ÇEVRE - 22 Mart 2023 Çarşamba 19:33

Prof. Dr. Elipek: "Evlere giren temiz suyun yüzde 70’i banyoda, tuvalette, temizliklerde kullanılıyor"

A
A
A
Prof. Dr. Elipek: "Evlere giren temiz suyun yüzde 70’i banyoda, tuvalette, temizliklerde kullanılıyor"

Trakya Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.

Trakya Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Belgin Elipek, "Banyoda sıcak su gelene kadar suyu biriktirirseniz koca kova doluyor. Bu kovada dolan su Afrika’da bir çocuğun ulaşamadığı su aslında, ama biz üşeniyoruz ve doldurmuyoruz. Evlere giren temiz suyun yüzde 70’i banyoda, tuvalette, temizliklerde kullanılıyor. Biz çok az kısmını vücudumuza aldığımız su olarak kullanıyoruz" dedi.



Edirne’de 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla İl Sağlık Müdürlüğü tarafından farkındalık etkinliği düzenlendi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşmalara geçildi. Etkinliğe konuşmacı olarak katılan Trakya Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Belgin Elipek, insanların duşta sıcak su gelene kadar akan suyun boşa gittiğinin farkında olmadığına dikkat çekti.



"Sıcak su gelene kadar boşa akan suyu ne yapıyoruz?"


İnsanların duşta sıcak su gelene kadar akan suyun boşa gittiğinin farkında olmadığını belirten Prof. Dr. Elipek, "Duşta sıcak su gelene kadar o suyu ne yapıyorsunuz, ne kadar su gidiyor. Bizler boşa gitmediğini kedimize inandırmak için bir şey yıkıyor gibi yapıyoruz. Sıcak su gelene kadar o suyu biriktirirseniz o koca kova suyla doluyor. Bu kovada dolan su Afrika’da bir çocuğun ulaşamadığı su aslında, ama biz üşeniyoruz ve doldurmuyoruz. Evlere giren temiz suyun yüzde 70’i banyoda, tuvalette, temizliklerde kullanılıyor. Biz çok az kısmını vücudumuza aldığımız su olarak kullanıyoruz" ifadelerine yer verdi. Su tasarrufu, atıkların su kaynaklarına verdiği zararlar ve boşa akan sular ile ilgili açıklamada bulunan Prof. Dr. Elipek, dünyadaki su varlığının yüzde 97’sini okyanus ve denizlerdeki tuzlu suların oluşturduğuna değindi.



"Lavabodan dökülen 1 litre atık yağ, 1 milyon litre suyu kirletmekte"


Lavaboya dökülen atık yağların, karıştığı su kaynağını kirletmesinin yanı sıra suyun üzerinde oluşturduğu tabaka nedeniyle sudaki oksijeni de tükettiğini vurgulayan Prof. Dr. Belgin Elipek, lavabodan dökülen 1 litre atık yağın, 1 milyon litre suyu kirlettiğini söyledi. Atık yağların karıştığı su kaynaklarının aynı zamanda insan ve çevre sağlığına zarar verdiğini vurgulayan Prof. Dr. Elipek, "Lavabodan dökülen 1 litre atık yağ, 1 milyon litre suyu kirletmekte. O dökülen yağ parçalanıp gitmez. Suyun temizleme kapasitesi vardır ancak yağı temizleyemez. Bu yağlar aynı zamanda suyun yüzeyinde bir tabaka oluşturur, oksijen geçişini engeller. Diğer yandan su içindeki bitkilerin ürettiği oksijenin yukarı çıkması engellenir. Hatta güneş ışığının suya girmesini engellediği için fotosentezin de önüne geçer. Bu durum, tamamen su kaynağını kullanılamaz hale getirir" dedi.



"Ergenene Nehri’nde canlı bulamıyorum"


Ergenene Nehri’ndeki kirliliğe değinen ve artık canlı bulunmadığını söyleyen Prof. Dr. Elipek, sürdürülebilirliğin önemine dikkat çekti. Dünyadaki tüm toplulukların güvenli ve sağlıklı suya ulaşmak zorunda olduğunu söyleyen Edirne İl Sağlık Müdürü Dr. İshak Yıldırım, vatandaşların tarım için suya ihtiyacı olduğunu ve tarım olmazsa gıda olmayacağını, gıda olmazsa sağlığın olmayacağını söyleyerek suyun önemine değindi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin Büyükşehir Belediyesinden sosyal destek seferberliği Mersin Büyükşehir Belediyesinin sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirdiği destek programları binlerce ailenin yaşamına dokunmaya devam ediyor. Gıdadan eğitime, sağlıktan barınmaya kadar geniş bir alanda sunulan hizmetler, özellikle dar gelirli ve dezavantajlı gruplar için önemli bir güvence oluşturuyor. Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in göreve geldiği 2019 yılından bu yana sosyal hizmetlerini artıran Büyükşehir, toplumun her kesimine yönelik projelerle dayanışma kültürünü güçlendiriyor. Çocuklardan yaş almış bireylere, kadınlardan özel gereksinimli vatandaşlara kadar geniş bir kitleye ulaşan hizmetler, kent genelinde yaygın şekilde sürdürülüyor. Evde bakım, temizlik ve sağlık hizmetleriyle binlerce kişiye ulaşan Büyükşehir Belediyesi, fizik tedavi, psikolojik danışmanlık ve medikal desteklerle de önemli bir ihtiyacı karşılıyor. Engelli bireyler için erişilebilirlik çalışmaları, danışmanlık hizmetleri ve sosyal projeler dikkat çekerken, transfer araçları ve özel destek uygulamalarıyla yaşam kolaylaştırılıyor. Dar gelirli ailelere yönelik Halk Kart uygulamasıyla on binlerce haneye destek sağlanırken, eğitim alanında da kurs, öğrenim yardımı ve kırtasiye destekleriyle öğrencilerin yanında olunuyor. Çamaşır Kafe, ücretsiz nakliye ve yurt hizmetleri de gençlere yönelik önemli destekler arasında yer alıyor. Kadınlara yönelik projeler kapsamında Hanım Evleri, kadın üretici stantları ve danışma merkezleri aktif rol oynarken, çocuklar için kampüsler, atölyeler ve gelişim merkezleriyle sosyal ve eğitsel destekler sunuluyor. Emekliler için oluşturulan merkezler, mobil kuaför hizmeti ve refakatçi evleri gibi uygulamalar da sosyal belediyeciliğin farklı örnekleri olarak öne çıkıyor. Gıda destekleri kapsamında ise iftar yemekleri, gıda kolileri, sıcak çorba dağıtımları ve mahalle mutfaklarıyla geniş kitlelere ulaşılıyor. Süt dağıtımı, yenidoğan destek paketleri ve özel beslenme ihtiyaçlarına yönelik yardımlar da düzenli olarak sürdürülüyor. Mersin Büyükşehir Belediyesinin yürüttüğü bu kapsamlı çalışmalar, ’kimseyi geride bırakmayan’ sosyal belediyecilik anlayışıyla kentte dayanışmayı büyütmeye ve her haneye umut olmaya devam ediyor.
Samsun Savcının objektifinden yaban hayatı Cumhuriyet Savcısı Vedat Soğukpınar, Türkiye’de bulunan 450 kuş türünden birçoğunu fotoğraflayan ve yaban hayattaki canlıları görüntüleyen bir ’yaban hayat fotoğrafçısı’ olarak dikkat çekiyor. Soğukpınar’ın kamuflajla saatlerce hareketsiz bekleyerek çektiği yaban hayatı fotoğrafları görsel şölen sunarken, baharın gelişini de gözler önüne serdi. Yıllardır kuş fotoğrafçılığı yapan Samsun Bölge Adliyesi’nde görevli Cumhuriyet Savcısı Vedat Soğukpınar, izinli olduğu günlerde, herkesin uyuduğu saatlerde kamuflajını giyip Samsun Kızılırmak Deltası’na giderek kuşları fotoğraflayabilmek için saatlerce bekliyor. Bir kuş türünü görüntülemek için saatlerce kıpırdamadan bekleyen Soğukpınar, Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunan 350’ye yakın kuş türünü fotoğrafladı. Soğukpınar’ın objektifine zaman zaman nesli tehlike altında olan ya da nadir görülen kuş türleri de takılıyor. Nesli tehlike altında olan çeltikçi objektife yansıdı Baharın gelmesiyle birlikte Kızılırmak Deltası’ndaki hareketlilik Soğukpınar’ın objektifine yansıyor. Savcı Soğukpınar, kelaynak kuşları ile akrabalığı bulunan ve nesli tehlike altında olan göçmen bir kuş türü olan çeltikçi (Glossy Ibis) kuşunu da kaydetti. Kuşların toplu halde subasar alanlarda avlanma anı anbean görüntülendi. Öte yandan Soğukpınar, "Baharın gelmesiyle kır kırlangıçları deltaya geldiler" diyerek kendisine ait sosyal medya hesabından kırlangıç sürüsünün görüntüsünü paylaştı. Avcılara karşı doğanın güzelliklerini gözler önüne seriyor Çektiği fotoğrafların yanı sıra ilginç ve gözlemlenmesi zor anları da videoya alan Savcı Soğukpınar, bu anları kendisine ait sosyal medya hesaplarından paylaşarak tüm vatandaşların görmesine vesile oluyor. Avcılığa karşı duruş sergileyerek doğanın tüm güzelliklerini gözler önüne seren Soğukpınar, "Tetiğe değil, deklanşöre bas. Öldürme, ölümsüzleştir" mottosuyla vatandaşlara doğa ve çevre bilinci aşılıyor. Savcı Soğukpınar’ın sosyal medyadaki paylaşımları vatandaşlar tarafından büyük beğeni topluyor. Hayatlarında ilk kez farklı kuş türlerinin varlığından haberdar olan vatandaşlar, emeklerinden dolayı Soğukpınar’a teşekkür ediyor. Görülmesi oldukça zor olan yaban hayvanları ve kuş fotoğrafları, Samsun’un tanıtımına da katkı sağlıyor.
Sakarya Sakarya’nın çiçekleri şişelendi, kokusu dünyayı sardı 3 kuşaktır sürdürülen esans geleneğini devam ettiren Murat Kılıç, Sakarya’da yetişen longoz menekşesi, gölge zambağı ve kestane kabağının çiçeklerinden elde ederek ürettiği "Sehr-i Sakarya" kolonyasını 4 ülkeye ihraç ediyor. Sakarya’da üç kuşaktır sürdürülen esans geleneğini devam ettiren Murat Kılıç, 10 yıl önce başladığı hikayesinde şehrin simgesi olan yerlerden elde ettiği çiçeklerle Şehr-i Sakarya kokusunu oluşturdu. Acarlar Longozu’nun menekşesi, Keremali Yaylası eteklerinde yetişen gölge zambağı ve coğrafi işaretli kestane kabağı çiçeğinin harmanlanmasıyla 3 yıllık çalışma neticesinde ortaya çıkan koku, 4 ülkeye ihraç edilerek dünya ile buluştu. "Neden Adapazarı’na özel bir şey yok, biz yapalım dedik" Kokularla olan yolculuğundan bahseden Kılıç, süreci anlatarak "Dedem esansçıydı sonra babam hem esans hem kolonyaya döndürdü 22 yaşımda ben elime aldım. Dördüncü kuşak olarak oğlumu yetiştiriyorum. Şehr-i Sakarya kafamızda şöyle doğdu 10 yıl önceydi Sakarya’dan bir yere gittiğimizde bir türlü götürecek bir şey bulamıyoruz şekerleme, lokum buluyoruz fakat şeker hastalarına denk geldik hep. Götürdüğümüz hediyeleri kimse kullanamıyordu. Neden Adapazarı’na özel bir şey yok derken kafamızda şöyle bir şey uyandı bizde imalatçıyız biz niye yapmıyoruz dedik. Acarlar Longozu’nun menekşesi var dünyada 3 tane yerde yetişen menekşeden bir tanesi. Akyazı’da Kerem Ali Dağı’nın eteklerinde gölge zambağı var, coğrafi işareti olan kestane kabağı çiçeği var bunların üçünü esans haline getirdik daha sonra birleştirdik 3 yıllık çalışmayla da güzel bir kolonya elde ettik" dedi. "3 boyutlu bir kolonya" Klasik kolonyayı farklı bir boyuta taşıdığını ve üretim sürecini anlatan Kılıç, "Klasik bir kolonyadan çıktık biz. İçerisinde E vitamini var. Tıraştan sonra cildi ve elleri yumuşatıyor. 3 boyutlu bir kolonya, ilk sürdüğünüzdeki koku 10 dakika sonra farklı bir koku oluyor, en son da ellerinizde parfüm minvali bir koku bırakıyor. Kestane kabağı çiçeği yemeklerde kullanılan bir şey ama kokusunu bilen yok. Tabi saf olarak aldığınızda onu işlemediğinizde kokusu çok harika değil ama biz bunları modernize ediyoruz yani oynuyoruz kokularla biraz. Üçünü bir araya getirmeye, oranlarını ayarlamaya çalışıyoruz. Bunlar Sakarya’nın bilinmeyenleri yani dünyada da bilinmiyordu. Artık Acarlar Longozu dünyaca ünlü bir yer oldu" diye konuştu. "Hayatlarında hiç kolonya kullanmayanlar Sakarya’nın kokusu kullanıyor" Yurt dışına kadar uzanan üretim hikayesiyle yerel değerleri dünyaya tanıtan Murat Kılıç, "Yurt dışından gelip gölge zambağını toplayıp götürüyorlardı, Fransa’da esans yapıp bize tekrar satıyorlardı. Bunu bilen yoktu bunları öne çıkarmamız gerektiğine inandık Allah nasip etti şu an 4 ülkede ihracat yapıyoruz. Hayatlarında hiç kolonya kullanmayan insanlar Sakarya kokusu kullanıyor artık. Avusturya’da Şehri Sakarya kokusunu görüyorum insanların masasında tabi ki bu Sakarya’nın tanıtımı için büyük bir şey. Ben Totalde 3 milyona yakın ürün sattım, 3 milyon insanın hanesine girmişiz öyle düşünün. Biz henüz Şehri Sakarya kokusunu beğenmeyene rastlamadık" şeklinde konuştu. "60 yıllık birikimi ‘Retro’ koku ile yeniden yorumluyoruz" Firmalarının 60. yılına özel yeni bir koku üzerinde çalıştıklarını belirten Kılıç, "Yeni hikayemiz aslında daha güzel yaklaşık 6 aydır firmamızın 60. yılı olması sebebiyle yeni bir koku üzerinde çalışıyoruz. 60 yılda en çok satan kokuları modernize ederek bir araya getireceğiz. Biz buna "Retro" diyoruz. İlk bu işe başladığımızda insanlar garip bakıyorlardı, bu kokulardan ne çıkabilir ki diyorlardı. Biz beğenmeyeceğimiz bir şeyi Sakarya’nın tanıtımında kullanmak istemedik bunun için 3 yıl mücadele verdim, mücadelemin de karşılığını alıyorum insanların çok hoşuna gidiyor, beğeniyorlar" ifadelerini kullandı. (OK-