırken, 11 bin 667 hektar alan sebze bahçesi, 128 bin 166 hektar alan meyve, içecek ve baharat bitkileri ekili alan, 23 hektar alan ise süs bitkileri ekili alan olarak belirtiliyor. Tarımsal ürün üretiminde Samsun, 12 farklı kalemde Türkiye genelinde ilk 5 sırada yer alıyor. Buna göre Türkiye’de yılda 327 bin ton olarak gerçekleşen lahana üretiminin yüzde 35’ini tek başına karşılayan Samsun, bu alanda 1’inci sırada bulunuyor. Ayrıca 173 bin 568 ton çeltik, 114 bin 89 ton fındık ve 59 bin 679 ton karnabahar üretimiyle ülke genelinde 2’nci sırada yer alıyor. Samsun, 445 ton kenevir, 13 bin 599 ton kivi, 19 bin 470 ton pırasa ve 12 bin 23 ton brokoli üretimiyle Türkiye’de 3’üncü sırada bulunurken; 5 bin 162 ton barbunya fasulye ve 6 bin 738 ton turp üretimiyle 4’üncü sırada yer alıyor. Ayrıca 158 bin 570 ton biber ve 7 bin 839 ton işlenmemiş tütün üretimiyle Türkiye genelinde 5’inci sırada yer alıyor.