KÜLTÜR SANAT - 24 Ekim 2025 Cuma 10:13

Tarihteki ilk kral Sargon’un iki heykeli Diyarbakır Müzesi’nde ziyarete açıldı

A
A
A
Tarihteki ilk kral Sargon’un iki heykeli Diyarbakır Müzesi’nde ziyarete açıldı

Tarihteki ilk kral olarak bilenen Sargon’un iki heykeli, Diyarbakır Müzesi’nde ziyarete açıldı.


"Medeniyetler Yolu Projesi" kapsamında Diyarbakır Müzesi’nin bahçesinde tarihi taş eserler ve heykeller sergilenmeye başlandı. En dikkat çeken eserler ise tarihin ilk kralı olarak bilinen Kral Sargon’un iki heykeli oldu. Kireç taşından yapılan heykeller, Sargon’un yüz hatlarını birebir yansıtıyor. Sümerler döneminde yaşamış olan Kral Sargon, şehir devletlerini ele geçirerek Basra Körfezi’nden Akdeniz’e, İç Anadolu’dan Filistin’e kadar uzanan geniş bir bölgeyi hakimiyeti altına aldı. Tarihteki ilk kral olarak bilinen Sargon, askeri ve ticari reformlarıyla sonraki krallara da örnek oldu.



Medeniyetler Yolu Projesi canlılık kattı


Diyarbakır Müze Müdür Vekili Müjdat Gizligöl, Diyarbakır Müzesi’nin Türkiye’nin en eski ve köklü müzelerinden biri olduğunu söyledi. Gizligöl, "1934 yılında kurulmuş müzemizde 36 bin 352 tane eserimiz var. Bunlardan çok sayıda eserimiz de taş eser olarak nitelendirdiğimiz eserlerdi. Tabii ki bunların sadece bin 600 tanesini sergileme şansına sahibiz fiziki koşullardan dolayı. Fakat çok büyük bir bahçemiz olduğu için bu bazı taş eserleri müze bahçesine koymayı uygun gördük. Bütün vatandaşlarımız gelip bunları görsün istedik. Bir çalışma başlattık. Daha önce de duyurusunu yapmıştık. ’Medeniyetler Yolu’ dediğimiz bir yol yapacaktık. Müzemizin bahçesinde ’Medeniyetler Yolu’ olarak planladığımız bir projemiz vardı. Bu proje kapsamında da 9 tane heykeli bu yolun çeşitli yerlerine koymayı düşünüyorduk. Bunlardan 2 tanesi de Sargon olarak nitelendirdiğimiz eser. Müzemizin envanterinde 2 tane Sargon heykeli dediğimiz heykelimiz mevcut. Bunlar kireç taşından yapılmış. Yüzler belirgin bir şekilde verilmiş. Tarihteki Sargon karakterine baktığımızda ölçüleri, yüz hatları birebir bunun Sargon olduğunu işaret etmekte" dedi.



Tarihteki ilk kral


Kral Sargon’un hayat hikayesi hakkında bilgi veren Gizligöl, şunları söyledi:


’’Tabii ki Sargon kim? Öncelikle bundan da bahsetmek gerekiyor. Sargon esasında Sümerli olmayan bir karakter. Sümer şehir devletlerinde yaşıyor. Doğumu enteresandır. Bir sepete konuluyor, sepet nehre bırakılıyor. Daha sonra Kish şehrinin yöneticisi onu alıyor, sarayda büyütüyor. Hatta ona kadeh sunumu görevi veriyor. Yani suikast düzenlenmesin diye önce kadehinden o içiyor. Ya da eğer bir sunum yapılacağı zaman yani içecek ikram edileceği zaman bunu tamamen Sargon’a devrediyor. Yani çok güvenli bir adam. Daha sonra Sargon, Sümerlilerde önemli bir karakter haline geldikten sonra önce Kish şehrinin imparatoru oluyor. Daha sonra bütün Sümer kentlerini ele geçiriyor. Yani Basra Körfezi’nden Akdeniz’e, hatta İç Anadolu Bölgesi’ne, güneyde Filistin bölgesine kadar bütün bereketli hilal olarak adlandırdığımız Orta Doğu’nun neredeyse tamamını ele geçiriyor. Bu şekilde şehir devletlerinden imparatorluğa geçişi sağlayan ilk kişidir. Yani aslında ilk imparatorluk kralıdır. İlk kraldır zaten. Çünkü önceleri Sümerler ve Sümerlerden önce sadece şehir devletleri vardı ve şehirlerin imparatorlukları vardı. Sargon ele geçirdiği bütün bölgelerde hakimiyet kuruyor. Yani tarihteki ilk büyük kraldır ve gelmiş geçmiş en büyük kraldır esasında. Dolayısıyla bu önemli şahsiyetin heykellerini müze bahçemize koymayı uygun gördük. 2 tane heykel koyduk. Vatandaşlar gelip ziyaret edebilirler. Çünkü tarihteki en önemli figürlerden biridir. Kendisinden sonraki medeniyetlere referans olmuş. Kendisinden sonraki krallara referans olmuş. Askeri anlamda, ticaret anlamında önemli reformlar yapmış. Ve onun takipçileri Sargon’u ’büyük kral’, ’büyük imparator’ olarak kabul etmişlerdir. Ve gerek Akat imparatorları, gerek Asur imparatorları, Babil imparatorları Sargon’un izinden gelmiştir."



Tarihteki ilk kral Sargon’un iki heykeli Diyarbakır Müzesi’nde ziyarete açıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Çelik sektörü İstanbul’da buluşacak Küresel çelik sektörünün önde gelen temsilcileri ve uluslararası yatırımcıları, 25-27 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek Steel Networking Summits 2026 kapsamında bir araya gelecek. Türkiye’nin çelik sektöründeki güçlü ve istikrarlı konumu, bu önemli organizasyonun İstanbul’da düzenlenmesinde belirleyici rol oynuyor. Dünya çelik ticaretinin tüm paydaşlarını tek çatı altında buluşturacak zirve, sektörün geleceğine yön verecek stratejik temaslara ve yeni iş birliklerine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Zirveye, 80 farklı ülkeden 500’ün üzerinde üst düzey katılımcı ile 40’tan fazla uluslararası konuşmacının katılım sağlaması bekleniyor. Konferans programı kapsamında; dünya çelik piyasalarında arz-talep dengesi, ticaret savaşlarının sektöre etkileri, Avrupa, Amerika, Afrika ve Asya pazarlarındaki güncel gelişmeler ile yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik başlıkları masaya yatırılacak. Zirvenin yalnızca bugünü değil, sektörün geleceğini de şekillendireceğine dikkat çeken Dünya Çelik Birliği Başkanı Uğur Dalbeler, "Türkiye, üretim gücü, ihracat kabiliyeti ve geniş pazar ağıyla küresel çelik ticaretinde çok önemli bir konumda bulunuyor. İstanbul ise bu gücün dünyaya açılan vitrini. Avrupa’dan Asya’ya, Orta Doğu’dan Afrika’ya uzanan ticaret ağlarının kesiştiği bu şehirde, dünya çelik sektörünü bir araya getirmek son derece anlamlı. Steel Networking Summits 2026, firmalarımızın yeni pazarlara erişimini kolaylaştıracak, doğrudan ticarete dönüşebilecek temasların önünü açacak. Bu organizasyonun, Türkiye’nin küresel çelik ticaretindeki stratejik konumunu daha da güçlendirecek tarihi bir buluşma olacağına inanıyoruz" dedi.
İstanbul Aras Kargo’dan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajı Aras Kargo, toplumsal cinsiyet dengesini insan odaklı dönüşüm yolculuğunun merkezine yerleştirerek kadınların iş hayatındaki varlığını ve liderliğini güçlendirmeye yönelik projelerini sürdürüyor. Aras Kargo’nun 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için hazırladığı özel filmle sahadan karar masalarına uzanan farklı alanlarda kadınların emeğini, katkısını ve kurum içindeki etkisini gösterirken Aras Kargo’nun insan odaklı ve kapsayıcı kültür yaklaşımını da somut bir şekilde ortaya koyuyor. Türkiye’nin önde gelen kargo şirketlerinden Aras Kargo, kadınların iş hayatındaki varlığını ve liderliğini destekleyen yaklaşımını kurum kültürünün merkezine yerleştirdiğini duyurdu. Bu kültürel dönüşümün bir yansıması olan toplumsal cinsiyet dengesi yaklaşımıyla kapsayıcı adımlar atılırken, kadınların işe alım süreçlerinden kariyer gelişimine kadar iş hayatının her aşamasında daha görünür ve güçlü bir şekilde yer alması destekleniyor. Sahada, karar masasında, sporda 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için hazırlanan özel film, kadınların sahadan yönetim masasına uzanan güçlü varlığını ve oluşturdukları etkiyi görünür kılıyor. Filmde; direksiyon başındaki kadın sürücüler ve dağıtım yapan kadın kuryelerin görüntüleriyle kadınların Aras Kargo’daki aktif ve etkili rolü öne çıkıyor. Bir toplantı masasında karar mekanizmalarında yer alan kadın yöneticiler ile kadın liderlerin Aras Kargo’daki temsiliyeti, Sultanlar Ligi’nde mücadele eden Aras Kargo Kadın Voleybol Takımı ile de kadınların spordaki varlıkları vurgulanıyor. Film; Aras Kargo’ nun kadın CEO’su, kurduğu voleybol takımı ve kadınların operasyonel alandaki rolleriyle cinsiyet dengesi yaklaşımını ortaya koyuyor. "Toplumsal cinsiyet dengesi kurumsal dönüşümümüzün merkezinde" Aras Kargo CEO’su Barbara Hagen kadın liderliği ve toplumsal cinsiyet dengesine verilen önemi vurgulayarak, şu açıklamada bulundu: "Aras Kargo’da amacımız; kadın liderlerin neşeyle bir araya geldiği, birbirine ilham verdiği ve sektörde daha fazla kadının liderlik rollerine adım atmasına cesaret veren bir alan oluşturmak. Kadınların gelişebileceği bir alan oluşturmanın, tüm çalışanları yukarı taşıdığına inanıyoruz. Bu nedenle karar alma süreçlerinde cinsiyet dengesini bir iyi niyet meselesi olarak değil, temel bir iş stratejisi olarak ele alıyor ve kadın lider oranımızı yüzde 40’a taşıyacak somut adımları hayata geçiriyoruz. Aras Kargo İcra Kurulu’nda ben dahil beş kadın liderin bulunması, bu yaklaşımımızı ortaya koyuyor. İnsan ve kültür yapılanmamız altında cinsiyet eşitliğine yönelik 416 farklı KPI’ı takip ediyor; hızlı sonuç üreten uzun vadeli dönüşümü destekleyen uygulamalar hayata geçiriyoruz. "Kadın adaylara açığız" ifadesini içeren iş ilanları, her mülakat sürecinde en az bir kadın yöneticinin yer alması ve çalışan annelere kreş desteği bu adımların bir kısmını oluşturuyor. Ebeveynliği ise bireysel değil, ortak bir yolculuk olarak görüyoruz. Erkek çalışanlarımıza tanıdığımız 30 gün babalık izni ile erkeklerin de ebeveynlik sorumluluğunu paylaşabildiği bir çalışma kültürü kurmayı önemsiyoruz. İşe Dönüş Rehberi uygulamamız ile çalışan annelerimizin iş hayatına dönmesine destek oluyoruz. Çünkü biliyoruz ki; kadınlar görüldüğünde, duyulduğunda ve desteklendiğinde sadece bireyler değil, tüm organizasyon güçlenir. 8 Mart için hazırladığımız bu özel filmle de her zaman yanlarında olduğumuz kadın çalışanlarımızın rolünü ve oluşturdukları etkiyi görünür kılmayı amaçladık. Direksiyon başındaki kadın sürücülerimiz, sahada dağıtım yapan kadın kuryelerimiz, Türkiye’de ve iştirak ülkelerimizde karar masalarında yer alan kadın yöneticilerimiz ve Sultanlar Ligi’nde mücadele eden kadın voleybol takımımız başta olmak üzere kendilerini istedikleri yere taşıyan tüm kadınların her zaman yanındayız. Bu vesileyle; emeğiyle, vizyonuyla ve cesaretiyle dünyayı dönüştüren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum."
Giresun Kadınların emeği kültürel mirası yaşatıyor Giresun’un Keşap ilçesinde kadınlar, geleneksel kilim dokuma sanatını yaşatarak hem kültürel mirası gelecek kuşaklara aktarıyor hem de aile ekonomilerine katkı sağlıyor. Yörede yüzyıllık geçmişe sahip Karabulduk kilimleri, Keşap Mehmet Akif Ersoy Halk Eğitimi Merkezi’nde açılan kurslarla yeniden hayat buluyor. Çoğunluğu ev hanımlarından oluşan kursiyer kadınlar, geçmişten günümüze uzanan bu kültürel mirası sabır ve emekle dokuyarak hem üretmenin hem de kazanmanın mutluluğunu yaşıyor. Kilim dokuma kursunun usta öğreticisi Gülçin Çakır, Karabulduk yöresine özgü kilimlerin geçmişte koyun yünü kullanılarak ve kök boyalarla renklendirilerek üretildiğini belirterek, kadınların bu geleneği yaşatmada önemli rol üstlendiğini söyledi. Çakır, geçmişte kadınların koyun yününü kırkıp taradığını, eğirdiğini ve kök boya ile renklendirerek kendi kilimlerini ürettiğini ifade ederek, bugün de bu geleneğin kurs sayesinde yeniden canlandığını dile getirdi. 7’den 70’e kadınlar kilim dokuyarak geleneği yaşatıyor Kursiyerlerin hem yöresel hem de geleneksel desenleri bir araya getirerek dokuma yaptığını anlatan Usta Öğretici Çakır, "Kilim dokuma zorla yapılacak bir iş değil. Emek ve sabır istiyor. Bir kilimin tamamlanması bazen aylar sürebiliyor. Üretilen kilimler çoğunlukla ilçe ve ildeki kurumlar tarafından satın alınıyor ya da kente gelen misafirler ilgi gösteriyor" dedi. Halk Eğitim Merkezi bünyesinde 2004 yılında açılan kursun temel amaçlarından birinin kadınların aile bütçesine katkı sağlaması olduğunu da ifade eden Çakır, "Kurs zamanla büyük ilgi gördü. Bugüne kadar 200’e yakın kursiyer yetiştirdik. Yaş sınırı olmadan herkes kursumuza katılabilir. Özellikle orta yaş ve üzeri kadınlar yoğun ilgi gösteriyor. Kursiyerler aynı zamanda "çıput" olarak bilinen eski kumaş dokuma geleneğini de yaşatarak, gerç dönüşüme katkı sağlıyor. Evlerde kullanılmayan kumaşlar kesilerek yeniden dokunmasıyla sıfır atık anlayışı da gerçekleştiriliyor" diye konuştu. Kursiyer kadınlar ise ilk bakışta zor gibi görünen kilim dokuma sanatını kısa sürede öğrenebildiklerini belirterek, sabır ve emekle ortaya çıkan eserlerin kendilerine hem mutluluk verdiğini hem de ekonomik katkı sağladığını dile getirdi. Kadınlar, kurs sayesinde hem üretmenin hem de kültürel mirası yaşatmanın gururunu yaşadıklarını ifade ederek, boş zamanlarını verimli geçirirken aynı zamanda aile bütçelerine de katkı sağladıklarını söyledi.
Düzce Bilim Kafe’de kadın sağlığı ve erken tanının önemi konuşuldu Düzce Üniversitesi Bilim İletişim Ofisi, Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü ile Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜKAM) iş birliğinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadın sağlığına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen "Önlenebilir Bir Gelecek: Kadın Sağlığında Erken Tanının Gücü" başlıklı Bilim Kafe buluşması gerçekleştirildi. Düzce Kadın Emeği Merkezi’nde ki programa Düzce Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, Bilim İletişimi Ofisi personeli ile Düzce Kadın Emeği Merkezi’nde bulunan kadınlar katılım sağlarken etkinlikte, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Betül Keyif konuşmacı olarak yer aldı. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Cömert, Düzce Üniversitesi’nin toplumla bilim arasında köprü kurmayı amaçlayan Bilim Kafe etkinlikleri kapsamında farklı alanlarda düzenli buluşmalar gerçekleştirildiğini ifade etti. Kadın sağlığının toplumsal açıdan büyük önem taşıyan konulardan biri olduğunu belirten Cömert, özellikle Dünya Kadınlar Günü öncesinde bu başlığın ele alınmasının anlamlı olduğunu vurguladı. Kadın sağlığında erken tanının önemine değinerek, birçok sağlık sorununun erken dönemde fark edildiğinde etkili bir şekilde yönetilebildiğini ifade ederek konuşmasına başlayan Doç. Dr. Betül Keyif, kadın sağlığına ilişkin önemli başlıkları bilimsel bir bakış açısıyla ele aldı. Toplumda farkındalık oluşturmanın kadın sağlığından büyük önem taşıdığını belirten Betül Keyif, özellikle tarama programları ve koruyucu sağlık hizmetlerinin kadın sağlığının korunmasında önemli bir rol üstlendiğini vurguladı. Kadınların kendi sağlıklarını tanımasının ve vücutlarındaki değişimleri takip etmesinin erken başvuru açısından önemli olduğunu belirten Keyif, kadın sağlığında görülebilen bazı durumların bireysel farklılıklar gösterebileceğini belirtti. Düzenli sağlık kontrollerinin ve tarama programlarının büyük önem taşıdığını ifade eden Doç. Dr. Keyif, koruyucu uygulamalar arasında yer alan aşıların da kadın sağlığının korunmasına önemli derecede katkı sağlayabildiğinin altını çizdi. Katılımcıların merak ettikleri soruları doğrudan uzmanına yöneltme fırsatı tanıdığı ve interaktif bir şekilde gerçekleştirilen program, teşekkür belgesi takdimi ve fotoğraf çekimi ile tamamlandı.