EĞİTİM - 10 Haziran 2021 Perşembe 14:56

Trakya Üniversitesi Rektörü Tabakoğlu, intörn hekimlerle buluştu

A
A
A
Trakya Üniversitesi Rektörü Tabakoğlu, intörn hekimlerle buluştu

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof.

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, mesleğe adım atmak üzere olan genç hekimlerle bir araya geldi. Rektör Tabakoğlu, başarı sırlarını ve kariyer tavsiyelerini genç meslektaşları ile paylaştı.


Rektör Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu ve İntörn Doktorlar Buluşması, çevrim içi ortamda geniş bir katılımla gerçekleşti. İntörn hekimlerin katılımıyla gerçekleşen buluşmada, tüm yönleriyle tıp eğitimi ve hekimlik mesleği konuşuldu. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinin katkılarıyla gerçekleştirilen interaktif programda konuşan Rektör Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, doktorluk mesleği ile ilgili tecrübe, anekdot ve tavsiyelerini genç hekim adaylarıyla paylaştı ve gelen soruları yanıtladı.


Tabakoğlu, “İnanırsanız, başaramayacağınız hiçbir şey yok.”


Buluşmada, öğrencilere öncelikle hayırlı olsun dileklerini sunan ve tıp eğitimini başarıyla tamamlayan genç hekim adaylarını tebrik eden Rektör Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu “Eğer bir şeyleri başarmak ister ve gerçekten inanırsanız, başaramayacağınız hiçbir şey olmadığını düşünüyorum. Sadece hayal edin ve hedeflerinize sıkı sıkıya sarılın. Başarı, hepimizin arzuladığı ve uğrunda çalıştığı bir şey. Karşınıza engeller çıksa da vazgeçmemeli, asla umudunuzu kaybetmemelisiniz. İnandığınız değerleri azimle, kararlılıkla, sabırla uygulayın. Zorlu bir süreç olsa da sonunda kazananın siz olduğunu göreceksiniz. Dünyanın en kutsal mesleğine mazharsınız. Her birinizi canı gönülden kutlarım.” ifadelerini kullandı.


Hekim olmanın bir ayrıcalık olduğunu ancak fedakârlık, sabır ve iyi insan olmayı gerektirdiğini dile getiren Rektör Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu “Bu kutsal meslekte enstrümanınızın insan olduğu gerçeğini asla unutmayın. Hastalarınıza tatlı dil, güler yüz ve sevgi göstermekten kaçınmayın. Keskin bir dinleyici ve vicdanlı bir gözlemci olun. Çok iyi bir hekim olmanızın yanı sıra hastalarınızı sabırla, ilgiyle dinleyin. Dertlerine sevgi ve şefkatle yaklaşın. Hastalarınızla, kendinizle ve tüm insanlıkla dost olun.” dedi.


“Hayatınızı ibadete dönüştürmek sizin elinizde”


Hekimlik mesleğinin manevi hazzı ve mükâfatı oldukça büyük, kutsal bir meslek olduğunu dile getiren Rektör Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu “İnsanlığa faydalı olmakla başka hiçbir meslekte elde edilemeyen ulvi duyguları hissedeceksiniz. Bir hastanızın derdine şifa olduğunuzda, bir insanın hayatını kurtardığınızda tüm insanlığı kurtarmış gibi olursunuz. Bir hastanızın derdine derman, zorda olan ailesine umut olduğunuzda âdeta ibadet etmiş olursunuz. Tüm hayatınızı ibadete dönüştürebilir, iki dünyanızda da mutlu olabilirsiniz. Alacağınız teşekkür ve hayır duaları daha büyük işler başarmanıza vesile olacak, yaptığınız işleri daha anlamlı ve unutulmaz kılacaktır.” şeklinde konuştu.


Hekimlik ve yöneticiliğin benzer özelliklere sahip olduğunu söyleyen Rektör Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu “Doğru insanlarla bir araya gelip doğru işler yaptığınızda başarı da sizinle beraber gelecek. Mesleğinizin size kazandıracağı bilgi birikim ve donanımınızı kullanarak yöneticilik vasıflarınızı geliştirin. Bu özelliklerinizi geliştirirken iyilik ve güzellikleri de çoğaltmalısınız. Bunu yaptığınızda, diğer insanları mutlu etmenin ne kadar değerli olduğunu göreceksiniz.” dedi.


Tabakoğlu, öğrencilerden Nobel istedi


Trakya Üniversitesinin akademik, sosyal ve kültürel yönden öğrencilerin gelişimine büyük titizlik gösterdiğinin altını çizen Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu “Biz sizleri, uluslararası kuruluşlarca akreditasyonu tanınmış bir eğitim sistemi, son teknoloji altyapı ve laboratuvarlarla ve zamanın ilerisinde bilgilerle mücehhez kıldık. Şimdi sıra sizde Sizlere yaptığımız yatırımların karşılığını verme sırası Yıllar sonra sizleri Nobel Ödülü almış, dünyaya damgasını vurmuş, insanlığın faydasına çalışan bilim insanları olarak görmek istiyoruz. Bu mutluluğu bize yaşatacağınıza inanıyorum. Konuşmamın başında söylediğim gibi isterseniz başaramayacağınız hiçbir şey yok. Sizleri tekrar kutluyor, meslek hayatınızda başarılar diliyorum.” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Oltu Cağ kebabı TasteAtlas listesinde Türkiye ikincisi oldu Erzurum’un coğrafi işaretli lezzeti Oltu cağ kebabı, gastronomi dünyasının en popüler platformlarından biri olan TasteAtlas’ın "Dünyanın En İyi 100 Türk Yemeği" listesinde ikinci sırada yer aldı. Kalamar tavanın ardından ikinci sıraya yerleşen Oltu cağ kebabı, Türkiye’nin en iyi et yemekleri arasında da zirvede gösterildi. Dünyaca ünlü gastronomi platformu TasteAtlas, 2026 yılı için hazırladığı "Dünyanın En İyi 100 Türk Yemeği" listesini yayımladı. Türk mutfağının dünya çapındaki lezzetlerini sıralayan listede, Erzurum’un tescilli ürünü Oltu cağ kebabı ikinci sırada kendine yer buldu. Oltu ilçesiyle özdeşleşen ve coğrafi işaret tesciline sahip olan cağ kebabı, yatay şekilde pişirilmesiyle diğer kebap çeşitlerinden ayrılıyor. Özellikle kuzu etinin omuz ve but kısımlarından hazırlanan kebap, odun ateşinde ağır ağır pişirilerek servis ediliyor. İnce dilimler halinde kesilen etler, cağ şişleriyle sıcak şekilde sunuluyor. "Cağ kebabının ikinci sırada yer alması gurur verici" Erzurum’da işletmecilik yapan Cabbar Erdoğan, cağ kebabının Türkiye genelinde ikinci sırada yer almasının gurur verici olduğunu belirterek, "Cağ Kebap tabii ki şu an Türkiye genelinde ikinci sıraya yerleşmiş. Biz bunu birinci olması için elimizden gelen bütün gayretlerle birinci sıraya yerleştirmeyi planlıyoruz. Cağ Kebap’ı biliyorsunuz kuzudan yapılıyor. Kuzumun belli bölgelerinden yapılıyor. Özellikle bunu sinirleri alınarak. Bir gün önceden salamura yapıp, odun ateşinde ocağımızda pişirip misafirlerimize ikram ediyoruz. Erzurum’da gastronomi de tabii ki çok iyi durumda. Cağ kebabı ile olsun, kadayıf dolması ile olsun, paça çorbası ile olsun. Diğer tabii birçok sayacağımız lor dolması, bunların birçok ürünümüz var. Bu şekilde ilerliyoruz inşallah. Günlük tüketimimiz 250-300 kilo civarında. Tabii bu zaman zaman mevsimsel olarak artıyor, düşüyor da. Ama ortalama 250-300 civarı diyebiliriz. Yerel müşterimiz de var. Ama yurt dışından olsun, Türkiye genelinden olsun her yerden müşterimiz geliyor" diye konuştu. "Dedemi cağ kebap yemeden göndermedim" Ailesiyle birlikte cağ kebabı yemeye gelen Bilal Asaf Yılmaz ise, "Buraya ailemle geldim. Dedem, annem, babam, ben geldik. Cağ kebap çok güzel. Dedem Marmara Bölgesi’ne gidecek. Ona cağ kebap yedirmeden göndermedim" dedi. "Torunum ‘Cağ kebabı yedirmeden göndermem’ dedi" Torununun isteğiyle cağ kebabı yemeye geldiğini ifade eden Tekin Gülcü de, "Aslen Erzurumluyum. Ama Bilecik Bozüyük’te ikamet etmekteyim. Buraya akraba ziyaretine geldik. Torunum ‘Burada sana Erzurum’un yöresel cağ kebabını yedirmeden göndermem! dedi. Onun isteğiyle buraya geldik. Erzurum cağ kebabı bizim için olmazsa olmazlarımızdandır. Çok güzel. Yani damak tadımız, ne yersek yiyelim damak tadımızı cağ kebabından başkası tutmuyor. Kuzu etinden özel yapılır. Yapanlara, emeği geçenlere, becerenlere teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
Denizli Denizli’nin asırlık mirası Dolapçı güvercinleri güzellikleriyle büyüledi Denizli’nin asırlık mirası Dolapçı güvercinleri, 2026 Irk Güzelliği Yarışması’nda podyuma çıktı. Safkan özellikleri, renk simetrileri ve estetik duruşlarıyla yarışan güvercinler, kültürel mirasın yaşatılmasına yönelik önemli bir buluşmada bir araya geldi. Tarihi 1254 yılına dayanan Akhan Kervansarayının girişindeki taş oymalara motif olmuş, Denizli’nin asırlık kültürel mirası "Dolapçı" güvercinleri, bugün düzenlenen görkemli bir organizasyonla podyuma çıktı. Gökyüzündeki dolap adı verilen dönüşleriyle bilinen ve genetik saflığıyla dünyanın pek çok soylu güvercin ırkına kaynaklık eden Dolapçı ırkı, bu yılki Irk Güzelliği Yarışması’nda yine büyük bir heyecana sahne oldu. Tarihi ve genetik kökleri koruma bilinciyle hareket eden Denizlili yetiştiriciler, dostluk ve kardeşlik ortamında gerçekleşen yarışmada, yöremize has bu nadide ırkın en kusursuz örneklerini sergilediler. Avrupa ırklarının atası Denizli’de boy gösterdi Dolapçı güvercini, yalnızca fiziki güzelliğiyle değil, dünya güvercin literatüründeki tarihi misyonuyla da dikkat çekiyor. Yarışmada sergilenen güvercinlerde aranan "Enseli", "Altınbaş" ve "Şeberi" gibi çok özel renk desenleri, bugün Balkanlar’da ve Avrupa’nın çeşitli bölgelerin yerli fonetiğe uyarlanarak (örneğin "Enseliya", "Altanbash") hala kullanılmaktadır. Sırp yazar Bora Vasiç’in eserlerinde de bahsettiği üzere; bugün Avrupa’da "Yüksek Uçucu" veya "Makaracı" olarak bilinen dünyaca ünlü ırkların atalarının Anadolu’dan gittiğinin en büyük canlı delili, yarışmada podyuma çıkan bu kuşlardır. 8 uzman hakemden sıkı denetim Dr. Hayri Ün, Numan Bilgihan, İbrahim Demir, Ahmet Mıhçılar, Şükrü Akay, Zafer Özçelik, Eren Tavşan ve İskender Damgacı’dan oluşan uzman hakem heyeti, yarışmaya katılan kuşları büyük bir titizlikle değerlendirdi.Bir güvercinin "Safkan Dolapçı" kabul edilebilmesi için çok katı standartlar uygulandı. Özellikle kuyruk üstü yağ bezesinin olmaması, kuyruk telek sayısının tam 14-16 arasında olması, paça tüylerinin bulunmaması ve göz renklerinin kırmızıya dönük olmaması gibi ırkı diğer benzerlerinden ayıran en kesin çizgiler dikkate alındı. Ayrıca vücut iriliği, bel genişliği, bacak formu, kanat-kuyruk oranı, baş yapısı, renk simetrisi ve genel duruş özellikleri notlandırıldı. Tüy eksiği (yoluk, makaslı) olan veya sağlık durumu elverişli olmayan kuşlar yarışmaya dahil edilmedi. Üç farklı renk grubunda kıyasıya mücadele Dişiler ve erkekler kategorilerinde ayrı ayrı podyuma çıkan Dolapçılar; Düzler (beyaz, siyah, kırmızı, mor, sarı, gök, gümüş), Parçalılar (yamalı, enseli, yangap, şeberi, cihanyelli) ve Çil renkliler (karaçil, gökçil, morçil, gümüşçil, altınbaş) olmak üzere üç ana grupta yarıştı. Özellikle boyun, ense ve omuz aralarındaki renklerin simetrisi (muska yamalı, kara enseli vb.) görsel bir şölen sundu. Titiz değerlendirmeler sonucunda 2026 yılı Dolapçı Irk Güzelliği Yarışmasında dereceye giren usta yetiştiriciler ve güvercinler ödüllendirildi. Organizasyon komitesi adına konuşan Dr. Hayri Ün, "Yarışmaya katılan tüm katılımcılara genetik mirasa sahip çıkma konusundaki hassasiyetlerinden ötürü özel olarak teşekkür etti. Akhan Kervansarayı’nın taş duvarlarından bugünün gökyüzüne süzülen bu tarihi mirasın, doğru ellerde ve bilimsel kriterler ışığında korunmaya devam edeceği bir kez daha kanıtlanmış oldu. Tüm yetiştiricilerimizin emeklerine sağlık" dedi.
Aydın Kurban alışverişinde ‘küpe’ uyarısı Aydın Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri, Kurban Bayramı öncesinde hayvan hastalıklarının önlenmesi amacıyla yol denetimlerini artırdı. Yetkililer, vatandaşlara küpesiz ve pasaportsuz kurbanlık almamaları uyarısında bulunarak, hayvan bilgilerinin ’Tarım Cebimde’ uygulamasından sorgulanabileceğini hatırlattı. Aydın’da Kurban Bayramı öncesinde hayvan hareketliliğinin artmasıyla birlikte denetimler sıklaştırıldı. Aydın Tarım ve Orman İl Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda, İl ve İlçe Müdürlükleri Hayvan Sağlığı personelleri güvenlik güçleriyle birlikte yol kontrol uygulamalarını aralıksız sürdürüyor. Yetkililer tarafından yapılan açıklamada, bulaşıcı hayvan hastalıklarının önlenmesi ve kontrollü hayvan hareketlerinin sağlanması amacıyla özellikle geçici kurban satış yerleri ile hayvan pazarlarında oluşabilecek yoğunluk dikkate alınarak denetimlerin artırıldığı belirtildi. Ekiplerin, hayvan ve hayvansal ürün nakli yapan araçları titizlikle kontrol ettiği ifade edildi. Denetimlerde, iller arası hayvan nakillerinde veteriner sağlık raporu, il içi sığır ve manda nakillerinde pasaport, koyun ve keçiler için ise nakil belgesi ya da beyannamesi bulundurulmasının zorunlu olduğu hatırlatıldı. Vatandaşlar uyarıldı Vatandaşlara da uyarılarda bulunan yetkililer, kurbanlıkların yalnızca izin verilen satış noktalarından alınması gerektiğini belirterek, küpesiz ve pasaportsuz hayvanların satın alınmaması çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca vatandaşların ’Tarım Cebimde’ uygulaması üzerinden küpe numarasıyla hayvan bilgilerini sorgulayabileceği kaydedildi. Yetkililer, küpesiz ve belgesiz hayvan alım-satımının hem salgın hastalık riskini artırabileceğini hem de cezai yaptırımlara neden olabileceğini vurguladı.