- 04 Eylül 2021 Cumartesi 14:28

Tava ciğerin yol arkadaşı acı biberde dizme ve kurutma mesaisi

A
A
A
Tava ciğerin yol arkadaşı acı biberde dizme ve kurutma mesaisi

Geçtiğimiz ay tarlalarda hasadı yapılan tava ciğerin yol arkadaşı acı biberde şimdi ise iplere dizme ve kurutma mesaisi başladı.

Geçtiğimiz ay tarlalarda hasadı yapılan tava ciğerin yol arkadaşı acı biberde şimdi ise iplere dizme ve kurutma mesaisi başladı. İmece usulü tek tek iplere dizilen acı biberler, kurutulmak üzere gölgelik alanlara asılıyor.


Kente özgü tava ciğerin olmazsa olmazı olan ve garnitür olarak ikram edilen acı biberler, iplere dizilemeye ve kurutulmaya başlandı. En büyük özelliği gölgede kurutulması olan biberler, 60 gün sonra kızgın yağda kızartılarak tava ciğer ile birlikte sofraları süsleyecek.



"Biberler, imece usulü tek tek dizildi"


Patentli tescilli ciğer biberini hasat etmenin ardından imece usulü tek tek dizdiklerini ve fileye astıklarını söyleyen Karaağaç biber üreticisi Tunahan Ule, ciğerin yanında ikram edilen Karaağaç biberinin en büyük özelliğinin gölgede kurutulması olduğunu aktardı.



"60 gün sonra sofralara inecek"


Karaağaç ciğer biberinin 60 gün bir kuruma süreci olduğunu ifade eden Ule, "Bir ton yaş biberden 70 75 kilo kuru biber elde ediyoruz. Biberimizin en büyük özelliklerinden birisi de sadece Karaağaç mahallesinde ve Karaağaç topraklarında yetişmesidir. Tohumumuz yüzyıllar öncesine dayanan dedelerimizden kalma yerli bir tohumdur. İnce kabuk olması da bir başka özelliğidir. 60 gün sonra kuruma işlemi bitecek ve tava ciğerin yanında yol arkadaşı olarak ikram edilecek" dedi.


Edirne’ye gelen yerli ve yabancı turistlerin de biberi çok beğendiğini belirten Ule, sağlık için de çok yararlı bir biber olduğuna değindi.



"En büyük özelliği gölgede kurutulması"


Tarladan topladıkları biberleri dizmeye başladıklarını söyleyen 87 yaşındaki Hatice Ule, "Dizme işlemi bittikten sonra biberleri kuruması için gölgeye astık. Bu biberler güneşte değil gölgede kurutuluyor. Toplaması da dizmesi de zor oluyor. Gençliğimde tarlada çok biber topladım ama şimdi dizme işlemi yapıyorum" diye konuştu.



"İki Edirneli aşık buluştu"


Geçtiğimiz ay dünyanın en tatlı acısının hasadını yaptıklarını şimdi ise iplere dizme ve biberleri kurutmaya başladıklarını söyleyen Edirne’yi Tanıtma ve Tava Ciğeri Koruma Derneği Başkanı Bahri Dinar, "Kuruyan biberleri da tavaya düşürmeye başladık. Dünyanın en tatlı acısıyla tava ciğer buluştu. Biz onlara iki Edirneli aşık diyoruz. İki aşık buluştu bizlerde afiyetle yiyeceğiz. Tabi rahmetli Beyazıt Sansı hocamızın dediği gibi ’Tavası var ciğeri var, yanında da biber var. Abe güzel Edirne’m sende daha neleri var.’ Ciğer ve biber, herkesi Edirne’ye bekliyoruz" ifadelerine yer verdi.



"Acı biber ama acı değil"


Yaşadığı ülkeye Almanya’ya doğru dönüş yolculuğuna geçen gurbetçi Mustafa Dalan ise hem tava ciğeri hem de yanında ikram edilen biberi çok beğendiklerini söyledi. Dönüşte ve gidişte tüm gurbetçilere bu lezzeti tatma tavsiyesinde bulunan Dalan, "Buradaki fark ağza tatlı gelen acı. Acı biber ama acı değil. Urfa biberi çok acıdır. Yedikten sonra mutlaka yoğurt ya da soğuk su gerekir. Ama bu biberi böyle yiyebilirsiniz. Çok güzel tatlı biber" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.