ÇEVRE - 18 Eylül 2021 Cumartesi 14:04

Temiz bir dünya için bir araya geldiler

A
A
A
Temiz bir dünya için bir araya geldiler

Dünya Temizlik Günü kapsamında Edirne NATO Köprüsü’nde bir araya gelen çevre gönüllüleri gönüllüleri, çöpsüz bir gezegen sloganıyla çevre temizliği yaptı.

Dünya Temizlik Günü kapsamında Edirne NATO Köprüsü’nde bir araya gelen çevre gönüllüleri gönüllüleri, çöpsüz bir gezegen sloganıyla çevre temizliği yaptı.


Edirne’deki gönüllüler, 150 ülkede milyonlarca gönüllü ile aynı anda temiz bir dünya için ele ele verdiler ve Nato Köprüsü civarını didik didik ettiler. Dünya genelinde ‘Let’s Do It! Foundation’ tarafından organize edilen, Türkiye’de Sivil Yaşam Derneği koordinatörlüğünde gerçekleştirilen ‘Dünya Temizlik Günü’ kapsamında Edirne’de de tüm dünya ile aynı anda etkinlikler yapıldı. Sabahın erken saatlerinde NATO Köprüsü, Süloğlu Barajı, Erikli Sahili ve Saraçlar Caddesi’nde daha temiz bir Dünya, çöpsüz bir gezegen için farkındalık etkinliği düzenlendi.



Amaç, çöp körlüğüne de dikkat çekmek


Let’s Do It’in 2008 yılında Estonya’da ortaya çıktığını ve sonrasında tüm dünyada global olarak gerçekleşen temizlik hareketi haline geldiğini söyleyen Let’s Do It! Edirne İl Koordinatörü Berfin Kandil, amacın yalnızca çevredeki çöpleri toplamak değil, çevreyi çöplerden arındırırken aynı zamanda çöp körlüğüne de dikkat çekmek olduğunu ifade etti.



“Bu problemi herkesin bilinçli olduğu noktaya nasıl getirebiliriz diye tartıştık”


Son yıllarda ne kadar fazla konuşulsa da yeteri kadar konuşulmadığını ve birçok problem olduğunu söyleyen Kandil, “Bu bütün dünyayı etkiliyor. Dolayısıyla biz burada etrafımızı temizlerken Edirne’deki birçok noktada bu hareketi gerçekleştirirken aynı zamanda atık problemimizi nasıl çözülebilir bir hale getirebiliriz bunu konuşuyoruz. Bugün buradaki amacımız da gönüllülerimizle beraber plastik problemimizle ilgili neler yapabiliriz. Bu problemi herkesin bilinçli olduğu noktaya nasıl getirebiliriz diye tartıştık. Dünyanın her yerinde eş zamanlı olarak gerçekleşen bir etkinlik bu. Türkiye’de de birçok ilde birden fazla sahada gerçekleşiyor” ifadelerine yer verdi.



“Yediklerinin, içtiklerinin çöplerini doğaya bırakıyorlar”


Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Belgin Elipek, temizlik yaparken insanların doğanın güzelliğinden yararlanırken maalesef yediklerinin içtiklerinin çöplerini doğaya bırakıp burayı terk ettiklerini fark ettiklerini söyledi.



“Üzücü manzara ile karşılaştık”


Buradaki çöpleri temizlemeye geldiklerini ve üzücü manzara ile karşılaştıklarını aktaran Elipek, “Bu çöp olarak nitelendirdiği


miz malzemeler geri dönüşümü mümkün olan malzemelerdir. Biz bu malzemeleri geri dönüşüme tekrar kazandırırsak tekrar kullanılabilir hale getirmiş oluyoruz. Ama doğada bu şekilde bıraktığımızda bunlar çok uzun süre parçalanmadan kalabiliyorlar. Parçalandıkları zaman da suyun içinde bulunan teneke metal gibi yapılan suyun içinde bir takım fizyolojik olayların değişmesine neden olabiliyor. Bu yüzden bunların mutlaka geri dönüşüme alınması ve asla doğada bırakılmaması gerekiyor” şeklinde açıklamada bulundu.



“Özel eşyalar gibi atıklarınızı da yanınızda götürün”


Özel eşyalar gibi atıkların da yanında götürülmesi gerektiğini belirten Elipek, “Nasıl ki herhangi bir pikniğe gittiğinizde doğaya gittiğinizde size ait özel eşyanızı orada bırakmıyorsanız yanınızda götürdüğünüz su şişesi, cam şişe, plastikler vesaire gibi materyalleri de orada bırakamazsınız. Çünkü onlar size aittir artık. Onları alıp mutlaka doğada bırakmadan götürmeniz gerekiyor” dedi.



“Herkesi temizlik elçisi olmaya davet ediyorum”


Üniversite öğrencisi Kızılay Gönüllüsü Aleyna Ardalı, “Bira şişeleri, doğum günü pastasının kutuları, mumlar, içecek bardakları her türlü atık burada var. Bu dünya hepimizin ve hep beraber yaşıyoruz. Bugün ben ve arkadaşlarım bunları toplarken bütün dünya insanlığı için bunları yapmış oluyoruz. Herkesi temizlik elçisi olmaya davet ediyorum” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Malatya’da yüksek rakımlı bölgelerde çiğdem mesaisi Malatya’nın yüksek rakımlı bölgelerinde doğal olarak yetişen çiğdemler, bölge halkı tarafından toplanarak hem ekonomiye katkı sağlıyor hem de yeniden canlandırılması planlanan festivalle kültürel değer olarak yaşatılmak isteniyor. Malatya’nın kırsal bölgelerinde doğal olarak yetişen çiğdemler, vatandaşların yoğun ilgisini çekiyor. Sabahın erken saatlerinde doğaya çıkan vatandaşlar, dağlık ve taşlık arazilerde çiğdem toplarken, bazı çobanlar ise topladıkları ürünleri satarak aile ekonomisine katkı sağlıyor.Hekimhan ilçesine bağlı Söğüt Mahallesi kırsalında yaklaşık bin 800 rakımda toplanan çiğdemlerin, yetiştiği bölgeye göre Mayıs-Temmuz ayları arasında olgunlaştığı belirtildi. Toplanan çiğdemlerin il ve ilçe merkezlerinde satışa sunulduğu ifade edildi. Hekimhan Söğüt Mahallesi Muhtarı İsmail Yaşar, çiğdemin bölgeye özgü önemli bir bitki olduğunu belirterek geçmiş yıllarda bölgede çiğdem festivali düzenlendiğini hatırlattı. Festivalin yeniden hayata geçirilmesi için çalışma yürüttüklerini ifade eden Yaşar, "Çiğdem bölgemize has bir bitki. Sağlık açısından faydalarıyla ilgili üniversitelerde çalışmalar yürütülüyor. İnşallah belediyemiz ve sponsorlarımızın desteğiyle bu yıl festivali yeniden düzenlemeyi hedefliyoruz" dedi. Çiğdemin ekonomik katkı sağladığını da kaydeden Yaşar, "Çobanlarımız topladıkları çiğdemleri il merkezi ve ilçe merkezlerinde satıyor. Gurbetçilerimiz yoğun talep gösteriyor. Kargoyla gönderimler yapılıyor. Bu da aile ekonomisine katkı sağlıyor" ifadelerini kullandı. Yaşar ayrıca, bitkinin sağlık alanındaki faydalarına ilişkin akademik çalışmaların sürdüğünü ve çalışmalar tamamlandıktan sonra tescil süreci için girişimlerde bulunacaklarını söyledi.
İstanbul Şampiyon Galatasaray sezonu Kasımpaşa’da tamamlayacak Şampiyon Galatasaray, Trendyol Süper Lig’in 34. ve son haftasında yarın Kasımpaşa’ya konuk olacak. Trendyol Süper Lig’in 34. ve son haftasında şampiyon Galatasaray yarın saat 20.00’de deplasmanda Kasımpaşa ile mücadele edecek. Ligde sarı-kırmızılıların 24 galibiyet, 5 beraberlik ve 4 mağlubiyet sonucunda 77 puanı bulunuyor. Lacivert-beyazlılar ise 7 galibiyet, 11 beraberlik ve 15 mağlubiyet sonucunda topladığı 32 puanla 14. sırada yer alıyor. Geçtiğimiz hafta evinde oynadığı Antalyaspor’u mağlup ederek şampiyonluğunu ilan Galatasaray, ligin son haftasında Kasımpaşa’yı mağlup ederek sezonu tamamlamak istiyor. 44. randevu Kasımpaşa ile Galatasaray, Süper Lig tarihinde bugüne kadar 43 kez karşı karşıya geldi. Söz konusu müsabakalarda sarı-kırmızılılar 27 defa sahadan galip ayrılırken, Paşa ise 7 kez rakibini mağlup edebildi. 9 maçta ise kazanan taraf çıkmadı. Rekabette Aslan’ın 90 golüne, lacivert-beyazlılar 48 golle yanıt verdi. Ligin ilk yarısında RAMS Park’ta oynanan maçı Galatasaray 3-0’lık skorla kazandı. Deplasman karnesi Galatasaray, Süper Lig’de mağlubiyetlerinin hepsini deplasman maçlarında yaşadı. Sarı-kırmızılılar söz konusu 16 karşılaşmada 11 galibiyet, 1 beraberlik ve 4 mağlubiyetle 34 puan topladı. Aslan dış sahada son olarak Samsunspor ile karşı karşıya gelirken, rakibine 4-1’lik skorla yenildi. Ligin en golcü ve en az gol yiyen takımı Galatasaray, Süper Lig’de hücumda ve savunmada da zirvede yer alıyor. Sarı-kırmızılılar ligde çıktığı 33 mücadelede rakip fileleri 77 kez havalandırdı ve ligin en golcü takımı. Aslan ayrıca Göztepe ile birlikte 29’ar golle en az gol yiyen takım konumunda bulunuyor. Victor Osimhen cezalı Galatasaray’da, Kasımpaşa maçında Nijeryalı futbolcu Victor Osimhen, sarı kart cezasından dolayı forma giyemeyecek. Sakatlıkları bulunan Gabriel Sara ile Yaser Asprilla’nın da forma giymesi beklenmiyor. Adnan Deniz Kayatepe düdük çalacak Kasımpaşa ile Galatasaray arasında oynanacak maçı hakem Adnan Deniz Kayatepe yönetecek. Kayatepe’nin yardımcılıklarını Murat Tuğberk Curbay ile Osman Gökhan Bilir yapacak. Maçın dördüncü hakemi ise İlker Yasin Avcı olacak.
Aydın Altı Nokta Başkanı Özen: "Erişilebilirlik, bağımsız yaşamın temelidir" Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile ilan edilen Erişilebilirlik Günü’ne dikkat çeken Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şubesi Başkanı Bayram Özen; "Erişilebilirlik, bağımsız yaşamın temelidir" dedi. Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şubesi Başkanı Bayram Özen, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nın son günü ve Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile ilan edilen "Erişilebilirlik Günü" dolayısıyla bir basın açıklaması yayımladı. Başkan Özen, erişilebilirliğin engelli bireyler açısından bir tercih ya da ayrıcalık değil, temel bir insan hakkı olduğunu belirterek, erişilebilirlik kültürünün toplumun tüm kesimleri tarafından sahiplenilmesi gerektiğini ifade etti. Engelliler Haftası boyunca Aydın’da gerçekleştirilen etkinlikler, farkındalık çalışmaları ve kurum ziyaretleriyle görme engelli bireylerin yaşadığı sorunları kamuoyunun gündemine taşıdıklarını kaydeden Özen, özellikle erişilebilirlik konusunda toplumsal duyarlılığın artırılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Hafta kapsamında düzenlenen farkındalık yürüyüşüne de değinen Özen, yürüyüş sırasında bir aracın kaldırım rampasını kapatmış olmasının dikkat çekici bir tablo ortaya koyduğunu belirterek "Engelliler Haftası kapsamında gerçekleştirdiğimiz yürüyüş sırasında bir aracın kaldırım rampasını kapatmış olması, erişilebilirlik konusunda hala ciddi bir bilinç eksikliği bulunduğunu göstermiştir. Erişilebilirlik yalnızca fiziki düzenlemelerden ibaret değildir. Erişilebilirlik; engelli bireylerin bağımsız, güvenli ve eşit bir yaşam sürdürebilmesinin temel şartıdır" dedi. Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan genelgeyle 16 Mayıs’ın "Erişilebilirlik Günü" olarak ilan edilmesini son derece kıymetli bulduklarını ifade eden Bayram Özen, söz konusu yaklaşımın yalnızca sembolik düzeyde kalmaması gerektiğini vurguladı. Özen açıklamasında "Cumhurbaşkanlığımız tarafından ilan edilen Erişilebilirlik Günü’nü son derece önemli ve değerli buluyoruz. Bu yaklaşım, engelli bireylerin toplumsal yaşama tam ve eşit katılımı açısından güçlü bir iradenin ortaya konulduğunu göstermektedir. Ancak erişilebilirlik anlayışı yalnızca belirli günlerde hatırlanan bir konu olmamalı, sokakta, kaldırımlarda, toplu taşımada, kamu kurumlarında, dijital platformlarda ve hayatın her alanında eksiksiz şekilde uygulanmalıdır" ifadelerini kullandı. Hafta boyunca kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve çeşitli paydaşlarla gerçekleştirilen temasların önemine de değinen Özen, erişilebilir bir Türkiye hedefi doğrultusunda toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini ifade etti.
Gaziantep Nostaljik perde ve halıları sanat eserine dönüştürüyor Gaziantep’te çocukluk döneminde başladığı resim çizme serüvenine farklı ve dikkat çeken bir boyut kazandıran ressam Ferhat Gümüş, nostaljik perde ve halıları tuval olarak kullanarak sanatına yenilik katıyor. Gaziantep’te yaşayan 25 yaşındaki ressam Ferhat Gümüş, bir zamanlar neredeyse her evde olan çiçek desenli perdeler ile eski halıların üzerine fırça ve sprey boyalarla portre çalışmalar yapıyor. Bir dönem evlerin pencerelerini süsleyen ve nostalji rüzgarları estiren perdelerin üzerine çeşitli portre ve figürler çizen genç ressamın yaptığı çalışmalar büyük beğeni topluyor. Hikayesi olan insanları çiziyor Özellikle 80’ler ve 90’ların simgesi olan yoğun çiçek desenli perdelere Gaziantep’in simgelerinden biri haline gelen "Çingene Kızı" başta olmak üzere hikayesi olan insanları çizen Gümüş, talep üzerine tarihi şahsiyetleri de halı ve perdelere çizerek onları sanatıyla ölümsüzleştiriyor. Eski dönemlerde pencereleri kapatmak amacıyla kullanılan ve üzerinde çeşitli motifler barındıran ağır duvar halıları ve perdeleri tuvale dönüştürerek, resimlerini modern sanatla buluşturuyor. Hem geçmişe hem de geleceğe iz bırakıyor Klasik resim anlayışının dışına çıkan, eski halı ve nostaljik perdeler üzerinde sanatsal çalışmalar yapan Gümüş, geleneksel ve çağdaş sanatı özel çalışmalarıyla buluşturarak hem geçmişe hem de geleceğe iz bırakıyor. "14 yıldır ressamlık yapıyorum" Eski halı ve nostaljik perdeleri tuvale dönüştürerek resimlerini modern sanatla buluşturduğunu ifade eden Gümüş, "14 yıldır ressamlık yapıyorum. Küçükken 62’den ya da 26’dan tavşan yapılıyordu. Evde ablam 62’den ve 26’dan tavşan yapmayı gösterdi ve bana çok enteresan gelmişti. Daha sonra bütün rakamlardan ve harflerden bir şeyler oluşturmaya çalıştım. Bir şeyleri buldukça da çok mutlu oldum. İnsanlar, ‘küçük yaşta bunu nasıl yaptın?’ diyerek hayretler içinde kalınca daha mutlu oldum. Resim çizmeye devam ettim ve kendimi geliştirmeye başladım. Üniversitede sadece teknik resim yapmayı görmüştüm. Mimari dekorasyon bölümünü okudum. Bölümde çamurla çömlek yapılıyordu ama beni çok tatmin etmedi. Daha çok resim yapmaya yöneldim. Teknik resimlerle ilerledim. Ondan sonra bir şirkette tasarımcı olarak çalıştım. Daha sonra eski halı ve perdelerin üzerine resim çizmeye başladım" dedi. "Eski hatıraları canlandırmayı seviyorum" Geleneksel ve nostaljik motiflerin toplum tarafından sevildiğini belirten Gümüş, "Eski halı ve perdeleri tuval olarak kullanmadan önce cadde ve sokaklardaki karalanmış duvarların üzerine çizimler yapmaya başladım. Duvarları kullanmamın sebebi duvarlarda insanların bıraktığı izlerden ötürü onları bir şekle çevirmek istedim. Bu şekilde kendimi geliştirdim. Daha sonra halı ve perdeleri kullandım. Perdelerde çocukluğumuzun popüler perdeleriydi. İnsanlar bu perdelere baktıkları zaman çocukluluğuna gidiyor ve hatıralarını hatırlıyorlar. Ben de eski hatıraları canlandırmak ve sanatımı yansıtmak için eski halı ve perde kullanıyorum" şeklinde konuştu. "Halıların üzerine portre çizmeyi seviyorum" Eski perde ve halıların üzerine hikayesi olan insanları ve yaşlı insanların yüzlerini çizmeyi sevdiğini dile getiren Gümüş, "Yaşlı insanların yüzlerindeki çizgilerin her biri bir hatıra ve halılardaki her bir desende de farklı bir hikaye olduğuna inanıyorum. İnsanlar bu halı ve perdeleri görünce çok mutlu oluyor. Ben de çok mutlu oluyorum. Halıların üzerine portre çizmeyi seviyorum. Yeni yaptığım bir perde de sokak sanatçılarının kendi imzaları var. Bunlar benim çok sevdiğim insanlar ve her birinden imzalarını aldım. Bu perde benim için tamamen özel bir perdedir. İki tane halım var. Birinde genç ve güzel bir kadın var. Diğerinde yaşlı, yüzünde bir hikaye barındıran ve baktıkça bir şey anlatmaya çalışıyormuş hissiyatı veren yaşlı bir kadın var. Her perdenin kendi hikayesi ve üzerindeki insanın da kendi ayrı hikayesi var. Bunlar birleştikçe ayrı bir bütün oluyorlar ve gözüme daha estetik geliyor. İnsanların bu perdelere ve halılara baktıkça kendinden bir anı bulmaları beni çok mutlu ediyor" diye konuştu.