ASAYİŞ - 22 Nisan 2024 Pazartesi 10:20

Zerya Kuyumculuk davasında bilirkişi raporu tamamlandı

A
A
A
Zerya Kuyumculuk davasında bilirkişi raporu tamamlandı

Diyarbakır’da Zerya Kuyumculuk davasında bilirkişi raporu tamamlandı. Raporda, Huzur Polis Merkezinde alınan beyanlara göre 37 milyon 126 bin 100 lira 54 kuruş olduğu, ancak bu beyanlar dışında müşteki katılan ve mağdur olarak adlarına yer verilen kişilerin gerçek mağduriyetlerinin soyut beyanlar dolayısıyla tespit edilemediği, dosya kapsamında yer alan Aklama Raporu’na göre, sanıkların elde ettikleri haksız menfaat miktarının ise tespit edilemediği görüşü yer aldı.


22 Haziran 2020 tarihinde şikayet üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma devam ediyor. 3 kişilik bilirkişi heyetinin incelemeleri tamamlandı. Şikayetler üzerine yapılan çalışmalar ile hazırlanan 140 sayfalık bilirkişi rapor, soruşturma dosyasına eklendi.


Müştekilerin bir kısmının perakende kuyumculuk yaptığı, müştekilerin sanıklara altın, değerli maden, döviz ya da Türk Lirası verdikleri yer alan raporda, bu konunun müşteki beyanları ve sanık savunmaları ile sabit olduğu belirtildi.


Müştekilerin beyanlarına göre sanıklara verilen altın ve döviz miktarının suç tarihindeki değerinin Diyarbakır ili Huzur Polis Merkezinde alınan beyanlara göre 37 milyon 126 bin 100 lira 54 kuruş olduğu ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi:


“Ancak bu beyanlar dışında müşteki katılan ve mağdur olarak adlarına yer verilen kişilerin gerçek mağduriyetlerinin soyut beyanlar dolayısıyla tespit edilemediği, dosya kapsamında yer alan Aklama Raporu’na göre, sanıkların elde ettikleri haksız menfaat miktarının ise tespit edilemediği, müştekilerin sanıklara altın ya da parayı kimi zaman elden verdikleri ve bir kısmını geri aldıkları, ancak söz konusu altın ve para trafiği banka üzerinden yapılmadığı için, müştekilerin zararının tam olarak tarafımızdan tespit edilemediği. Zira dosya kapsamında altın ve para alış verişine ilişkin ’bilgi fişi’, ’kartvizit’, ’kağıt’ şeklinde belgeler bulunduğu, ancak bunların doğruluğunun tarafımızdan anlaşılamadığı, bankalardan alınan veriler ile yapılan ticari alışveriş boyutlarının, tarihlerinin belirlenemediği, hangi gönderilen paranın hangi alış için olduğu veya hangi ödenen paranın hangi alışverişe ait olduğunun tespitinin mümkün olamadığı. Sanıkların ‘kar elde edecekleri yönünde kanaat uyandırarak oluşturdukları güven duygusuyla müştekileri aldatıp’ altın ve para aldıklarının sabit olması halinde nitelikli dolandırıcılıktan söz edilebileceği, buna karşılık sanıkların müştekilerden altın ve dövizleri aldıkları esnada ‘hileli davranışlarının bulunmadığının kabulü halinde’ dolandırıcılık suçundan bahsedilemeyeceği. Bu ihtimalde ticari ilişki (hukuki ihtilaf) ya da güveni kötüye kullanma suçundan söz edilebileceği, özellikle sanıkların banka hesaplarındaki paraların tamamının çekilmesi, işyerindeki altın ve paranın alınarak, bilgisayar da dahil olmak üzere valize konulup, iş yerinden ayrılma eyleminin kastın belirlenmesinde dikkate alınabileceği, bu hususun takdirinin delillerle doğrudan temas eden yüce mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmıştır.”



"Bilirkişi raporunda somut bir delil bulunmamaktadır"


Sanık avukatlarından Fatih Bulut, bilirkişi raporunda somut bir delil bulunmadığını söyledi. Avukat Bulut, "140 sayfalık bilirkişi raporu incelendiği zaman raporda sadece müştekilerin soyut beyanları ve herhangi bir somut delilin, emarenin olmadığını, bilirkişi raporunun sonuç kısmı incelendiğinde olayın ticari bir boyutunun ilerisine gitmediği, her hangi bir şekilde haksız bir menfaat tespit edilemediğini, müvekkillerimin ticari faaliyetleri kapsamında yaşadıkları zorluklardan kaynaklı olarak içine düştükleri mağduriyeti açıkça ortaya çıktığı görülmektedir. Buna rağmen müvekkillerimiz halen bugün itibariyle de tutuklu yargılanmaktadırlar. Bizim beklentimiz, adaletin iki yönü vardır. Hem müştekiler arasında olan yönü, hem de sanıklar arasında olan yönü. Önemli olan nokta, suça konu herhangi bir fiili işlememiş insanların koruma tedbirleriyle mağdur edilmemesi, bu durum masumiyet karinesinin bir gereğidir. Kamuoyuna ısrarla vurgulamak ve belirtmek istediğimiz olgu, Zerya Kuyumculuk davasının herhangi bir şekilde bir müvekkil-sanıklar tarafından haksız menfaat temini olmadığı, tamamen ekonomik zorluklarından kaynaklı bir süreç olduğu bu raporla da gün yüzüne çıktı. Bir an önce hukuki sürecin müvekkillerin fiili durumlarına uygun şekilde yürümesini talep ediyoruz" dedi.


28 Mart’ta Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, tutuklu sanıklar Serdar Adıgüzel ve Zülfikar Ortaç’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verilmişti. Duruşma, 10 Haziran 2024’e ertelenmişti.



Zerya Kuyumculuk davasında bilirkişi raporu tamamlandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Dışişleri Bakanı Fidan, Üç Deniz Girişimi Zirvesi için Hırvatistan’a gidiyor Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hırvatistan’da düzenlenecek Üç Deniz Girişimi 11. Zirvesi’ne Cumhurbaşkanı’nı temsilen katılacak. Türkiye, "Stratejik Ortak" sıfatıyla ilk kez zirvede yer alacak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hırvatistan’ın ev sahipliğinde 28-29 Nisan tarihlerinde Dubrovnik’te düzenlenecek Üç Deniz Girişimi (ÜDG) 11. Zirvesi’ne katılmak üzere 28 Nisan’da ziyaret gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan, zirveye Cumhurbaşkanı’nı temsilen katılım sağlayacak. Türkiye ilk kez "Stratejik Ortak" sıfatıyla katılacak Zirve, Türkiye’nin 28-29 Nisan 2025’te Varşova’da düzenlenen ÜDG Zirvesi’nde "Stratejik Ortak" olarak kabul edilmesinin ardından bu sıfatla katılım sağlayacağı ilk toplantı olması bakımından önem taşıyor. Bakan Fidan’ın zirvede yapacağı konuşmada, günümüzde bağlantısallığın yalnızca fiziksel altyapıyla sınırlı olmadığına dikkat çekmesi bekleniyor. Bu kapsamda bağlantısallığın; ulaşım, enerji, dijital ağlar, finans ve yönetişim alanlarını kapsayan çok boyutlu bir yapıya dönüştüğünü vurgulayacağı ifade ediliyor. Tedarik zincirleri ve enerji hatlarında çeşitlilik vurgusu Bakan Fidan’ın, küresel ölçekte yaşanan çatışmaların ekonomi ve arz güvenliği üzerindeki etkilerine işaret ederek, tedarik zincirleri ile enerji hatlarının çeşitlendirilmesinin önemine dikkat çekmesi öngörülüyor. Türkiye iş birliğini derinleştirmeye hazır mesajı Türkiye’nin ÜDG’yi bölgesel sahiplenmeyi güçlendiren kapsayıcı bir platform olarak gördüğünü dile getirmesi beklenen Bakan Fidan’ın, Türkiye’nin jeostratejik konumu sayesinde girişime "Stratejik Ortak" olarak katkı sunmaya ve iş birliğini derinleştirmeye hazır olduğunu ifade etmesi bekleniyor. Türkiye-AB ilişkileri için "yeni anlatı" mesajı Fidan’ın ayrıca, günümüzün karmaşık ve birbiriyle bağlantılı sınamaları karşısında Türkiye-AB ilişkilerinde somut ilerleme sağlayacak yeni bir yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunu vurgulaması ve bağlantısallık gündeminin bu açıdan önemli bir fırsat sunduğunu belirtmesi öngörülüyor. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu vurgusu Konuşmada, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu Projesi gibi girişimlerin küresel ticarete sunduğu fırsatlara değinilmesi, Türkiye’nin bağlantısallık koridorlarını rekabet unsuru olarak değil, birbirini tamamlayan yapılar olarak değerlendirdiğini ifade etmesi bekleniyor.
İstanbul Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan: "2 yılda yaklaşık 2 milyon kadının işe yerleştirilmesini sağladık" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Son 5 yılda kadın istihdamında kaydedilen artış, Türkiye’yi OECD üyeleri arasında en hızlı ilerleme kaydeden ülkelerden biri haline getirmiştir. 2 yılda yaklaşık 2 milyon kadının işe yerleştirilmesini sağladık" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirilen Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 6. Beceriler Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla başladı. Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen zirvede açılış konuşmasını yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, " OECD tarafından 2016’da Norveç’te başlatılan Beceriler Zirvesi’nin altıncısına; Portekiz, Slovenya, Kolombiya ve Belçika’nın ardından Türkiye olarak biz ev sahipliği yapıyoruz. Ülkemizin beceri politikalarında karşılıklı öğrenme ve deneyim paylaşımını merkeze alan güçlü bir vizyonu bulunmaktadır. Geleceğimizi belirleyen, yetiştirdiğimiz insan kaynağı ve ona kazandırdığımız becerilerdir. Bugün burada, her yaştan insanın potansiyelini hayata geçirebildiği, fırsatların kuşaklar arasında adil biçimde paylaşıldığı ve kimsenin geride kalmadığı bir geleceği birlikte inşa etmek için bir araya gelmiş bulunuyoruz" diye konuştu. "Önümüzdeki dönemde çalışma çağındaki nüfus azalırken, yaşlı bağımlılık oranı tarihi seviyelere ulaşacaktır" Bakan Işıkhan, önümüzdeki dönemde çalışma çağındaki nüfus azalırken, yaşlı bağımlılık oranının tarihi seviyelere ulaşacağını söyleyerek, " Dünyamız; yaşlanan nüfus, dijital ve yeşil dönüşümün iç içe geçtiği derin bir değişim sürecinden geçmektedir. Önümüzdeki dönemde çalışma çağındaki nüfus azalırken, yaşlı bağımlılık oranı tarihi seviyelere ulaşacaktır. Bu durum; iş gücü piyasalarını, beceri politikalarını, sosyal koruma sistemlerini, kamu maliyesini ve toplumsal dayanışmanın temellerini doğrudan etkileyen küresel ölçekte bir kırılma noktası olacaktır. Bu dönüşüm yeni fırsatlar sunmakla birlikte, bu fırsatlardan kimlerin nasıl yararlanacağı, büyük ölçüde toplumların bu sürece ne kadar hazırlıklı olduklarına bağlı kalacaktır. Bu nedenle dijital ve yeşil dönüşümle birlikte beceri dönüşümünü de içeren bütüncül bir yaklaşımı benimsemeliyiz. Özetle, bu üçüz dönüşümü birlikte yönetmek zorundayız" şeklinde konuştu. "Ahilik geleneği, asırlar boyunca Türk toplumunun beceri ve üretim anlayışının temel taşı olmuştur" Ahilik geleneğinin asırlar boyunca Türk toplumunun beceri ve üretim anlayışının temel taşı olduğuna değinen Bakan Işıkhan, " Türkiye olarak bu konuda fazlasıyla tarihi tecrübemiz bulunmaktadır. 13. yüzyılda Anadolu’da doğan ve mesleki yetkinliği ahlaki sorumlulukla harmanlayan Ahilik geleneği, asırlar boyunca Türk toplumunun beceri ve üretim anlayışının temel taşı olmuştur. Bu köklü gelenek; usta-çırak ilişkisi üzerinden sağlam temeller kurmayı, değişen ihtiyaçlara göre kendini yenileyerek uyum kapasitesini canlı tutmayı ve kuşaktan kuşağa aktarılan bilgiyle sürdürülebilir bir beceri mirası oluşturmayı esas almıştır. Günümüzde Ahilikten yapay zekaya uzanan dönüşüm sürecinde temel mesele, yalnızca becerilerin nasıl geliştirileceği değil; bu becerilerin güven, adalet ve sorumluluk ilkeleri temelinde nasıl şekilleneceğidir. Türkiye’nin beceri ekosistemi, Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, ehil ellerde, geçmişin tecrübesiyle geleceğin ihtiyaçlarını buluşturan bir anlayış üzerine yükselmektedir" ifadelerini kullandı. "3 yıl içinde yaklaşık 3 milyon gencimizi istihdama ve üretime kazandırmayı hedefliyoruz" Bakan Işıkhan, 3 yıl içinde yaklaşık 3 milyon genci istihdama ve üretime kazandırmayı hedeflediklerini belirterek, " Bu kapsamda Ulusal İstihdam Stratejimiz yoluyla OECD ile uyumlu ve beceri temelli bütüncül bir yaklaşımı benimsiyoruz. Bu çerçevede demografik fırsat penceremizi en iyi şekilde değerlendirmek ve özellikle kadın ve genç istihdamını artırmak için çaba sarf ediyoruz. Son 5 yılda kadın istihdamında kaydedilen artış, Türkiye’yi OECD üyeleri arasında en hızlı ilerleme kaydeden ülkelerden biri haline getirmiştir. Bu ilerlemede önemli katkılar sağlayan ve iki yıl önce başlattığımız İş Pozitif programı ile eğitim, istihdam ve destek mekanizmalarını entegre ederek, 2 yılda yaklaşık 2 milyon kadının işe yerleştirilmesini sağladık. Bu projeyle teşvikler, mesleki eğitim ve bakım destekleriyle istihdamda kalıcılığı hedefledik. Saygıdeğer Cumhurbaşkanım, zatıalinizin liderliğinde Ocak ayında hayata geçirdiğiniz Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) programı ile gençlerimizin nitelikli istihdama daha erken ve daha hızlı katılımını artırmayı hedefliyoruz. Bu süreci; İŞKUR’un dijitalleşme adımları, açık iş haritası, aday havuz sistemi ve yapay zeka eşleştirme altyapısıyla güçlendiriyoruz. Beceri envanteri yaklaşımı ve meslek standartları, beceri odaklı proaktif ve teknoloji temelli bir istihdam ekosistemi kurarak, 3 yıl içinde yaklaşık 3 milyon gencimizi istihdama ve üretime kazandırmayı hedefliyoruz. Saygıdeğer Cumhurbaşkanım, kıymetli misafirler; artık şunu çok net biliyoruz: Gelecek, kaynakları en fazla olanların değil, insanına en doğru becerileri kazandıranların olacaktır" dedi.
Balıkesir Şüheda Park ve dönel kavşak için geri sayım başladı Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından halkçı belediyecilik anlayışıyla yapımına başlanan Şüheda Parkı’nda sona gelindi. Kuvayı Milliye Mahallesi’nde yıllardır yapılması planlanan ancak hayata geçirilmeyen çalışma, mahallenin çehresini de değiştirecek. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin yoğun çabalarıyla hayata geçirilmeye hazırlanan Şüheda Parkı ve çevre düzenlemelerinde geri sayım başladı. Yalnızca park yapımıyla değil peyzaj düzenleme projesiyle de mahalle sakinlerinin sosyal yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefleyen park çalışmasında sıcak asfalt dökümü ve kontrolsüz kavşak düzenlemesi de gerçekleştiriliyor. Kontrolsüz kavşak yerini dönel kavşağa bıraktı Yaklaşık 10 dekarlık alana inşa edilecek olan parkta; 245 m genişliğinde bir çocuk oyun alanı, 360 metre uzunluğunda bir yürüyüş parkuru, spor alanı, çok amaçlı spor sahası, Kıbrıs Barış Harekâtı Anıtı ve tören alanının yanı sıra; 4.500 m yeşil alan ile doğal peyzaj dokusu korunarak mahalleye nefes aldıran bir açık alan oluşturulması hedefleniyor. Yapılacak olan düzenlemeler dışında mahalle sakinlerinin daha rahat ve konforlu bir alana sahip olması amaçlandığından Şüheda Parkı önü bölgesinde bulunan kontrolsüz kavşakta da önemli bir düzenleme çalışması hayata geçirildi. Önceki yapısıyla sürücüler ve yayalar açısından güvenlik riski oluşturan, trafik akışını olumsuz etkileyen ve zaman zaman düzensiz geçişlere neden olan bu alan, modern şehircilik anlayışı çerçevesinde yeniden ele alınarak dönel kavşak olarak tasarlanarak kısa sürede kullanıma açıldı. Aynı zamanda kavşak çevresine sıcak asfaltlama yapılarak mahallenin ulaşım ağı güçlendirildi. Bu düzenlemeler ile Kuvayı Milliye Mahallesi’nde, sürdürülebilir kent estetiğinin zarafetini yansıtan bir yaşam mekânı hayata geçirilmiş olacak. Doğal hayatın yeşiliyle modern çizgilerin buluşacağı Şüheda Park böylece sosyal yaşamın yeni buluşma noktası haline getirilecek. ‘Bütün çalışmalarımızı Büyükşehir yapıyor’ Çalışmaları yerinde inceleyen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Karesi ilçemizde Şüheda Parkımızı tamamlamak üzereyiz. Hem onu görmeye geldik hem de Balıkesir Büyükşehir Belediyemizin kendi asfalt plentinden çıkan asfaltımız, kendi makinelerimiz ve kendi öz kaynaklarımızla asfaltlama işlemlerimiz tüm Balıkesir’in 20 ilçesinde başlamıştır. Burada olduğu gibi ihtiyaç bulunan her noktada vatandaşlarımızın modern şartlarda ulaşımını sağlamak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Bütün bu çalışmaları yol dairemizle birlikte yapıyoruz. Yani biz kendimiz yapıyoruz. İhaleye çıkmıyoruz. Bütün yapılan çalışmaları Büyükşehir’imizin kendi bünyesinde yapıyoruz. Bizim işimiz halka hizmet. Ve halka hizmet, Hakk’a hizmettir. O anlayışıyla Balıkesir’imin 20 ilçesinde hem yol çalışmalarımız hem altyapı çalışmalarımız hem kanalizasyon çalışmalarımız, tüm çalışmalarımızı yapıyoruz" ifadelerini kullandı.