EKONOMİ - 19 Ağustos 2021 Perşembe 14:30

Hobi olarak başladığı arıcılıkta en büyük destekçisi eşi oldu

A
A
A
Hobi olarak başladığı arıcılıkta en büyük destekçisi eşi oldu

Edirne’de hobi olarak başladığı arıcılıkta kendini geliştiren 36 yaşındaki Yasin İsmailoğlu, eşinin de desteği ile arıcılıktan para kazanmaya başladı.

Edirne’de hobi olarak başladığı arıcılıkta kendini geliştiren 36 yaşındaki Yasin İsmailoğlu, eşinin de desteği ile arıcılıktan para kazanmaya başladı.


Edirne’de yaşayan İsmailoğlu çifti, yaklaşık 10 yıl önce satın aldıkları bahçede hobi olarak başladıkları arıcılık işinde usta haline geldi. Arıları için 2-3 günde bir işlerinden arta kalan zamanda bahçelerine gelerek bakımlarını yapan çift, hayatlarını bu şekilde sürdürüyor. Hobi olarak başladığı arıcılık işinde en büyük destekçisinin eşi olduğunu söyleyen 36 yaşındaki Yasin İsmailoğlu, bel fıtığı rahatsızlığı nedeniyle eşinden destek istediğini ve bu sayede daha hızlı ve verimli çalışma imkanı bulduğunu ifade etti.



“Eşimin desteği sayesinde işleri büyütmeye karar verdim”


Bel fıtığı rahatsızlığı sebebiyle zorlanan ve eşinden yardım isteyen İsmailoğlu, hobi olarak başladığı arıcılık işini daha fazla büyüterek eşiyle birlikte yapmaya karar verdiklerini söyledi. Eşinin arıların bakımından kovanların taşınmasına kadar birçok konuda kendisine destek olduğunu belirten İsmailoğlu, “Bundan sonra arıcılığı birlikte yapmaya karar verdik. Bal döneminde kovanlar 30-40 kiloya kadar çıkıyor. Tek başına bunu kaldırıp indirmek oldukça zor oluyor. Hatta bazen eşim körük yapıyor ya da çıtayı tutuyor. O sırada ben de arıyla ilgilenmiş oluyorum. Bu şekilde işimizi daha hızlı ve verimli yapmış oluyoruz. Eşimin desteği sayesinde 30 kovan arı sayısını seneye 50’ye çıkarmayı hedefliyorum” dedi.


Eşinin sayesinde arıcılığa başladığını söyleyen 32 yaşındaki Ayşegül İsmailoğlu, arıcılıkla ilgili hiçbir bilgisi olmamasına rağmen eşiyle birlikte kurslara katılıp işi öğrendiğini ve şimdi çok keyif alarak yaptığını aktardı.



“Arılara, kızıma bakar gibi bakıyorum”


Arılara bakmanın ve onlarla ilgilenmenin çok keyifli olduğunu belirten Ayşegül İsmailoğlu, arılara çocuğuna bakar gibi baktığını ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadığını söyledi. Arıların günlük ve haftalık bakımlarının yanında ana arı ve yavru kontrollerini yaptığını dile getiren İsmailoğlu, “3 yaşında bir kızım var. Hem onunla hem de arılarla ilgilenmek biraz zor oluyor. Havaların da sıcak gitmesiyle işimizin zorluğu artıyor. Ama buna rağmen arılara da kızıma bakar gibi bakıyorum. Çok keyif alıyorum. İşteki yorgunluğumu burada atıyorum zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Geç saatlere kadar burada arılarla uğraşıyoruz. Eşime destek olmak için başladığım arıcılığı ilerletmeyi düşünüyorum. Ek kazanç sağlamış olduğumuz için o da bizi mutlu ediyor. Zor bir iş olsa da herkesin yapabileceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.



3 kovan arıyla başladı, 30’a ulaştı


İnşaat işiyle uğraşan ve hobi olarak arıcılığa başlayan Yasin İsmailoğlu, 3 yıl önce babasının arkadaşından heveslenip getirdiği 3 kovan arıyı kurslar ve yakınlarından aldığı destek ile 30’a çıkardı. Yaklaşık 10 yıl önce bir hobi bahçesi satın aldıklarını söyleyen İsmailoğlu, “3 yıl önce babam arkadaşından heveslenip 3 ana arı getirdi. İlk başlarda çok kızdık bu bizim işimiz değil nasıl bakarız dedik. Başlarda öğrenmeye çalıştık bir şey anlamadık. Sosyal medyadan araştırdım ama kovanların başına geldiğimde orda gördüğüm gibi olmadı çok zorlandım. Daha sonra yan bahçede bir abi vardı onun yanına gittim. Ya bana bu arılara bakmayı öğret ya da gel bu arılara da bak dedim. Gide gele onun vesilesiyle bir şeyler öğrendim. Ayrıca kursa da gittim. Sosyal medya video destekleriyle de bu işi öğrendim. 3 kovan arıyla istemeyerek başladığım arıcılığı 30 kovan arıya kadar çıkarttım” şeklinde açıklamada bulundu.



“Bal akım dönemlerini bilmek gerekiyor”


Arıcılığın dışardan bakıldığında "ne olacak ben de yaparım" gibi algılandığını ifade eden İsmailoğlu, "Gittiğimiz kursta da hocalarımız bize buraya 40 kişi gelir ama 3 kişi arıcılık yapar diyerek zor olduğunu söylemişti. Herkes 3- 5 tane kovan alayım bahçemde bakayım diye heves ediyor. Ama arı ilgilenmediğin zaman oğula gidiyor bal alamıyorsun sönüyor, bazı hastalıkları var. Bal akım dönemlerini bilmen gerekiyor. Bu her yörede değişiyor. Mesela Trakya’da Temmuz ayı olarak kabul edilir. En çok bal o zaman gelir. Arını balın geldiği zamana hazırlaman lazım. Yoksa etrafında tonlarca bal veren bitki olsa arın güçlü değilse ve bala hazır değilse bal alamazsın. O sene sadece arı çobanlığı yapmış olursun. Bu yüzden özellikle sıcakların artmasıyla bakımları da zorlaşıyor. Haftada 2 defa mutlaka gelip kontrollerini yapmaya çalışıyorum. Ama arının sayısı arttıkça bakımı da o kadar artacaktır” ifadelerine yer verdi.


Bal üretiminde kimyasal ve şeker üretimi kullanmadığını aktaran İsmailoğlu, arı hastalıklarına karşı ise defneyaprağı ve ısırgan otu gibi doğal yöntemlerle mücadele ettiğine değindi.



“İlaçlama dönemlerinde duyuru yapılsın”


Özellikle buğdayda zararlılarla mücadele döneminde yapılan ilaçlama sebebiyle arılarda büyük kayıplar yaşandığını vurgulayan İsmailoğlu, bu dönemlerde Tarım İl Müdürlüğü’nün bir duyuru yapması gerektiğine değindi. İlaçlama yapılacağı zamanlarda birliğe kayıtlı arıcıların da bilgilendirilmesini isteyen İsmailoğlu, bu durumda arıların kapatılması ile hem arıların zehirden etkilenmesinin, hem de çiftçilerin mağdur olmasının önüne geçileceğini ifade etti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gençlere: "Kifayetsizlere asla prim vermeyin" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kocaeli’de gençlere hitap ederek, "Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Gençlik Kolları tarafından Turka Kocaeli Stadyumu’nda onbinlerce gencin katılımıyla düzenlenen "Bir Gençlik Şöleni"ne katıldı. Burada gençleri selamlayan Erdoğan, "Böylesine coşkulu, heyecanlı, maşallah her yönüyle dolu dolu bir gençlik şöleninde sizlerle beraber olmanın memnuniyeti içindeyim. Öncelikle şölenimizin düzenlenmesinde emeği geçen AK Parti Gençlik Kollarımızı, Yusuf İbiş kardeşimi ve ekibini yürekten tebrik ediyorum. Kocaelispor’un evinde gerçekleştirdiğimiz bu güzel buluşmaya katkı veren tüm yol ve dava arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Türkiye’nin dört yanından şölenimize renk katan gençlerimizle birlikte, dost ve kardeş ülkelerimizin gençlik teşkilatlarından programımıza katılan tüm misafirlerimize hoş geldiniz, safalar getirdiniz diyorum" dedi. "Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor" Gençlerin Türkiye’nin aydınlık yüzü, yüz akı, gözbebeği ve Türkiye Yüzyılı’nın mimarı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Avrupa’da, Amerika’da, Asya ve Afrika’da, yeryüzünün dört bir ucunda bayrağımızı gururla dalgalandıran, başarılarıyla yurt dışındaki millet varlığımızın en parlak sembolü olan Türk diasporasının genç mensuplarına muhabbetlerimi gönderiyorum. Gönül ve kültür coğrafyamızı nakış nakış işleyen, duası, desteği, kalbi bizimle olan tüm genç kardeşlerimize buradan selamlarımı iletiyorum. Şehirleri, ülkeleri, kıtaları aşan, sevgi ve muhabbete, dostluk ve kardeşlikte sınır tanımayan, bugün burada olduğu gibi, stadyumlardan taşan şu coşkunuz, şu eşsiz birlik ve beraberlik tablosu için her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Bugün güzel atmosferde, umudun, sevginin, aydınlığın, geleceğin sembolü olan siz gençlerimizle birlikte olmaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor. Milletçe medeniyetimizin nabzı burada atıyor. Hayalini kurduğumuz büyük ve güçlü Türkiye’nin şafağı işte burada atıyor" diye konuştu. "Fatih’in ruhu ölmez, Fatih’in ruhu ebedi kalacaktır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Sevgili genç kardeşlerim, Sezai Karakoç ’diriliş nesli’ derken sizleri işaret ediyordu. Nurettin Topçu, ’hareket nesli’ derken sizleri kast ediyordu. Üstad Necip Fazıl, ’büyük doğu nesli’ derken sizlerden bahsediyordu. ’Asım’ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek, işte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek’ diyen merhum Mehmet Akif bu ülkenin siz genç yüreklerini müjdeliyordu. Teknofest kuşağının öncü neferleri olarak, rahmetli Nurettin Topçu hocamızın şu müjdesine bugün sizler nail oluyorsunuz. Ömerler ile Akiflerin tam ortasında duran Fatih’in ruhu hakikatte bizim vücudumuzda devam ediyor. Bu hissediyoruz. Fatih’i bir kılıçtan ibaret sananlar, bilsinler ki Fatih ölmüştür ama Fatih’in ruhununun ebedi hakimiyetine inanlara müjdeliyorum; Fatih’in ruhu ölmez, Fatih’in ruhu ebedi kalacaktır. İnanıyorum ki, Fatih’in ruhunu ihtiramla selamlayan, ecdatın emanetini gururla taşıyan gençler burada. Türkiye’yi aydınlık yarınlarıyla buluşturacak gençler burada. Milletimizin hayallerini gerçeğe dönüştürecek gençler burada. Rabbim sizleri kem gözlerden saklasın." "Uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum" Karşısında, mazinin birikimini bugüne taşıyan, Türkiye’nin istikbalini var gücüyle omuzlayan kararlı bir gençlik gördüğünün altını çizen Erdoğan, "Şu an karşımda dünyaya yeni sözler söyleyen, dikkatleri üzerine çeken, hakkı ve hakikati seslendiren, ufuk sahibi gençlik görüyorum. Gazze’den Sudan’a, Somali’den Yemen’e, mazlumun, mağdurun gözü yaşlı kardeşlerinin hüzününü, kalbinin en derinlerinde hisseden merhametli bir gençlik hissediyorum. Şuan karşımda, deprem gecesi milletinin yardımına koşan, yangın bölgesinde sabahlayan, milletin derdiyle dertlenen gençlik görüyorum. Şuan karşımda vicdanlı bir gençlik, şuurlu bir gençlik, iman, idrak, basiret ve feraset sahibi gençlik görüyorum. Merhum Sezai Karakoç bu gençliği, yani sizleri yıllarca şu sözlerle bekledi; ’O çocuğu bekliyoruz. Dünyayı değiştirecek, yenileyecek, diriltecek çocuğu. O çocuğu ki, görüntüye değil öze, dışa değil, içe baksın. Ön planı değil, arka planı görsün. Reklam ve propaganda edilenleri değil, edilmeyenleri bilsin. Bu çocuk elbet gelecek, insanlık, beklenmedik her vakitte olduğu gibi yeni bir atılım yapacak. Diriliş gerçekleşecek, kutlu şehitlerin ruhları uyanacak. Bursa’nın, İstanbul’un, Konya’nın, Diyarbakır’ın, Erzurum’un, Şam’ın, Bağdat’ın, Semarkant’ın, Mekke’nin, Medine’nin ve hepsiyle birlikte Kahire’nin, Kuala Lumpur’un, Bingazi’nin, İslamabad’ın ruhları dirilecek. Elinde bir meşale, o çocuğun ulaştığı her kent dirilişe erecek’ Bu şehirlerin mahşerinin önünde, soruyorum; kim durabilir? Şehirleri ayağa kaldıracak, yaralara merhem olacak, dirilişi şahlandıracak, uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum" şeklinde konuştu. "Milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençliğin ’yüreğin bentlerini yıkıp atması’ olarak tanımlayarak, aynı zamanda gençliğin hayal, heyecan, dinamizm ve bir milletin lokomotifi olduğunu vurguladı. Toplumun enerjisini gençlerden aldığına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Bireyden aileye, aileden millete, milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir. Asırların birikiminden süzülüp gelen değerler, kurumlar ve prensipler gençlerin eliyle geleceğe aktarılır. Tarihimize şöyle bir göz attığımızda bu hakikati çok net şekilde görebiliyoruz. Bu milletin sinesinde yetişen gençler, ne zaman elini taşın koymuşsa aile güçlenmiş, millet kenetlenmiş, devlet asıl misyonuna kavuşmuştur. Yalnızca İstanbul’u değil, kalpleri de fetheden Sultan Fatih’te işte bunu görürsünüz. Tuğrul Bey’de, Tarık Bin Ziyad’ta, Süleyman Şah’ta, Süleyman Gazi’de bu saf hakikati görürsünüz. En keskin dönemeçlerde, en zorlu mesuliyetleri yüklenerek istikbalin taşlarını döşeyen, istiklalin sancağını yücelten hep gençlerdir. Malazgirt’te, Çanakkale’de, Milli Mücadele’de, 15 Temmuz ihanetinin çelikten bir iradeyle püskürtülmesinde bu ruhu görürsünüz. Gençler güçlüyse, millette, devlet de güçlüdür. Gençler kendi aralarında gruplara bölünmüş, tuzaklara düşmüş, tahriklere kapılmış ve değerlerinden uzaklaşmışsa tarihimizin en sancılı dönemleri de o zaman yaşanmıştır." "O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz" "Bu ülkenin gençlerini kimi zaman sağcı-solcu diyerek, kimi zaman Kürt-Türk diyerek, kimi zaman Alevi-Sünni diyerek, kimi zamanda ilerici-gerici diyerek birebirlerine düşman ettiler. Anne-babaların elleri yüreklerinde, akşam olunca evlatlarının sağ salim eve dönebilmesi için pencere kenarlarında dua ettiği günler yaşadık" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Sadece başörtüsünden, sakalından, kılık kıyafetinden dolayı insanların eğitim ve çalışma hakkının elinden alındığı, istifaya zorlandığı, geleceğinin karartıldığı günler yaşadık. O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz. AK Parti olarak, ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldığımız ilk günden itibaren Türkiye’nin hak ettiği seviyelere gelebilmesi için uğraştık. Üniversite okumak ve kamuda işe girebilmek için belirli bir giyim tarzına, yaşam biçimine, dünya görüşüne sahip olmanın şart koşulduğu, ideolojik aidiyetin liyakatın önüne geçtiği günler artık geride kaldı. Zengin fakir, şehirli köylü, doğulu batılı ayırmadan bu ülkenin evlatları arasında fırsat eşitliğini tam manasıyla biz sağladık" dedi. "Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık" En büyük yatırımı gençlere yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Unutmayın gençler, önce seçilme yaşını 30’dan 25’e, ardından 18’e düşürerek gençlerimize duyduğumuz güveni çok net şekilde gösterdik. Türkiye’de siyaseti dar kadro siyaseti olmaktan çıkartarak, gençlerimizin eğitimde, bürokraside, sivil toplumda, kültür, sanat ve sporda önünü açtık. 23 yıldır hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime tahsis ettik. 2002’de yüksek öğretime ayrılan bütçe sadece 2,5 milyar liraydı, biz bunu 2026 itibariyle 651 milyar liraya çıkardık. Üniversite sayımızı 76’dan 208’e yükselttik. Yüksek öğrenim yurt sayımızı 190’dan 873’e, yatak kapasitemizi 182 binden 1 milyona ulaştırdık. Yıllar içerisinde, tüm burs miktarını, hem burs alan öğrenci sayısını artırdık, başvuran her üniversite öğrencimize burs veya kredi veriyoruz. 81 ilimizi gençlik ve spor tesisleriyle, bilim ve kültür merkezleriyle, spor salonları, futbol sahaları ve olimpik yüzme havuzlarıyla donattık. Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık. Bugün kendisini çok iyi yetiştirmiş, birkaç dil bilen, dünyayı tanıyan, sosyal zekası yüksek, deneyimli, donanımlı, yenilikçi ve aynı zamanda ahlaklı, imanlı bir neslin hamd olsun gümbür gümbür geldiğini görüyoruz" diye konuştu. "Sizi sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin" Tüm dünyanın imrenerek baktığı Türkiye’nin savunma sanayisinin, genç mühendislerin, yazılımcıların, teknisyenlerin ve TEKNOFEST kuşağının genç neferlerinin omuzunda yükseldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Genç bilim insanlarımız, öğrencilerimiz, sanatçılarımız dünya ölçeğinde ses getiren başarılara imza atıyor. Genç yeteneklerimiz uluslararası turnuvalarda, olimpiyatlarda madalyalara her gün yenilerini ekliyor. Tekvando milli takımımız, engelli sporcularımızla birlikte 22 madalya kazanarak Avrupa şampiyonu oldu. Milletimizin göğsünü kabartan tekvandocularımızı tebrik ediyorum. Kazakistan ziyaretimizde ülkemizi e-spor alanında temsil eden gençlerle karşılaştık. İster geleneksek spor dallarında, ister teknolojiyle birlikte gelişen e-spor branşlarında olsun, gençlerimizin başarılarıyla gurur duyuyoruz. Bugünün ve yarının dünyasında, sizlerin hak ettiğiniz yeri almanız için yanınızda olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin geleceği sizlere emanettir, Türkiye’nin parlak yarınları sizlerin gayretleriyle şekillenecektir. Sadece ülkemizde değil, Türk dünyasında, İslam aleminde, Afrika’da, Asya’da, Latin Amerika’da sizi izleyen, Türkiye’deki her gelişmeyi yakından takip eden milyonlarca kardeşiniz var. Siyasi hayatının her aşamasında gençlerle yol yürümüş, çeyrek asra yaklaşan millete hizmet yolculuğunda gençliği daima önceleyen bir büyüğünüz olarak, sizlere her zaman güvendim ve güveniyorum. Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın."
Muğla Yalıkavakspor’dan Bodrum’da kritik zafer Kadınlar Hentbol Süper Ligi Play-off Grubu’nda Yalıkavak Spor Kulübü, lider Bursa Büyükşehir Belediyespor’u Bodrum’da 29-24 mağlup ederek şampiyonluk yarışında kritik bir galibiyete imza attı. Kadınlar Hentbol Süper Ligi Play-off Grubu’nda Bodrum’un temsilcisi Armada Praxis Yalıkavak Spor Kulübü, Bodrum Binnaz Karakaya Spor Salonu’nda Bursa Büyükşehir Belediyespor’u ağırladı. Kamuoyunda "Denizin Kızları" olarak bilinen Bodrum ekibi, karşılaşmanın başından sonuna kadar üstün bir oyun ortaya koyarak salondan 29-24 galip ayrıldı. Mücadeleye etkili başlayan Yalıkavakspor, savunmadaki sert oyunuyla rakibine kolay sayı şansı tanımadı. Hücumda ise kanat organizasyonları ve hızlı hücumlarla skor üreten Bodrum temsilcisi, ilk yarıyı 14-11 önde tamamladı. İkinci yarıda da tempoyu düşürmeyen Denizin Kızları, Bursa Büyükşehir Belediyespor’un geri dönüş çabalarına izin vermedi. Son bölümlerde oyunun kontrolünü tamamen elinde tutan Yalıkavakspor, sahadan 5 sayı farkla galip ayrılarak taraftarına büyük sevinç yaşattı. Geçtiğimiz hafta Üsküdar Belediyespor karşısında alınan mağlubiyet sonrası moral arayan Yalıkavakspor, lider Bursa karşısında aldığı galibiyetle yeniden çıkışa geçti. Bodrum temsilcisi bu sonuçla hem play-off yarışında kritik bir virajı geçti hem de şampiyonluk iddiasını sürdürdü. Yalıkavakspor’da Gülcan Tügel ile Ceylan Aydemir attıkları 8’er golle galibiyetin mimarları oldu. Nurceren Akgün Göktepe 5 gol kaydederken, Sofiia Bezrukova 3, Ziva Copi 2, Edanur Burhan, Betül Karaarslan ve İlke Yıldız ise birer golle skora katkı verdi. Bursa Büyükşehir Belediyespor’da ise Cansu Akalın 5 golle takımının en skorer ismi olurken, Emine Gökdemir ile Joana Fortuna Da Costa 4’er gol kaydetti. Karşılaşmanın ardından değerlendirmede bulunan Armada Praxis Yalıkavak Spor Kulübü Başkanı Emin Palalı, "Bugün sahada yalnızca bir galibiyet değil, Yalıkavakspor’un karakteri vardı. Oyuncularımız, teknik ekibimiz ve tribündeki taraftarlarımızla birlikte Bodrum’a yakışan bir mücadele ortaya koyduk. Denizin Kızları bu kentin en önemli spor markalarından biri. Şampiyonluk yarışı nasıl şekillenirse şekillensin Yalıkavakspor’un sahadaki duruşu, emeği ve mücadelesi Bodrum için gurur kaynağı olmaya devam edecek" dedi. Türkiye Hentbol Federasyonu müsabaka raporuna göre karşılaşmanın ilk yarısı 14-11 tamamlanırken, mücadeleyi Yalıkavakspor 29-24 kazandı. Karşılaşmada hakemlik görevini Gökhan Keskin ile Orhan Keskin yaptı.