ÇEVRE - 23 Mart 2026 Pazartesi 09:59

Sürdürülebilir gelecek için su yönetiminde yenilikçi adım

A
A
A
Sürdürülebilir gelecek için su yönetiminde yenilikçi adım

Düzce Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pınar Sevim Elibol, "Su hayattır, hayatımıza sahip çıkalım" dedi.



Düzce Üniversitesi, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında su kaynaklarının korunması, sürdürülebilir yönetimi ve atık suyun geri kazanımı konularında farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda değerlendirmelerde bulunan Düzce Üniversitesi Sürdürülebilirlik ve İklim Değişikliği Koordinatörlüğü Sıfır Atık Komisyon Üyesi ve Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pınar Sevim Elibol, suyun sınırsız bir kaynak olmadığını ve gelecek nesillere aktarılması gereken hayati bir değer olduğunu vurguladı.



"Her damla su, yaşamın devamlılığıdır"


Dünya Su Günü’nün suyun yaşam için vazgeçilmez önemine dikkat çektiğini ifade eden Doç. Dr. Elibol, küresel su krizinin giderek derinleştiğine işaret ederek, "İklim değişikliği, hızlı nüfus artışı ve kirlilik gibi faktörler, temiz su kaynaklarımızı her geçen gün daha fazla tehdit ediyor. Su, sadece bireysel bir ihtiyaç değil; tarımdan sanayiye, ekosistemin korunmasından enerji üretimine kadar her alanın can damarıdır. Bu nedenle her damlayı korumak ve verimli kullanmak, bir tercihten öte vicdani bir sorumluluktur" dedi.



"Suyun aktığı yerde eşitlik yeşerir"


2026 yılı Dünya Su Günü’nün küresel çapta "Su ve Cinsiyet" temasıyla kutlandığını hatırlatan Elibol, suya erişim konusunda kadınlar ve kız çocuklarının karşılaştığı zorluklara dikkat çekerek, "Su krizine çözüm üretmek, aynı zamanda toplumsal eşitliği desteklemek anlamına gelmektedir. Üniversitemizde uyguladığımız sürdürülebilir su yönetimi modelleriyle bu küresel farkındalığa yerel ölçekte katkı sunmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.



Sürdürülebilir su yönetimi yaklaşımı


Düzce Üniversitesi’nin çevre odaklı vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen projelere değinen Elibol, atıksu yönetimine ilişkin yaklaşımlarını, "Üniversite olarak atıksuyu bir kirlilik yükü değil, geri kazanılması gereken bir potansiyel olarak görüyoruz. Konuralp Yerleşkemizde hayata geçirmeyi planladığımız ileri teknoloji odaklı projemizle, nanoteknoloji desteğiyle arıttığımız suları; peyzaj sulamasından tarımsal faaliyetlere, ekolojik göletlerin beslenmesinden yağmur suyu hasadına kadar geniş bir yelpazede değerlendirmeyi hedefliyoruz. Böylece su döngüsünü kampüs ölçeğinde somut bir modele dönüştürüyoruz" şeklinde değerlendirdi.



Teknoloji ve doğanın entegrasyonu


Projenin; kimya, nanoteknoloji, ziraat ve peyzaj disiplinlerini Çevre Mühendisliği ile bütünleştiren yenilikçi bir Ar-Ge yaklaşımı sunduğunu belirten Elibol, "Su yönetimi artık enerji, gıda ve ekosistemle birlikte ele alınmalıdır. Geliştirdiğimiz sistem sayesinde atıksuyu yeniden kullanılabilir standartlara ulaştırarak, düşük karbon ayak izine sahip ve kaynak verimliliği yüksek bir model ortaya koymayı amaçlıyoruz" dedi. Arıtma sistemlerinin yenilenebilir enerji kaynaklarıyla destekleneceğini de ifade eden Elibol, ekolojik alanlar ve permakültür uygulamalarıyla biyoçeşitliliğin korunmasının hedeflendiğini belirtti.




Küresel hedeflerle uyumlu bir model


Geliştirilen modelin Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu olduğunu vurgulayan Elibol; özellikle "Temiz Su ve Sanitasyon", "Erişilebilir ve Temiz Enerji" ve "Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar" hedeflerine katkı sağlandığını ifade etti.


Düzce Üniversitesi Sürdürülebilirlik ve İklim Değişikliği Koordinatörlüğü aracılığıyla yürütülen eğitim faaliyetlerinin önemine değinen Doç. Dr. Pınar Sevim Elibol, "Asıl hedefimiz, su tasarrufunu ve verimliliğini bir yaşam kültürü haline getirmektir. Kimyasal kullanımını azaltmak, yağmur suyunu toplamak ve israfın önüne geçmek gibi basit adımlar geleceğimizi kurtaracaktır. Su hayattır, hayatımıza sahip çıkalım" şeklinde açıklamasını tamamladı.



Sürdürülebilir gelecek için su yönetiminde yenilikçi adım

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep 500 yıllık mağarayı gören hayran kalıyor Gaziantep’te bulunan 500 yıllık Kaleoğlu Mağarası, Ramazan Bayramı tatilinde yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası oldu. Türkiye’nin tarihi ve turistik kentleri arasında yer alan, gastronomisiyle adından söz ettiren Gaziantep, bayram tatilinde yerli ve yabancı turistlerin akınına uğradı. Türkiye’nin dört bir yanından şehri ziyaret eden vatandaşlar, kentin en eski tarihi yapılarından biri olarak bilinen ve ziyaretçilerine eşsiz bir doğal güzellik sunan Kaleoğlu Mağarası’na da yoğun ilgi gösterdi. Fotoğraf tutkunlarından büyük ilgi gördü Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en dikkat çeken kültür ve turizm noktalarından biri olan Gaziantep’te bulunan Kaleoğlu Mağarası, her bayram olduğu gibi bu bayramda da büyük ilgi gördü. Bayram tatiliyle birlikte ziyaretçi akınına uğrayan Kaleoğlu Mağarası, fotoğraf tutkunlarından da büyük ilgi gördü. Tarihi Gaziantep Kalesi civarında bulunan, kentin tarihi ve turistik cazibe merkezlerinden biri olan ve büyük ilgi gören Kaleoğlu Mağarası’nı ziyaret eden vatandaşlar, mağaradaki kafede müzik eşliğinde Avrupa Birliği (AB) tarafından tescillenen menengiç kahvesini yudumlayarak keyif dolu vakit geçirdi. Ziyaretçiler bol bol fotoğraf çektiriyor Tarihi İpekyolu üzerinde bulunan Gaziantep’in en önemli kervansarayları arasındaki tarihi Yeni Han’ın girişinde bulunan ve dört mevsim ziyaretçilerini ağırlayan mağaradaki bölmelerde ziyaretçiler bol bol fotoğraf çektiriyor. Mağaranın her köşesi ziyaretçiler için ayrı bir deneyim ve kare sunarken, eski duvar halıları arasında tarihe yolculuk yapan ziyaretçiler, mağaraya yoğun ilgi gösteriyor. "Gaziantep’e gelen Kaleoğlu Mağarası’nı görmek istiyor" Bayram tatilini fırsat bilen yerli ve yabancı turistlerin mağaraya akın ettiğini belirten Kaleoğlu Mağarası işletmeci Mehmet Kaleoğlu, "Burası 500 yıllık Kaleoğlu Mağarası. Bayramın ikinci ve üçüncü günü bayağı hareketli geçti. Çünkü Gaziantep’e gelen muhakkak Kaleoğlu Mağarası’nı görmek istiyor. Ziyaretçilerimiz içeride canlı müzik eşliğinde gezilerine devam ediyor. İçeride 12 tane sütun ayak var. 4 tane kuyumuz var. Mağaramız savaş yıllarında kullanılmış bir mekan. Şu anda biz kafeterya olarak kullanıyoruz. Ziyaretçilerimiz çay ve kahvelerini yudumladıkları esnada canlı müzik devam ediyor. Akın akın ziyaretçilerin mağaramızı ziyaret etmesinden dolayı çok mutlu oluyoruz" dedi. "Her tarafı tarih kokuyor" İstanbul’dan gelen ziyaretçilerden Öznur Karagüney ise mağarayı ilk defa ziyaret ettiğini ve mağaranın çok etkileyici olduğunu belirterek, "GAP turu için geldim. En son rotamız Gaziantep’ti ama Gaziantep’i çok sevdim. Her tarafı tarih kokuyor. Atalarımıza rahmet diliyorum. 500 yıllık mağarayı çarşı içerisinde dolaşırken fark ettik. Çok güzel, çok otantik. İçeride kafelerin olması gayet güzel. Konfor alanı da rahat. Kahveler çok güzeldi" şeklinde konuştu. "Gördüklerim karşısında hayran kaldım" Eskişehir’den gelen ve ailesiyle birlikte mağarayı gezdiğini belirten Ahmet Kurnaz da, "Gaziantep’e gezmeye geldik. Gördüklerim karşısında hayran kaldım. Büyülendim açıkçası, burası gerçekten çok güzel. 500 yıllık mağarayı gezdik. Kışın sıcak, yazın serinmiş. İçerideki ortam gayet güzel. Esi duvar halılarını çok beğendim. İçerideki ortam değişikti. Çok beğendim. Herkese tavsiye ederim. Gelin ve Gaziantep’i gezin" diye konuştu.
Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesinde bayramda örnek uygulama Ramazan Bayramının üç günü boyunca Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesinde hayata geçirilen mesai dışı poliklinik hizmeti, sağlık hizmetlerinde örnek bir uygulama olarak dikkat çekti. Bayramın 1., 2. ve 3. gününde, acil servis yoğunluğunu azaltmak amacıyla mesai dışı saatlerde 4 çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından poliklinik hizmeti sunuldu. Bu kapsamda günlük ortalama 300 çocuk hastaya sağlık hizmeti verildi. Hastanenin acil servisinde ise sağlık hizmetlerinin etkinliğini artırmaya yönelik uygulama kapsamında çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları tarafından hizmet sunumu gerçekleştirildi. Mesai dışı poliklinik desteği ile birlikte hizmet kapasitesi güçlendirilerek, yoğunluk etkin şekilde yönetildi. Bu model sayesinde, acil servise başvuran elektif hasta yoğunluğu etkin şekilde ayrıştırıldı. Böylece gerçek acil vakalara daha hızlı ve kaliteli müdahale imkânı sağlanırken, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştı ve hasta memnuniyeti önemli ölçüde artırıldı. Diyarbakır İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Emre Asiltürk, uygulamaya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: ’’Bayram süresince mesai dışı poliklinik hizmetimizi sürdürerek çocuk hastalarımızın sağlık hizmetine erişimini kolaylaştırdık. Bu uygulama ile acil servis yoğunluğunu azalttık ve vatandaşlarımıza daha hızlı, nitelikli hizmet sunduk. Sağlık hizmetlerinde vatandaş odaklı yaklaşımımızı sürdürmeye devam edeceğiz.’’ Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesinde uygulanan bu model, bayram süresince sağlık hizmetlerinin etkin ve hasta odaklı sunumuna önemli katkı sağladı.