- 14 Şubat 2023 Salı 17:33

Elbistan’da kurulan destek merkezi ile yaralar sarılıyor

A
A
A
Elbistan’da kurulan destek merkezi ile yaralar sarılıyor

Depremin ilk gününden itibaren elindeki tüm imkânları seferber eden Trakya Üniversitesi, Elbistan’da bir destek merkezi kurarak depremzedelere yardım eli uzatmaya devam ediyor.

Depremin ilk gününden itibaren elindeki tüm imkânları seferber eden Trakya Üniversitesi, Elbistan’da bir destek merkezi kurarak depremzedelere yardım eli uzatmaya devam ediyor.


Edirne Valiliğinin destekleri, vatandaşların ve Trakya Üniversitesi ailesinin yardımlarıyla büyüyen ve üniversitenin imkânlarıyla kurulan destek merkezi, Kahramanmaraş Elbistan’a umut oluyor. Felaketin ilk gününden itibaren organize bir şekilde hareket eden Trakya Üniversitesi, bölgede kurduğu destek merkezi içerisinde hayata geçirdiği aşevi, sağlık merkezi, pazar yeri, çadır, konteyner ve tuvaletlerle ihtiyaçları karşılayarak sürdürülebilir bir yaşam alanı oluşturdu.



“20 derecelere ulaşan soğuktan etkilenen insanlarımıza burada hizmet sağlıyoruz”


Trakya Üniversitesinin hem kendi kaynakları hem de bölge insanının yardımları ve Edirne Valiliğinin destekleri ile Elbistan’da kurduğu destek merkezinin koordinasyonunu üstlenen Trakya Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Sağlık Kültür Spor Daire Başkanı Öğr. Gör. Burak İşçimen, “Depremin ilk gününden itibaren ekiplerimiz canla, başla sahada mücadeleleri sürdürüyor. Bizim Elbistan’da kurduğumuz merkezimizin amacı, sistemli ve sürdürülebilir bir yaşam merkezi oluşturmak. Onun için tüm insan gücümüzü ve imkânlarımızı seferber ettik. Yardımseverlerimizin katkıları ve gönüllülerimizin destekleri ile oluşturduğumuz profesyonel mutfağımızda her gün öğle ve akşam saatlerinde üç çeşit sıcak yemeği afetzedelerimizle buluşturuyoruz. Şu anda 600 kişilik yemek kapasitemizi en kısa süre içerisinde artırarak 1000 kişiye ulaştıracağız. Üniversitemizin gönüllü çalışanları, Arda MYO Aşçılık programı öğrencileri ve Kırklareli Üniversitesinin gönüllü hocaları ile yemek hizmetimizi başlattık. Trakya Üniversitesinin kahraman doktorları, hemşireleri, intörn hekimleri ve yardımcı sağlık çalışanları ile burada küçük bir sahra hastanesi gibi alan oluşturduk. Birinci basamak sağlık hizmeti veren merkezimizin ilk gününde 180 hastaya hizmet verdik. Ayrıca bir acil müdahale noktamız da bulunuyor. Kronik hastalarımıza, rutin kontrollere gelen çocuk ve bebeklerimiz ile eksi 20 derecelere ulaşan soğuktan etkilenen insanlarımıza burada hizmet sağlıyoruz. Canla, başla bize destek veren doktorlarımıza, intörnlerimize, hemşirelerimize ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyoruz. Yaşanan olumsuz olayların önüne geçmek ve Türk insanının ilk günden bu yana yoğun bir şekilde ilettiği yardımları bölge insanı ile buluşturmak adına bir açık pazar yeri kurduk. Gelen tüm giyecek, gıda, battaniye gibi malzemeler, oluşturduğumuz alanda herhangi bir yığılma ve karışıklığa mahal vermeyecek şekilde sınıflandırılarak depremzedelerimizin hizmetine sunuldu. Bölgeye malzeme akışı sürüyor. Kurduğumuz merkez, bölgenin en sistemli yeri haline geldi. Farklı noktalara gelen yardım tırları da buraya yönlendiriliyor. Maalesef tamamını üstlenemesek de elimizdeki tüm imkânları seferber ederek gelen yardımları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya devam ediyoruz” dedi.



“155 çalışanımızla halkımızın yardımına koştuk”


Trakya Üniversitesinin depremin ilk gününden itibaren hızlıca organize olarak depremin ve iklim şartlarının tüm olumsuzluğuna rağmen sahada aktif bir rol üstlendiğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, “Hem kendi kaynaklarımızı hem de bölgemizin kaynaklarını bir araya getirerek Elbistan’da bir destek merkezi kurduk. 106’sı şu anda aktif bir şekilde sahada olmak üzere toplam 155 çalışanımızla halkımızın yardımına koştuk. Düzenli ve sürdürülebilir bir yaşam alanı hedefi ile kurduğumuz Trakya Üniversitesi Elbistan Destek Merkezi’nde ihtiyaç duyulan sıcak yemek, sağlık hizmeti, hijyen imkânları, giyecek ve ihtiyaç malzemelerini depremzedelerimizle buluşturduk. İnsanların yemeğini yiyip ısınabileceği alanlar oluşturuyoruz. Bölgenin en sistemli yerlerinden birini koordine ediyoruz ve ihtiyaç sahibi tüm insanımızı merkezimize davet ediyoruz” diye konuştu.


Edirne’nin coğrafi olarak deprem bölgesine en uzak nokta olmasına rağmen Trakya Üniversitesinin büyük bir hızla bölgeye ekiplerini ve yardımlarını sevk ettiğini söyleyen Prof. Dr. Tabakoğlu, hayatın normale dönmesi için çalışmalarına hız kesmeden devam edecekleri bilgisini paylaştı.


Trakya Üniversitesinin ülkemizin her zaman hizmetinde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, çalışmalarda bir an bile olsun desteklerini esirgemeyen ve şu anda Hatay’da görev yapan Edirne Valisi H. Kürşat Kırbıyık ve valilik çalışanlarına, ülkemizin ve dünyanın dört bir yanındaki hayırseverlere, Trakya Üniversitesinin sahada görev alan sağlık çalışanlarına, arama kurtarma ekibine, bahçe ekibine ve bölgedeki çalışmaları koordine eden Özel Kalem Müdürüm Öğr. Gör. Kıvanç Ada, Genel Sekreter Yardımcım Öğr. Gör. Burak İşçimen ve Devlet Konservatuvarı Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Sela Can Dökmeci’ye teşekkür etti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya "Re-New Nature Kütahya" sergisi kapılarını açtı Kütahya Belediyesi’nin destekleriyle Kuzey Kıbrıs Seramikçiler Derneği tarafından düzenlenen "Re-New Nature Kütahya" temalı seramik sergisi, Belediye Başkanı Eyüp Kahveci ve çok sayıda sanatseverin katılımıyla Kemer Hamamı’nda açıldı. Kent Tarihi Tanıtım ve Turizm Müdürlüğü’nün katkılarıyla hayata geçirilen organizasyon; Kütahya Fotoğrafçılar, Çiniciler ve El Sanatları Esnaf ve Sanatkârlar Odası ile Acar Frit Masse ve Endüstriyel Hammaddeler firmasının destekleriyle gerçekleştirildi. Sergide, Kuzey Kıbrıs Seramikçiler Derneği sanatçılarının hazırladığı özgün eserler sanatseverlerle buluştu. Açılış programında konuşan Dernek Başkanı Özge Refik Kutsay, firma Yönetim Kurulu Başkanı Sabit Acar ve UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi unvanına sahip Mehmet Gürsoy, serginin sanat ve zanaat dünyası açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Belediye Başkanı Eyüp Kahveci ise serginin, Kütahya’nın turizm ve kültür vizyonunun önemli bir parçası olduğunu belirterek, kentin "Zanaat ve Halk Sanatları" alanındaki gücünü uluslararası düzeyde görünür kılmayı hedeflediklerini ifade etti. Kahveci ayrıca usta-çırak geleneğinin yaşatılması ve genç sanatçıların desteklenmesinin önemine vurgu yaptı. Konuşmaların ardından kurdele kesimiyle açılışı yapılan sergide, doğa temasıyla hazırlanan eserler ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü.
Çanakkale Çanakkale’de binlerce kişi, 57’nci Alay’ın izinde yürüdü Çanakkale Kara Savaşları’nın 111’inci yıl dönümü anma törenleri kapsamında binlerce kişi, 57’nci Alay Vefa Yürüyüşü gerçekleştirdi. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından ’57’nci Alay Vefa Yürüyüşü’ne katılanlar, ilk olarak Eceabat ilçesine bağlı Kocadere köyünde kamp kurdu. Yürüyüş öncesinde katılımcılara tümü şehit düşen 57’nci Alay askerlerinin son yemeği, kırık buğday çorbası dağıtıldı. Sabah namazı kılındı Ardından, 111 yıl önce şehit düşen askerler gibi sabah namazı kılındı. Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Avukat Doç. Dr. Safa Koçoğlu Gürsoy, Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Gelibolu 2. Kolordu Komutanı Tümgeneral Ferhat Vural, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, kurum müdürleri, askeri erkan, sivil toplum kuruluşları, il kurum temsilcileri, öğrenciler, izciler ve çok sayıda rütbeli askerin de yer aldığı katılımcılar, saat 06.00’yı gösterdiğinde harekete geçti. 57. Alay’ın İzinde, Çanakkale Ruhunu Yaşatmak İçin Yürüyoruz" sloganıyla gerçekleştirilen yürüyüş güzergâhı boyunca, 2. Kolordu Komutanlığı tarafından hazırlanan temsili savaş canlandırmaları ile Çanakkale ruhu bir kez daha yaşatıldı. Atalarına yürüdüler Yarbay Mustafa Kemal’in 25 Nisan 1915 sabahı düşman çıkarmasını haber alınca, savaşların kahraman birliği 57’nci Alayı Conkbayırı’na gönderdiği ve "Size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum" sözleriyle tarihe geçen o günkü tarihi yürüyüş, bir kez daha hayat buldu. Yaklaşık 6 kilometrelik yürüyüş, 1,5 saat sonra Conkbayırı’nda sona erdi. Yürüyüşe binlerce kişi katıldı.
Gaziantep Gazianteplileri vazgeçilmez yemeği: Kelle paça Gaziantep’te mevsim geçişlerinde bağışıklığını güçlü tutmak isteyen vatandaşlar, geleneksel lezzetlerin başında gelen kelle paçaya yöneldi. Ürkütücü görüntüsüyle ilk bakışta çekinmeye neden olsa da, damakta bıraktığı eşsiz lezzet ve verdiği tokluk hissiyle sofraların vazgeçilmezi olmaya devam ediyor. Özellikle soğuk algınlığı ve halsizlik gibi şikayetlerin arttığı dönemlerde tercih edilen kelle paça, içerdiği kolajen, protein ve mineraller sayesinde vücut direncini desteklediği düşünülüyor. Sabahın erken saatlerinden itibaren restoranlarda yoğunluk oluşturan vatandaşlar, hem şifa bulmak hem de bu geleneksel tadı deneyimlemek için uzun kuyruklar oluşturuyor. Görüntüsüyle ürküten ama lezzetiyle kendine hayran bırakan kelle paça, Gaziantep’te mevsim geçişlerinin en çok tercih edilen lezzetlerinden biri olmaya devam ediyor. Kelle paçanın porsiyonu ise 340 TL’den satılıyor. "12 saat boyunca ağır ateşte pişirilir" Kelle paçanın yapılışını anlatan usta Ahmet Çadır, "Kelle paça, yüzyıllardır hem bölgemizde hem de dünyanın farklı yerlerinde tüketilen köklü bir yemektir. Ancak her bölgenin yapılışı ve sunum şekli farklılık gösterir. Gaziantep usulünde öncelikle kelle özenle temizlenir ve büyük kazanlara alınır. Yaklaşık 12 saat boyunca ağır ateşte pişirilir. Pişen kelleler daha sonra çıkarılarak; dil, yanak, beyin ve göz gibi kısımları ayrı ayrı ayıklanır ve servise hazır hale getirilir. Servis aşamasında kelle paça, kendi kolajen açısından zengin suyuyla birlikte sunulur. İçine isteğe göre acı biber, sarımsak, limon ve sirke eklenir. Ayrıca kuzunun beden yağı da ilave edilerek lezzeti artırılır. Sarımsağın doğal bir antibiyotik olması, limonun C vitamini içermesi ve sirkenin faydaları bu yemeği özellikle mevsim geçişlerinde daha da tercih edilir hale getirir" dedi. "Vücut direncini destekleyen ve eklem sağlığına katkı sağladığı düşünülen bir besindir" Sağlığa olan faydalarını anlatan usta Çadır, "Kelle paça, yüksek kolajen içeriği sayesinde vücut direncini destekleyen ve eklem sağlığına katkı sağladığı düşünülen bir besindir. Eskiden daha çok gece tüketilen bir yemekken, günümüzde günün her saatinde tercih edilmektedir. Hatta artık çocuklar da bu lezzete alışmış durumdadır. Gaziantep’te kelle paça yılın 12 ayı boyunca tüketilir. İşletmeler genellikle yazlık ve kışlık paça olarak iki farklı şekilde hazırlar. Kışın daha yoğun ve kolajen açısından zengin bir kıvam tercih edilirken, yazın daha hafif bir versiyon sunulur. Ayrıca yaz aylarında söğüş olarak da tüketilebilmektedir. Fiyatı ortalama 340 lira civarında olan kelle paça; kelle ve ayaktan yapılan bir sakatat yemeğidir. Beyran ile sıkça karıştırılsa da aralarında fark vardır. Beyran, sakatat içermez; kuzunun boyun ve kürek etinden yapılır ve yine uzun süre pişirilir. Her iki yemekte de sarımsak ve acı kullanılsa da, biri sakatat ağırlıklı, diğeri ise kemikli etten yapılan farklı lezzetlerdir" şeklinde konuştu. Tadını çok beğeniyoruz Sıklıkla kelle paça tükettiğini anlatan vatandaş Mehmet Salih Kılıç, "Kelle paça Gazianteplilerin vazgeçilmezidir. Bizde sağlığa iyi gelmesinden dolayı sık sık tüketiyoruz. Tadını çok beğeniyoruz" diye konuştu.