EĞİTİM - 17 Mayıs 2026 Pazar 09:31

Öğretmenlerin saha çalışmasında tanıştığı özel ihtiyaçlı Zeynel, evinde aldığı eğitim desteğiyle yalnız bırakılmıyor

A
A
A
Öğretmenlerin saha çalışmasında tanıştığı özel ihtiyaçlı Zeynel, evinde aldığı eğitim desteğiyle yalnız bırakılmıyor

Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde öğretmenlerin saha çalışmaları sırasında tanıştığı 10 yaşındaki özel ihtiyaçlı Zeynel Memiş, evinde aldığı eğitim desteği sayesinde eğitim hayatına kesintisiz devam ediyor.


Eğil ilçesinde yaşayan Zeynel Memiş, ayrık omurga hastalığı (spina bifida) ile dünyaya geldi. Sağlık sorunları nedeniyle örgün eğitime düzenli devam etmekte güçlük yaşayan Zeynel için Bahşiler TYSD Atatürk İlkokulu Müdürü Resul Üstüntaş ve öğretmenler harekete geçti. Yapılan saha çalışmaları sırasında Zeynel ile tanışan öğretmenler, gerekli sağlık ve RAM süreçlerinin tamamlanmasının ardından evde eğitim hizmetinin başlamasını sağladı.


Yaklaşık 3 yıldır öğretmenleri tarafından evinde birebir eğitim alan Zeynel, okulda işlenen müfredat doğrultusunda derslerine devam ediyor. Öğretmenleri, akademik eğitimin yanında sosyal gelişimini desteklemek amacıyla Zeynel’i zaman zaman okul etkinlikleri ve törenlere de davet ediyor. Böylece Zeynel, arkadaşlarıyla bir araya gelerek okul ortamını yakından deneyimleme fırsatı buluyor.


Bahşiler TYSD Atatürk İlkokulu Müdürü Resul Üstüntaş, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, Zeynel ile yaklaşık 3 yıl önce saha çalışmaları sırasında tanıştıklarını söyledi. Zeynel’in eğitim hayatına dahil olabilmesi için yoğun çaba gösterdiklerini belirten Üstüntaş, şunları kaydetti:


"Zeynel’in okula düzenli devam edememesi nedeniyle gerekli sağlık ve RAM süreçlerini tamamladıktan sonra İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzle yaptığımız çalışmalar sonucunda evde eğitim sürecini başlattık. Yaklaşık 3 yıldır öğretmenlerimiz büyük bir özveriyle eğitimine destek veriyor. Okuldaki öğrencilerimize sunduğumuz eğitim imkanlarını Zeynel’e de ulaştırmaya çalışıyoruz. Songül öğretmenimiz birebir derslerini yürütüyor. Ayşegül öğretmenimiz ise kendi sınıfında yaptığı etkinlikleri ve çalışmaları düzenli şekilde Songül hoca ile paylaşıyor. Bazen etkinlikleri birlikte gerçekleştiriyorlar. Ayrıca özel günlerde ve okul etkinliklerinde Zeynel’i de aramızda görmek bizi çok mutlu ediyor."


Zeynel’in azmi ve öğrenme isteğinin kendilerine ilham verdiğini ifade eden Üstüntaş, "Zeynel’in gözlerindeki umut ve öğrenme heyecanı bizler için büyük bir motivasyon kaynağı oldu. Öğretmen arkadaşlarımızla birlikte sık sık ev ziyaretleri gerçekleştiriyoruz. Hayallerini dinliyor, imkanlarımız doğrultusunda yanında olmaya çalışıyoruz. Okulumuzun kurucu derneği olan Türkiye Yardım Severler derneğinin de desteğiyle Zeynel’in bazı hayallerini gerçekleştirme fırsatı bulduk" dedi.


Evde eğitim sürecinde görev alan Sosyal Bilgiler Öğretmeni Songül Çakan ise Zeynel’in öğrenmeye açık, üretken ve güçlü bir hayal dünyasına sahip olduğunu belirterek, "Zeynel ile aynı köyde yaşıyoruz. Ailesini ve hayat şartlarını yakından tanımamız eğitim sürecini daha verimli hale getirdi. Kendisi öğrenmeye çok istekli bir öğrenci. Öğretmenlerimizle sürekli iletişim halinde çalışıyoruz" diye konuştu.


Sınıf Öğretmeni Ayşegül Genç de Zeynel’in akademik gelişimini yakından takip ettiklerini belirterek, "Songül öğretmenimiz derslerini yürütüyor, bizler de sürekli iş birliği içerisindeyiz. Özellikle sosyal etkinliklerin olduğu günlerde Zeynel’i okulumuza davet ediyoruz. Arkadaşlarıyla bir araya gelmesi ve sosyal bağlarını güçlendirmesi bizim için çok değerli. Akademik anlamda da oldukça başarılı bir öğrenci. Özellikle hayal gücü, kelime haznesi ve kendini ifade etme becerisi dikkat çekiyor" ifadelerini kullandı.


Zeynel Memiş ise öğretmenleriyle ders çalıştığını, etkinlikler yaptığını ve büyüdüğünde rütbeli asker olmak istediğini söyledi.




Öğretmenlerin saha çalışmasında tanıştığı özel ihtiyaçlı Zeynel, evinde aldığı eğitim desteğiyle yalnız bırakılmıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Selektör yapma nedeniyle çıkan tartışmada öldürülen 3 kişinin cenazeleri teslim alındı Antalya’nın Serik ilçesinde dün gece saatlerinde selektör yapma nedeniyle çıkan tartışmada hayatını kaybeden 3 kişinin cenazeleri Antalya Adli Tıp Kurumu morgundan teslim alınarak toprağa verilmek üzere Serik Akbaş köyüne götürüldü. Polisteki ifadesi tamamlanan Katil Zanlısı Ahmet B., olay anında yanında bulunduğu öğrenilen O.V. isimli arkadaşı ile birlikte adliyeye sevk edildi. Serik ilçesi Kökez Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’nde dün gece saat 02.00 sıralarında meydana gelen olayda Ahmet B. (25) ile Bilgin Korkut, Oğuz Avcı ve Emre Savran arasında araçla seyir halindeyken selektör yapma nedeniyle tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüşürken, Gündoğmuş’ta Orman Muhafaza Memuru olarak görevli olduğu öğrenilen Ahmet B. yanında bulunan tabanca ile Bilgin Korkut, Oğuz Avcı ve Emre Savran’a ateş ederek çeşitli yerlerinden vurdu. 3 kişi hayatını kaybetti Silah seslerini duyan vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edilirken, Bilgin Korkut ve Oğuz Avcı’nın olay yerinde, ağır yaralanan Emre Savran ise kaldırıldığı Serik Devlet Hastanesinde hayatını kaybetti. Şüpheli Ahmet B. ise olayın ardından polis merkezine giderek teslim oldu. Cumhuriyet savcısının ilk incelemesinin ardından cenazeler Antalya Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Cenazeler yakınlarına teslim edildi Olayda hayatını kaybeden ve akraba oldukları öğrenilen inşaat mühendisi Bilgin Korkut, güvenlik görevlisi Emre Savran ile inşaat işçisi Oğuz Avcı’nın cenazeleri Antalya Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsi işlemlerinin ardından yakınlarına teslim edildi. Hayatını kaybeden 3 akrabanın yakınlarının bir hayli üzgün olduğu görülürken cenazeleri aynı araçla toprağa verilmek üzere Serik Akbaş Köyü’ne götürüldü. Olayın ardından teslim olan Ahmet B. ile olay anında araçta bulunan arkadaşı O.V. polisteki ifadelerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.